Başbakan Erdoğan'ın, 3 Ağustos 2010'da Bayburt düzenlenen mitinglerde hakkında kullandığı ifadeler üzerine, kişilik haklarının çiğnendiği gerekçesiyle manevi tazminat davası açmıştı.
Başbakan Erdoğan'ın avukatı Muammer Cemaloğlu, Kılıçdaroğlu'nun, konuşmasında müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu ifade ederek, manevi tazminata hükmedilmesini istedi.
Kılıçdaroğlu'nun avukatı İlsu Çatak ise müvekkilinin konuşmalarının kişisel olmadığını, iktidara yönelik eleştiri niteliğinde olduğunu savunarak, ''Tazminatın yasal koşulları bulunmamaktadır. Başbakanın mal varlığına yönelik eleştiriler, sert eleştiri sınırları dahilindedir'' dedi.
Hakim Mustafa Çakmak, bu beyanların ardından, davanın kısmen kabulüyle Kılıçdaroğlu'nun, Kılıçdaroğlu, Bayburt ve Gümüşhane mitinglerinde, ''Bunlar fakir dediler, fukara dediler, garip dediler, guraba dediler, Allah dediler, peygamber dediler, bir köşeyi döndüler. Hepsi han hamam sahibi olmuş'', ''Öyle yırtık ayakkabıyla siyasete gireceksin, fakir fukara edebiyatı yapacaksın, sonra köşeyi döneceksin. Üsküdar'da etrafına çift duvar, bakın altını çiziyorum, bir duvar değil, çift duvarlarla örülü villalar yapacaksın, havuzun olacak, içindeki malzemeleri İtalya'dan getireceksin, yanında helikopter pistin olacak, sonra diyeceksin ki 'ben halktan birisiyim, ben garip, gurabayı düşünüyorum'. Peki o villalar ne?'', ''Malı götüreceksiniz, kul hakkı yiyeceksiniz, paranızı dolduracaksınız, siyasete yırtık ayakkabıyla girip sonra bir bakacaksınız Üsküdar'da beyefendi havuzlu villalarda oturuyor'' ifadelerini kullanmıştı.