1963 yazıydı. Saathana'dan Daşköprü yönünde sağ koldan ilerlerken sırasıyla Karakol, Hükümet Konağı, Askeri Gazino ve o zamanki adıyla Ar Sineması'nı geçince daha çok gençlerin oturduğu, bahçesi de olan "Teheze" kahvehaneye "Daştan Palas" derdik.

Rahmetli İlhami Çakmak, telaş ile kahveye girip 'Abdullahoğlu' diye seslendiğinde kahvede üç kişiydik zaten: Garsonumuz Kor Fikret (Daştan), sonraları öğretmen olan Kor Fikret (Algan), bir de ben...

" Ben mi?" diye sormak gafletinde bulundum. "
- Gah gel lan!

Kalktım zorunlu olarak, takıldım peşine.

***
Saray Bahçesi'nde birazdan maç var ve her maç gününde olduğu gibi sahanın etrafı çok kalabalık.

Kollarında kollukları, bellerine bağlı önlükleri ile şehir esnafı, futbol meraklısı gençlerle bayram yerine benziyor.

Etraftaki evlerin pencerelerinde hanımlar da yerlerini almışlar.

***

Anladım ki; İlhami abi beni o zamanlar Hükümet Konağı'nın arka bahçesinde bulunan Şekerspor Kulübü'nün kerpiçten yapılmış kulübesine götürmekteydi.

Oyuncular formalarını giyinmiş ısınma koşuları filan yapmaktaydılar etrafta.

*** 

"Soyun"dedi İlhami Abi, "Şu formayı giy, ayakkabılar da şurda,maça çıkacaksın... "

İtiraz hakkımız olmadığını kafamıza çakan emredici cümleden sonra kıyafeti tamam ettim, sıra ayakkabılara geldiğinde önümdeki çöplükten ayağıma uyabileceğini hesapladığım iki "kaluk" aldım. İkisi de sağ tekti ama olsun, hiç yoktan iyiydi.

***
Birden, iki briket üzerine yerleştirilmiş kalastan mamul sıraya oturmuş, sakız çiğneyip bir de "gayde" tutturmuş, bir yandan da şortunun lastiğine toplu
iğneler iliştirmekte olan Abdurrahman Abi'yi farkettim.

Gülümsedi bana ve gitti, tanışmıyordum.

***

Maç sırasında bir kaç rakip oyuncunun durup dururken küfrederek zıp zıp zıpladığını hatırlıyorum.

Şorta gizlenmiş iğnelerin işlevlerinin ne olduğunu anlamıştım. Rakip forvetlerin beyaz şortları üzerindeki küçücük kırmızı lekeler herbirinin kıçına  yediği toplu iğne sayısını bile anlatıyordu.

Maç bitti.

Ona neden "ÇİRİŞ APDURAMAN" dendiğini bu olağanüstü örnekle belleğime kaydettim.

Bir daha da unutmadım.

***

Bu arada aklıma gelmişken ekliyeyim;  Abdurrahman ağabeyi, evlerinin penceresinden maç izleyen hanımlardan biriyle, benim de ortaokuldan sınıf arkadaşım olan Pervin Hanım'la (Çeğindir) evlendi. 

***
1973 yazbaşıydı.

Muhasebe büromda çalışmaktaydım.

Abdurrahman ağabeyi elindeki dosyayı masamın üzerine attı.

"Bayburtspor'u kuracağız" dedi.

15 dakika olmamıştı henüz ama ben hem ikna olmuş hem de razı olmuştum.

Fikrini iyi pazarlamıştı.

Uygulamaya geçtik ve kısa zamanda işi hallettik.

Diyeceğim o ki; Bayburtspor'u kuran iki kişiden birincisi de kendisidir.

***

25 Haziran 2022 cumartesi günü BEKDER (Bayburt Bilim, Eğitim ve Kültür Derneği) bu değerli güzel adamı ölümünden tam 8 yıl sonra hatırlayarak, hatırlatarak bir onur ödülüne layık gördü.

Dernek yöneticilerine teşekkür ile; benim değerlim, yol göstericim Abdurrahman Öksüz ağabeyime rahmet, mağfiret dilerim.

Mekanı cennet olsun inşallah. 

Not : O maç öncesinde çekilen üst sırada 4. ben, alt sırada 4. Abdurrahman Öksüz'dür. 

Ayaktakiler: Satılmış Kaya, Nevzat Barın (Aga Nevzat), Necip Alp, Kenan Abdullahoğlu, Atilla Öktem (Toto), Yüksel (Gabağın oğlu)

Oturanlar: Şinasi Değirmenci, Halis Şereflioğlu (Gogo Halis), Zeki Güngör (Sankotlu Zeki), Abdurrahman Öksüz (Çiriş), Necdet Alp

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.