Çocuklarımız oyun oynamıyor, okumuyor, yarenlik etmiyorlar. Çocukluklarının güzelliklerini yaşamıyorlar.

Ana babaları da bunu görüyor, yaşıyor, Çaresizlikle el oğuşturuyor; sonunda da telefonun sunduklarına sığınıyor.

Günümüzün konuşulanı bu: Çocukların Sosyal Medyaya Erişimini Kısıtlama...

Biraz geç kalmadık mı?

Telefon ve sosyal medya çocuklarımızın İKİNCİ KAFAsı oldu. Korkarım yakında ilk kafası da olacak.

Bu sorunun yasayla, kısıtlamalarla çözümleneceğine inanmıyorum.

İnanmıyorum, çünkü çözümü uygulayacaklar; yetişkinler, ana/babalar, yetkililerin kendileri sosyal medya tutkunu, telefon bağımlısı. Bu yasayı uygulamaya yeltenip çocuğuna/torununa/öğrencisine kısıt uygulamaya giriştiğinde ne olacak!? Uygulamaya çalışanın telefon bağımlılığını bilen çocuk ona -olmayan bıyığının altından- gülmeyecek mi?

Yıllardır ana/babalar çocuklarını sakinleştirmek, kendi başına oyalanmasını sağlamak için telefonda oyun açıp eline tutturmadık mı? Böyle yaparak kendimizce uğraşlara dalmadık mı?

Kimi eğitim/öğretimciler öğrencilerini GOGULBABA'nın kolaycı; kitapların, ansiklopedilerin, kütüphanelerin kucaklayıcılığından uzak kılan dünyasına yönlendirmediler mi? Günümüzde de yönlendirmiyorlar mı? Okumadıkları kitapların özetini GOGULBABA'da yakalayarak, daha acısı çıktısını alarak öğretmenlerine sunup üst düzeyde not almıyorlar mı?

Üzülerek belirtmeliyim; günümüz çocukları edinip okudukları kitapların çokluğuyla değil; telefonunun model üstünlüğüyle, sosyal medya takipçilerinin çokluğuyla, oynadığı telefon oyunlarında edindiği puanlarla kıvançlanıyorlar.

Çözüm yasalarda, yönetmeliklerde, kısıtlamalarda değil!

Çözüm yetişkinlerin, öğretmenlerin özellikle de ana/babaların eğitimindedir. Önce onlar sosyal medyanın yararlı kullanımı/kullandırılması konusunda eğitilmeli, kendilerine çeki düzen vermelidirler.

Ondan sonra -uygulanabilirliği tartışmalı- çocuklara kısıtlama getirilmelidir.

Şimdilik bu kadar...