2014 yılında BAKÜTAM tarafından yayınlanan, Erzurum Atatürk Üniversitesi Profesörlerinden Nazire Erbay’ın hazıırladığı ve günümüz alfabesiyle ilk defa çevrim yazısıyla değerlendirilen “BAYBURTLU ZİHNÎ DİVANI,” nihayet elimize ulaştı.

El Hâc Hâce Mehmed Emin Zihnî Efendi’nin oğlu, hattat Revâyî Efendi’nin hattıyla yazılıp basılan bu divandan kaynaklarda bilgiler vardır. Hatta, İbnülemin Mahmut Kemal İnal, “Son Asır Türk Şairleri” adlı kapital kitabında, Erzurum’da bir sahafta bulduğu Zihnî Divanı’ndan uzun uzun bahseder. Zihnî hakkında yazan bir diğer âlim de Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’dur. 1925'te yayınladığı “Erzurum Şairleri” kitabında Zihnî’yi zikretmiş; 1950 de “Şair Zihnî” adıyla büyük boy bir kitap yayınlamıştır. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu da Bayburt’a ve şairlerimize duyduğu özel ilgi sebebiyle kitaplar yazmıştır.

Halen Bayburt’ta ikâmet eden dostum Veysel Gider, on yıl evvel kendisindeki Divanı kopyalıyarak bana, Alanya’ya göndermişti. Ama kitap halinde memleketimin büyük şairinin eserini, kütüphanemde bulundurabilmek zevkine mazhar ettiği için, Nazire Hanıma sonsuz şükran duymaktayız.

Daha evvel Zihnî’nin “Bayburt Gazelini” bu sayfalarda yayınlamıştım. Bu yazıda ise, Zihnî’nin “Bayburt Köprüsü Taririhidir” ismini verdiği şiiri konu edineceğiz.

Şiirin ikinci beytinde: “Hacı Ahmet Efendi sa’yini Mevlâ ide meşkûr” mısrâ’ını şöyle anladık: (Hacı Ahmet Efendi’nin çalışmasını Tanrı şükürlere mazhar eylesin)

Bayburt Atlıspor kurumunun ve cirit takımının yöneticisi, aynı zamanda Okçuluk Ocağının da başkanı Ârif Köprücü dostumuz, bu şiirde adı geçen Hacı Ahmet Efendinin torunudur. Aile Zihnî’nin ebcet hesabıyla 1269  tarihini düşürdüğü meydan köprüsünden dolayı, Köprücüler diye anılmakta, dolayısıyla soyadları da 
Köprücü Olarak resmî kayıtlara geçmiştir.

Bu vesile ile, Ârif Köprücü, ailenin şeceresini tarafımıza göndermiş ve bir de Köprücüler Ailesinin vakfettiği taşınmazların ve vakfiyenin suretini göndermiştir.

Bu vakfiyedeki bilgilere göre, Saat Kulesinin arkasına ve Çoruh Nehri’nin kıyısındaki yerler, Köprücüler tarafından vakfedilmiştir. Zaten köprü de buraya kurulmuştur.

 
Vakfîyenin bir maddesi de köprünün ileride muhtemel tâmir ve bakım masraflarının karşılanması ile ilgilidir.
Köprünün karşı ayağı ise uzun yıllar Cumhuriyet Oteli olarak bilinen binanın yanına inşa edilmiştir.

Aşağıya, Zihnî Divanındaki şiirin asıl kopyasını ve Nazire Erbay’ın çevrim yazısını sunuyoruz.

 


Cumhuriyet Oteli ise önce Şayak Fabrikası olarak kurulmuş, savaşlar sebebiyle açılamamış, sonra otele çevrilmiştir.

Köprücü ailesi, şimdilerde Bayburt yakınındaki, Kurucakol köyündeki çiftlikte ikamet etmektedir. Burada cirit takımına katılan atlar, biniciler ve cirit ustalarının eğitimleri yapılmaktadır.

Bu yazıyı benim yazmamı tavsiye eden Ârif Köprücü’ye teşekkür ederim. Yazıyı, önümüzdeki zamanlara kazandıracak olan, ortak dostumuz Murat Okutmuş'a da teşekkür ederim.

Ağustos 2018/Bostancı
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Bahir Oltulu 5 ay önce

Şair Zihni üstâdımızın Bayburt ile ilgili yazdığı bu şiirinin son beytinde Çoruh'u " cûy-i ruh " olarak tarif ederken; Evliya Çelebi üstadımızın da kendi eseri olan
" Seyahatname "de Çoruh'un " cûy-i ruh " yani ruh ırmağı manasına geldiğini ve
" cûy-i ruh " sözünün zamanla evrilerek Çoruh'a dönüştüğünü dile getirdiğini biliyor muydu acaba diye meraklanıyor insan...