BAYBURT, ŞEHRİNE SAHİP ÇIK!

Mimar Asuman Uz, Bayburt'un son 20 yıllık süreç içerisindeki değişimini yazdı. Mimar Uz, 2003 yılı itibariyle başlayan ve günümüze ulaşan süreçte kentte yapılan yanlış uygulamaları kaleme alırken, kendi önerilerini sundu. İşte o yazı:

BAYBURT, ŞEHRİNE SAHİP ÇIK!

BAŞLARKEN

Tarihi, coğrafyası ve topografik yapısıyla Bayburt, çok güzel bir şehirdir. Kalesi ve nehriyle bu kadar güzel bir şekilde bütünleşmiş çok az şehir vardır. Ancak, tüm bu zenginliklerine rağmen Bayburt, maalesef hak ettiği yerde değildir.

Şehrin tarihi dokusu ve ortasından geçen nehrin doğal kıyıları korunmamış ve bir bütün olarak doğru planlanmamış olan şehrimiz içimizi acıtır hale gelmiştir.

Bayburt’u emanet ettiğimiz yöneticiler günü kurtarmaya yönelik palyatif çözümlerle şehrin yaşamına müdahale etmiş ve Bayburt’un bünyesinde, Bayburtlunun bilincinde kalıcı, geri dönüşümü çok zor, ağır tahribatlar yaratmışlardır. Bayburt, binlerce yılda kazanmış olduğu kimliğini kaybederek adeta can çekişen, kimliksiz bir şehir haline getirilmiştir!

Oysa gelinen makamlar ve sahip olunan yetkiler doğru bir şekilde kullanılabilseydi ve Bayburt halkı da birlik olarak şehrine sahip çıkabilseydi şehrimiz bugün çok farklı bir konumda olabilirdi. 

BAYBURT, ÇOĞU ALANDA ÜLKE SIRALAMASINDA EN SON SIRALARA DÜŞMÜŞTÜR!

Güzel şehrimiz Bayburt, 1989 yılında il statüsüne kavuşmuştur. Ne yazık ki aradan geçen 35 yıl içerisinde şehir her alanda daha hızlı bir gelişme katetmesi gerekirken, her geçen gün daha da kan kaybeden bir şehir haline gelmiştir. Nitekim 1990 yılında Bayburt’un nüfusu 100 binin üzerindeyken, 2022 nüfus sayımında 84 bin kişi ile Türkiye’nin en az nüfusa sahip ili olmuştur. Bayburt ili sosyo -ekonomik gelişmişlik ve kentsel gelişmişlik sıralamalarında Türkiye’de en son iller arasındadır. Bayburt birçok alanda ülke sıralamalarının sonlarında yer alarak rekorlar kırmaktadır. Her dönem devletinin yanında olduğunu, gelen iktidarlara verdiği rekor oylarla ispatlayan Bayburt, ne yazık ki devletten de hak ettiği desteği almak için güçlü bir irade ortaya koyamamıştır.

Günümüz yerel yönetimler anlayışı; sadece sokakları süpürmek, çöpleri toplamak, kaldırım yapmak, park yapmaktan çok daha fazlasını ihtiva etmekte, bu anlayış, vizyon ve zihniyete sahip kadrolar tercih sebebi olmaktadır. Çağdaş belediyecilik anlayışında ise şehirleri geleceğe taşımak adına sürekli katma değer üreten, şehrin önünü açan, güçlü yanlarını öne çıkaran, rekabet edebilme kapasitesini artıran ve hepsinden önemlisi insanına yatırım yapan bakış açısına sahip yöneticiler ve kadroların yönettiği şehirler, cazibe merkezi haline gelmektedir.

Bu vizyon ve anlayıştan yoksun idarecilerin yönettiği şehirler ise geri kalmakta; rekabet edebilme kapasitesini, sahip olduğu değerleri ve cazibesini kaybetmekte, bu durumun kaçınılmaz sonucu olarak şehir sakinleri göçe zorlanmakta, şehir kültürünü, kimliğini ve hafızasını kaybetmektedir!

BAYBURT HAK ETTİĞİ YERE NASIL ULAŞIR? 

Bayburt bu kötü kaderinden kurtulma talebi de kapasitesi de imkânı da vardır! Eksik olan şey, bu talebe öncülük edecek bir iradenin yokluğudur! Bu irade şehrin yöneticileri başta olmak üzere tüm Bayburt halkının şehrin menfaatleri için birlik oluşturması ile oluşacaktır. Bu şehrin kaderinin değişmesi için halkın her kesimini içine alan geniş katılımlı bir birlikteliğin Bayburt’un menfaatleri amacıyla oluşturulması gerekmektedir. Dünyanın farklı bölgelerinde edindikleri bilgi ve sermaye birikimlerini şehre bir vefa duygusu ile aktarmaları gerekmektedir. Değişim gerçekleşmediği sürece kalkınmak mümkün değildir. Bu nedenle bu değişimi gerçekleştirecek bir örgütlenmeye ihtiyaç vardır. Bu değişim için gerekli bilgi ve donanıma sahip yöneticilerin önderliğinde Bayburt halkının bu amaç doğrultusunda örgütlenmesi gerekmektedir. Bu köklü değişim ve dönüşüm sadece şehrin yöneticileri ile olabilecek bir durum değildir. Ancak yapılacak kapsamlı bir birliktelikle kentin geleceğini hazırlamak için bir yol çizilebilir ve gerekli yatırımların finansal kaynağı siyasi otoriteden elde edilebilir.

Göreve talip olacak isimlere, kadrolara bu gerçekleri hatırlatmalı, bunu düzeltmek için inisiyatif alacaklarına dair söz değil, yükümlülük doğuracak teminatları almalıyız.

Çünkü Bayburt, hiç kimsenin iki dudağından çıkacak sözlerle kaderi çizilecek kadar sıradan bir şehir değildir! Bayburt’a hep birlikte sahip çıkarak gelecek nesillerimize en güzel şekilde miras bırakmalıyız.

İşte bu gerçeklerden hareketle, sizlere Bayburt’un bu hale nasıl düşürüldüğünü anlatmak istiyorum. 2003 sonrası, şehre yapılan yanlışları ve önerilerimi içeren bu yazıyı, bu şehrin yetiştirdiği bir evladı olarak kendime bir borç bilerek sizlerle paylaşmak istiyorum.

İnşallah çalışmamız Bayburt halkında ve kanaat önderlerimizde beklenen etkiyi gösterir ve yukarıda da belirtiğim gibi iyiye ve güzele doğru gidiş için gerekli ilk adımın atılmasına vesile olur!

“Hâlâ umut var, Bayburt’a Sahip Çıkalım!”
…………………………………………………

BAYBURT BU DURUMA NASIL ‘DÜŞÜRÜLDÜ’?

2003 yılında yapılan imar planı ile ne yazık ki nehir kıyılarındaki alanlar yapılaşmaya açıldı. Bugüne kadar gelen yönetimler bu tahribatı durdurmak bir yana, nehir kıyısındaki kamuya ait yeşil alanları da yok ettiler! 

2004 yılından bu yana yapılan yanlış projelerle şehrin nasıl tahrip edildiğine, devletin kısıtlı kaynaklarının nasıl heba edildiğine, gözümüzün önünde olan bütün bu yanlışları durduramamanın verdiği üzüntüyle, şahit oldum!

Özellikle Çoruh Nehri kıyılarındaki tahribatı durdurmak ve bu alanlarda daha doğru planlamaların yapılmasına katkı sağlamak amacıyla, 2004 yılından bugüne değin yaptığım bireysel çabalarım, maalesef karşılık bulmamıştır.

Bütün uyarılarımıza rağmen, Çoruh Nehrinin daraltılarak beton bir kanala alınmasıyla daha da derinleşen üzüntümü ifade etmeye çalışacağım:

Bir yaz günü Saat Kulesi’nden Erzurum Köprüsü’ne doğru yürüyoruz  
Biraz ilerledikten sonra sağ yanımızda Şehit Nusret Parkını görüyoruz
Kaldırımdan geçenlere şemsiye oluyor içinden sarkan ağaç dalları 
Şehit Nusret yazın sıcağında serin bağrına davet ediyor bizi 
Henüz miladını doldu bahanesi ile kesilmemiş parkın içindeki ağaçlar  
Yapılmamış henüz yemyeşil parkı aratan şimdiki niteliksiz mekân 
İlerlerken Çoruh Nehri kıyısındaki Çamlık’ın içinden geçiyoruz 
Çam kokusunu içimize çekerek yürüyoruz ağaçların arasında 
Yarım asırdır sanki cennetten bir bahçe şehrin merkezinde 
Henüz Cumhuriyet Caddesi’ni yeniliyoruz diye yok edilmemiş Çamlık 
Kesintisiz nehir boyu yürümeye devam ediyoruz  
Taş Köprü’nün yanı başında, çam ağaçları ile çevrilmiş Genç Osman Parkı  
İçerisinde yerlere kadar sarkan söğüt ağaçlarının dalları 
Henüz ortasından gereksiz bir yol geçirilerek yok edilmemiş park 
Yürümeye devam ediyoruz nehir boyunca 
Çoruh’un karşı kıyısında yüzen çocukları izleyerek 
Henüz yüksek yapılar dikilmemiş Çoruh’un kıyılarına 
Sağ yanımızda batan güneşin ışığı vuruyor yüzümüze 
Rüzgâr ve güneş henüz kesilmemiş, kıyıya yapılan yüksek binalarla 
Yapılmamış devasa Hükümet Binası nehrin yanı başına
Güneş saklanmamış nehre set çeken betonların arkasına 
Henüz yapılmamış 1071 Rezidanslar ve karşısına büyükçe bir camii
Hapsedilmemiş coşkun akan Çoruh Nehri beton bir kanala 
Koparılmamış nehir insanlardan metrelerce uzağa 
Halen kulaklarımda Çoruh’un çağlayan suyunun o güzel sesi 
Halen rüyalarımda o şehrin yok edilmemiş doğal güzelliği

TARİHİ KENT MERKEZİNDE, ÇORUH NEHRİ KIYISINDAKİ BİNALAR

Bayburt'un imar planı yapılırken kentin sahip olduğu tarihi ve doğal miras korunmayarak ve kentin kimliği dikkate alınmayarak planlama yoluna gidilmiştir. Tarihi şehir merkezinde yörenin yapı malzemeleri kullanılarak kente özgün mimariyle yapılması gereken binaların yerine, zaman içerisinde sıradan yüksek katlı betonarme binalar yapılarak şehrin mekân kalitesi düşürüldü. Şehrin doğal mirası olan Çoruh Nehri’nin kıyıları yerleşime açılarak en büyük planlama hatası yapıldı.

Belediye binasının karşısından başlayıp, Taş Köprüye kadar devam eden nehrin kıyısında bulunan binalar, kentin özgün mimarisinden çok uzak bir şekilde ve nehirden gereken uzaklaşma mesafesine uyulmayarak inşa edildi. Nitekim bu konuda eski Bayburt Belediye Başkanı Numan Erengil ‘‘Çoruh Nehri’nin Bayburt’un içinden geçen bu bölümünde, DSİ tarafından daha önce tespit olunan nehir mecrası genişliğine uyulmadan ve Kıyı Kanunu ihlal edilerek, kamunun can ve mal emniyetini tehlikeye atacak şekilde daraltılmıştır’’ şeklinde açıklamada bulunmuştu.

2005 yılında, Çoruh Nehri taşkınında Belediye binasının ve Taş Köprü’nün arasındaki nehir yatak genişliğinin dar olması sebebiyle su seviyesi yola kadar çıkmış, Bayburt Valiliği ve Belediye binası dahil nehir kıyısındaki binalarda su baskınları olmuştur. Ülkemizde yakın zamanda Kastamonu’da yaşanan sel felaketinde, dere yatağına yapılmasına izin verilen binaların bir kısmının yıkıldığı da gözlemlenmiştir. 

Belediye, tarihi kent dokusunu koruyacak planlamaları yapması gerekirken, kendi binasını Çoruh Nehri kıyısında çok katlı olarak inşa ettirmiştir. Belediye en başta kendi binasını yıkmalı ve nehir kıyısında benzer bir yapılaşmaya bundan sonra izin vermeyecek şekilde kentin imar planını yenilemelidir. Bu dönüşümü gerçekleştirecek belediye, en başta kendi yanlışını düzeltmelidir. Belediye binası mevcut yerinden kaldırılarak daha geniş bir alanda şehre yakışır bir mimaride yeniden yapılmalıdır.

ŞEHİT NUSRET PARKI YERİNE YAPILAN YENİ PARK

Şehit Nusret Parkı şehir merkezinde, Çoruh Nehri’nin kıyısında ağaçlarla donatılmış, yaz günlerinin vazgeçilmez mekanıydı. Şehit Nusret Parkı’nın yerine, yeni yapılacak proje hazırlanırken mevcut ağaçlar göz ardı edilerek planlanmıştı. Oysaki parkın ağaçları kesilmeden bir planlama yapılabilirdi. Yıllardır kentin simgesi olan yaz aylarının vazgeçilmez mekânı yok edilerek kimliğinden uzaklaştırılmış, kentli ile bağı koparılmıştır.

Görselleri yerel basında yer alan projede, eski parkın içindeki hizmet binası korunarak, yanına eklenecek yeni kafe binası da nehre paralel ve uzunca bir formda planlanacaktı. Bu durum parkla nehir arasına adeta bir set çekip, parktan nehrin görünmesine engel olacaktı. Yapılacak yeni binanın da ön tarafına oyun alanları yerleştirilecekti.  Bu şekli ile sadece görsel olarak çiçeklerle dolu, göze hoş gelen ama parktaki var olan ağaçlar göz ardı edilerek fonksiyonel olmayan, niteliksiz bir proje yapılacaktı.

Önce yanlış planlanan bu projeyi yapmak için parktaki yılların ağaçları kesildi. Eski park, yol kotundan birkaç basamakla inilen bir alandı. Park, yol seviyesine kadar doldurulduğundan hizmet binasının girişi toprak altında kaldı. Binanın bu şekilde kullanılamayacağı anlaşılınca yıkıldı. Daha sonra projeyi gören o dönemin valisi, kafe binasının projede yer aldığı üzere Çoruh Nehri’ne paralel ve uzun bir şekilde yapılmasının doğru olmayacağını öngördü. Binanın Askeri Gazino tarafına alınıp, Çoruh Nehri’nin önün açılmasını sağladı. Sonuçta ilk başta kamuoyuna sunulan, eski hizmet binasını ve nehre set çeken yeni yapılacak kafe binasını içeren proje yapılmadı. Bu müdahaleler sonucu yapılan park ise eski kimliğinden koparıldı ve içerisindeki tüm ağaçlar, ömrünü tamamladı bahanesiyle yok edildi. Çoruh Nehri boyunca yapılan beton çıkmaların büyük kısmı, işlevsiz bir alan olarak parkın içerisinde durmaktadır. Parkın ortasındaki ağaç vb. mekân sınırları olmayan oturma yerleri ise insana parkın ortasında kalmış hissi veriyor.     

ŞEHİT NUSRET PARKI KARŞISINDAKİ ALANA YAPILAN PARK PROJESİ

Şehit Nusret Parkı’nın karşısında, otopark olarak kullanılan alanın park olarak yapılmasına karar verildi. Park yapımına ağaçlar ve nehrin doğal kıyısı yok edilerek başlanıldı. Bayburt’un en güzel manzara fotoğraflarında; Bayburt Kalesi, Çoruh Nehri ve doğal kıyılarındaki yeşil alanları vardı.

Ne yazık ki Bayburt'un en güzel manzara fotoğrafı artık mazide kaldı çünkü nehrin doğal kıyısındaki ağaçlar kesilerek nehir beton duvarlar arasına hapsedildi ve doğal kıyısı yok edildi.

Şehit Nusret Parkı’nın yerine yapılan benzer bir park, karşısındaki otopark olarak kullanılan alana yapıldı. Bu park yapılmadan önce Çoruh Platformu Ortak Raporu’ndaki önerim, halkın su ile yakınlaşma isteğinin gerçekleşmesini sağlamak için alanın henüz duvarla örülmemiş doğal kıyısındaki ağaçların olduğu yeri koruyarak buradan insanların suya yaklaşmasını sağlamaktı. Yerel yönetim halkın su ile buluşma talebini, kıyıdaki ağaçları keserek bu alanda nehre doğru inen beton dairesel basamaklarla gerçekleştireceğini düşündü. Nehrin doğal kıyısını yok ederek yapılan bu beton basamaklar amacına hizmet etmekten çok uzaktır. Şehit Nusret Parkı’ndakine benzer bir şekilde, park boyunca nehre doğru beton çıkmalar yapıldı. Yine yeşil alanı az, sert zemini daha fazla, özgün olmayan sıradan bir park planlandı.

ÇORUH KIYISINDAKİ YARIM ASIRLIK ÇAMLIK

Bayburt'ta 1970 yılında, dönemin belediye başkanı Mustafa Turgut döneminde dikilen ve vatandaşların 'Çamlık' diye adlandırdığı alan, Çoruh Nehri kıyısınca uzanmaktaydı. Nehrin karşı kıyısındaki yeşil alanlarla da bütünleşen Çamlık, şehrin merkezinde insanların nefes alabildiği ve vakit geçirebildiği bir yerdi. Farklı atmosferi olan bu alan, sanki cennetten bir köşeydi. Cumhuriyet Caddesi’nin yenileme çalışmaları kapsamında halkın tüm tepkisine rağmen, kentli ile yarım asırlık mazisi bulunan Çamlık yok edildi.

ESKİ GENÇ OSMAN PARKI 

Genç Osman Parkı, doksanlı yıllarda şehir merkezinde yemyeşil bir alandı. Çevresi çam ağaçlarıyla çevrili, içinde yerlere kadar sarkan söğüt ağaçları, ortasında havuzu ve çocuk parkı vardı. Şehit Nusret Parkı’ndan sonra kent merkezinde insanların vakit geçirebildiği, çocukların oyun oynayabildiği tek parktı. Parkın etrafında araç yolları bulunmasına rağmen ortasından gereksiz bir yol geçirilerek park ortadan kaldırıldı. Bu alan yıllarca şehir merkezinde işlevsiz bir şekilde kaldı. Gereksiz olduğu anlaşılan bu yol iptal edildi ve alandaki ağaçların çoğu kesilerek yeniden düzenlendi. Mevcut ağaçları koruyarak insanların daha çok faydalanabileceği bir alan planlanabilirdi. Sonuçta yine şehrin var olan kamusal yeşil alanları korunamadı.

TAŞ KÖPRÜSÜ’NÜN YANINDA, ÇORUH NEHRİ YATAĞINDAKİ BİNA

2005 yılında Bayburt merkezdeki Taş Köprüsü’nün yanında bulunan alana, Çoruh Nehri’nin doğu kıyısına 8 katlı büyükçe bir apartman neredeyse nehre sıfır bir konumda yapıldı. Bu bina yapılmadan önce yağışlarla birlikte yükselen su seviyesi şimdi binanın oturduğu zeminin yaklaşık yarısına kadar yükselebiliyordu. Yani binanın oturduğu alanın bir kısmı nehrin eskiden doğal yatağıydı. Ülkemizde yakın zamanda gerçekleşen depremde, Hatay’da Asi Nehri’nin kıyısındaki birçok bina yıkıldı. Kent silüetini çirkinleştiren ve olası afetlerde tehlike oluşturan bu bina yıkılarak yanındaki henüz yapılaşmamış alanlarla birlikte park alanı yapılmalıdır.

TAŞ KÖPRÜ’NÜN SAĞINDA VE SOLUNDAKİ YAPILAŞMAMIŞ SON ALANLAR

Çoruh kıyıları yapılaşmaya açılmadan önce doğal kıyısı ağaçlarla kaplı bir alandı. Yaz aylarında insanlar, piknik yapmak ve nehirde yüzmek için bu yeşil alanlara geliyorlardı. Çağdaş dünyadaki planlamalarda da nehir kıyıları, halkın ortak kullanabileceği rekreasyon alanları olarak yapılmaktadır. Bizde, Bayburt’taki yapılaşmamış doğal nehir kıyılarını koruyarak halkın ortak kullanımına açmalıyız.

ÇORUH NEHRİ ÜZERİNDEKİ KÖPRÜLER

İçinden akarsu geçen kentlerdeki köprüler, kentin görsel hafızasında yer alan en önemli yapılardandır. Çoruh Nehri kıyıları, çevresi ve köprüleriyle beraber bir bütün olarak planlanmalıdır ve kentin kimliğini taşıyan köprüler inşa edilmelidir. Gerekli taşkın önlemleri alındıktan sonra, yaz aylarında nehrin içinde botların yüzebileceği bir planlama yapılabilir. Bu şekilde yapılan bir planlama ile nehrin kıyısındaki alanlarda insanlar vakit geçirebilir, nehrin içinde gezinti yapabilir ve şehir bir cazibe merkezine dönüştürülebilir.

Ne yazık ki Çoruh Islah Projesi yapılırken köprüler göz ardı edilerek planlandığından, ihtiyaç olduğu tespit edilen 2 adet yaya köprüsünün yapımı için projedeki yeni yapılan yürüyüş yollarının bir kısmı kırılmak zorunda kaldı. Halbuki nehir, çevresi ve köprüleriyle beraber bir bütün olarak planlanabilseydi, bu şekilde tahripler olmazdı.

ÇORUH NEHRİ KIYISINDAKİ RABİA KADIOĞLU PARKI

Bayburt Belediyesi’nin maddi imkanlarının yetersizliğinden dolayı yaptıramadığı ve Esenyurt Belediyesi’nin destek vermesi sonucunda, Çoruh Nehri kıyısına yapılan Rabia Kadıoğlu Parkı 2012’de hizmete açıldı. Parkta Çoruh Nehri boyunca kesintisiz devam eden yürüyüş yolları ve oturma alanları yapılmıştı. Rabia Kadıoğlu parkı yapıldıktan sonra insanlar, Çamlık’tan başlayıp Erzurum Köprüsü’ne kadar kesintisiz yürüyüş yapma imkânı bulmuştu. Nehrin su sesini duyarak ve kıyısındaki yeşil alanları izleyerek yürümek tarifsiz bir mutluluktu. Fakat dört yıl önce yapılan Rabia Kadıoğlu Parkı’ndaki yürüyüş yolları, 2016 yılında Islah Projesi kapsamında yıkıldı. “Çoruh Nehri’ni Bayburt’a katacağız” sloganı ile dönemin belediye başkanı sayın Mete Memiş, Çoruh Islah Projesi’ni yaptırdı. Çoruh Nehri’nin yatağı kenarlardan yaklaşık 7’şer metre dolduruldu ve nehir yatağının içinde yürüyüş yolları yapıldı. Nehir ortada beton bir kanala hapsedildi. İnsanların kaldırımdan metrelerce aşağıda bir kanalın içine girerek yürüyeceğini düşündüler fakat hiç kimse yürümek için aşağıya inmedi ve devletin milyonları heba edildi. Ne yazık ki yol seviyesinde yürümeyi tercih eden insanları da sudan uzaklaştırmış oldular.

ÇORUH NEHRİNE SET ÇEKEN HÜKÜMET BİNASI

2018 yılında kullanılabilir durumdaki otel binası yıkılarak onun yerine, bugünkü Hükümet Binası inşa edildi. Çoruh Nehri ve şehirlerarası yolun arasındaki dar uzun bir alana sıkıştırılarak yapılan yeni Hükümet Binası yüksek ve uzun formuyla nehir kıyısına adeta betondan bir set çekti. Halbuki Hükümet Binası gibi kamu binalarının insanları karşılayan bir meydanı ve ihtiyaç duyulan otopark alanlarının olması gereklidir. Nitekim yerel yönetimler kenti temsil eden Hükümet Binası ve meydanının, daha iyi planlanması için uluslararası yarışmalar düzenliyor.

ÇORUH NEHRİ KIYISINA YAPILAN REZİDANS VE CAMİ

2012 yılında, Çoruh Nehri kıyısında belediyeye ait en değerli arazilerden biri olan eski İtfaiye Müdürlüğü’nün arazisi satıldı. Sonrasında bu alana yüksek katlı 1071 Rezidans projesi yapıldı. Yapılan bu rezidansların karşısındaki nehir kıyısında var olan yeşil alanlarda plan değişikliği yapılarak, 2016 yılında 2000 kişilik büyükçe bir cami yapılamaya başlandı. Sonuçta yerel yöneticilerin, Çoruh Nehri kıyısındaki özel mülkiyet alanlarını kamulaştırıp, bu alanları rekreasyon alanları olarak halkın ortak kullanımına açması gerekirken, kamuya ait nehir kıyısında belediyenin son mirasını da sattılar.

ÇORUH KENARINDAKİ ŞEHİR PARKI

Şehir merkezine yakın bir konumda bulunan park, halkın nefes alabildiği geniş bir yeşil alana sahiptir. Fakat Şehir Parkı’nın hemen yanında Çoruh Nehri olmasına rağmen park nehirden kopuk olarak planlanmıştır. Parkta insanların suyla ilişkisini kuracak bir planlama ve tasarım yapılmamıştır. Parkın karşında nehrin diğer kıyısındaki yeşil alanlara yapılaşma izni verilmeyerek, Şehir Parkı’nın devamı olacak şekilde bütün olarak planlanmalıdır. Parkın bitişiğinde bulunan Çoruh Nehri’nde gerekli taşkın ve koruma önlemlerini alınarak insanların su ile yakınlaştıracak planlamalar yapılabilir.

Çoruh Nehri’nden başka kol alınarak, parkın karşısındaki yeşil alanlarda adalar oluşturulabilir. Suyun durağanlaşacağı bu kol kıyısında yapay plajlar veya havuzlar yapılabilir. Bu alanda çeşitli su oyunları için alanlar oluşturup su ile insanlar buluşturulabilir.

KALENİN ETRAFINIDAKİ ÇORUH NEHRİ KIYILARI

Çoruh Nehri, tarihi kalenin bulunduğu tepenin etrafında bir gerdanlık misali dönerek, yüksek eğimin etkisiyle bu alanda daha coşkun akmaktadır. Kaleyi taşıyan bu tepe, karakteristik bir taş dokusuna sahiptir ve kale bir taç misali bu tepeye giydirilmiştir. Kalenin arka tarafındaki nehir yatağının ve çevresinin doğal yapısı bozulmamıştır. Tüm bu özelliklerin yanında Saat Kulesi’ne de yakın olması sebebiyle bu alan kent için çekici bir alana dönüştürülebilir. Saat Kulesi’nin arkası genişletilerek büyük bir Kent Meydanı oluşturmalıdır. Kaleardı’na doğru nehre sıfır yapılan yapılar yıkılarak, nehir kıyısında sürekli yürüyüş yolu yapılabilir. Saat Kulesi’nden başlayan Kaleardı’na kadar kesintisiz devam eden rekreasyon alanı ile genişleyecek olan Kent Meydanı nehirle buluşturulmalıdır. Oluşacak Kent Meydanı, Bayburt Kalesi ve Çoruh Nehri’nin Kaleardı’na dönerken dolaştığı alanlarla bir bütün olarak planlanırsa kente yeni bir çekim merkezi kazandırılarak şehrin turizmine katkı sağlayabilir.

Türkiye'nin en büyük 3’üncü kalesi olan ve 150 bin metrekarelik alanda, 3 kilometre uzunluğa sahip surların yer aldığı Bayburt Kalesi’nde başlatılan restorasyon ve arkeolojik kazı çalışmaları tamamlanarak tarihi kale gün yüzüne çıkarılmalıdır. Bayburt Kalesi ve Çoruh Nehri ile bütünleşen bu alanlar iyi bir planlama ile turizme kazandırılabilir.

TARİHİ KENT MERKEZİNDEKİ YANLIŞ YAPILAŞMA

Bayburt’un merkezindeki az katlı ve ayrık nizamlı tarihi kent dokusu korunamamış ve zamanla bitişik nizam, çok katlı yapıların yapılmasına müsaade edilerek yok edilmiştir. Tarihi değer taşıyan binalardan; hamamlar, hanlar, medreseler vb. birçoğu korunamayarak yıkılmıştır. Tarihi kent dokusu kavramı, tescilli tarihi yapıların hem tekil olarak hem de sokak dokusu olarak tarihi şehir çekirdeklerini oluşturduğu, koruma amaçlı planlarında da “kentsel sit alanı” olarak tescillenerek koruma altına alındığı alanlardır. Bayburt’un tarihi merkezinde koruma amaçlı imar planı yapılmayıp, sadece bina olarak Ulu Cami, Bedesten vb. birkaç bina koruma altına alınmıştır fakat bu yapıtların bile etrafı yüksek binalarla kapatılmıştır. Oysa tarihi mekanların etrafı açılmalı ve şehirle ilişki kuracak şekilde düzenlenmelidir. Kent merkezinde tarihi dokuyu yok eden mevcut imar planı terk edilmeli ve acil olarak koruma amaçlı imar planı ele alınmalıdır.

Tarihi şehir merkezinde müsaade edilen yoğun bir yapılaşma ve daraltılan yollar sebebiyle Saat Kulesi etrafı ve merkezde bulunan ara sokaklalar, adeta açık otopark alanına dönüştü. Merkezdeki yüksek katlı ve bitişik nizam yapılaşma, tarihi dokuyu yok ettiği gibi merkezde artan araç yoğunluğuna da sebep oldu. Cumhuriyet Caddesi’nde daraltılan yollar ile Saat Kulesi Meydanı genişletilerek trafiğe kapatılıp yayalaştırılmalıdır. Bununla beraber alternatif yeni araç ve yaya yolları planlanabilir. Korunabilen Ulu Camii, Bedesten. Taşhan vb. tarihi binaların etrafı açılarak meydanla ilişkilendirilmelidir. Tarihi şehir merkezinde yörenin yapı malzemeleri kullanılarak, kente özgün mimariye uygun olan binalar yapılmalıdır.

ESKİ HÜKÜMET KONAĞI VE MEYDANI

Eskiden halk arasında Saray Bahçesi olarak bilinen alanda, 1989 yılında Bayburt’un il olması sonrası, Hükümet Konağı ve meydanı yapıldı. 2000’lı yılların başında dönemin yerel yönetimi, şehrin otopark sıkıntısını çözmek için Hükümet Konağı Meydanı’nın açık otopark alanı olarak kullanılmasına karar verdi. Bu sebeple binanın meydana açılan ana girişi, Hükümet Konağı’nın meydana bakan ön cephesinde alınarak arka cephesine verildi. Ana girişin değişmesinden dolayı bina komple tadilata girdi. Açık otopark yapmak istedikleri konağın meydanında ise var olan tüm ağaçlar kesildi ve meydanın döşeme taşları sökülerek açık otopark alanına uygun olacak şekilde yeniden döşendi.

Daha sonra 2017 yılındaki yerel yönetim tarafından, yakın zamanda tadilat edilen Hükümet Konağı yıkıldı. Yıkılan bu binanın ve açık otoparka dönüştürülen meydanın altına kapalı otopark alanı yapıldı. Cumhuriyet Caddesi’nden otopark girişi verilerek meydanın ana caddeyle kesişen tek cephesi de kapatıldı. Zemin altında yapılan kapalı otoparkın üstü ise kent meydanı olarak planlandı. Halbuki şehirlerdeki kent meydanları, şehrin ana caddesi, sokakları ve yaya yollarının kesiştiği noktalarda oluşur. Ortasında garip bir şekilde dizilen içinde ağaçlar olan saksıları ve düzgün oturma yerleri dahi olmayan bu alan, şehrin ortasında bomboş ve işlevsiz bir şekilde durmaktadır.

Cumhuriyet Caddesi’ndeki yenileme projesi kapsamında Belediye ve Valilik binalarının bulunduğu Cumhuriyet Caddesi, Saat Kulesi Meydanı’na kadar daraltıldı ve yapılan kapalı otoparkın girişi de bu caddeden verildi. Bu sebeplerden dolayı artan yoğunluk trafik akışını yavaşlatmaktadır.

ŞEHİR İÇİNDEKİ ÇARPIK YAPILAŞMA

Resimde görüldüğü gibi İmaret Tepesi’nde dairesel formda 4 katlı büyükçe bir bina yapıldı. Tepede bulunan Şair Zihni Anıtı’nı gölgede bırakan devasa yapı, kent silüetini de bozmaktadır. Benzer şekilde Şehit Osman Tepesi’nde de çarpık bir yapılaşma olmuştur. Önemli anıtların bulunduğu ziyaret tepelerini gölgede bırakacak yapılaşmalara izin verilmemelidir. Bu alanlar sadece rekreasyon alanı olarak kullanılmalıdır.

Şehir merkezindeki Zahit, Şingah, Zahit ve Veysel gibi eski mahallelerde, günümüz imar mevzuatındaki arazi kullanım oranlarının üzerinde bir yapılaşma görülmekte ve altyapısı yetersiz virane bir halde şehrin merkezinde bulunmaktadır. Şehrin görüntüsünü bozan aynı zamanda olası bir afette risk taşıyan bu eski yerleşim alanlarında kentsel dönüşüm yapılarak yenilenmemiştir. Sadece tekil olarak yenilenen köprüler ve binalarla bu şehrin kötü görüntüsü değiştirilemez. Şehir bir bütün olarak ele alınmalı ve şehirde kapsamlı bir dönüşüm başlatılmalıdır. Bu dönüşüm, yüksek katlı betonarme yapıların yapılması değil, şehrin kimliğine ve arazinin yapısına uygun az katlı ve birbirinin manzarasını kesmeyecek şekilde yöreye özgün bir mimariyle yapılmalıdır. Bu kapsamlı dönüşümün yapılması uzun zaman alsa ve maliyeti yüksek olsa da kentin stratejik bir hedefi olarak planlanarak yapılmalıdır.

BAYBURT’A YAPILAN YANLIŞLARIN DÜZELTİLMESİ ADINA VERİLEN 20 YILLIK MÜCADELE

Yerel yöneticilerimizin başta Çoruh Nehri ve kıyıları olmak üzere, geniş kapsamlı şehre değer katacak projeleri hayata geçirebilmelerine gönüllü olarak katkı sağlamak için, 2004 yılında başlayıp bugüne kadar devam eden girişimlerimden bahsedeceğim.  Anlatacaklarım, Bayburt’un kent olarak neden hak ettiği yere kavuşamadığı sorusunun cevabı olacağını düşünüyorum.

2004 yılında K.T.Ü Mimarlık Fakültesinden mezun olduktan sonra Bayburt’ta serbest mimarlık ofisi açtım. Aynı yıl yaşadığım evin karşısındaki Taş Köprüsü’nün yanında nehir kıyısındaki ağaçlar kesildi ve neredeyse Çoruh’a sıfır devası bir yapı yapılmaya başlandı. Bu yanlış uygulamadan sonra yaklaşık 20 yıl sürecek bir mücadele içerisinde kendimi buldum. Dönemin Belediye Başkanı Bekir Çetin ile bu konuda görüşmelerim oldu. Kendisine nehir kenarlarının halkın yararlanabileceği ortak yeşil kullanım alanları olarak yeniden planlanması gerektiğini, bu şekilde yapılaşmanın yanlış olduğunu ifade ettim. Belediyenin mali yönden bunu yapmasının imkânsız olduğunu öne sürerek bu fikri kabul etmedi.

1990 yıllarında Çoruh Nehri kıyısında Genç Osman Parkı yapıldı. 2000’li yıllarda yani sayın Bekir Çetin döneminde parkın ortasından gereksiz bir yol geçirilerek park kullanılamaz hale geldi ve alandaki ağaçlar yok edildi. Bu alan yıllarca şehrin merkezinde âtıl bir alan olarak kaldı. 2020 yılında ortadan geçirilen yol kaldırıldı ve alan tekrar park olarak halkın kullanımına açıldı. (Eski Genç Osman Parkı, Fotoğraf 29, 30)

Şekil 1 Avrupa Birliği’ne yazılan Nefes Alan Kent Projesi (NAK)

2005 yılında Bayburt Belediyesi’nin Çoruh Nehri ve kıyılarında doğru planlama yapabilmesine katkıda bulunmak ve gerçekleşmesi için belediyeye kaynak sağlayabilmek amacı ile Avrupa Birliği’nin uyum sürecinde bölgesel kalkınma ajanslarının mali destek programlarına başvurdum. Bu amaçla Nefes Alan Kent (NAK) projesini yazdım. Proje, Bayburt merkezde Çoruh Nehri kıyısındaki henüz yapılaşmamış alanların, halkın kullanabildiği kentsel yeşil alanlar olarak planlanması için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini detaylı bir şekilde ortaya koyuyordu.

2009 yılında seçilen Belediye Başkanı Hacı Ali Polat’ın yanına giderek, Çoruh Nehri kıyısındaki alanlarda plan değişikliğine gidilmesinin gerektiğini söyledim. Halkın tepkisi ve yüksek kamulaştırma bedeli olacağı için bunu finanse etmelerinin mümkün olmadığını ifade etti. Ne yazık ki döneminde, bırakın talebimizin karşılık bulması, Çoruh Nehri kıyısında belediyeye ait en değerli arazilerinden biri olan eski İtfaiye Müdürlüğü’nün arazisi de satıldı. Başkan açıklamasında, en kısa zamanda daha rantabl kaynak üretme adına bu özelleştirmenin yapıldığını açıkladı. Sonuçta Çoruh Nehri kıyısında özel mülkiyetin kamulaştırılıp, buraların halkın ortak kullanabileceği yeşil rekreasyon alanları olarak kullanılması gerekirken nehir kıyısında belediyenin son mirasını da sattılar. Sonrasında yüksek katlı 1071 rezidans projesi bu alana yapıldı. (https://www.bayburtpostasi.com.tr/yasam/gorugun-son-mirasi-da-satildi-h4801.html - 31 Temmuz 2012)

Şekil 2 Çoruh’un son mirası da satıldı, Bayburt Postası haberi

2014 yılında Bayburt Belediye Başkanı, Mete Memiş oldu. Kendisi seçim vaadinde, katılımcı bir belediye yönetiminin olması gerektiğine inandığını ve Bayburt için gelen fikirleri değerlendireceğini söylüyordu. Bireysel olarak görüşmelerde bulundum ve kendisine dünyada şehir merkezinden nehir geçen kentlerdeki planlama yöntemleri hakkında teknik olarak bilgiler sundum. Kasım 2015 ‘de Bayburtlu olan sayın Naci Ağbal’ın Maliye Bakanı olması ile belediyenin mali yönden kötü olması öne sürülerek kabul görmeyen planlamaların artık yapılabileceği inancı ile 2016 yılı mart ayında şimdiki K.T.Ü Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenap Sancar ve kent planlaması alanında uzman diğer akademisyenlerle beraber sayın Başkan Mete Memiş’i ziyaret etmek için Bayburt’a gittik. Amacımız Çoruh Nehri ve kıyılarındaki planlamalar başta olmak üzere kentsel planlamalarda bilimsel verilere dayalı doğru projelerin Bayburt adına hayata geçmesine katkı sağlamaktı. Aylar öncesinden bizzat Mete Bey’in kendisinden randevu alarak değerli hocalarımı bu amaç için Bayburt’a davet ettim. Bayburt Belediyesi’ne geldiğimiz zaman, Mete Bey cenaze törenine katılması gerektiğini ve imardaki yetkililerin kendisinden daha iyi bu konuyu anlayacağını söyleyerek ayrıldı ve sonrasında dönüş yapmadı. Daha sonra Maliye Bakanı’mız Naci Ağbal’a, Çoruh Nehri’nin kıyısındaki alanların, halkın ortak kullanacağı yeşil alanlar olarak yeniden planlanması gerektiğini fakat bunun öneminin, Bayburt’taki yerel yönetimler tarafından anlaşılamamış olmasından dolayı üzüntümü anlatan ve önerdiğim proje hakkında teknik detayları içeren bir mail gönderdim ama geri dönüş olmadı.

Çoruh Nehri’ni, Bayburt’a kazandırmak amacı ile nehrin kıyılarındaki alanların yapılaşmaması gerektiğini dünyadan örnekler vererek anlatmaya çalıştığım sayın Mete Memiş döneminde tüm bu çabalarıma rağmen Haziran 2016’da iş makinelerinin nehir yatağında çalışmalarını görünce hemen yetkilileri aradım ve ne yapılmak istendiğini sordum. Nehir yatağının içinde yürüyüş yolu yapılacağı cevabı ile büyük şaşkınlık yaşadım. Halbuki benim yıllardır yöneticilere ifade ettiğim rekreasyon alanlarının Çoruh Nehri’nin kıyısında planlanması gerektiği idi. Bilimsel verilere dayalı bu önerim, yerel yönetim tarafından anlaşılamadı ve yöneticimizin kısa sürede büyük proje yapma hayali seçim yatırımı olarak daha kolay ve akıllıca geldi. Projeyi önce belediyeden istedim fakat alamadım sonra DSİ Bayburt Müdürlüğü’nü aradım ve orası da talebimi reddetti. Daha sonra belediyede encümen üyesi olan mimar arkadaştan DSİ Müdürlüğü’ne gitmesini ve bilgi almasını rica ettim. Kendisine gösterilen projenin kesitini kabaca çizip bana gönderdi. Buna proje demek yanlış olurdu. Yapılacak olanın, nehri beton kanala çeviren basit bir kesitten ibaret olduğunu gördüğüm an üzüntüden yıkıldım. Ben, 12 yıldır Nehrin etrafındaki yeşil alanların betonlaşmaması için mücadele verirken, değil nehrin kıyılarını kurtarmak nehrin de beton bir kanala dönüştürüleceğini görmek tarifsiz bir acıydı benim için.

Mete Bey’i aradım, çok büyük bir hata yapıldığını proje yapımı henüz yeni başlamışken bir an önce bu yanlıştan dönülmesi gerektiğini anlattım, ikna edemeyince Mete Bey’i Trabzon’a üniversitedeki akademisyenlerle görüşmesi için davet ettim yine projenin yanlışlığını kabul etmedi. “Çoruh Nehri Projesi hayata geçiyor” başlıklı yazı, nehirde çalışmalar başladıktan 3 ay sonra basında yer aldı. Eylül 2016’da yayınlanan haberle bu yanlış uygulama ulusal basında yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile gerçekleştiğini ve sayın Erdoğan’ın “Çoruh’la ilgili projeleri yaptırın, doğru şeyler olsun.” dediği yayınlandı. Bu talimatın ardından Mete Bey, “Maliyet onlara ait proje bizim. Maliye bakanımız Naci Ağbal ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu projenin en son haline baktı’’ dedi. Proje hazırlanırken hiçbir şekilde para düşünülmediği ve maliyet hesabı yapılmadığına dikkat çeken Belediye Başkanı Memiş, şunları kaydetti, “Bu projede doğru şeyler yapılacak. Projeyle Çoruh Nehri gerçekten Bayburt’a çok şey katacak. Sen Nehri’nin Paris’e kattıklarından daha fazlasını katacak” dedi. https://www.bayburtpostasi.com.tr/bayburt/coruh-nehri-projesi-hayata-geciyor-h14364.html

Şekil 3 Basında yer alan Çoruh Nehri Projesi’nin haberi

2017 yılında CİMER’e durdurulması için başvuruda bulundum. Aldığım cevapta şehrin ileri gelenlerinin fikir beyanları da değerlendirilerek paydaş bir proje oluşturulması amaçlandığını ve projenin halkın istediği forma büründürüldüğünü yazıyordu. Halkın istediği form Çoruh nehrinin bir beton kanala alınması mıydı? Bu beyanların hiçbiri gerçekleşmedi.

Şekil 4 CİMER’e gönderilen dilekçe

11 Temmuz 2017’de Trabzon Zorlu Grand Otel’de “Karadeniz’in Doğa ve Kültür Değerleri Risk Altında” başlıklı düzenlenen panelde, Bayburt şehir merkezinden geçen Çoruh Nehri içerisinde yapılan ıslah çalışmalarını eleştiren bir konuşma yaptım. Mimarlar Odası Başkanı sayın Eyüp Muhçu’ya konudan bahsederek yardımcı olmasını talep ettim. Trabzon İnşaat ve Mimarlar Odalarına konuya itirazımı içeren dilekçe verdim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Kent komisyonu Başkanı Muhammet Balta başta olmak üzere komisyondaki tüm üyelere mail attım. Kapsamlı bir dosyayı T.B.M.M Kent komisyonuna gönderdim. Bu dosyada Türkiye’de bütüncül bir kıyı alanı mevzuatının olmadığını, kent içi akarsuların ıslah edilirken doğal yapısının yok edildiğinden bahsettim. Avrupa ülkelerinde her kent kendi özelinde, akarsuyunun özelliklerine bağlı olarak kurallar getirmekte ve tasarım rehberleri oluşturmaktadır. Buna benzer bir şekilde Türkiye’deki kıyı alanı mevzuatında yasal düzenlemelerle, kullanıcı ile suyu birbirinden uzaklaştırmayacak planlamaların yapılmasının zorunlu olduğunu ve kent içi akarsuların sadece DSİ’nin ıslah mantığına teslim edilmemesi gerekliliğini anlatan birçok bilimsel makalenin de bulunduğu teknik bir dosya verdim.

Türkiye’de faaliyet gösteren Bayburt dernek başkanlarının telefon numaralarına ulaşarak Çoruh Nehri Projesi’nin durdurulması için iletişime geçip bilgilendirdim. Bayburt’un önde gelen bürokratlarını aradım. Sayın vekilimiz Şahap Kavcıoğlu ile görüştüm kendisi de Çoruh Nehri Projesi’ni doğru bulmadığını söyledi, bu beni fazlasıyla mutlu etti. Proje henüz vücut bulmadığından projenin yanlış olduğunu çoğu siyasi ve halk farkında değildi bundan dolayı kamuoyunda farkındalık oluşturmak için yazdığım “Bayburt, Bayburt olalı Çoruh böyle zulüm görmedi!” başlıklı yazımı yazdım ve basına verdim.
https://www.bayburtpostasi.com.tr/gezi-cevre/bayburt-bayburt-olali-coruh-boyle-zulum-gormedi-h16227.html (22 Ekim 2017)

Şekil 6 “Bayburt, Bayburt olalı Çoruh böyle zulüm görmedi!” başlıklı yazı

Yanlış uygulama zamanla ortaya çıkmaya başladıktan sonra halkın tepkisini çekti ve proje geçici süreliğine durduruldu. Artan tepkilere rağmen projeden vazgeçilmeyip, nehir yatağında basit değişiklikler yapılarak aynı projeye birkaç alternatif hazırlandı. Eylül 2017’de Bayburt’u ziyarete gelen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Çoruh Nehri Islah Projesi'ne dair, “Hiçbir yerde böyle bir ıslah yapmadık. İnşallah muhteşem olacak.” dedi. Sayın Veysel Bey’in gelen itirazlara tepki vermesi ve projenin doğruluğunu savunması sonrasında, sayın vekilimiz Şahap Kavcıoğlu ,daha öncesinde birçok kişinin farkında olmadığı zaman projenin yanlış olduğunu öngörüp bunu söylemesine rağmen, Bakan Veysel Eroğlu’nun doğru dediğine biz yanlış diyemeyiz dedi.

https://www.timeturk.com/bakan-veysel-eroglu-coruh-muhtesem-olacak/haber-734937

Eylül 2017 yılında Bayburt halkının, Çoruh Nehrine yapılan Islah Projesi başta olmak üzere şehirde yapılan yanlış uygulamalar hakkında halkın bilgi sahibi olması amacıyla, sosyal medyada paylaşımlarda bulunmaya başladım.

Şekil 9 Bayburt halkını bilgilendirmek için açılan sosyal medya hesabı
https://www.facebook.com/asuman.aydemiruz

Ekim 2017’de Trabzon’da Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) Toplantısı gerçekleştirildi. "Ombudsman Trabzonlular ile Buluşuyor" programı kapsamında Kamu Baş Denetçisi aynı zamanda Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olan Sayın Şeref Malkoç, STK temsilcileriyle bir araya geldi. Bu toplantıya, dönemin İçişleri Bakanı sayın Süleyman Soylu da katıldı. Ben de bu toplantıya katılarak, Bayburt’ta yapılan Islah Projesinin yanlış olduğunu bir an önce durdurulması gerektiğini açıklayan bir konuşma yaptım. Sayın Süleyman Soylu ve Şeref Malkoçla da bizzat görüştüm ve henüz yeni başlanan Çoruh Islah Projesinin yanlış olduğunu ve durdurulması gerektiğini söyledim. Konu ile ilgili teknik raporların bulunduğu bir dosyayı her ikisine de teslim ettim. Kamu Denetçiliği Kurumu’na projenin durdurulması için resmi başvuruda bulundum. Projenin araştırılmasını ve kamu malının boş yere heba edilememesi gerektiğini, dolayısıyla henüz yeni başlanılan projeden geri dönülmesini söyledim ama ne yazık ki başvurum kabul edilmedi ve reddedildi.

Şekil 10 Kamu Denetçiliği Kurumu’na yapılan başvurunun reddi

Bu süreçte, Aralık 2017’de change.org’ta imza kampanyası başlattım. Kampanyanın amacı Çoruh Nehri Islah Projesi’nin durdurulması ve bu gibi yanlış uygulamaların ülkemizde yapılmamasıdır. Türkiye’nin bütüncül bir kıyı kanunun olmadığını, kent içi akarsularının ıslahı yapılırken sadece akarsuyu yüksek duvarlar içine alan DSİ’nin ıslah mantığına teslim edilmemesi gerektiğini belirttim.

Yapılan bu yanlış projeyi durdurmak için elimden ne geliyorsa yaptım. Projenin başladığı dönemde görevde olan ve tüm itirazlara rağmen nehri beton kanala alan ıslah projesini durdurmayan bakanlar, milletvekili ve belediye başkanı değişmişti. Çoruh’taki yapım devam ederken 2019 seçimleri sonrası sayın Hükmü Pekmezci Belediye Başkanı oldu. Yeni başkan Hükmü Pekmezci’ye Ekim 2019’da değerli hocam KTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenap Sancar ile ziyarette bulunduk. Bayburt’ta birçok çalışmaları ve tecrübeleri olan ve şehri bilen hocamla Çoruh Nehri kıyılarının ve şehrin planlanması hakkında görüşlerimizi sunduk ve ıslah projesinin durdurulmasını istedik. Bundan sonra şehir adına daha doğru planlamaların olması için kendisine gönüllü olarak yardımcı olmak istediğimi ve bu amaçla yapılacak çalışmalardan haberdar olmak istediğimi söyledim. Beraber Çoruh Nehri kıyısında incelemeler yaptık, burada da kendisine henüz yapılaşmamış yerleri kamulaştırarak buraların halka açılması gerektiğinden bahsettim fakat bu fikri desteklemedi. Bu konu hakkında sayın Valimiz Cüneyt Epcim ile de görüşmede bulundum ve yapılmakta olan ıslah projesinin bir an önce durdurulması gerektiğini söyledim. Nehir yatağının doğal haliyle kalmasını ve kıyılarındaki yeşil alanların korunmasını kendisiyle paylaştım, bu konuda desteklerini istedim. Erzurum Köprüsü’nden üniversitenin oradaki yürüyüş köprüsüne kadar olan nehir yatağındaki beton kanala çevirme çalışmaları 1. Etap Islah Projesi olarak geçmektedir. 1.Etap çalışmaları halkın tüm tepkisine rağmen durdurulmayıp 2017-2019 yılları arasında tamamlandı. Yürüyüş Köprüsü’nden Saat Kulesi’nin oradaki Çarşı Köprüsü’ne kadar olan nehir yatağındaki yapılacak olan çalışmalar ise Çoruh Nehri Geçişi 2. Etap Çalışmaları olarak adlandırılmaktaydı. 23 Mayıs 2020’de Çoruh Nehri Geçişi 2. Etap Çalışmaları için Bayburt Valiliği’nde toplantı düzenlendi. Toplantıya Milletvekili Fettanı Battal, Belediye Başkanı Hükmü Pekmezci, AKP il başkanı Hacı Ali Polat katıldı. Vatandaşın talebini merkeze alarak DSİ’ye çalışma yaptırdıklarını ifade ettiler. 1.Etap Çalışmalarının da halkın isteği doğrultusunda yapıldığı beyanı verilmişti fakat sonuçta halk, Çoruh Nehri’ni kanala alan projeyi istemedi. Tekrar halkın istekleri doğrultusunda en doğru olanı yapacaklarını ifade ediyorlardı ama Bayburt adına doğru şeyler yapılmıyordu. Basında yer alan yerel yöneticilerimizin, Çoruh Nehri Islah Projesi’nin devam edileceği hakkındaki açıklamaları sonrası, 25 Mayıs 2020 ‘BAYBURT ÇORUH NEHRİNE SAHİP ÇIK’ başlıklı yazımı yazdım ve basına verdim. Bir şeylerin değişmesi ancak halkın birlik olmasıyla mümkün olacağından Bayburt halkını göreve davet ettiğim yazıydı.

https://www.bayburtpostasi.com.tr/gezi-cevre/bayburt-coruh-nehrine-sahip-cik-h19268.html

Şekil 13 “Bayburt Çoruh Nehri’ne Sahip Çık” başlıklı yazı

29 Mayıs 2020’de Vali Epcim, “Çoruh Nehri’nin dizaynı, modern anlamda taşkın koruma sistemine dahil edilmesi ve aynı zamanda estetik bir görünüme sahip olması noktasında ciddi bir gündem var. Bu gündemi yıllardır takip eden Sayın Milletvekilimizin deneyimleri, yine bu konuda deneyimleri olan şimdiki Belediye Başkanımız ve AK Parti İl Başkanı bir değerlendirme yapmak üzere bir aradayız. Bu süreç bizler açısından yeni başlıyor. Şunu ifade edelim ki; Türkiye’nin en güzel projelerinden birini yapma arzusundayız” diye konuştu ve tepkiler sonucu Çoruh Nehri 2. Etabı kapsayan kısımlarda nehir yatağına dokunulmaması kararlaştırıldı.

https://www.bayburtpostasi.com.tr/bayburt/coruh-nehri-icin-proje-alternatifleri-gorusuldu-h19277.html 

Şekil 14 Vali Cüneyt Epcim’in, “Çoruh’un yatağına dokunulmayacak!” haberi

Yerel basında 5 Haziran 2020’de “Memleketten Haber Var” başlıklı canlı yayında, yapılan yanlış Islah Projesi’ni eleştirdim. Çoruh Nehri kıyılarında nasıl planlamalar yapılması gerektiğini açıklayan bir konuşma yaptım.

Şekil 15 “Memleketten Haber Var” başlıklı canlı yayın haberi

Yıllardır bireysel çabalarımın sonuç vermemesi sonunda, Bayburt halkının katıldığı daha geniş çapta bir birliktelik oluşturarak ancak yerel yönetimde söz hakkına sahip olunacağı fikrine sahip oldum. Bu amaçla yaptığım girişimler sonucu Çoruh Platform’u, 10 Haziran 2020’de sayın Prof. Dr. Rıfat Yıldız koordinasyonunda, sadece yerelde faaliyet gösteren 7 dernekten oluşarak kuruldu ve ne yazık ki istediğim gibi daha geniş çapta bir halk birlikteliği oluşamadı. Nitekim mevcut yerel yönetim kurulan platformu da muhatap almadı. https://www.bayburtmedya.com/bayburtta-coruh-nehri-platformu-kuruldu/66340/

Şekil 16 “Bayburt’ta Çoruh Nehri Platformu kuruldu” haberi

13 Temmuz 2020’de “Bayburt Baştan Sona Yeniden Planlanmalı” başlıklı yazım basında yer aldı. Bu yazımda, şehirde bütüncül ve bilimsel verilere dayalı bir planlamanın olmaması, kent adına yanlış kararların verilmesine sebep olduğuna bununda kentte geri dönüşü zor olan tahribatlara yol açtığını ve bunu önlemek için bu şehrin bir bütün olarak yeniden planlanması gerektiğini açıkladım. 
https://www.bayburtpostasi.com.tr/yazihane/bayburt-bastan-sona-yeniden-planlanmali-h19366.html

Şekil 17 “Bayburt Baştan Sona Yeniden Planlanmalı” başlıklı yazı haberi

Kurulan Çoruh Nehri Platformu, uzman heyeti oluşturdu. Benim de içinde bulunduğum 11 akademisyen ve uzman kişi Bayburt’ta 26 Temmuz 2020’de buluşup Çoruh Nehri’nde incelemelerde bulundu, sonrasında toplantı yaptı. Heyetteki kişiler, konu ile ilgili tespitlerde bulunup öneriler verdiler. https://www.bayburtpostasi.com.tr/dernekler/coruh-nehri-platformu-uzman-heyeti-incelemelerde-bulundu-h19395.html

Şekil 18 Çoruh Nehri Platformu Uzman Heyeti toplantısı haberi

Uzman heyeti 1. Etap Çoruh Islah Projesi’nin yanlışlığını ortaya koyan ve bundan sonra nelerin yapılacağı bilgisini içeren, Çoruh Platformu Raporu’nu, 8 Eylül 2020’de yayınladı ve ilgili tüm yöneticilere, kamu kurumlarına ve siyasilere gönderdi. Bundan sonra yapılacak projelerden, platformun ve Bayburt halkının bilgilendirilmesini talep etti.

Şekil 19 Çoruh Nehri Platformu'nun raporu yayınlandı haberi

https://www.bayburtpostasi.com.tr/ekonomi/coruh-nehri-platformu-nun-raporu-yayinlandi-h19566.htmlas

Haziran 2020’de kurulan Çoruh Nehri Platformu’nun amacı nehri beton kanala alarak doğal yatağını ve çevresini yok eden 1.Islah Projesini incelemek ve sonrasında yapılacak 2. Etap Islah Projesinde, nehrin doğal yapısının korunarak doğru planlamaların yapılmasına katkı sağlamaktı. Çoruh Nehri Platformu bünyesinde oluşturulan uzmanlar heyeti, Çoruh Nehri’ndeki 1. Etap Islah Projesi’nin yanlış olduğunu tespit edip bundan sonra Çoruh Nehri ve kıyılarında yapılacak çalışmalara dair görüşleri içeren ortak bir rapor yayınlandı. Bu rapor tüm ilgili kurumlara gönderildi ve bundan sonra yapılacak projelerde bu amaçla kurulan platforma ve Bayburt halkına yeni projeler öncesi bilgilendirme yapılması istendi fakat yerel yönetim bilgi verme ve danışma gereği duymadı.

Şekil 20 Çoruh Nehri Platformu’ndan sitem var haberi
https://www.bayburtmedya.com/bayburt-coruh-nehri-platformundan-sitem-var/72546/

Çoruh Nehri Platformu raporu yayınlandıktan sonra platforma herhangi bir dönüş olmadı. Sonrasında Şehit Nusret Parkı’nın yenileneceği haberi duyuldu. Bu projeden önce platforma herhangi bir bilgi verilmedi. Çoruh Nehri Platformu’nun ortak raporu için verdiğim önerilerde Şehit Nusret Parkı ve karşısındaki alanla ilgili önerim de vardı. Şehit Nusret Parkı’nın yenileceği haberini duyunca sayın Hükmü Pekmezci’yi aradım. Parktaki mevcut ağaçların korunup bunların varlığı göz önünde bulundurularak bir proje yapılması gerektiğini söyledim. Şehit Nusret Parkı ve karşı kıyısında belediyenin mülkiyetinde olan otopark alanının, yürüyüş köprüsü ile birbirine bağlanıp bir bütün olarak park tasarlanmasını önerdim. Bu otopark alanındaki ağaçların bulunduğu doğal kıyı korunarak ve gerekli önlemler alındıktan sonra bu kısımdan insanların suya yakınlaşmasını sağlayacak projelerin yapılması önerdim. Amacım Bayburt’ta daha doğru planlama yapılması için gönüllü olarak yardım etmekti. Hükmü Bey açıklamam sonrası imardaki arkadaşların beni arayacağını söyledi. Sonrasında dönüş olmayınca tekrar kendisini arayınca bana, Şehit Nusret Parkı’na proje hazırlattığını ve gerçekten çok güzel bir proje olduğunu söyledi. https://www.bayburthaber.com/haber/sehit-nusret-parkinda-agaclar-bir-bir-kesiliyor-1173

Sonrasında parktaki ağaçların kesildiğini ve yapılacak projenin görsellerini yerel basında gördüm. Bu projede, hizmet binası yanına eklenecek yeni kafe binası nehre paralel ve uzunca bir formda yapılmıştı ve parkla nehir arasına adeta bir set çekecek şekilde nehrin kıyısına yerleştirilmişti. Bu şekliyle parktaki yılların ağaçlarını yok sayarak tasarlanmış ve görsel olarak göz boyayan ama gerçekte işlevsiz bir planlama yapılmıştı.

Önce parkın içindeki ağaçları kestiler sonra yol seviyesine kadar park zeminini doldurdular. Alan doldurulunca eski hizmet binasının bir kısmı toprak altında kaldı ve bina girişi kapandı. Bu şekilde binayı kullanamayacaklarını sonradan fark ettiklerinde, parkın ortasında bulunan eski hizmet binasını yıkmaya karar verdiler. Projeyi gören dönemin valisi, yeni projede yapılacak kafe binasının yerinin yanlış olduğunu bu şekliyle nehrin önünü kapatacağını onun için bu binanın Askeri Gazino tarafına alınması gerektiği uyarısında bulunduktan sonra bina gazino tarafına yerleştirildi. Gerçeklikten ve bilimsel planlama ilkelerinden uzak hazırlatılan proje uygulanamadı. Sonuçta yapılan park yılların ağaçlarından koparıldı ve nehre bakan tarafının büyük bir bölümü ise işlevlendirilmemiş ve bomboş bir şekilde nehir kıyısında bulunmaktadır.

Fotoğraf 76 Yeni yapılan parkta Çoruh Nehri’ne bakan kısmın çoğu işlevsiz bir şekilde bulunmaktadır.

Şehit Nusret Parkının karşısındaki alanda şimdilerde yapımı devam eden park projesini uygulamak için, doğal kıyısındaki ağaçlar kesildi ve nehre istinat duvarı yapıldı. Kesilen ağaçların bulunduğu alanda, nehre doğru inen beton dairesel basamaklar yapıldı. Halkın isteği doğrultusunda proje yaptıklarını açıklayan yöneticilerimiz, insanların su ile yakınlaşma talebini bu basamaklarla gerçekleştirdiğini düşündüler. Amacına hizmet etmekten çok uzak olan bu beton basamaklar alakasız bir şekilde parkın bir tarafında durmaktadır.

SONUÇ

Şehre dar bir bakış açısı ile bakan yöneticilerimiz, bilimsel planlamadan uzak bir şekilde şehrin sahip olduğu, doğal ve tarihi güzelliklerini yok etmişlerdir. Yerel yöneticilerimiz kendi dönemlerinde, şehre hizmet ettiklerini halka göstermek için hızlıca yaptırdıkları, bütüncül olmayan ve uzman ekipler tarafından yapılmayan projelerle, şehirde dönüşü olmayan tahribatlara yol açmışlardır. Bunun üzerine bir türlü yenilenemeyen kent merkezindeki birçok eski yerleşimin harabe görüntüsü de eklenince şehrin görünümü iyice kötüleşmiştir. Bayburt il olmasının üzerinden 35 yıl geçmesine rağmen halen daha olması gereken kentsel gelişmişlik düzeyine kavuşamamıştır. Bayburt, birçok alanda ülke sıralamalarının en sonlarında yer alarak Türkiye’de rekorlar kırmıştır. Şehrin bu kötü gidişatının sebebi sadece yöneticilerimize yüklenemez, halk da kente sahip çıkma noktasında yeterince duyarlı davranmamıştır.

Her dönem devletinin yanında olduğunu, iktidarlara verdiği rekor oylarla ispatlayan Bayburt, devletin de desteğini yeterince alamamasının nedeni Bayburt’ta bu desteği almaya öncülük edecek bir irade yokluğudur. Bayburt’un bu kötü kaderi ancak kapsamlı bir değişim ve dönüşümle gerçekleştirebilir. Bu kapsamlı dönüşümü gerçekleştirecek olan ise kamu sektörü, özel sektör, üniversiteler, tüm sivil toplum kuruluşları, Bayburt’ta ve dünyanın dört bir tarafında yaşayan, memleketine bir vefa duygusuyla katkı sağlamak isteyen Bayburtlulardır. Tüm Bayburt halkını, hepimizin hayal ettiği dönüşümün gerçekleşmesi için birlik olmaya ve hak ettiği yere taşımak için Bayburt’a sahip çıkmaya davet ediyorum.

Ay batmasın, güneş doğmasın Bayburt’um üzerine  
Çıkmasın bizleri kahreden yaraların gün yüzüne  
Terkedilmiş yurdum, yalnızlığının türküsü Çoruh’un namelerinde  
Sahip çıksın sana yetiştirdiğin evlatların artık günün birinde

Asuman Aydemir Uz

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ayşe k. 4 ay önce

Büyük bir emek verilmiş yazıya belli, teşekkürler asuman hanim

Avatar
Murat Çelik 3 ay önce

Kitap yapılıp dağıtılacak bir haber. İçi muhteşem dolu bir habercilik örenği. Aksini iddia eden varsa benzer çalışmayı yapsında görelim. Emeğinize sağlık.

Avatar
ÇORuh'un Çoru 3 ay önce

Asuman Hanım emeğinize sağlık, çabalarınız için kutlarım fakat siz de görmüşsünüz ki işin ehlinin ne dediğinin kıymeti yok memlekette. Medeniyeti beton zanneden bir zihniyet sarmış ülkemin dört bir yanını. Koca koca ağaçları kesip, yerine tipsiz ne idüğü belirsiz ithal fidanları getirip ahşap saksılara dikmenin moda olduğu garip bir süreçten geçiyoruz. Bayburt bu kadar yanlıştan sonra eski haline döner mi? Biz göremeyiz de belki çocuklarımız daha yeşil daha yaşanılabilir bir Bayburt görürler(ümit ederiz ki). Yazılacak çok şey var da yazıyla anlatılmaz.

Avatar
ahmet 3 ay önce

Ay batmasın ama güneş doğsun Bayburt'a. Ağaçların da miadı dolarmış demek..Emekleriniz ziyan olmaz inşAllah.
Her gelen Belediye başkanından bir şey ummak boşuna. Herkesin uyacağı ilkeler tüm yurtta tavizsiz uygulanmak zorunda.AYAKTA KALABİLEN TARİH KORUNACAK....BİRİNCİ DERECE TARIM ALANLARI VE AĞAÇLAR ZARURİ OLMADIKÇA KORUNACAK...NEHRE YAKLAŞMA MESAFESİ İHLAL EDİLMEYECEK..BİNALARAIN ALTINA OTOPARK YAPILACAK..ŞEHRİMİZDE YAPILIP YIKILAN HAVUZLAR ÖRNEĞİNDE OLDUĞU GİBİ İSRAF YAPILMAYACAK...

Avatar
Zeynep B. 3 ay önce

Çok güzel özetlenmiş ve emek verilmiş bir yazı gerçekten elinize emeğinize sağlık Asuman hanım

Avatar
F.Koç 3 ay önce

Emeğinize sağlık.Çoruh Bayburtla bir bütün.Umut her zaman vardır.

Avatar
FATMA SERDAF 3 ay önce

Asuman hmm bu üstün gayretinizden dolayı sizi tebrik ediyorum.

Avatar
Ümit ÇEĞİNDİR 3 ay önce

Emeğinize sağlık çok güzel bir sunum olmuş