Bayburt Postası - Remzi Çavuldak’ın 1. Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında şekillenen hüzün yüklü hayatının sanatı üzerindeki etkilerine değinen Okutmuş, Bayburt Türküleri konu edildiğinde bir başyapıt sayılabilecek ‘Ben Feleği Gördüm’ eserinin söz bestesi ile çok özel bir konumunun olduğu yönünde değerlendirmede bulundu.
Çavuldak’ın Bayburt sevgisini ön plana çıkaran ‘Baytar’, ‘Bayburt’un İnce Yolunda’, ‘Bayburtlu Pek Naza Gelmez’ eserlerinin de hem söz hem beste anlamında şaheserler olduğunu dile getiren Okutmuş, anonim bestelerin kaynak kişisi olduğu kadar onu özel kılan yönünün çok özel bestelere imza atabilmiş bir sanata ulaşabilmesi olduğunu belirtti.
İlk müzik eğitimini Erzincan’da bir askeri liseden alan Çavuldak’ın, bu eğitimin izlerinin sonraki yıllarda yazdığı ‘Kop Dağı Oldu Duman’ marşında görüldüğünü söyleyen Okutmuş, Remzi Çavuldak’ın Bayburt’ta marş yazıp besteleyebilen tek isim olduğunun üzerinde durdu. Çavuldak’ın babasının Kop Savunması’nda şehit düşmesinin de bu besteyi özel kılan sebep olduğunu dile getirdi.
1960 yılında camide vaaz veren bir hocanın kendisine yaptığı eleştiri sonrası müziğe veda eden Çavuldak’ın en verimli yıllarını müzikten ayrı geçirmesinin Bayburt için kayıp olduğunu söyleyen Okutmuş, hoşgörü örneği olarak Harput’ta yaşanan bir hadiseye değindi. Okutmuş, bir yanda sanatçının camiye gitmesi sorun olurken diğer yanda cami müezzinin Naat’ın arasına Elezber makamı ile birlikte kesik hoyratlar girmesinin hoşgörülü bir şekilde karşılandığını dile getirdi.
Çavuldak’ın camide yaşanan bu olayın ardından enstrümanlarına zarar vermesini, Dede Korkut Hikâyelerindeki Kopuz’a verilen önemle kıyaslayan ve toplumun bir sanatçıyı getirdiği duruma değinen Okutmuş, “Hafızaya, kent kimliğine oldukça önem veren Vural İşaşır ve Muharrem Sayıner muhafazasında 2000’li yılları gören Çavuldak’ın 1930 yapımlı cümbüşü, 2012 yılında oğlu Ahmet Çağıldak’a teslim ediliyor. Baksı Yayınları’ndan çıkan ‘Bayburt Halk Müziği’ adlı esere verdiği büyük emekle de bilinen Ahmet Çağıldak da babası Remzi Çavuldak’ın cümbüşünü İstanbul’da onarım yaptırdıktan sonra Baksı Müzesi’ne bağışlıyor. Çavuldak’ın cümbüşü, Zakir Peksert‘in kemanı ve Mustafa Ahıskalıoğlu’nun bağlaması ile birlikte bugün Baksı Müzesi’nde sergileniyor” dedi.
Okutmuş, Nevzat Kösoğlu’nun ‘Türkü söylemek Türkçe konuşmaktan daha keskin bir Türk kimliğidir” sözünü hatırlatarak, “Cumhuriyet döneminde Mahmut Ragıp Kösemihal’in ilk çalışmalarından sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Bizim asıl müziğimiz Anadolu halkının söyledikleridir’ sözünden hareketle Anadolu’yu dolanan bir isim var: Muzaffer Sarısözen. Remzi Çavuldak’tan türküler derleyen ve aynı zamanda Çavuldak’ın dostu da olan Muzaffer Sarısözen’in bir sözü var, ‘Vahdet-i Milliye (Milli Birlik) bağlamanın telleri arasındadır” diye. Bugün türkülerden, bu topraklardaki kimliğimizden bahsedebiliyorsak bu durumun Remzi Çavuldak gibi büyük değerlerimiz sayesinde gerçekleştiğini bilmemiz gerekli. Sanat icra ederek aslında tapu kayıtlarımızı da oluşturmuşlar. 1976 yılında 66 yaşında iken hayatını kaybeden ve Bayburt Kalesi eteklerine defnedilen büyük üstadı rahmetle ve sonsuz minnetle anıyorum” diye konuştu.
Programda Remzi Çavuldak'ın 'Yanıma Güvenmedim' adlı eseri katılımcılara kendi sesinden dinletildi. Ayrıca Çavuldak'ın bir bestesi ve Bayburt Barları ile yer aldığı 1951 yapımlı Kore'de Türk Süngüsü filminden kesitler de izletildi.
BAYDER Başkanı Fatih Dündar da Remzi Çavuldak’ın eserleri ile yaşayan bir değer olduğunu söyleyerek Murat Okutmuş’a günün anısına teşekkür belgesi takdim etti.
Programda İmdat Sancar, Serdar Eslek, Zehra Eminoğlu ve Mustafa Gökoğlan tarafından Remzi Çavuldak eserleri seslendirildi.






