Kop’un Ayazından Kurtuluşa: Alman Yarbay Felix Guze’nin Gözüyle I. Dünya Savaşı’nda Bayburt

Modern tarihin en etkili teorisyenlerinden biri olan Edward Hallett Carr, “What is History? (Tarih nedir)” adlı dev yapıtında tarihi, geçmiş ile bugün arasında bitmeyen bir diyalog olarak tanımlar.

Abone Ol

Tarihçiler de toplumu aydınlatmak için arşivin tozlu raflarından veriler elde ederek, geçmişle bugün ve gelecek arasında köprüler inşa ederler. Bazen tarih, bulunan bir arşiv vesikasından ilhamla yazılır; bazen doğrudan tarihi yapanların hatıratlarından. Tarih bazen bir milletin kendi kahramanlarından bizzat dinlenilir, bazen de cephede ortak düşmana karşı birlikte savaşılan müttefiklerin söylediklerinden. İşte bugün sizlere; Birinci Cihan Harbi’nde Kafkas Cephesi’nde Üçüncü Ordu’nun Kurmay Başkanlığı görevini yürüten Alman Yarbay Felix Guze’nin kaleminden Bayburt’un durumunu ve ardından kurtuluşa giden yolu aktaracağım.

Cephenin Teknik Gözü: Yarbay Felix Guze

Yarbay Guze; sadece kâğıt üzerinde plan yapan bir subay değil, Bayburt’un tozunu yutmuş, Kop’un ayazını yemiş ve Türk ordusunun lojistik damarlarını bizzat yönetmiş bir kurmay subaydır. Onun hatıraları ve analizleri, 1931 yılında bizzat dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa’nın emriyle Yarbay Hakkı tarafından Türkçemize kazandırılmıştır. Bu kıymetli notlar, 79 numaralı Askerî Mecmua’nın tarih kısmında “Büyük Harpte Kafkas Cephesindeki Muharebeler” adıyla yayımlanmıştır.

Guze’nin Bayburt’tan ilk bahsettiği yer, henüz savaş başlamadan önceki aşamasıdır. Guze, Rusların sınıra kadar şose yollar yaparak savaşa çok iyi hazırlandıklarını ve Erzurum istikametinden saldırıya geçebileceklerini öngörmüştü. Nitekim Ruslar, Erzurum taarruzu için Kars’tan ağır toplar getirmişlerdi. Erzurum tahkim edilmesine rağmen 16 Şubat 1916’da işgal edildi. Ordunun asıl kuvveti Tercan-Erzincan yolu boyunca geri çekilirken, sadece 30. Piyade Tümeni Bayburt istikametine doğru çekilmekteydi. Yarbay Guze, tifüs hastalığı nedeniyle istirahat etmesi gerekirken orduya katılmış ve kolbaşı Fırat üzerindeki Kötür Köprüsü’nü geçerken görevine başlamıştır.

“İkinci Bir Plevne”: Kop Savunması ve Lojistik

Guze’ye göre, Erzurum düştükten sonra Rus ilerleyişini durdurabilecek yegâne doğal kale Kop Dağları ve onun arkasındaki Bayburt’tu. Fevzi Paşa, emrindeki kolordu ile bu bölgeyi savunurken, burayı sıradan bir hat değil, Rusların Anadolu’ya girişini engelleyecek bir geçilmez kale olarak görüyordu. Guze, bu bölgedeki Türk direnişinin Rusları ne kadar şaşırttığını ve harekat planlarını nasıl altüst ettiğini not düşmüştür. Guze’nin analizlerinde Bayburt, sadece bir kahramanlık meydanı değil, aynı zamanda hayati bir lojistik merkezdir. Tespitlerine göre Bayburt üzerinden Trabzon’a giden yol, Avrupa’daki yollar gibidir ve bu havalide rahat ilerlemeye uygun tek yoldur. Bu yolun kaybı, ordunun Karadeniz üzerinden aldığı tüm ikmalin kesilmesi anlamına gelmekteydi. Bu nedenle Bayburt’u savunmak, Karadeniz’den gelen ikmal hattını da savunmaktı. Fevzi Paşa’nın “Plevne” benzetmesi, tam da bu hayati stratejiye işaret ediyordu.

Çetin Muharebeler ve İşgal Dönemi

1 Nisan 1916’da Erzincan’dan Bayburt’a hareket eden Guze, Spikör Dağı geçit vermeyince yaya ve atlı olarak yoluna devam ederek şehre ulaşmıştır. Bu sırada İstanbul’dan destek için gelen 5. Kolordu; 9, 10 ve 13. Piyade Tümenlerinden oluşuyordu ve Fevzi Paşa’nın emrine girmişti. Guze, Fevzi Paşa için “çok yetenekli bir komutan, yalnızca asker olarak yaratılmış bir kişilik” tanımlamasını yapmaktadır. Ruslar, 9 Temmuz 1916’da Kop Boğazı’nı işgal ettiler. Guze, ordu komutanlığının Bayburt’u ikinci Plevne yapmak isteğinde olduğunu ve bunu Başkomutanlığa ayrıntılı bir rapor halinde sunduğunu ifade ediyor. Bu düşüncenin isabetli olduğunu ifade eden Guze, Bayburt’u ikinci Plevne yapmak büyük hazırlık yapılması gerektiğini de sözlerine ilave ediyor. Ona göre Sürmene taarruzu sonrası 13. ve 9. Tümenlerin büyük kısmı Bayburt bölgesine alınmalıydı. Bu tümenler tedbir olarak Bayburt civarında tutulacakla, ihtiyaç anında sağ ve sol kanada yardıma gideceklerdi. Türk ordusu Doğu Karadeniz Bölgesi’nden üçüncü bir taarruza hazırlanırken, Ruslar daha önce davrandılar. Bu yüzden de Bayburt, Plevne gibi müdafaa edilemedi. Kop dağlarında verilen o amansız mücadele ne yazık ki Rusları durdurmaya yetmedi ve 16 Temmuz 1916’da Ruslar Bayburt’a girdi. Bayburt’un kaybı, 3. Ordu için en büyük erzak ambarının elden çıkması, askerin sadece stratejik bir mevziyi değil, kışlık azığını da kaybetmesi demekti. Guze bu acı kaybı; “ordunun ekmeği, halkın güvenliği ve Erzincan’ın savunma hattı da kaybedildi” diyerek ifade etmiştir.

Bayburt, 16 Temmuz 1916’dan 21 Şubat 1918’e kadar işgal altında kaldı. 1917’deki Rus ihtilalleri ve imzalanan mütarekeler neticesinde cephedeki savaş sona erse de, Ruslar çekilirken yerlerini Ermeni çetelerine bıraktılar. Arşak liderliğindeki Ermeni çeteler, Kasım 1917’den itibaren Ruslar tarafından silahlandırılarak halka büyük zulümler yaptılar. Osmanlı Hükümeti bu zulmü durdurmak için 12 Şubat 1918’de Vehip Paşa komutasında ileri harekâtı başlattı. II. Kafkas Kolordusu ve 5. Fırka’nın gerçekleştirdiği harekat neticesinde, 15 Şubat’ta Arşak ve çetesi şehri terk ederken konakları ateşe vermiş; halkı binalara toplayarak vahşice katletmiştir. Nihayet 19 Şubat 1918’de süvari keşif kollarının şehre girmesiyle Bayburt, yaklaşık bir buçuk yıl süren bu karanlıktan kurtulmuştur.

Bugün bizler bu satırları okurken, bastığımız toprağın dünya devlerinin askeri planlarını altüst eden bir direniş kalesi olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Guze’nin dediği gibi; Bayburt’u ve Kop Savunması'nı anlamadan, Kafkas Cephesi’nin nasıl ayakta kaldığını anlamak mümkün değildir. Fevzi Paşa’nın "İkinci Plevne" dediği bu topraklar, bugün bizlere coğrafyayı vatan yapanın sadece toprak değil, o toprak uğruna kurulan stratejiler ve verilen canlar olduğunu hatırlatmaktadır.

Kaynaklar:

Yarbay Guze, Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’ndeki Muharebeler, çev. Yarbay Hakkı Akoğuz, 79 Numaralı Askerî Mecmua Tarih Kısmı, Sayı 20, 1 Kanunisani 1331.

Mustafa Sarı, “Milli Mücadele Döneminde Bayburt”, Millî Mücadele’nin Yerel Tarihleri Projesi - TÜBA Yayınları, Cilt 9, 2023, ss. 281-311.