Atlı sporlarımızdan biri olan ciriti seyretmişsinizdir. Meydanda yalnızca atlar koşmaz; insanlar da görünür hâle gelir.
İyi bir biniciyi ilk bakışta anlarsınız. Atına hükmetmeye çalışmaz; onunla uyum kurar. Gücü gösteriş için değil, denge için kullanır. Acemi olan ise kendini ele verir. Telaşı, öfkesi, korkusu ve ölçüsüzlüğü önce atta görünür. Eskilerin “At sahibine göre kişner” sözü boşuna söylenmemiştir. Çünkü at, sahibini gizlemez.
Aslında hayatın birçok alanında değişen pek bir şey yoktur. Sadece atların yerini başka araçlar almıştır. Bugün insanlar atlara değil, makamlara biniyor. Kimi bir koltuğa oturduğunda kendisini büyümüş sanıyor. Oysa makam insanı büyüten bir şey değildir. Makam, insanı görünür kılan bir aynadır.
Bir süre unvan konuşur. Bir süre çevre alkışlar. Bir süre kişi, makamın kendisine değer kattığını düşünür. Sonra zaman devreye girer. Zaman, makamın değil, insanın ağırlığını ölçer. Bilgi eksikse ortaya çıkar. Karakter zayıfsa görünür. Adalet duygusu yoksa hissedilir. Ehliyet eksikse saklanamaz. İşte o zaman anlarız ki mesele, kimin hangi makama geldiği değildir. Asıl mesele, o makamın kimi ortaya çıkardığıdır.
Bu hikâyenin yeni çağdaki bir başka yüzü de hızdır.
Genç bir insanı güçlü bir motosikletin üzerinde düşünün. Yüreğinde bir heyecan, içinde tarif edilmesi zor bir yükselme duygusu vardır. Kontağı çevirir. Bir anda yükselen ses, sadece bir makinenin değil, içindeki gücün de uyanışı gibi gelir. Gaz kolu çevrildikçe motorun sesi yükselir; bin bin, bin bin binnn... Götürürüm, götürüürümmm...
O ses, çoğu zaman insana gücü kontrol ettiği yanılsamasını fısıldar. Motorun homurtusu kulağına “Ben hâkimim” der gibidir. Motorun sesi yükseldikçe içindeki güç duygusu da yükselir. Dünya biraz daha küçük, yol biraz daha kısa görünür.
Fakat motor da at gibi konuşmaz. Sadece sahibini ele verir. Sabırlı olanı da gösterir, sorumsuz olanı da. Dengeli olanı da ortaya çıkarır, ölçüsüz olanı da. Bu yüzden at, makam ve motor aslında aynı hakikatin farklı suretleridir. İnsan gücü kullandığını zanneder. Oysa çoğu zaman güç, insanı ortaya çıkarıyordur.
At binicisini anlatır. Makam karakteri anlatır. Hız ise insanın kendine ne kadar hâkim olduğunu. Belki de bütün mesele budur: Güç, sahibini büyütmez; sahibini görünür kılar.
Bazen uzun analizlere gerek kalmaz.
Bir cümle yeter: Makamı eğer sanmışlar; oysa at yine ehilini aramış.