Batı Cephesi’ne 1922 Mayıs maaşlarını göndermek üzere tayin edilen özel memura Maliye tarafından dört yüz bin lira teslim edilir. Bir Cumartesi gününe denk gelen 24 Haziran 1922’de maaşları götürecek özel memurun bineceği tren hareket etmeden, Mustafa Kemal Paşa, 12 Haziran 1922’de Kocaeli tarafına başlattığı, 10 günlük cephe gezisini tamamlayıp, 22 Haziran 1922’de Ankara’ya döner dönmez aynı gün maaşların gönderileceğini telgrafla cepheye bildirir.[1] 14 Temmuz 1922’de Fransa’nın milli bayramı sebebiyle Fransız Miralay Mojen’in istasyondaki evinde öğleden önce düzenlenen törende tebrikler kabul edilip, gece de resmi ziyafet çekilir. Mustafa Kemal Paşa’nın sadece gece düzenlenen ziyafete katılıp, bir de konuşma yaptığı törene beraberinde katılan çok sayıda vekil ve üst düzey bakanlar arasında Hasan Fehmi Ataç da vardır.[2] 1922 Temmuz başından itibaren Doğu ve Batı cephesiyle yazışmalar sıklaşır. Genelde Batı cephesiyle telgraflar karşılıklı çekilir, ama Meclis’te kıyaslanamayacak kadar çok sayıda yapılan 197 gizli oturumdan Doğu Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir’de haberdar olmak ister.[3] Büyük Taarruz yakındır. Hazırlıklar büyük gizlilik içinde yürütülür. Mustafa Kemal Paşa öncelikle hükümete o sırada Konya’ya gelen İngiltere Parlamentosu üyelerinden İngiliz General Townshenn’la görüşmek üzere 22 Temmuz 1922’de Ankara’dan ayrılacağını duyurur. Trenle Konya’ya doğru yola çıkar. Bu taktikle gizlice orduyu ve hazırlıkları kontrol etme olanağı bulur. Aynı şekilde 28 Temmuz 1922’de de kamuoyuna subaylar arasında bir karşılaşma düzenlendiği duyurulur. Maçı seyretmek üzere ordu komutanları ve kolordu komutanları Akşehir’e davet edilir. Maç sebebiyle komutanların bir araya gelmesinden düşman şüphelenmemiş olur ve kurmay heyetinin bir araya geldiği bu toplantıda Büyük Taarruz için plan son kez konuşulur. Bu arada Türkiye sorununu barışçıl yollardan çözmek için İtilaf Devletleri’yle son bir başvuru daha yapmayı uygun gören Mustafa Kemal Paşa TBMM’yi temsilen İçişleri Bakanı Fethi (Okyar) Bey’i tam yetkili sıfatla Avrupa’ya gönderir. Gelen rapor iç açıcı değildir. Fethi Bey raporunda, ‘Ulusal amaçlarımızın sağlanması, ancak askeri faaliyetlerle mümkün olabilecektir’ der. Fethi Bey’in barış girişimleri sonuçsuz kalır. Mustafa Kemal Paşa, 29 Temmuz 1922’de Akşehir’den Bakanlar Kurulu’na çektiği telgrafta şunlar yazılıdır: ‘Harp bölgesinde aşar muamelesinin ertelenmeksizin icrasına lüzum vardır. Bilhassa Sivrihisar, Aziziye, Seyitgazi, Bolvadin, Sandıklı, Dinar, Çivril, Çal, Sarayköy kazaları dahilinde nihayet bir hafta zarfında ordular yeni mahsullerden erzak tedarik etmek mecburiyetindedirler. Bunun için aşar muamelesinin müstacel* bir usul ile sona erdirilip ayni aşarın belirlenmesi ve teslimi ve köylünün satış keyfiyetinde serbest bırakılması icap eder. Biçilmiş mahsul hemen kalmamış olmakla beraber, kalmış bulunsa dahi bunun da tahmin ile ona bölünmesi mümkündür. Takip edilecek usulün süratle bildirilmesi rica olunur. Askeriye tarafı lüzum göstereceğiniz her türlü yardımı yapacaktır. Başkumandan Mustafa Kemal. .../...


________________________________________
[1] Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt: 13, s: 81 ve 112.
[2] Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt: 13, s:146.
[3] Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt:13, s: 159. ‘Milli Meclis Riyaseti’ne Şimdiye kadar yapılan gizli celseler hakkında hiç malumat alamadım. Herhangi bir surette aydınlatılmamı rica ediyorum. 12.7.1338 (1922) Edirne Mebusu ve Doğu Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir.
*Acele, çabuk.