Ülkemizdeki partilere baktığınızda, hepsinin adeta tek bir merkezden yönetildiğini görmek zor değil. Farklı söylemlerle sahneye çıkıyorlar ama perde arkasında aynı elin yönlendirmesiyle hareket ettikleri apaçık belli oluyor.

Bunun en çarpıcı örneğini Devlet Bahçeli’nin tutumunda görmek mümkün. Dün söyledikleriyle bugün söyledikleri arasında tam 180 derecelik bir fark var. Halkın kafasını karıştıran bu zikzaklar, aslında çok şey anlatıyor: Partiler farklıymış gibi görünse de, karar mekanizması tek bir odaktan çıkıyor.

CHP’de yaşananlar da benzer bir tabloyu gözler önüne seriyor. Değişim söylemleriyle gündeme gelen parti içi tartışmalar, özünde farklı bir anlayışa dayanmadığı için kısa sürede anlaşılabiliyor. Yani, muhalefet de iktidar da, halkın gerçek sorunlarını çözmek yerine, aynı merkezden yönlendirilen politikaları uyguluyor.

Sonuçta, ne söylenirse söylensin, halkın karşısına hep aynı tablo çıkıyor. Yıllardır süren bu siyasi oyun, vatandaşın umutlarını törpülüyor. En nihayetinde ortaya çıkan tek sonuç şu oluyor: “Hele mele Türk Mehmet nöbete...”

Sayın Orhan Bursalı soruyor: “Kongre kararı şimdi mi alınmalı? Parti el değiştirsin ve ardından mutlak bir karışıklık mı yaşansın? Yoksa süreç seçimlere doğru, CHP’nin veya Özgür Özel ve arkadaşlarının toparlanması çok zor olacağı ileri bir tarihe mi ertelensin?”

Her iki durumda da sonuç değişmiyor: Halkın karşısına hep aynı tablo çıkıyor.

Peki, bütün partiler neden aynı merkezden yönetiliyor? Çünkü siyasetin finansmanı, medya desteği ve bürokratik kadrolar, hep aynı güç odaklarının kontrolünde. Kim iktidarda olursa olsun, bu güç odaklarının sınırlarının dışına çıkamıyor. Halk için bağımsız politika üretemiyor; tüm partiler aynı oyunun aktörleri oluyor. Ve bu oyun yıllardır sürüyor, halkın umutlarını kırıyor.

Ama umutsuzluk yok. Çözüm basit: Siyasetin parası şeffaf olmalı, medya tekeli kırılmalı ve partilerde demokrasi güçlenmeli. Halk, yalnızca seçim zamanında değil, her an söz sahibi olmalı. Güçlü bir sivil toplum ve özgür akademi, siyasette yeni yollar ve fikirler açabilir.

Gerçek değişim halkın elinde. Şeffaflık, demokrasi ve özgürlük için atılacak adımlar, siyaseti tek bir merkezin kontrolünden kurtarabilir. En güçlü irade, sandıktan çıkan değil, halkın bilinçle yükselttiği sestir. Gerçek değişim er ya da geç gelecek; çünkü “gerçek değişim halkın ellerindedir.”