Büyük Taarruz, 26 Ağustos 1922 sabahı 04.30’da başlar. Topçu ateşi ve piyade taarruzuyla İngilizlerin 3 ay da aşılmaz dedikleri hatlar 3 saatte aşılır ve Yunan mevzilerine girilir. Mustafa Kemal Paşa, Türk Ordusu Tınastepe’ye girerken seyreder ve bir soruya cevap vermeyi hatırlar ve oradakilere der ki: ‘Bu tel örgüleri nasıl geçebilirsiniz? diyorlardı. İşte böyle ayağını kaldırır ve geçerler.’ 26-27 Ağustos’ta Yunan ordusu mevzilerini bırakıp kaçmaya başlar.

Zafer hazırlıkları; büyük bir titizlik ve gizlilikle yürütülür.

Mayıs ve sonrası...

4 Mayıs 1922’de Başkumandanlık Kanunu’nun yenilenmesi Meclis Genel Kurulu’nda görüşülür. Mustafa Kemal Paşa rahatsızlığı nedeniyle o gün oturuma katılamaz. Kapalı ve gizli yapılan oturumda yetmiş iki üye kanundaki mevcut yetkilerin kaldırılmasını ister. Açık oylamada yüz yetmiş üyeden yüz on dördü kanunu kabul etmiş ise de kalan üyeler Meclis’e katılmayarak yeter sayının oluşması ve işlemin sonuçlanmasına engel olunur. Daha önce 3 kere uzatılan ve 4 Ağustos’ta sona erecek olan Başkumandanlık Kanunu uzatma süresi engellenir. Ordu, Meclis kararlarına kalır. Ertesi gün, 6 Mayıs Cumartesi günü Mustafa Kemal Paşa Meclis’te yaptığı konuşmada şunları söyler: ‘…. memleketin yüksek menfaati namına, Başkumandanlık vazifesini yürütmeye devam kararı verdim. Bu sebeple yüce Meclis’inizin yetkilerine lüzum kalmamıştır.’ 6 Mayıs Cumartesi günü Meclis’te yapılan gizli oturumda oyların toplanmasıyla sonuç çıksa da memleketin kesin kurtuluşa yöneldiği bir zaman da milletin varlığını zaafa uğratacak hareketin orduyu bozguna, hükümeti başarısızlığa uğratacağı milletin buna razı olmayacağı cephelere bildirilir. Genel kurula durumla ilgili bilgi verilmesinden sonra açık oturuma geçilerek Başkumandanlık Kanunu’nun uzatılması on bir muhalif ve on beş çekimsere karşı, yüz yetmiş yedi oyla kabul edilir. Başkumandanlık Kanunu, 20 Temmuz 1922’de Meclis’in verdiği kararla ve oy birliğiyle süresiz uzatılır. [1]

Başkomutanlık, 18 Mayıs 1922’de, Batı Cephesi’nin raporuna cevaben Büyük Taarruz için ihtiyaçların tamamlanması hakkında düşüncelerini aktardığı yazıda ordunun elindeki mühimmatla ilgili ayrıntılar yer alır. Cephenin ihtiyacı olan, 9000 bin tüfek bakanlık tarafından Doğu ve Elcezire cephelerinden getirtilecek, bunun için iki ay süreye gereksinim vardır. Ağır makineli tüfek mevcutlarla 810’a çıkarılacak. Hafif makineli tüfek ikmali için Fransa’dan 1500 tüfek alma zorunluluğu doğar. Milli Savunma Bakanlığı cephe için 72 toptan, 29’u cepheye, 18 top topçu alay depolarına olmak üzere 47 top gönderilmiş, kalan 49 top da gönderilecektir. Böylece cephedeki top sayısı 362’ye çıkabilecektir. Piyade cephanesi için; İngiliz, manliher (Avusturya yapımı tüfek), Rus cephanesi tamamen verilirken, bakanlık Alman cephanesi bulmaya çalışır. Bakanlık mevcut durumda 750 olan top başına mermi sayısını, cephe kuruluşunda 1050 olarak hazırlanmasına çalışır.[2]

Tekâlifi Milliye Komisyonu’nun (Milli Vergi Komisyonu) 1. Numaralı emrinin 1. maddesi gereğince ordu ihtiyaçlarına harcanacak tütün hakkında kararı, 2 Haziran 1922’de açıklanır. Karara göre; komisyon; kolcu ambarlarında tutulan tütünlere el konması ve değeri oranında ödeme yapılmasını, casusluk suçundan idama mahkûm olanların ambar ya da bankada mevcut tütünlerine aynı şekilde el konularak bedelinin ödenmesi, Mütareke’den önce veya sonra İstanbul’dan yabancı devletlere gidenlerin ambar veyahut bankalarda tutulan tütünlerine el konması, rehin bedeli Maliye Bakanlığı’nca belirlenip gerekenlere bildirilmesi, rehnedilmiş dışındaki tütünün yüzde on beşi ile zimmet dışında ortaya çıkan fazla miktarın tamamına el konması, alınan tütünün sayılarak mal sandıklarına konularak deftere kaydolması istenir. [3] .../...

________________________________________

[1] Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt: 12, s:400-401.
[2] Atatürk’ün Bütün eserleri, Cilt: 13, s: 61-62.
[3] Atatürk’ün Bütün eserleri, Cilt: 13, s:69-70.