Bir köyde yaşlı bir adam torununa okuma-yazma öğretiyormuş. Torunu merakla sormuş: “Dede, okuma-yazma öğrenmek ne işe yarar ki?”

Adam yavaşça gülümsemiş ve yanıtlamış:

“Ey oğul, küçük bir harf, bir dünyayı değiştirebilir. Her öğrendiğin kelime, hayatına yeni kapılar açar; her yeni cümle, seni özgürleştirir.”

Gerçekten de küçük bir adım, bazen hayatı kökten değiştirebilir. Türkiye genelinde okuryazarlık oranı %97 civarında. Bayburt ise %95 ile ülke ortalamasının biraz altında. Fark küçük gibi görünse de, eksiklik özellikle ileri yaş grubu ve kadın nüfusunda yoğunlaşıyor. İşte tam da burada hem çözüm hem de büyük bir fırsat yatıyor.

Okuma-yazma sadece harfleri tanımak değildir. Bu, bireyin hayatla bağını güçlendirmesi, kendi hikayesini anlatabilmesi, sosyal hayata katılması ve özgüvenini artırması demektir. Bayburt’ta her bireyin kazanımı, aileye, mahalleye ve bütün topluma yayılan bir değere dönüşür. Küçük bir başarı, zincirin halkası gibi toplumun geneline yayılır.

Halk Eğitim Merkezleri aracılığıyla yaşlılar ve kadınlara özel programlar düzenlenebilir; kırsalda mobil eğitim birimleri kurulabilir; günlük hayatla ilişkilendirilen uygulamalı içerikler sunulabilir. Böylece öğrenme süreci hem keyifli hem de kalıcı hâle gelir. Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla kurulacak güçlü iş birlikleri ise süreci hızlandırır ve etkiyi artırır.

Bayburt’ta okuma-yazma bilmeyen tek bir kişi kalmaması, hayal değil; doğru planlama, azim ve kararlı adımlarla kısa sürede mümkün. Küçük bir adım, hem bugünü hem yarını aydınlatacak büyük bir değişimin ilk kıvılcımıdır. Her harf, her kelime, her öğrenilen cümle, toplumun geleceğini şekillendirir.

Unutmayalım: Bir köyde bir torunun öğrendiği her harf, bir dünyayı değiştirebilir...