Trabzon’dan Bayburt’a geçmek için bindiğimiz sekiz kişilik minibüsün eski belediye çalışanı olan şoförü, Araklı yolundan gideceğimizi söyleyince sevindim. Araklı çıkışından biraz sonra gördüğüm, yıllar sonra başlayan yol genişletme çalışmalarına daha çok sevindim.
İki bin on yılının nisan ayında Bayburt sivil toplum kuruluşları olarak toplanmamız, Türk Dünyası Parkında Araklı Belediye Başkanı ile yaptığımız konuşmadan sonra imza kampanyası başlatmamız, imzaları Erzincan’da Binali Yıldırım’a elden teslim etmemiz ve daha önceki yıllarda Bayburtlu hemşerilerimizin yolu gündemde tutmak için kamyonlarla Araklı tarafına gitmeleri, bir kişinin öldüğü kazaya uğramaları geldi aklıma. 2010 yılındaki faaliyet karşılıksız kalmadı, tünel birkaç yıl içinde yapıldı. Trabzon’u Doğu Anadolu’ya bağlayan bu en kısa yolun, yalnız ‘’Tilkibeli Geçidi"nin değil; tüm Trabzon’da kalan kısmının dar ve çok virajlı olması Trabzon’un yola önem vermediğini gösteriyordu.
Birkaç ay önce Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, Araklı yolunun önemi hakkında açıklama yapmış ve Araklı’ya bu konuda destek vermiş. Karadeniz Olay Gazetesi yazarı olan M. Kemal Ayçiçek 1960'ların başında programa alınan ve en son DPT kayıtlarında bitiş tarihi 2007 yılı olarak görünen; Araklı-Dağbaşı-Uğrak diye isimlendirilen Araklı-Bayburt yolunun tarihi seyrini, "Yılan Hikâyesini de Aşan Araklı-Uğrak-Bayburt Yolu Öyküsü" başlığı ile güzel anlatmış.
Tarihi İpek Yolu’nun en önemli bölümü olan bu yolu; Roma İmparatorluğunun çökmesi, Ümit Burnu ve pusulanın keşfi ile deniz yollarının yaygınlaşması gibi olaylar gözden düşürse de; 1850'lerde Orta Asya’yı Avrupa’ya bağlayan Tebriz-Trabzon yolu yine çok önemli yol haline gelmiş; Araklı-Bayburt yolu ise, 13 bin kilometrelik İpekyolu’nun, her zaman alternatifi olmayan en önemli kısmı olarak kalmış.
Karadere’deki Salmankas, Ağnas hanlarının benzeri, Bayburt’ta da fazla han vardı. Yol güzergâhlarındaki köylerde ve şehir merkezinde yüzden fazla han ve şehrin büyük bedesteni, uzun yıllar bu İpek Yolundan beslenmiş. İpek yolundan; kürk, seramik, demir, lake, silah, ayna, Hindistan kaynaklı baharatlar, bitkiler, altın ve diğer değerli madenlerle değerli taşlar taşınmış.
Hayalken, on yıldır kullandığımız Salmankaş tüneli ile uzunluğu 90 kilometrelere kadar düşen yol, şimdi yapılmaya başlayan genişletme sonunda; Zigana tüneli ile kısalan Gümüşhane’den gelen yoldan ve Of- Çaykara yolundan çok daha elverişli olacaktır. Tünele adını veren Salmankaş (Aslanca) köyünün Gümüşhane’ye 86 km, Bayburt’a ise 43 km mesafede iken; Gümüşhane’ye bağlı olması ilginç.
Sarp dağlarda böyle bir yolun açılmasına imkân sağlayan elbette ki Karadere’dir. Yükseklerden Bayburt tarafından gelenlerle başlayan, 90 km boyunca dağlardan inen derelerle, şelalelerle alçalarak büyüdüğünü gördüğümüz, iki bin iki yüz metrelerden gelip sıfır rakımda denize kavuşan Karadere, binlerce yıllık sert akışıyla bu geçidi açmış.
En çok çamlar göze batsa da, dağlardan dereye kadar inen çeşit çeşit ağaçlar, otlar, çiçekler, kuşlar derenin ve yolun iki tarafında göz alıcı muhteşem bir doğanın parçası ve tabiat orkestrasının bireyleri olmuşlar. İpek Yoluna yakıştığını gördüğüm taş köprü ve irili ufaklı onlarcası, başı çeken 2200 rakımlı Salmankaş deresi gibi Karadere’ye akan şelaleler ve dereler, henüz bahar mevsiminde olduğumuzdan çok canlı ve gürül gürül akar görünüyorlar.
Coğrafyamızdaki, Masat Deresi, Kopuz Deresi, Hağo Deresi, Ladrans Deresi, Vanşen Deresi Çoruh’a karıştıktan sonra Karadeniz’e dökülürken; efsanesi dinlenecek, güzellikleri görülecek yerler oluşturan Karadere kendi başına denizle buluşur. Ejderhanın Gölü, Hz. Ali’nin atının izleri ve mührünün olduğu kaya, Pamuğun Gölü Şelalesi, Altın Mağarası, Taş Köprü, Çörmeler, Tornovi ve Balahor maden suları, Tilki Beli, rakımı 2280 olan Salmankas Tüneli, ve en son Aydıntepe Antik Yeraltı şehri görülmesi gereken ve yol genişledikten sonra daha çok insan tarafından görülmesi beklenen yerler.
İnşallah daha önce yaptıklarımızı yapmaz, doğayı; ağaçları, çiçekleri, suyu, toprağı, kuş yuvalarını, kuşları yok etmeyiz.
Mayıs 2026