Akaslan, soykırım yalanını rakamlarla anlattı

Araştırmacı-Yazar Turgut Akaslan Gümüşhane Üniversitesi'nde Ermeni Soykırımı iddialarıyla ilgili bir konferans verdi.

Akaslan, soykırım yalanını rakamlarla anlattı
Bayburt Postası - Araştırmacı-Yazar Turgut Akaslan Gümüşhane Üniversitesi'nde Ermeni Soykırımı iddialarıyla ilgili bir konferans verdi. Akaslan, 1915'teki Ermeni çetelerinin bugünkü PKK, DHKPC gibi örgütlerle benzerlik gösterdiğine dikkat çektiği konuşmasında, "Yüzyıllardır ülkemiz üzerinde benzer oyunlar oynanmaya devam ediyor. Millet olarak bir diriliş göstermeli ve hem dünkü Ermeni olaylarını iyi anlamalıyız, hem de bugün oynanan oyunlara düşmemeliyiz" dedi. 

Gümüşhane Üniversitesi Genç Atılım Kulübü tarafından üniversite çok amaçlı salonunda düzenlenen 'Türk Ermeni İlişkileri ve Soykırım İddiaları' isimli Konferansa, Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Merve Karaçay Türkal, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ali Çiftçi, Yrd. Doç. Dr. Nihat Yılmaz, Yrd. Doç. Dr. Kadir Sancak. Yrd. Doç. Dr. Metin Şensoy, Yrd. Doç. Dr. Kemal Saylan, Yrd. Doç. Dr. İlhan Gök, Yard. Doç. Dr. Mustafa Ayyıldız, Çoruh Haber Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Cengizhan Okutmuş, öğretim görevlileri, kulüp üyeleri ve öğrenciler katıldı.

1915 yılında Ermenilerin yaptığı zulümlerle ilgili sinevizyon gösterimiyle başlayan programın açılış konuşmasını Genç Atılım Kulübü Başkanı Oğuzhan Budak yaptı. 

Ermenilerin sözde soykırım iddiasının 100. Yılı vesilesiyle 2015’te dünyanın çeşitli bölgelerinde ve ülkelerinde Türkiye’ye karşı bir propaganda taarruzunda bulunulduğunu belirten Budak, "Birkaç gün öncesinde Hristiyan dünyası lideri papanın bu sözde ermeni soykırımına var demesi bunun son örneğidir" dedi.

Yıllardan beri bu propagandanın sürdürüldüğünü ve ikna edilen bazı ülkelerin kendi parlamentolarda kararlar çıkardıklarına da dikkat çeken Budak, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Daha da kötüsü maalesef ülkemizde bazı sözde bilim adamlarının ve gazetecilerin meselenin bütün boyutlarını ele almadan ve bu iddiaların gerçek olup olmadığını araştırmadan bu soykırım iddialarını doğru kabul ederek televizyon programları yapmaları, konferanslar vermeleri, makaleler yazmaları ve Ermenilerin değirmenine su taşımalarıdır. Kuşkusuz, Türkiye’nin tezlerini cesaretle, karalılıkla savunan bilim adamları ve gazeteciler de vardır. Ancak gönül ister ki fikir özgürlüğüne olan bütün saygımıza rağmen bir milletin, bir neslin insanlık dışı cinayetlerle, soykırım yapmakla suçlanmaya çalışıldığı bir ortamda o iddialara destek olanlar hiç değilse tarihi daha zengin kaynaklardan araştırsınlar ve aksi yönde düşünen yani Türklere yapılan haksızlıklara karşı çıkan yabancı yazarların da görüşlerini yansıtsınlar. Türkiye yıllardan beri bu haksız, ölçüsüz propagandalara karşı gerçekleri anlatmaya, iddiaları çürütmeye dayalı bir savunma stratejisi izlemektedir. Acaba doğru mu yapılıyor? Sadece savunmada kalarak bir davayı kazanabilir misiniz? Türklerin hem o tarihlerde, hem de daha yakın tarihlerde Ermeni zulmünden neler çektiğini anlatmayacaksınız. Sadece biz o iddia edilen şeyleri o ölçüde yapmadık diyeceksiniz. Bu doğru mudur? Kuşkusuz, Ermenilerin bu haksız suçlamalarını cevapsız bırakmamak lazımdır, ama stratejimizin ağırlık noktası bence bu olmamalıdır. Stratejimizin ağırlık noktası 100 yıl önce Ermeni çetelerinin vatandaşı oldukları Osmanlı İmparatorluğu'nu arkadan hançerlemek için neler yaptıklarını ve büyük devletlerden nasıl himaye gördüklerini halka anlatmak ve bir suçluluk psikolojisinden kurtulmak olmalıdır. Birinci Dünya Savaşı sonunda yayımlanan 'Wilson Prensipleri' ilkesine göre; 'Doğu Anadolu’da bulunan altı vilayette (Vilayat-ı Sitte) herhangi bir kargaşa olması durumunda, kargaşa yaşanan yer İtilaf Devletleri'nce işgal edilebilecektir. Ve büyük bir Ermeni Devleti kurulacaktır' denilmesi ve 'Türk egemenliğindeki azınlıkların çoğunlukta olduğu yerlere egemenlik hakkı verilecek' ifadeleri Türkler'in değil de Ermeniler'in doğuda kurdukları çeteler vasıtasıyla soykırım yaptıklarına kaynak gösterilebilir. Bunlar neden dile getirilmiyor. Oysa, devletimizin resmi arşivlerine göre Ermeniler'in o yıllarda katlettikleri Türkler'in sayısı 518 bindir. Churchill şöyle demişti: “Gerçek o kadar değerlidir ki, onun yalanlardan oluşan bir korumacılar ordusuyla korunması gerekir!” Bu söz de bizim tarihte olan gerçekleri koruyamadığımızı göstermektedir. Ziya Gökalp’in dediği gibi “katliam değil bir mukatele” ve karşılıklı mücadelenin sonucu idi. Bunun ispatı ise Erzurum’da ortaya çıkarılan binlerce kadın ve çocuk mezarlarıdır. Bu gerçeklerin gün yüzüne çıkmasında tarihçilerimize ve bizlere büyük görevler düşmektedir. Tarih bilgimiz ilkokul ve lise kitaplarına bağlı kalmamalıdır. Tarihimizi iyi öğrenmeli ve öğretmeliyiz. Değerli misafirimiz ve konunun asıl hakimi araştırmacı yazar Turgut Akaslan beyefendiyi sizlerle baş başa bırakmadan önce son kez şunu belirtmeliyim ki tarihini bilmeyenin coğrafyasını değiştirirler."

Kulüp Başkanı Budak'ın açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen Turgut Akaslan, o dönemde Ermeniler'in yaptığı zulümlere değinerek, soykırım yalanını rakamlarla anlattı. 

Osmanlı döneminde yaşayan Ermeni sayısını çeşitli ülkelerin arşivlerinden çıkarılan belgelerle dinleyicilerle paylaşan Akaslan, bu sayılara dayanarak göç ettirilen Ermeniler'in küçük bir kısmının öldüğünü, bunların da çeşitli hastalıklar ve Ermeni çetelerinin saldırıları sonucu hayatlarını kaybettiklerini vurguladı.

1915'teki Ermeni çetelerinin bugünkü PKK, DHKPC gibi örgütlerle benzerlik gösterdiğine de dikkat çeken Akaslan, "Yüzyıllardır ülkemiz üzerinde benzer oyunlar oynanmaya devam ediyor ancak devlet olarak bunlara karşı bir önlem alamıyoruz, aslında tekerrür eden tarih değil, hatalar. Bu noktada her şeyi devletten beklemek yerine millet olarak bir diriliş göstermeli ve hem dünkü Ermeni olaylarını iyi anlamalıyız, hem de bugün oynanan oyunlara düşmemeliyiz." dedi. 

Akaslan'ın konuşmasının ardından soru cevap şeklinde devam eden program, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ali Çiftçi'nin yazar Turgut Akaslan'a plaket takdim etmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Alparslan 3 yıl önce

bayburt'un iki gururu.. biri araştırmacı yazar turgut akaslan diğeri daha taze fidan oğuzhan budak..rabbim sizin gibi yiğitlerin sayısının artmasına fırsat versin. varolun daima..

Misafir Avatar
inci yücesoy 3 yıl önce

bayburt üniversiteside bu formatta*konferans vermeli,başarılar.

banner268

banner277