Öğretmen Adayları: “Bekleyin, Gelecek Geliyor”

Abone Ol

Bir ülke düşünün: Öğretmen yetiştiriyor ama öğretmene sıra gelmiyor. Eğitimi kutsuyor ama eğitmeni bekleme salonuna alıyor.

Bir genç düşünün...

Annesi “Oku da kurtul” demiş.
Babası “Biz yapamadık, sen yap” diye yüklenmiş.
O da yapmış.

Dört yıl üniversite okumuş.
Sınavlara girmiş, sabretmiş, gecesini gündüzüne katmış.
Diplomasını almış.

Nihayet devlet demiş ki: “Şimdi öğretmen olabilirsin… ama önce biraz bekle.”

Beklemiş.

Çünkü bizde bazı şeyler böyledir.

Okursun, bekletirler.
Okuturlar, sonra bekletirler.
Hazırlanırsın, bu kez “sistem değerlendiriyor” denir, yine bekletirler.

Genç beklemiş.

Arkadaşları işe başlamış, o beklemiş.
Hayat ilerlemiş, o beklemiş.
Zaman geçmiş, o hâlâ “bir gün sistem oturacak” diye beklemiş.

Biz buna sabır diyoruz.

Hatta öyle ki, neredeyse bir eğitim politikası gibi sunulabilir.

Sonra bir bakmışsınız, binlerce öğretmen adayı “bekleyenler ordusu” olmuş.

Ama endişeye gerek yok.

Bu bir kriz değildir.

Belki de planlı bir süreçtir.

Belki eğitim sistemimiz aslında “sabır eğitimi” veriyordur.
Kim bilir…
Bir gün öğrencilerimize “beklemeyi öğrenin” diye ders anlatacak öğretmenler yetiştiriyoruzdur.
Garip olan şu: Herkes eğitimi çok önemsiyor.
Herkes “gelecek çocuklar” diyor.

Ama o çocukları yetiştirecek insanlar söz konusu olduğunda bir anda takvimler uzuyor, kontenjanlar daralıyor, cümleler yuvarlanıyor.

Sonunda o tanıdık cümle geliyor: “İhtiyaç yok.”

Oysa sınıflar dolu.
Çocuklar var.
Müfredat var.

Ama öğretmen “şu an için yok.”

Belki de görünmezler.

Tıpkı atama bekleyen öğretmenler gibi.

Mesele aslında çok büyük değilmiş gibi anlatılıyor.

Sadece yıllar süren bir “bekleme hali.”

Bir ülke düşünün…

Eğitimden söz ederken çok ciddi.
Ama eğitimi verecek insanları bekletirken çok sakin.
Hatta neredeyse huzurlu.

Çünkü bizde bazı sessizlikler çözüm sayılır.

“Bir gün mutlaka çözülür.”
“Bekleyin.”
“Biraz daha bekleyin.”

Belki de eğitim, bekleyenin ödülüdür.

Unutulmamalıdır ki: Bir devlet, öğretmenini bekleme salonlarında unuttuğu gün, aslında geleceği için “randevu almayı unutmuş” olur.