Zigana Dağı’nda geçtiğimiz günlerde, ‘lames’ adı altında şenlik düzenlendi. Ne anlama geldiğini bilmediğimiz için araştırdık. Lames nedir?
Lames hakkında, Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde ‘sözlüğümüzde maalesef bulunamamıştır’ bilgisi yer alırken, Fransızca, ‘bıçaklar’ anlamını gelir.
Lemis ise TDK’nun derleme sözlüğünde, *Türkiye de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü’nde geçer. Lemis, hamur açılarak arasına peynir serpilip, sac üzerinde pişirilen Gümüşhane yöresine özgü tattır. Ege, Akdeniz, İç Anadolu mutfaklarında benzer şekilde yapılır ve ‘gözleme’ diye geçer. Halk arasında lemisin yapılışı şöyle tarif edilir: ‘Hamur açılarak arasına; ıspanak, peynir, patates harcı konduktan sonra sac üzerinde pişirilip, isteğe göre üzerine tereyağı sürülür. Hele ıspanaklısının harcını tereyağında kavururken azıcık süt ilave edip, ocaktan almaya yakın bir tutam da dereotu kattın mı, ıımmm! Tadından yenmez. Hamur işi tatları; kete, sütlü golot, siron, kesme makarna, fırında el eriştesi, su böreği, kuru börek, yüzlerce yıldır yörede yapılagelen adı tadı yöreye özgü kültürel tatlardır. Adını, tadını değiştirmeye kalkışmak toplumun kültürel kodlarıyla oynamaktır. Buna izin verilmemelidir.
Kentin kadim ailelerinden, Gümüşhane sevdalısı, doğa tutkunu, çektiği doğa fotoğraflarını gittiği tıp konferanslarında gösterimini yapmayı gelenek haline getiren ve sadece Gümüşhane fotoğraflarından yirmi beş yıl takvim çıkaran Prof. Dr. Ayla San’da yöreye ait yemek adının değiştirilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirmiş; ‘Öz kültürümüze sadık kalınmasını istiyoruz. Umarız bu yanlışlık düzeltilir. Yöremize ait bu yöresel tadın adı eski haline getirilsin’ demişti. Zigana’da ‘lames şenliği’ adıyla Gümüşhane’ye özgü tadın adının değiştirilerek verilmesi yöre insanını da rahatsız etti. Yöre insanları; ‘kalktık, yettik lemis diyoruz. Lames nedir biz duymadık, bilmiyoruz.’
Düzeltilsin tabii… ‘Lemis’ tir.
Yıllar önce ekranlarda, ‘Organik hoşaf’ tartışması vardı. Televizyon kanallarının birinde düzenlenen yarışmada ‘organik hoşaf’ yarışmasının finale kaldığı haberleri gözümüze çarpmış, asıl ilgimizi çeken televizyonda, gazetede, internette sürekli karşımıza çıkması olmuştu.
Oysa mevsim meyvelerinin katkı maddesiz kavanozda saklanması yeni buluş değildi. Neden bu kadar gündem konusu oldu, ‘icat çıkarma’ dendi anlamamıştık. Organik hoşafı finale bırakan ‘raf ömrünü uzatma’ en komik kısmıydı. Anadolu’da yüzyıllardır yapılagelen katkısız meyve suyu içeceğini istediği kadar saklayan köylerde hatta şehir yöresinde yaşayan kadınların yaptığı yöntemi bilmeyen yok gibidir. Mevsim meyveleri bir güzel yıkandıktan sonra kavanozlara konularak, tat vermesi için çok az toz şeker ilave edilip, suyla doldurulduktan sonra kapağı şıkıştırılıp kaynatılır. Kavanozda sadece su ve meyve vardır. Isının etkisiyle sıkışan kapak hava geçirmez. Böylece organik meyve suyunuz istediğiniz zaman açıp tüketmek üzere kilerdeki raflarda yerini alır. Sıradan olanı, çarpıcı hale getirip, kitleleri tekrarlarla oyalayarak, öte yandan siyaset mühendisliğinin gündemi mi kaynatılıyordu? Niye alıp geçtiklerini anlam verememiştik. Günün sonunda, kadimden bu yana kışa hazırlık içeceği kompostoyu, ‘organik hoşaf’ diye yeniden piyasaya ittirmekle bin yıllık lemisi; lames diye şenlik malzemesi yapmanın anlam bakımından çok da farkı yok. Yani Anlamsız.
Ankara: Türk Dil Kurumu, Cilt: 9, 1977