banner231

“Anadolu, her ırktan insanı kucaklamıştır”

Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Profesör Doktor Yusuf Halaçoğlu; Türk Eğitim Sen Bayburt Şubesi tarafından düzenlenen “Ortadoğu ve Kafkasya Kıskacında Türkiye” adlı panele katılmak üzere Bayburt’a geldi. Şairzihni Kültür Merkezi’nde kendisini dinlemeye gelen kalabalık bir gruba konuşan Halaçoğlu, içinde yaşadığımız dönemde, tarihi kendimizden ayırmanın asla mümkün olmadığını vurguladı. Prof. Halaçoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Anadolu, her ırktan insanı kucaklamıştır”

Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Profesör Doktor Yusuf Halaçoğlu; Türk Eğitim Sen Bayburt Şubesi tarafından düzenlenen “Ortadoğu ve Kafkasya Kıskacında Türkiye” adlı panele katılmak üzere Bayburt’a geldi. Şairzihni Kültür Merkezi’nde kendisini dinlemeye gelen kalabalık bir gruba konuşan Halaçoğlu, içinde yaşadığımız dönemde, tarihi kendimizden ayırmanın asla mümkün olmadığını vurguladı. Prof. Halaçoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

Yusuf Halaçoğlu Bayburt'ta konuştu"Osmanlı Devleti zamanındaki elde ettiğimiz toprakları nasıl kaybettiğimizi iyi düşünüp, iyi analiz etmemiz gerekmektedir. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada sürekli savaşlar meydana gelmiştir. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya da adeta satranç tahtası gibi değişik devletlerin, oyun alanları olduğunu görürsünüz. Bir takım sözde haritaların varlığı, Türkiye’nin üzerine oynanan oyunların ve planların günümüzde de devam ettiğini göstermektedir.

Çok önemli bir nüfusumuz Balkanlardan Anadolu’ya göç etmiştir. Bunun toplamı 5.5 milyon insandır. Aynı şekilde 1877-78 Osmanlı Rus Savaşında, Kafkasya da göçenlerin sayısı 2.5 milyondur. Toplam 8 milyon insanımız göç etmiştir. Bu göçler sırasında 2.5 milyon insanımızı, yollarda eşkıya saldırısı ve katliamlarla kaybettik.

Ve 1923 yılı, yani Cumhuriyetin kurulduğu tarih. O tarihte, Türkiye Cumhuriyeti’nin nüfusunun yüzde 40’nı Kafkasya ve Balkanlardan göç edenler oluşturmaktadır. Her ırktan insanı kucaklaşmıştır Anadolu. Onun için Türkiye, üniter bir Devlet yapısına kavuşmuştur.

Bugün aynı insanlar, Türkiye’ye sığınmak için gelen insanları birbirine düşürmeye çalışmaktadır. Bu konu çok önemlidir, üzerinde durulması gerekmektedir. Bunların yapacağı oyuna da gelmememiz lazım. 1914’den önce Osmanlı Devleti’nde kurulan misyoner okulların sayısına bakılacak olursa; Fransa 500, İngiltere 178, Amerika 426, Almanya 140 olmak üzere, bu devlet tarafından toplam 1244 okul açılmıştır. Diğer küçük devletlerde, bu topraklarda yabancı okullar açmıştır ama Fransa, Amerika ve Almanya gibi Türkiye’nin üzerine oyunlar oynayan devletlerin açtığı okulların sayısı kadar önemli değildir. 1914’den sonra ise açılan okul sayıları 105’e düşmüştür. Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milletine vereceği zararı düşündüğü için bu okulların derhal kapatılması gerektiğini 29 Ekim 1923 den sonra beyan etmiştir. Ve bu okulların kapatılacağından dolayı, dış devletlerden çok tepkiler gelmiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal Atatürk, 1924’de Tevhid i Tedrisat Kanunu çıkarmak suretiyle, yabancı okullardaki dini eğitimin tümünün kontrol altına alınması konusunda bir adım atmıştır. Aslında ‘Tevhid-i Tedrisat Kanunu’, tekke ve zaviyelerin kontrol altına alınmasından çok, bu türde eğitim veren yabancı okulların kontrol altına alınmasını kapsar.

Bugün Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’nun varisidir. Dolayısıyla bir imparatorluğun çöküşüyle birlikte, kaybettiği topraklardan içe doğru göçler olmuştur ve bu göç Türk demografisini, Türk nüfus yapısını ortaya çıkarmıştır. Balkanlardan ve Kafkaslardan Anadolu'ya göç edenlerin sayısı yaklaşık % 40’dır. Böylesine bir yapı ve imparatorluk bakiyesi olmamız dolayısıyla birçok farklı milletten olan insanın da, Türk topraklarına gelmelerine yol açmıştır. Burada siyasetçilerin özellikle dikkat etmesi gereken bir konu vardır ki, bu da böyle bir yapıyı, böyle bir nüfus grubunu mozaik olarak nitelendirmemeleridir. Çünkü o insanlar, o ülkelerden çekilirken -zaten çok büyük bir bölümü Türktür- Müslümanlığı kabul etmiş ve kendini Türk olarak hisseden insanlardır ve Anadolu'ya geri dönmüştür. Dolayısıyla bunları ayrı tutmak ve bir mozaik şeklinde nitelendirmek aslında farkına varmadan ülke içinde bir takım gruplaşmalara yol açma anlamına gelir. Dolayısıyla bu konularda siyasetçilerin çok dikkat etmeleri gerekmektedir.

Dolayısıyla, Avşarları araştırmak ve kim olduğunu ortaya koymak bir ayrım veya bölücülük olarak görülmemelidir. Tam aksine Türk milletinin, kendi özüne dönüşünü ve kendisini tanımasını sağlayacak bir araştırmadır. Biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Büyük Atatürk aynen şöyle der: 'Kültürünü kaybeden milletler başka milletlerin şikarı/avı olur'.

Şimdi biz Türk Milleti olarak şöyle bir baktığımızda; aile yapımız bana göre dünyanın en medeni aile yapısıdır ve burada ne büyük bir yozlaşma olduğunu görebilirsiniz? Ben şahsen rahmetli babam karşısında ayaklarımı uzatarak veya ayak ayak üzerine atarak oturduğumu, yüksek sesle konuştuğumu hatırlamam. Günümüzde aile yapımızda nasıl büyük değişiklikler meydana geldi? Ama bütün Anadolu içinde, bazı kesimler haricinde çok büyük bir kültür yozlaşması var. Gençlerimiz geçmişi unutuyor. Radyolara bakın Türk Sanat Müziği neredeyse hiç kalmadı, Türk Halk Müziği çalınmaz hale geldi. Tabelalara bakın, ne kadarı Türkçe, ne kadarı yabancı dilde? Bütün bunlar kültürümüzdeki yozlaşmayı çok açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. Bunları dile getirmemiz lazım.

Türkiye'de yaşayan Kürtler Türkmen kökenli, Kürt Alevileri ise Ermeni kökenlidir. Türkiye de Kürt yoktur. 1500'lü yıllardaki Osmanlı tapu tahrirlerine göre Türkiye'de kendine 'Kürdüm' diyenlerin yüzde 30'u Türkmendir. Kürt olarak bilinen Çukurova ve Kayseri Pınarbaşı civarında yaşayan Recepli Avşarları, Doğu Anadolu'da yaşayan Körekan aşireti ve Bitlis bölgesindeki Hasanilerin Türkmen kökenlileridir.”

Şair Zihni Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele ayrıca; Bayburt Valisi Kerem Al, Bayburt Belediye Başkanı Bekir Çetin, Bayburt Başsavcısı Mithat Kutanoğlu, İl Emniyet Müdürü Burhan Gümüş, Milliyetçi Hareket Partisi Bayburt İl Başkanı Bekir Kasap, Milliyetçi Hareket Partisi Merkez İlçe Başkanı İdris Aydın, Ülkü Ocakları İl Başkanı Bilal Yıldızoğlu, Türk Eğitim Sen Bayburt Şube Başkanı Volkan Güneş, Türk Eğitim Sen Bayburt Şube Yöneticileri, Türkiye Kamu Sen Trabzon Şube Başkanı Çoşkun Dilber, TRT Yayınlar Dairesi Eski Başkanı İsmet Tuncer, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum örgütleri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Panelin ardından Bayburt Valisi Kerem Al, Türk Eğitim Sen Bayburt Şubesi Basın Sekreteri Emrah Gültekin ve Türkiye Kamu Sen Trabzon Şube Başkanı Çoşkun Dilber tarafından, Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’na plaket ve çicek sunuldu. Yine panele katılımlarından dolayı TRT Yayınlar Dairesi Eski Başkanı İsmet Tuncer’e de, Türk Eğitim Sen Bayburt Şube Başkanı Volkan Güneş tarafından plaket verildi.

Kısa bir Bayburt gezisi yaparak vatandaşlarla sohbet eden Prof. Halaçoğlu, daha sonra şehrimizden ayrıldı.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner272

banner277

banner268

banner241