Emperyalizmin sömürü düzeni diplomalı köleliği dayatır. Nadir elementler in çıkarıldığı bölgede; market alışverişine, asgari ücretli maden işçisine, akaryakıt alımına, ‘fit’ olunması üzüntü vericidir. Çok uluslu bir şirketin, devletin bakanını mahkemeye verdiği süreçlerden geçerek, aynı devletin milletvekilinin maden şirketlerinin taşeron işlerine; servis, hafriyat, yemekhane “gizli ortak” söylemlerine alan bulduğu, madenlere karşı koymak yerine, hastaneye kemoterapi ünitesi getirmek için yola koyulmak; getirdi diye “sevinçten ağlak” yerel medyanın övgü dolu başlıklarının atıldığı ne günlere gelinmesi de utanç vericidir.

Can sıkıcı yanı bu süreci otuz yıldır takip edip yazmak zorunda kalışımızdı. Bir diğeri de Marks’ın kırın yenilgisi doktrininin yakın takibini yapabileceğimiz sıkıntılı zemine denk gelişimiz oldu. Madenciliğe kültürel ivme kazandırma, uygarlıkla bağdaştırma çabası trajikomiktir. Maden lobisi, maden faaliyetlerine göz yuman, onlarla işbirliği yapanlara politik kimlik kazandırıp, imtiyazlar sunuyor. Maden lobisi, “Yüksel yalçın kayalıklara… Altın fırsatlar seni bekliyor” dercesine yıldızını birden parlatıverip, yükselmesini sağlıyor şahbazının… Sürecin izlemlerimize takılan ilginç olduğu kadar da tiksinç taraflarıydı bunlar…

Karl Marks, “Kır yenilgiye mahkûmdur” dediğinde haklı çıktı. Biz bunu Gümüşhane ölçeğinde, maalesef üzüntü veren süreçlerle gözlemledik. Son, 5 yıl içinde yakın akrabalarımızdan, 6 kişi kanser vakasından genç yaşta hayatını kaybetti. Gidecek başka yerleri yoktu. Siyanür havuzuna çok yakın mesafedeki yerleşkede yaşıyorlardı. Sadece yakınlarımız değil, İkisu-Tersun arasında, 22 köyden son on yıl içinde yüzlerce insan kanser vakasından öldü. Gün geçmiyor, aynı vakalardan süren tedaviler, ölüm haberleri geliyor. Daha yeni birkaç gün önce Soroyna Köyü’nde, 57 yaşında bir kadın pankreas kanserinden öldü. Bitirirken, Torul Güvemli Köyü’nde açılması planlanan madene karşı köylü kadınların direnişi önünde saygıyla eğiliyoruz.

Hiçbir şey ama hiçbir şey yaşamanın en güzel şey olduğunu bilen insanın hayatından daha değerli olamaz.

En değerlisi de her şeyin daha iyi ve güzel olabileceğine umudumuzun var oluşu...

-Bitti-