“Türk-Kürt arasında aşırı bir yıpranma olmamıştı, zaten pek sorun da yoktu. Aman barışa destek verin” seçili akademisyenlerin iştahla söylediği sözleri ekrandan dinleyeli çeyrek asrın yarısı kadar süre geçmiş.
O günlerde, ikinci dönem yemininin ardından Kongre Binası önünde yüz binlerce Amerikalıya konuşma yapan Obama, “Yöntemlerimiz değişebilir; ama amaçlarımız aynı kalır” demişti.
“Ya seve seve, ya döve döve isteklerimizi yaptırırız” demekti bu. Neredeyse her cümlenin başına da “biz” veya “bizim” diyerek başladığı konuşmasını yine, “biz” diye diye bitirmişti.
ABD çıkarlarını, Türkiye’de toplum mühendisliği yaparak millete kanıksatmaya çalışan iktidarın; propaganda, strateji, psikolojik savaş yöntemlerinin toplumun üzerine sindirilmesinde medya-siyaset de kuyruk taraftaydı. Onlar nereye, bunlar oraya. Ortaya barış diye sürülen; ABD-İsrail ittifakının günü belli projesinin hayata geçme sırasında medya ve siyaset toplum mühendisliği yapanların sözcülüğüydü. Profesyonel ellerde şekillenmiş bir halkla ilişkiler çalışmasıyla; topluma yedirilmeye, giydirilmeye, toplumun sindirilmesine yönelik propaganda yapma, strateji belirlenmesinde medyanın dudak uçuklatan üstleniciliği benzersizliğini korumaya devam ediyor..
“Türk-Kürt ittifakı” adı altında asıl ittifak, ABD-İsrail ittifakıdır. Bu ittifakın arkasında Musul Kerkük petrollerinin borularla Yumurtalık’tan, İsrail’e, oradan da en ucuz şekilde ABD’ye gidecek olması gerçeği vardı. Dediklerini yaptılar; petrolü aldılar, alıyorlar. Petrol için, bölge yıllarca terörle zayıflatıldı. Tüm dünya için büyük sorun, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ortaklığı…
Uğratıldığı toplumların ayağını birbirine dolaştırıp tökezleten, karmaşık ilişkileri barındıran ileri demokrasi bu süreçte bu ağızlarca ekranlardan sürekli övüldü. Ekranlardan barış ve ileri demokrasi çığırtkanlığı yapanların bir türlü anlayamadıkları; ABD’nin Ortadoğu’daki ileri demokrasisi dizmecedir. Obama’nın sözlerini hatırlayalım. “Yöntemlerimiz değişir ama amacımız aynı kalır.” Barack Obama’nın ikinci kez ABD Başkanı seçildiği, 06 Kasım 2012’nin ertesi günü, Patroit füzesi alma düşüncesi olmadığını açıklayan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan’ın düşüncesine rağmen, Patroit füzelerini taşıyan 'Loisse Russ adlı geminin, İskenderun Körfezi açıklarına demir atması, Obama’nın seçim yemini ettiği, 21 Ocak 2013 gününe denk gelmişti. Kendi misyonuna malzeme olma çaresizliğine düşen; CHP ve medya her zaman olduğu gibi savurgan davranmıştı, davranıyor. Seçili akademisyenler-siyasiler-medya; barış çığırtkanlığı yapmaktan geri durmuyor, durmamıştı. ABD-İsrail ittifakı için tüfek atanlarla, müttefik olunmaz. Gündemde, Arap ellerine asker gönderme var. Atatürk’ün 5 ilkesi; "Arap ülkeleriyle ilişkilerinizi geliştirin ancak aralarındaki anlaşmazlıklara karışmayın. Rusya’yı tahrik etmeyin. Sormadan akıl vermeyin. Batı kültürünü benimseyin, fakat onların emperyalist emellerine alet olmayın.” Barışma hakkı önceliği savaşanlarındır. Önce savaşanlara sormalı, barışanlar için hava hoş, onlar savaşmadıki. Savaşanlar barıştı mı?