Harama el sürmez idin / o vakit
Helâl diye sözler / verdin herkese
Mal görünce sözün / döndü bir yana
Hak bunu görmez mi / sandın ey insan?
Saç telini günah / saydın yıllarca
Mal görünce nefsin / sana ne dedi?
Çıkar için sözün / neden değişti?
Hak bunu görmez mi / sandın ey insan?
Dilde takvâ, elde / servet, söz başka
Gönül başka, yüzün / başka, öz başka
Çıkar için sözün / neden değişti?
Hak terazisi hiç / şaşar mı sandın?
Malına güvenme / gün gelir gider
Bugün makam senin / yarın toprak var
Ne makamın kalır / ne de sarayın
Dünya sana kalır / sandın mı insan?
Gizli sandığın şey / bir gün açılır
Ne perde de kalır / ne de mazeret
Söz ile örtülen iş / görünür bir gün
Her hesabın vakti / gelir sonunda
Kul hakkını küçük / görme ey insan
Bir lokmanın bile / hesabı vardır
Yetimin hakkı var / yerde kalmaz hiç
Bir gün döner devran / sana da uğrar
Dün bugünle / er geç hesaplaşır
Her karanlık bir gün / ışığa döner
Hak gecikir sanma / vakti şaşmaz hiç
Sessiz yürür, bir gün / kapını çalar
Bir gün perde kalkar / sözler de susar
Gizli olan neyse / ortaya çıkar
Ne makam kalır ne / eldeki servet
Kalır yalnız hak ve / temiz vicdan
Öyleyse ey gönül / kendine bir bak
Dünya geçer gider / Hak kalır ancak
Bugün öyle yaşa / yarın utanma
Kendinden utanma / ey insan, sakın