Bazı şehirler vardır; haritada bir noktadır sadece. Bazıları ise insanın yüreğinde ömür boyu taşıdığı bir sızı...

Bayburt, işte onlardan biridir.

Dağlarına bakarsınız; sadece taş görmezsiniz. Zülfe'nin, Soğanlı'nın, Haldizen'in, Kırklar'ın sessizliğinde yüzyılların vakarı vardır. Kop'un rüzgârı eser yüzünüze; size yalnızca serinlik değil, bu toprağın hafızasını da getirir.

Sokaklarında tarih yürür. Yaylalarında özgürlük kokar. Buz gibi sularından kanaat akar. Alın teriyle çalışan insanının selamında ise Anadolu'nun unutulmaması gereken asaleti saklıdır.

Bayburt, gösterişi sevmez. Fazla naza da gelmez...

Sessizce üretir.

Sessizce bekler.

Sessizce sever.

Belki de bu yüzden en çok, yolu buraya düşenlerin kalbinde büyür.

Çünkü burada bir sofraya oturduğunuzda sadece ekmek paylaşılmaz; muhabbet paylaşılır. Bir çayın buharında dostluk demlenir. Bir selam, yılların tanışıklığı kadar sıcak gelir insana.

Bizim sevdamız Bayburt'tur.

Çünkü memleket, yalnızca doğduğun yer değildir; sana kim olduğunu hatırlatan yerdir.

Hayalimiz; tarihine sahip çıkan, kültürünü yaşatan, üreten, büyüyen ve turizmde hak ettiği değeri gören bir Bayburt'tur.

Erzurum'dan Trabzon'a uzanan yolun tam ortasında, dağların gölgesinde saklı bu güzel şehre uğrayın.

Yaylanın serinliğini içinize çekin.

Bayburt dönerinin, şiş kebabının, lor dolmasının, ayranlı çorbanın, kokoç çorbasının ve piyazının tadına bakın.

Kaleyi seyredin.

Çoruh'un sesini dinleyin.

Sonra acele etmeyin...

Çünkü bazı şehirler gezilir.

Bayburt ise hissedilir.