18 Mart 2018 tarihli Bayburt Postası'nda yerli seyyahların Bayburt izlenimlerini sizlerle paylaşmış ve bir sonraki yazıda yabancı gezginlerin bakışını aktaracağımı söylemiştim. Aradan hayli zaman geçse de sözümüzü yerine getirmek bugüne kısmet oldu. Hepinizce malum olduğu üzere Bayburt, kadim bir yerleşim alanıdır. Bu nedenle çok eski zamanlardan itibaren pek çok seyyahın uğrak mekânı olmuştur. Eldeki mevcut kaynaklara göre Bayburt’a gelen en eski tarihli gezgin 13. Yüzyıl sonlarında ziyaretini yapmış olan Venedikli Marco Polo’dur. Sonraki tarihlerde de gelenler vardır ama Batılı seyyahların ziyareti özellikle 19. Yüzyılda yoğunluk kazanmıştır. Bunlar arasında akla ilk gelen 1813 yılında Bayburt’a uğramış olan John Macdonald Kinneir’dir. Akabinde 1837’de Southgate, ardından Alman Wagner ve 1869 yılında Theophile Deyrolle şehri ziyaret etmişlerdir. İngiliz seyyah H.F. Tozer ve Sydney Whitman da Bayburt’a uğramıştır. Şehre gelen bir başka seyyah Ainsworth olup, eserinde özellikle demografik yapı ile ilgili önemli bilgiler vermiştir. Yine Bayburt Kalesi ve Bayburt şehrine ait gravürü bilim camiasına kazandıran Charles Texier’i unutmamak gerekir.

Bahsi geçen seyyahların büyük bir kısmı şehrin diğer birçok özelliğiyle beraber tarihi kalesi hakkında bilgi vermişlerdir. Ancak 1837’de şehre gelen Amerikalı din adamı ve gezginci Horatio Southgate gibi kale hakkında hiç bilgi vermeyen seyyahlar da vardır. 1813-1887 yılları arasında yaşamış Alman kâşif, coğrafyacı ve doğa tarihçisi Wagner de şehrin birçok yönüne değinmesine rağmen eserinde kaleye yer vermemiştir. Yine aynı şekilde 1898’de seyahate çıkan ve Bayburt’a gelen Oswald, Varzahan köyü kalıntıları başta olmak üzere birçok hususa değinmesine rağmen kale hakkında bilgi vermemiştir.

Yerli ve yabancı seyyahların Bayburt’ta dikkatlerini çeken ilk unsur, şüphesiz şehrin en önemli yapılarından biri olan tarihi kalesi olmuştur. Söz konusu kale pek çok gezginin tanımladığı gibi, şehrin kuzeyinde Çoruh’un direk karşısında etraftan tecrit edilmiş, doğudan batıya uzanan ve her tarafı sarp ve dik ve özellikle doğu yönünden nehre doğru inen büyük bir kayalık tepe üzerine inşa edilmiştir.

Marco Polo, Bayburt’la ilgili çok fazla bilgi vermemiştir. Ancak seyahatnamesinde şehrin Paipurth adıyla anılan bir kalesi bulunduğundan ve burada zengin gümüş madenlerinin varlığından bahsetmiştir. Josaphat (Giosafa) Barbaro, önce tüccar ardından elçi olarak Doğu’ya iki seyahat yapmıştır. 1436 ile 1452 yılları arasındaki ilk yolculuğunda Karadeniz’in kuzeyindeki Tatarlar arasında bulunmuş, ikinci yolculuğunu ise Venedik-Osmanlı savaşlarının hız kazandığı dönemde elçi sıfatıyla 1474’te İran’a yapmıştır ve 1478’e kadar burada kalmıştır. Kendisinden önce Akkoyunlu ülkesine gitmiş olan seyyahlara göre daha doğru bilgiler vereceği iddiasındadır. Bu bağlamda Trabzon’dan Tebriz’e doğru giderken Bayburt’a uğramıştır. Şehrin bulunduğu noktayı,  “…. burası bir nehrin kenarında yer alır ve etrafı tepelerle çevrilidir. Müstahkem bir yer olup surları vardır. Oldukça verimli topraklara sahiptir…" ifadeleriyle özetlemiştir.

Önde gelen Batılı seyyahlardan biri olan John Macdonald Kinneir ise 12 Haziran 1813’de Trabzon-Gümüşhane güzergâhını kullanarak Bayburt’a gelmiştir. Ova üzerindeki küçük köylerden geçerek yoluna devam eden seyyah, uzaktan Bayburt kalesinin muhteşem manzarasını görmüştür. Şehre ulaştığında, geyik başı ve boynuzları ile fantastik bir şekilde evi dekore edilmiş olan birisi tarafından karşılanmıştır. Kinneir’e göre Bayburt, dağınık bir yerleşme özelliği göstermekte olup Çoruh nehri kıyısındaki yaklaşık bir mil boyundaki bir tepe üzerine yerleşmiştir. Çoruh, eskilerin Boas veya Acampsis olarak adlandırdıkları bir nehirdir. Halkın fiziksel özelliklerine de değinen seyyah, çoğunlukla kısa boylu ve tıknaz olarak tasvir ettiği erkeklerin çalışkan olduklarını beyan eder. Ona göre, insanların derileri dikkat çekecek kadar esmerdir. Bu cesur insanlar, soğuğa ve ağır işlere karşı çok dayanıklıdır. Erkekler kısa bir ceket, geniş bir pantolon, evde dokunmuş ve kahverengi yünden imal edilmiş siyah ve kırmızı çizgilerle kesilmiş elbiselerden oluşan Türk giysileri giyerler. Başlarına bir başlık ya da sarık örterler ve ayakkabı yerine tabaklanmamış deri ile yapılmış çarık giyerler. Kışlar çok şiddetlidir ve karın şiddetinden dolayı Bayburt ile çevre köyler arasında yılın dört ayı bütün iletişim kesilmektedir. Fakir insanların satın almaya güç yetirebileceği tek yakıt, yaz aylarında güneşte kurutularak elde edilen tezek adı verilen hayvan gübresidir.

Bir başka seyyah ise Hamilton’dur. Gezgin 27 Mayıs 1836 tarihinde Gümüşhane’den hareket etmiş ve yaklaşık 14 saatlik yolculuk sonrası Bayburt’a ulaşmıştır. Onun eserinde Bayburt Kalesi, kasabanın doğusunda yüksek bir tepe üzerine yerleşmiş ve heybetli bir görünüme sahiptir. Kalenin dibinden geçen Çoruh nehri, Karadeniz’e akar ve kıyısında güzelce sürülmüş ve işlenmiş içinde yüksek kavakların bulunduğu bahçeler vardır. Daha sonra Erzurum’a doğru hareket eden seyyah, yolların fevkalade mükemmel olduğunu ve öküz arabası ile burayı geçtiğini söyler. Helva bakır madenini ziyaret eden Hamilton, Maden ve Masat köylerine uğrar. Dönüş yolunda bu defa İspir’den tekrar Bayburt’a uğrar.

Bayburt’a gelen bir başka seyyah ise İngiliz yer bilimci, doktor ve gezgin Ainsworth’dur. Erzurum-Aşkale yolunu takip ederek Kop dağlarını aşıp 27–28 Eylül 1835 tarihlerinde Bayburt’a gelmiştir. Seyyah vadi boyunca çok güzel şeyler gördüğünü ve aralıksız yoluna devam ederek Bayburt’a ulaştığını ifade eder. Bayburt adının meşhur coğrafyacı Bell’in eserinde ve Brant ve Southgate’in seyahatnamesinde Baibout, Baibut ve Baiaboot biçiminde kullanıldığını açıklar. Ona göre Bayburt kasabası, Çoruh nehri kıyısında, etrafını bir havza gibi çeviren kireç taşlarından müteşekkil kıraç bir kayalık üzerine kurulmuştur. Bir tepe üzerindeki kale, oldukça büyük bir boyuta sahiptir ama harap, boş ve kullanılmaz bir haldedir. Ainsworth’un bu tespitleri, yörede Osmanlı-Rus savaşının tahribatının hala devam ettiğini göstermektedir.

Diğer bir seyyah ise İngiliz aktivist Humphry Sandwith’tir. Eylül 1855’de Bayburt’a uğramıştır. Genel izlenimleri şöyledir: “… Güneş batarken değirmi bir tepeye ulaştım ve birdenbire bir tepe üzerine kurulmuş kalesi ile birlikte Bayburt göründü. Bana göre Bayburt, Asya’ya özgü bir kasaba modelidir. Burada, tepelerin yamacında biri diğerinin üzerine yükselen düz damlı ve inşa edildikleri kayalarla renkleri karışmış-harmanlanmış küçük gri evler vardı. Dar, dolambaçlı sokaklar ve düzensiz şekilde etrafa yayılmış acayip çarşısı vardır… Bu yerlerin genel sessizliği insana gürültülü Batının teması ile uyandırılmamış yıllardır uykuda olan bir eski dünya kasabası fikrini vermektedir. Ve burası gerçek modern dünyanın kargaşasına ulaşmaktan çok uzaktır. Bölgenin bu ayda iklimi yolcular için çok yorucu ve uğraştırıcıdır. Gün boyunca insan etkili güneşin kuru sıcağında kavrulmakta ve akşam ise soğuk oldukça tesir etmektedir.”

Seyyahlar içinde Bayburt için diğerlerinden biraz daha önemli olanı ise Fransız arkeolog ve gezgini Charles Texier’dir. Mezkur seyyah, Bayburt’la ilgili birçok eserde kullanılan tarihi kale gravürünün sahibidir. Texier’in ünlü eseri Küçük Asya’da Bayburt yoktur, ancak onun Description de l’Arménie, la Perse et la Mésopotamie adlı eserinde Bayburt hakkında bilgi bulunduğu gibi meşhur Bayburt gravürü de burada yer alır. Trabzon-Gümüşhane yolundan Bayburt’a vadilerden girdiğini söyleyen Texier, Çoruh nehrinin öneminden bahsetmiştir. Nehrin Bayburt nehri olarak da adlandırıldığını söylemiştir. Seyyaha göre Bayburt şehri, bu nehir kıyısına konumlanmıştır. Şehir önceleri çok önemli durumdayken şimdi neredeyse 2000'den daha az ev bulunmaktadır. Bir daire gibi kıvrım yapan Çoruh, büyük bir kaya parçasını çevreler ve kale bunun zirvesinde yer alır. Bu mükemmel kaleye Ermeniler paipert, Türkler ise Baybourth ya da Baibouth derler.

Bahsedilen bu seyyahların dışında birçok kişi Bayburt’a gelmiştir. Bunları da bir sonraki yazıda sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
enginyzc 3 hafta önce

Hocama bizi bilgilendirdiği için teşekkür ederim.

Misafir Avatar
Alperen 69 3 hafta önce

Hocam Bayburt tarihine yaptığınız katkılardan dolayı teşekker ediyor,yazılarınızın devamını bekliyoruz

Misafir Avatar
Savaşşşş 2 hafta önce

Kıymetli hocam yazının devamını bekliyoruz

Misafir Avatar
Adabeyi 2 hafta önce

Hocam kaleminize sağlık.Bayburt sizin gibi bir evlada sahip olduğu için çok şanslı. Hocam Gülcan Memiş diye birini okudum. o da Bayburt çalışıyor ve oldukça başarılı

Misafir Avatar
Yüksel Ay 3 hafta önce

Hocam teşekkürler

banner268