Ey Türk milleti…
Ey omuzlarına yarının yükü bırakılmış Türk gençliği!
Bil ki bu memlekette yıllardır isimler değişti… Partililer değişti… Meydanlarda atılan sloganlar değişti…
Fakat milletin karşısına çıkan manzara çoğu zaman değişmedi.
Aynı umutlar büyütüldü.
Aynı hayal kırıklıkları yaşandı.
Aynı sözler farklı yüzlerle yeniden söylendi.
Birbirine en sert cümleleri kuranların, günü geldiğinde aynı masada buluştuğunu göreceksin. Dün “asla” diyenlerin, bugün aynı yolun yolcusu olduğunu fark edeceksin. Millet adına konuşanların, bazen milletin gerçek acılarından ne kadar uzak kaldığını hissedeceksin.
O zaman anlayacaksın…
Meselenin sadece partiler olmadığını…
Meselenin sadece seçimler olmadığını…
Asıl meselenin, Türkiye’nin geleceği olduğunu…
Ben yıllar önce “Bütün partiler aynı merkezden yönetiliyor” derken tam da bu tabloya dikkat çekmek istemiştim. Çünkü görünürde birbirinden uzak duran yapıların, kritik anlarda aynı çizgide buluşması artık sıradan bir tesadüf gibi görülemezdi.
Bayburt Rehberi'nde yayımlanan “Kime Hizmet?” başlıklı yazımda bunu anlatmıştım. Ardından 28.08.2025 tarihinde Bayburt Postası’nda yayımlanan “Saklanan Oyun” başlıklı yazımda şu gerçeği dile getirmiştim: “Her iki durumda da sonuç değişmiyor: Halkın karşısına hep aynı tablo çıkıyor.”
Ey Türk gençliği!
Sana düşen görev; alkışlanan kalabalıklara kapılmak değil, hakikatin izini sürmektir. Çünkü bazen en büyük oyun, millete seçenek varmış gibi gösterilen düzendir.
Bugün insanlar yorgundur…
Gençler umutsuzdur…
Emekliler geçim derdindedir…
Anne babalar çocuklarının geleceğinden endişelidir… Fakat bütün bu karanlığın içinde hâlâ ayakta duran bir şey vardır: Bu milletin vicdanı…
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk yıllar önce Gençliğe Hitabe’de boşuna uyarmadı bu milleti. Çünkü o, bir gün gelecekte; gafletin, çıkar hesaplarının ve siyasi oyunların memleketin önüne geçebileceğini görmüştü.
İşte bugün sana düşen görev; sadece söylenenlere değil, saklananlara da bakabilmektir.
Çünkü bir millet, ancak gerçeği görebilen gençliği kadar güçlüdür.
Türkiye’nin gerçek güvencesi; makam sahipleri değil, vicdanını kaybetmemiş nesillerdir...