İsrail tarafından yapılan saldırı sonrası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seyahatini yarıda keserek Türkiye’ye döndüğünü hatırlatan Tanrıverdi, Başbakanın saldırıyı kınamasının yanı sıra gemide bulunan vatandaşların ve yabancıların serbest bırakılmasını bir ultimaton olarak ifade ettiğini belirterek, Başbakanın talimatıyla bölgeye gittiğini ve bir kişi dahi kalmayacak şekilde bütün insanları getirdiklerini söyledi.
Tanrıverdi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir kişi bile bırakmadık, herkesi Türkiye’ye getirdik”
“Başbakanımızın talimatı üzerine Tokat Milletvekili, Dışişleri Müsteşar Yardımcısı ve Başbakanımızın Başmüşaviri ile birlikte 3 yolcu ve 3 ambulans uçağıyla İsrail’e gittik. İsrail’e iner inmez diplomatik görüşmeler başladı. Yaptığımız temaslar sonucu 493 insanımızı 19 yaralımızı ve 9 şehidimizi Türkiye’ye getirdik. Burada İsrail’in direnmesiyle karşılaştık. Ellerinde tuttukları vatandaşlarımızı sorgulamak istediklerini söylediler. Biz de onlara bizim vatandaşlarımızın suçlu olmadıklarını, hiç bir sorguya tabi tutulamayacağını söyledik ve vatandaşlarımızın sorgulanmalarını kabul etmedik. Sayın Başbakanımızın talimatlarını da bildirerek, bir kişi bırakmayacağımızı söyledik. Ve hepsini Türkiye’ye getirdik.”
“Çoğu insanımızın darp gördüğünü müşahade ettik”
“Bu insanlar suçlu değil. Çünkü İsrail Uluslararası sularda haksız yere alıp götürdü. Dolayısıyla İsrail’in bu taleplerini biz reddettik. Özelikle İHH genel Başkanının İsrail’de kalması gerektiğini söylediklerinde biz bu isteklerini de kabul etmedik. Bizim bu kararlığımızdan sonra bırakmak zorunda kaldılar. Bu koordinasyonda ne kadar görevli arkadaşımız varsa hiç sorgulatmadan ve orda bırakmadan hepsini getirdik. Tabiî ki bu görüşmeler sonucunda orada İsrail’in hala acımasızlığını, meseleye hınçla yaklaştığını, bu insanlara karşı düşmanlığını gördük, insanlarımıza işkence yaptıklarını öğrendik. Çoğu insanımızın darp gördüğünü müşahade ettik. Oradaki asker ve polislerin bu insanlara karşı insan dışı hareketleri orada bu hareketleri yaşayan insanlarımız tarafından bize ifade edilmiştir. Bu konuya ilişkin de İsrail yetkililerini elbette uyaracağız. Orada da bu uyarımızı yaptık.”
“Yapılan açıklamaların ortak noktası İsrail’in haksız ve acımasız saldırısıdır”
“İsrail’in yaptığı insanlık dışıdır. Kimi insanımızın kolu, kimi insanımızın bacağı kırılmıştır. Özellikle Yunanistan vatandaşı bir doktorun çok daha büyük işkence görmüş olması İsrail askerlerinin ve polislerinin İsrail hükümetinin vicdansızlığını bir kez daha ortaya koymuştur. Yapılan açıklamaların ortak noktası İsrail’in haksız, acımasız saldırısıdır. İsrail’in bir vahşi anlayışla yaklaşmasıdır. Gemideki arbede sonucu çok insanımızın yaralı olduğunu ve gemiye acımasızca ateş edildiği ve özellikle Marmara gemisi altında denizaltıların görülmesi, doğrusu İsrail devletinin insani yardımlara ne kadar vahşi yaklaşım sergilediğini göstermiştir.
Özellikle yaralı insanlarımız ziyaret edildiğinde görülecektir ki acımasız bir saldırı olmuş, şehit insanlarımıza adli tıp doktorların raporunda ne kadar vahşi saldırı yaptıkları ortaya çıkmıştır. Alnından ve kalbinden özellikle yakından ateş edildiği raporlarda da yer almıştır. Yanında şehit düşenlere şahit olan arkadaşlarının ifadeleri de bu doğrultuda olmuştur.”
“Amerika bu şımarık çocuğuna sahip çıkmalı”
“İsrail biliyoruz ki bugüne kadar Filistin’e insani olarak yaklaşmamıştır. Uluslararası kararları çiğnemiştir. Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı davranmıştır. Ve bütün acımasızlığı ile bu vahşetini sürdürmektedir. Bu cesareti de inanıyorum ki ABD’den ve Birleşmiş Milletlerden almaktadır. Artık Birleşmiş Milletlerin ve ABD’nin şımarık çocuğu İsrail, bu şımarıklığından vazgeçmeli ve Amerika bu şımarık çocuğuna sahip çıkmalı. Aksi halde bu sadece İsrail Filistin çatışması değildir. Bölgenin sorunudur. Bölgede barış sağlanamadığı sürece dünya barışını tehdit edecektir. Dünya ve insanlık barışını isteyen her ülkenin bu noktada çok ciddi düşünmesine ihtiyaç vardır. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil, tüm ülkelerin sorunudur.”
“Bu operasyon Türkiye’nin büyüklüğünü ortaya koymuştur”
“Türkiye insan hak ve özgürlüklerine saygılı bir ülke olarak dünyada barışı hedef almış bir ülke olarak bu düşünceye katkı sağlamak adına üzerine düşen görevleri, sorumlulukları ve yükümlülükleri ciddi bir şekilde yerine getirmektedir. Türkiye’nin bu davranışı karşısında elbette herkes saygı göstermelidir. Gemide yaralı bulunan ve de hiç yara almadan gemiden kurtulan ve bizim uçaklarımıza binen bütün insanların ortak sesi şu olmuştur. İşte devlet dediğin budur, işte sorumluk budur diye ifadelerde bulunmuşturlar. Doğrusu bu kurtarma operasyonu çok önemli bir operasyondur. İnsanlarımızı İsrail’in elinden alıp Türkiye’ye getirme işi ciddi bir operasyondur. Bu operasyonda görev alan ve temasları sürdüren bütün görevlilere özel teşekkürümüzü sunuyoruz. Ulaşımımızı sağlayan Türk Hava Yollarına ve personeline teşekkür ediyoruz. Tabi ki Başbakanımızın kararlılığını, dik ve onurlu duruşunu her zaman halkımız takdir etmektedir. Bu operasyon Türkiye’nin büyüklüğünü ortaya koymuştur. Türkiye’nin gücünü ortaya koymuştur. Bize övgü dolu mesajlar gelmiştir. Belli ki tüm dünya insanlığı barışa, özgürlüğe ve adalete hasret kalmıştır. Bunu gerçekleştiren Türkiye’ye övgüler yağmaktadır.”
“Yaptığının yanına kar kalmayacağını bilmelidir”
“Bundan sonraki süreç içinde tüm uluslararası kurum ve kuruluşların, konuya daha hassas bir şekilde yaklaşmalarını bekliyoruz. İsrail artık bu acımasızlığından, vahşetten kan ve gözyaşı akıtmaktan vazgeçip, insanlık adına hareket etmelidir. Özelikle Birleşmiş Milletlerin kararlarına uygun hareket etmelidir. İsrail bundan sonraki süreçte daha dikkatli olmalıdır. Yaptığının yanına kar kalmayacağını bilmelidir. Tabi ki kimi ülkelerin çifte standart anlayışını da dikkatten kaçırmıyoruz. Kimi ülke yöneticilerinin ifadeleri üzücüdür. Bu ülke yöneticilerinin ciddi ve samimi olmalarını bekliyoruz.”
“Hiçbir şey eskisi gibi değil herkes ayağını denk alsın”
“İnsanlığın vicdanını Gazze’ye taşıyan bütün insanlarımıza geçmiş olsun diyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize Cenabı haktan şifalar diliyorum. Tüm ülkemizin başı sağ olsun ama herkes bilsin ki artık hiçbir şey eskisi gibi değil, herkes ayağını denk alsın.
Devletin yetkili kurumlarını yaptırım ve tepki noktasında çalışmalarını yapmaktadır. Bu sürece ilişkin önemli adımlar atılmıştır. Özellikle uluslararası kurum ve kuruluşların yetkilileri, Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İslam Konferansı Örgütü, Arap Birliği gibi kurum ve kuruluşların toplanması istenmiştir. Bunların hepsi Türkiye tarafından yapılması istenmiştir ve gerçekleştirilmiştir. Bunların her birinin kararları söz konusudur. Kimileri kararlarını almıştır. Kimileri karar alma sürecindendir. Türkiye özellikle gündemde olan futbol müsabakasını iptal etmiştir. İlişkilerimizi askıya aldığımızı ifade ettik. Başta Büyükelçimizi geri çekmek olmak üzere, önemli adımlar attık. Ve sürece yönelik takibimiz sonucu elbette İsrail’in bu acımasız tavrı karşısında devletimiz, daha etkin adımlar atacaktır. Vatandaşımızın beklenti duyduğu, düşünebildiği her türlü hareket kaçınılmaz olduğunda elbette gerçekleşecektir.”
Bayburt’ta teşkilat çalışmalarına katılacağını açıklayan Tanrıverdi, Belediye Başkanları ile bir araya gelerek bilgi alışverişinde bulunacağını açıkladı. Tanrıverdi, Bayburt’la ilgili şunları söyledi:
“Yerel yönetimlere büyük önem veriyoruz”
“Bayburt ilimiz güzel ve şirin bir ilimizdir. Bayburt ilimizde yerel yönetimler adına Belediye Başkanlarımızın önemli çalışmalar ortaya koyduklarını biliyoruz. Bayburt ilimizdeki AK Partili Belediye Başkanlarımızla bir toplantı gerçekleştirerek bilgi ve birikimlerimizi ortaya koyacağız. Belediye Başkanlarımızın halkımıza verdiği hizmetlerin ne olduğunu, vermesi gereken hizmetlerin ne olacağı gibi çalışmalarımız olacak. Bayburt ilimizde teşkilat, belediye meclis üyeleri, il genel meclisi başkanı ve üyeleri arasında bir dayanışmanın olduğunu ve halka hizmet anlayışıyla yola devam ettiklerini biliyoruz. Bunu yerinde gözlemleyeceğiz. Bugüne kadar gerek Belediye Başkanımız, gerek İl Genel Meclisi Başkanımız, gerek İl Başkanımız Bayburt ili yerel yönetim hizmetlerine yönelik konulara ilişkin çalışmaları paylaşıyordular. Taleplerini dile getiriyorlardı. Milletvekili arkadaşlarımız bu konuda kendilerine yardımcı oluyordu. Şimdi bu hizmetleri yerinde görerek yapılması gerekenleri, projelendirilmesi gerekenleri ve Ankara ayağından katkı sağlanması gereken destekler neyse onları yerinde görmüş olacağız. Ak Parti olarak biz yerel yönetimlere büyük önem veriyoruz. Çünkü yerel yönetimlerin temelinde insani değerler vardır. Demokratik değerler vardır. Yani yerel yönetim hizmetlerimizi layıkıyla yerine getirdiğimizde demokrasinin yerleşmesine, kökleşmesine, işlemesine katkı sağlarsınız, yerelde bu demokrasinin kökleşmesi önemli katkı sağlayacaktır. Ayrıca insani değerler vardır. İnsanımızın temel medeniyet hizmetlerine kavuşması, o hizmetleri alabilmesi ancak yerel yöneticilerimiz eliyle mümkündür. Dolayısıyla yerel yönetimler hizmetlerini sağlıklı bir şekilde yaptıklarında, elbette insanımız arzu ettiği beklediği, özlediği hizmette kavuşmuş olacaktır.
“Bu hizmetler bu şehrin kalkınmışlığını, gelişmişliğini gösteren hizmetlerdir. Biz hem yöremizin, hem ülkemizin kalkınmasını isteyen AK partililer olarak bu hizmetleri önemsiyoruz. Bu konuya ilişkin Sayın Başbakanımız, Genel Başkanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan Başbakanlığa gelmiş olması bir avantajdır. Kendisi yerel yönetimlere ilişkin büyük hassasiyet göstermektedir. Sorunları ve çözüm yollarını bilen birisi olarak bu dönemde sadece AK Partili belediyeler değil, Türkiye’deki bütün belediyeler büyük bir avantaj yakalamışlardır. Çünkü yerel yönetimlerde AK Parti adil davranmaktadır. Belediyeler arasında ayrım yoktur. Çünkü “insanı yücelt ki, devlet yücelsin” temel felsefesiyle hareket etmekteyiz. İnsanın yücelmesi, devletin yücelmesidir.
Yerel yönetimlerdeki 2004’ten 2009’a kadar ki hizmetlerimize 2009’dan 2010’a kadar olan hizmetlerimizi de ilave ettiğimiz zaman Türkiye’nin kalkınmışlığı, gelişmişliği ve Türkiye’nin dış dünyada itibar kazanmışlığı bu anlayıştan kaynaklanmakta olduğunu görüyoruz. Biz yine adil bir şekilde parti ayrımı gözetmeksizin yerel yönetimlere önemli bir şekilde katkı sağlayacağız. Geçtiğimiz dönem yerel yönetimlere ilişkin yasa düzenledik. Hala bu noktada düzenlemelerimiz devam etmektedir. Özellikle İller Bankası Kanununu belediyelerimizi daha doğrusu yerel yönetimlerimizi yakından ilgilendirmektedir.
1924 yılında çıkarılmış ondan sonra hiçbir tadilata uğramadan devam eden ve bu çağdaş Türkiye’ye dar gelen kör kanun üzerinde çalışmalarımız son noktaya gelmiştir. Yerel yönetimlere ilişkin yapılaması gereken yasal düzenlemeler devam edecektir. Çünkü yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir. Yerel yönetim hizmetlerinin genelinde insani ve demokratik değerler vardır. Bu anlamda biz yolumuza devam edeceğiz. Bu anlamda Bayburt halkı da yerel yöneticilerimizden beklediği hizmetleri almış olacak. Bayburt’umuz daha çağdaş bir il olacaktır.”
Şehitler için gıyabi cenaze namazı kılındı
Daha sonra Belediye Başkanları ile basına kapalı bir toplantı yapan Tanrıverdi, Belediye Başkanı Hacı Ali Polat, AK Parti İl Başkanı Bünyamin Özbek ve diğer ilçe ve belde belediye başkanları ile birlikte Bayburt Valiliği’ne geçerek Bayburt Valisi Kerem Al’ı ziyaret etti. Vali Al’ın makamında bir süre sohbet eden Tanrıverdi ve beraberindekiler Cuma Namazı için Yakutiye Camii’ne geçtiler.
Cuma Namazının ardından Yakutiye Camii bahçesinde Anadolu Gençlik Derneği Bayburt Şubesi’nin şehitler için organize ettiği gıyabi cenaze namazına katılan Tanrıverdi, namazın ardından vatandaşlarla sohbet etti. Daha sonra Bayburt Konağı’na geçen ve bir süre burada dinlenen Tanrıverdi, Erzincan Belediye Başkanı Yüksel Çakır ve AK Parti Erzincan İl Başkanı Salih Eyinlioğlu ile birlikte Erzincan’a hareket etti.