Bayburt’un Sessiz Çığlığı: Toprağı ve Gençliği Kaybolan Kent

Abone Ol

Geçen hafta Bayburt Köyleri Muhtarlar Derneği’ni ziyaret ettim. Tabu Müdürlüğü yanındaki küçük lokal, köylerin sessiz feryadına tanıklık eden bir yer gibiydi. Tapu Müdürü, dedemden bize intikal eden arazinin tapu işlemini yapabilmem için bana dedemin 1930’lardan kalma tapu kayıtlarındaki fotoğrafları gösterip, “Hangisi senin deden?” diye sordu. Bu soruya önce şaşırdım, sonra düşündüm: Yıllardır toprağa emek veren insanları anlamak, belgelerden mi geçiyor?

Ahmet, uzun yıllardır köyde çiftçilik yapan dostum, yanıma geldi: “Gel, görmen lazım. Hayvancılık zor, çiftçilik yetersiz, gençler geleceksiz kalıyor” dedi.

Köy yolları dar, taşlı ve engebeli. Dağlar karla kaplı, rüzgâr yüzümü kesiyor. Yaylalara çıktık, tarlalara baktım; her karış toprağın emeğe doymadığını gördüm. Çiftçiler sabahın ilk ışığıyla kalkıyor, gün boyu çalışıyor, ama gözlerindeki yorgunluk her şeyi anlatıyordu. Muhtarlar, köylülerinin hayvanlarının gübrelerini hâlâ evlerinin kenarındaki “terkliklere” dökmek zorunda kalmalarından yakınıyordu. Modern yöntemlerden uzak, devlet desteği yetersiz...

Toprak verimli, bereketli… Ama alan sınırlı; mazot, gübre ve ithal tohum fiyatları akıl almaz boyutlarda. Çiftçi çok üretmesine rağmen kazanç sağlayamıyor, borçları artıyor, bazıları arazilerini satmak zorunda kalıyor, son çare de göçmek zorunda...diller de o türkü, "de get Bayburt de get Bayburt sende nem kaldı?"

Gençler ise köyde değil artık. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya… Bayburt’un en enerjik ve umut dolu gençleri, iş ve gelecek arayışıyla göç ediyor. Köyler sessizleşiyor, yollar boşalıyor, ocaklar sönüyor. Dağlar ve soğuk iklim tarım ve hayvancılığı daha da zorlaştırıyor; devlet desteği sınırlı, özel sektör yatırım yapmıyor.

Bir yayla evinin penceresinden baktım: Beyaz karla kaplı dağlar arasında, tek başına bir çoban koyunlarını-keçilerini otlatıyormuş gibi yapıyordu. Gözlerindeki yorgunluk, yılların emeği ve geleceksizlik kaygısı her şeyi anlatıyordu. İşte Bayburt’un sessiz çığlığı: Bereketli topraklar, bitmek bilmeyen umutlar ve kaybolan gençler…

Soruyorum: Bu toprakların emeğini verenlerin, bu gençlerin feryadını duyan var mı? Yoksa Bayburt, verimli toprakları ve umut dolu insanlarıyla sessizce göç vermeye devam mı edecek?