Rusya'nın Doğusunda Sibirya’da, üç milyon metrekareden fazla geniş alana sahip, başkenti Yakutsk olan Rusya’ya bağlı, dokuz yüz bini aşkın nüfuslu ülkedir, Yakutistan veya Saha Cumhuriyeti.
Yüzde on beşi buzullarla kaplı ülkede kışın ortalama sıcaklık eksi 35 derece, bir iki ay süren yazın ise artı 35 derecedir. Lena Nehri yılın sıcak geçen temmuz, ağustos gibi birkaç ayı hariç donmuş vaziyettedir; pazarda gıdalar, balıklar donmuş olarak satılır ve tüketilir. Aylarca ısının eksi 50 derecede seyrettiği Yakutistan dünyanın en soğuk yeridir. Yakutsk’da ortalama yıllık ısı 8 derecedir.
Rusça ve Yakutça konuşan nüfusun, yüzde elli beşini, Saha (Yakut) Türkleri teşkil eder. Kendilerini tanımladıkları Saha isminin Saka’lardan geldiği tahmin ediliyor. Nüfus çokluğunda ikinci gelen Rus’lardan başka, daha az sayıda Ukraynalılar, Tacikler, Kırgızlar ülkenin etnik unsurlarıdır.
Yakutistan, Rusya’nın alan olarak en büyük federal birimi ve Dünyanın en büyük yüz ölçüme sahip idari alt birimidir. İlk sakinleri, avcı-toplayıcı-ren geyiği yetiştirici Sibirya halkları iken 9. Yüzyıldan sonra Türk Saha halkı buraya göç ederek Lena Nehri havzasına yerleşmiş, ülkeye isimlerini vermiş. Daha yakın zamanda Sovyet döneminde Rus-Ukraynalı’lar gelip yerleşmişse de nüfusun çoğunluğu Yakut’larda kalmaya devam etmiş. Daha öncesinde 13. yüzyılda Moğolların fethettiği ülke; 1990 yılında, diğer Türk Halklarının bağımsızlıklarını kazandığı yılda, Rusya’ya bağlı özerk cumhuriyet statüsüne kavuşmuştur.
Türkçe’nin bir kolu sayılan, aradaki mesafeden dolayı Türk dillerinden biraz uzaklaşan Yakut dili, Dünyanın kadim dillerindendir. Pekarski’nin 13 ciltlik "Yakut Sözlüğü" Petersburg’da basılmış, Atatürk döneminde Türkçe’ye çevrilmiştir. Günümüzde Yakut bilim insanları, 15 ciltlik "Saha Dilinin Açıklamalı Sözlüğü"nü hazırlamışlar ve 1924'te vefat eden Yakut bilim insanı Novgorodov; Latin grafiğine dayalı Yakut Alfabesini oluşturmuş. Büyük ihtimal, Türkiye Cumhuriyeti 1928 yılında harf değişimi yaparken bu çalışmayı göz önünde bulundurmuş.
26 Şubat 1926 yılında yapılan 1. Bakü Türkoloji Kurultayı; Türk Dünyasından, Türkiye’den ilim adamları ve tüm dünyadan Türkologların katıldığı, Türk halklarının kültürel ilerlemesi için Latin Alfabesi kullanılması fikrinin benimsendiği, geniş katılımlı bir kurultay. Ne yazık ki kurultaya katılanların büyük çoğunluğu Stalin döneminde Türkçülük ve milliyetçilikle suçlandı, rahatından ve hayatından oldu, kurşuna dizilmekten kurtulan az sayıdaki kurultay katılımcısı Stalin sonrası aklandı.
1928'de Semerkant’ta tekrar toplanma kararı alınmasına rağmen, Türkoloji Kurultayının bir daha tekrarı yapılamadı, Bu kurultayın ürünü "Yeni Türk Alfabesi" ismi, 1930'da tüm Sovyet Cumhuriyetlerinde, "Yeni Latin Alfabesi" olarak değiştirildi. Bilimsel adımların da atıldığı Kurultayın en ilginç katılımcıları, Yakutistan’dan gelenlerdi.
Buzlarla kaplı Yakutistan’dan yola çıkan Barakov başkanlığındaki heyette; şair-yazar Kulakovski, şair yazar Sofronov’un aralarında olduğu beş kişi vardı. 8.854 kilometre kilometre mesafede günlerce süren tren yolculuğu sırasında Kulakovski rahatsızlanıp Moskova’da vefat etti. Barakov, diğer katılımcıların çoğu gibi, kurultay sonrası Türkçülük suçlamasıyla 1938'de kurşuna dizildi. (Kurultayla ilgili geniş bilgi için Türk Edebiyatı dergisinin şubat sayısına bakılabilir.)
Milli kimliğini muhafaza eden Türk asıllı Yakut’ları görüp tanımamız, Bayburt’ta bir Dede Korkut şenliğinde gerçekleşti. Yakutistan’dan gelen öğrenci grubu, Öğretmenevinde sesli olarak konuşup şakalaşıyordu, dikkatle dinlememize rağmen konuştuklarını anlamıyorduk; hocalarına durumu anlatınca, iki öğrenci çocuğu çağırdı ve sayı saymalarını söyledi. Çocuklar sayıları bizim gibi saymaya başlayınca Türkçe konuştuklarına ikna olduk ve köklü dillerde diğer kelimeler değişime uğrasa da, sayıların aynı kaldığını bu sayede öğrendik.
Türk Devletleri Teşkilatı üyesi olan Yakutistan’ın halkının çoğu, eski inançları Şamanlıktan ziyade Ortodoks Hıristiyanlığı benimsemiş, İslam’ı seçen çok az.
Yakutistan’ın, ekonomik açıdan elması (elma değil), altın gibi kıymetli madenleri, kürk ve balığı çok değerli.