Tarih bazen en büyük sırlarını gözümüzün önünde saklar.
Bugün tüm dünyanın hayranlıkla ziyaret ettiği Göbeklitepe de bir zamanlar sıradan bir tepe olarak görülüyordu. Oysa yapılan bilimsel araştırmalar, yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen ve insanlık tarihine bakışı değiştiren benzersiz bir kült alanını ortaya çıkardı. Göbeklitepe bize önemli bir ders verdi: Bir tepenin gerçek hikâyesini ancak bilim ortaya çıkarabilir.
Bayburt'un Aksaçlı Köyü'nde de cevap bekleyen benzer bir soru var.
Aksaçlı Deresi ile Zavluk Deresi'nin birleştiği noktada, köprünün karşı tarafında halk arasında yıllardır "Tepe" olarak bilinen dikkat çekici bir yükselti bulunmaktadır. Bölgeyi tanıyan birçok kişinin gözlemine göre bu yükselti, doğal bir oluşumdan ziyade insan eliyle oluşturulmuş olabilecek bir toprak yığını izlenimi vermektedir.
Elbette bu gözlem tek başına buranın bir höyük ya da tümülüs olduğunu göstermez. Bilimsel kanıt olmadan böyle bir sonuca varmak doğru değildir. Ancak aynı şekilde, hiçbir araştırma yapılmadan bu ihtimali tamamen göz ardı etmek de doğru bir yaklaşım olmayacaktır.
Çoruh Havzası, tarih öncesi dönemlerden itibaren kesintisiz yerleşim görmüş Anadolu'nun önemli bölgelerinden biridir. Bayburt ve çevresinde bugüne kadar gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar, Erken Tunç Çağı'ndan Demir Çağı'na ve Orta Çağ'a uzanan çok sayıda yerleşim alanını ortaya koymuştur. Bu nedenle Aksaçlı'daki "Tepe"nin de bilimsel açıdan değerlendirilmesi son derece doğal bir beklentidir.
Burada sorulması gereken soru şudur:
Aksaçlı Köyü'nde, Zavluk Deresi ile Aksaçlı Deresi'nin birleştiği noktadaki bu yükselti neden bugüne kadar ayrıntılı bir arkeolojik araştırmaya konu olmamıştır?
Günümüzde gelişmiş arkeolojik yöntemler sayesinde bir alan, kazıya başlanmadan önce bile ayrıntılı biçimde incelenebilmektedir. Drone destekli haritalama, jeofizik ölçümler, manyetometre, yer radarı ve sistematik yüzey araştırmalarıyla toprağın altındaki olası yapılar hakkında önemli veriler elde edilebilmektedir.
Bu nedenle başta Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Bayburt İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve bölgede bilimsel araştırmalar yürüten üniversiteler olmak üzere ilgili kurum ve uzmanlara bir çağrıda bulunuyorum:
Aksaçlı Köyü'nde "Tepe" olarak bilinen bu alan bilimsel yöntemlerle incelensin. Ön yargılarla değil, verilerle değerlendirilsin. Gerekli görülmesi hâlinde yüzey araştırmaları, jeofizik incelemeler ve Bakanlık izniyle yapılacak arkeolojik sondajlarla bu alanın niteliği ortaya konulsun.
Belki bu yükselti doğal bir oluşumdur.
Belki geçmişte inşa edilmiş bir höyüktür.
Belki bir tümülüstür.
Belki de bugüne kadar kayıt altına alınmamış önemli bir arkeolojik alandır.
Bugün bunların hiçbirini kesin olarak söyleyemeyiz. Ancak kesin olarak söyleyebileceğimiz bir gerçek vardır: Bilimsel araştırma yapılmadan gerçeği öğrenemeyiz.
Bu yazının amacı kesin hükümler vermek değil, bilimsel merakı canlı tutmaktır. Çünkü kültürel miras ancak araştırıldığında anlaşılır, anlaşıldığında korunur.
Göbeklitepe'nin bize öğrettiği en önemli ders de budur.
Belki Aksaçlı'daki "Tepe", Göbeklitepe değildir.
Ama ya araştırılmadığı için önemini henüz bilmediğimiz bir kültür varlığıysa?
İşte bu sorunun cevabını verecek olan söylentiler değil, bilimdir.
Bilim ise ancak araştırmaya fırsat verildiğinde konuşur.