Koçan: “Koruruz, akıllı dokunuşlar yaparız ve tekrar kadim bir kent oluruz.”

Sohbetlerden ve satır aralarından sızdırılmış bir Hüsamettin Koçan röportajı…

Koçan: “Koruruz, akıllı dokunuşlar yaparız ve tekrar kadim bir kent oluruz.”
Bayburt Postası - Baksı Müzesi’nin hikayesi ve başarısı Bayburt için bir şans mı? Bayburt’ta özellikle kültür turizmi, Baksı Müzesi’ni merkeze alarak ivme kazanabilir mi? Tam da bu heyecan ve enerji yanı başımızdayken, Avrupa Müze Ödülü’nün yankısı henüz sürerken, Baksı Müzesi’nin ardına yeni başarı hikayeleri ekleyebilir miyiz? 

İl Kültür ve Turizm Müdürü Bahri Akbulut'un samimi ifadesi şöyle: “Bayburt’a gelen turist sayısını Baksı’dan önce ve Baksı’dan sonra olmak üzere değerlendiriyoruz!” 

Saded; yine İl Kültür Müdürü’nün verdiği resmi olmayan rakamlara göre, Baksı’dan sonra yerli turist sayısında yüzde 30, yabancı turist sayısında ise yüzde 200’ler gibi bir artış söz konusu… 

Peki, Baksı Müzesi’ne gelen turist, Baksı’da geçirdiği zamanın dışında Bayburt’a ne kadar zaman ayırıyor? 

Küçük bir anektod…

Erzurum’da; eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın da olduğu bir toplantıda, Erzurum’un kültür turizminden aldığı pay ve sorunlar tartışılıyor. Konu dallanıp budaklanıp, Baksı Müzesi’ne kadar geliyor. 

Ve günün en çok konuşulanları arasına giren soru şu: “Baksı Müzesi’nin enerjisinden nasıl faydalanabiliriz? Müze’ye gelenlerin büyük bir kısmının Erzurum üzerinden geldiğini düşünürsek, bu yeni ve bilmediğimiz trafiğin bir kısmını ve de zamanını Erzurum’a nasıl çekeriz?” (Bu çok değerli bilgi notunu, KUKADA uzmanlarından ve tanımaktan çok keyif aldığım, değerli genç hocam Doç. Dr. Süleyman Toy aktardı.)

İşte, Bayburt’ta yerel yönetim veya yerel dinamiklerin asıl sorması ve dertlenmesi gereken soru bu… Bu noktada; STK Başkanları, KUDAKA, Üniversite ve yerel yönetimin dinamikleri ile bu konuyu konuştum. 

Aralıklarla bu izlenimlerimi ve "merakla" dinlediklerimi Bayburt Postası’nda okuyabilirsiniz…

İzlenimler: Kürşat Okutmuş

Prof. Dr Hüsamettin Koçan ile iletişimimiz, Baksı Müzesi’nin henüz sadece maketi tasarlanmışken, yani hayalken başlamıştı. O zaman “harfler” taşıdığım dergiye, aceleci davranmış ve heyecanla “Sanat Bayburt’a kaçıyor” başlıklı bir haber yazmıştım. 

Sanırım bahsettiğim bu heyecanlı haberin ardından tam 10 yıl geçti… Bu zaman içinde; Baksı Müzesi yükseldi, nefes alıp vermeye başladı ve de hikayesi dilden dile dolaşır oldu. 

O günden bugüne gerek Bayburt Postası, gerekse Febus Medya aracılığıyla Baksı Kültür ve Sanat Vakfı’nın “gönüllü” birer neferi olarak, Hüsamettin Koçan ne görev verdiyse yerine getirmeye çalıştık. 

Öğrenci Sanat Şenliği, Çağrışımlar 9, fuarlar, irili ufaklı etkinlikler ve en son da KUDAKA aracılığıyla “Geleceğe Açılan Kapılar” projesi, ekip olarak çalışmaktan zevk aldığımız, içinde olmaktan keyif aldığımız proje ve işler oldu. 


“Geleceğe Açılan Kapılar”

‘Geleceğe Açılan Kapılar’ projesinin en önemli ayaklarından biri de; Baksı Müzesi’nin kendi merkezinde başlattığı değişim ve başarı hikayesini etrafına yaymak. Bunun ilk adımını da, Bayraktar Köyü’nden başlatmak. 

İşte tam bu noktada, Prof. Dr. Hüsamettin Koçan şunları söylüyor: 

“Yaşamı zenginleştirmekten anladığım şu: Göçü durdurmak… Bizim insanımız burada kalsın istiyoruz. Ekonomik arayışlar nedeniyle başka kentlere, başka ülkelere göç etsinler istemiyoruz. Çünkü göçün bedeli çok: Bir tanesi hasret, bir tanesi kültürel yabancılaşma, ötekisi de adressizleşme ve kimliksizleşme diye tanımlanabilir. Onun için büyük idealimiz, insanların ‘buradan bir türlü gitsem’ hayallerinin ‘burada daha çok mutlu olabilirim’ ile yer değişmelerini sağlamak.

Bir evi, bir konağı restore etmek, bir meydan düzenlemesi yapmak, yaşanılır alanlar oluşturmak, tıpkı Baksı Müzesi’nin ilk adımları gibi şu an için sembolik olabilir. Ama bunların hepsi birer adımdır. Her hayal, her düşünce hemen ve hızlı olmuyor, sağlıklı ve doğru adımlar atıyorsunuz, filizleniyor ve büyüyor.” 


Kültür ne demektir?

Hüsamettin Koçan, herkesin bir kültür tanımı yapabileceğini söylüyor. Çünkü ona göre, “kültür” tanımı için şu sorunun sorulması gerekiyor: “Tanımlayacağımız kültür nereden geliyor?”

1- Her coğrafyanın, coğrafya koşullarının yanı sıra tarihi süreci ve geçmişi vardır… Yani coğrafyadan ve tarihten gelir…

2- İnanan insanların kültür notları vardır… Yani inançtan gelir…

3- Tıpkı tarihi ve coğrafi gelişim gibi, hemen arkasından tarifi yapacağınız döneme ait çağın yaşam biçiminden gelir… Yani çağdan gelir…

Koçan’a göre bugünün kültür yapısına; daha çok çağdan etkilenen bir kültür anlayışı hakim… İletişim ve özellikle de kitle iletişiminin çok güçlü oluşuna vurgu yapan Koçan, bu güçlü etkinin ortaya çıkardığı olumsuzluğu açıklıyor: “Unutmak!” 

Unuttuğumuz, atladığımız, kaçırdığımız ne?

İşte tam burada konumuz Bayburt’a, Bayburt’un tarihine, Bayburt’un coğrafyasına, Bayburt’un inancına, yani Bayburt’un kültür tanımına geliyor. 

Bayburt ve Bayburtlu; Bayburt kültürünü unuttu mu? Koçan’ın cevabı çok net:

“Evet, unuttuk. Evet, Bayburt kadim bir kenttir ama kadim kent Bayburt’u unuttuk ve unutuyoruz! Unutunca da, yerine yeni hatırlayışlar koyuyoruz…”

Kendisine SOCAR Başkanı Kenan Yavuz’un çarpık kentleşmeye vurgu yapan açıklamalarını ve başlattığı kampanyayı, bazı STK’ların dertlenmelerini, kent kimliğinin kayboluşuna dair yaptığımız haberleri anımsatıyorum… 

“Belki teknik ve öncelik gibi ayrıştırmalar, çözümlemeler gerekir ama sonuçta hepsi konunun merkezinde doğru şeyler söylüyor, doğru sorunlardan dert yanıyor… Mesela Kenan Bey, bu konuda çok iyi şeyler söyledi. Çok ilgili ve iyi şeyler olmasını istiyor. Bu kampanyaları sahiplenmeliyiz. Ve bu konular sadece bir iki kişinin değil, herkesin sorunu, hepimizin sorunu olmalı” diyor. 

Peki, neler yapmalıyız?

Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, “teşhise kitle iletişimi ile hesaplaşmayla başlamamız gerekiyor” diyor ve devam ediyor: 

“İnsanlık değerler yitimini yaşıyor. Kentlerin bozulması, kentlerin kimliğini kaybetmesi veya çarpık kentleşme, unutmanın kaçınılmaz sonu. Kiçleşme, yabancılaşma ve değersizleşme dönemini yaşıyoruz. Yerel alanda, etkileşim güçlü ve rant beklentisi yüksek olduğu için, konu uzmanlık alanından çıkıp başka bir yere gidiyor. Bu gidişattan kurtulmak ise aslında çok basit: Bilimin ve uzmanlık alanlarının ışığında yol almamız gerekiyor.” 

Mesela TOKİ yapıları?

“Evet, mesela TOKİ yapıları. TOKİ yapılarını inşa eden zekayı, hangi kültür ile ilişkilendirebiliriz?  Sadece bina yapmak için yola çıkmış bir zekanın ürünü. Şimdi çağa bu bakış açısı hakimken, hangi kültürü ve nasıl sürdüreceğiz? Çok acil bir şekilde tüketen konumuna gelmiş toplumu, üreten topluma dönüştürmemiz gerekiyor.”

Artık bir yerden başlamamız gerekiyorsa, o yer neresi?

“Aslında en önemli sorunlarımızdan biri de işte bu. Mesela Bayburt kültürü veya Bayburt’ta kültür turizmi? Sürekli aynı değerlerden, aynı eserlerden bahsediyoruz ama henüz tam anlamıyla bir tanesini dahi ayağa kaldırmış değiliz. Artık şu listeleme işinden vazgeçip, hedefler koymalıyız. Nedir bu hedef? Mesela Bayburt Kalesi mi? Veya en yakın zamanda bitirebileceğimiz, sonuçlandırabileceğimiz bir başka proje… Bir karar verilmeli ve ilk önce bu hedefe odaklanılmalı… Sonra bir diğeri, daha sonra bir diğeri…”

Yani “korumak” ve sürekli yeni “hedefler koymak”…

“Mesela Mardin, mesela Safranbolu… Bakın, bu kentlerin hiçbiri yıkıp yeniden yapma üzerinde durmamıştır. Evet, biz de yıkılması ve ortadan kaldırılması gereken çok alan var belki ama bizim bugünden itibaren önemsememiz gereken bu olmalı: Koruma ve sahip çıkma üstünden gelişen bir kent! Koruma ve sahip çıkma anlayışına sahip olursak; daha fazla kaybetmeyiz. Koruruz, küçük ve akıllı dokunuşlar yaparız, toparlarız. Ve tekrar kadim bir kent oluruz.”


Baksı’nın tılsımı…

Üzerinde çok düşündüğüm, birden fazla çıkarımlara dayandırdığım ama hiç birinden de tam tatmin olamadığım soruyu, bir de hocama soruyorum: Baksı’nın en özel tılsımı nedir?

“Baksı’nın popüler olmasının en önemli nedeni özgün bir proje olmasıdır.” 

Baksı’nın yeni hedefi ne?

“Baksı’nın yeni hedefleri var, olmalı da zaten ama sanırım şu an için en önemli hedefimiz, kültürel iletişim ağı kurmak ve bunun merkezine Baksı Müzesi’ni konumlandırmak. Sivil eksenli, içinde sadece Bayburt değil, Erzurum, Trabzon, Gümüşhane, Erzincan, Rize ve hatta Artvin’inde olduğu bir büyük, dinamik kültürel iletişim ağı kurmak. Böyle bir düşüncem var.”

Hüsamettin Koçan’ın Bayburt’a dair, Baksı Müzesi dışında bir proje düşüncesi veya önerisi var mı?

3 günlük Baksı Müzesi ziyaretim sırasında bu soruyu sormak için uygun zamanı kolluyordum ki, Hüsamettin Hocam birden, elinde ki dosyayı göstererek “bak ne buldum” dedi. 

Eski notlarını karıştırırken bulduğu şey, tebessümünden anladığım kadarıyla kendisini bir hayli mutlu etmiş, eskiye götürmüştü… 

1990 yılında Doç. Hüsamettin Koçan’ın Bayburt’a yaptığı bir ziyaret sonrasında, edindiği izlenimleri ve önerileri içeren, 6 sayfadan oluşan bir rapor!

Peki, kime sunulmuştu o günlerde bu rapor? 1990 yılında kaleme alınmış, Doç. Hüsamettin Koçan imzasını taşıyan raporun içinde neler vardı? 

İşte bunun cevabı, haftaya ve yine Bayburt Postası’nda…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
B. Konursulu 7 yıl önce

Hüsamettin Bey'i samimi gayretlerinden ötürü tebrik ediyorum. Elbette göç durmalı, elbette kimliksizleşmenin önüne geçilmeli, elbette büyük şehirlerde kaybolup gitmeler bitmeli ve nihayetinde elbette köyümüzün mezarlığında bitmeli hayatın tatlı yolculuğu, ama nasıl olacak bu? Az sayıda istihdam sağlayan bir fabrika bile tutunamadı Bayburt'ta. "Annem tandır yaktı" diye, "Babam hastaydı, hayvanlara ben baktım" diye bir fabrikada çalışanların yarıya yakınının gelmediği günler olursa nasıl bitecek bu hasret. Nasıl sağlanacak geriye dönmeler. Sosyal yardımlar nereye kadar taşıyabilecek bu yükü. Topyekün bir arınmaya bir silkelenmeye ihtiyacı var bizim toplumumuzun. Köy kahvahaneleri boşalmadan bu geriye dönüşü otantik objelerle göz kamaştırarak sağlayamayız. İşsizliğin en az olduğu ilmiş Bayburt. Trajikomik bir TUİK araştırma sonucu. Güler misiniz, ağlarmısınız. Boş gezenlerde çalışma isteği, arzusu olmazsa tabiki zirveye çıkar. Bu zihniyet devam ettikçe yeni göç dalgaları kaçınılmaz.

Avatar
Kenan Abdullahoğlu 7 yıl önce

Röportajın kalanını merak içinde bekleyeceğim. Hocamıza ve sana peşinen teşekkür ediyorum. Sağolun. Sadece Bayburt'un değil bütün Türkiyenin geleceği iki sektörün çok büyük ölçüde desteklenmesine bağlı. Tarım ve turizm. Baksı müzesi Bayburt'ta kültür turizminin kapısını araladı. Kenan Yavuz bey'in önerileri çok önemli.

Avatar
recai bayrak oğlu-ank 7 yıl önce

istanbul bursa konya ve erzurum,da "inanç türizim"le ilgili büyük ziyaretler malüm,
geçen hafta bayburta çok yakın olan erzurumda"abdurrahman gazi"türbesine ziyarete
gittiğimizde,bine yakın araç,ın oluşu ve ziyaretçilerin varlığı mükemmel,aynı muhteşe
türbe olan"duduzardaki"abdülvehhab gazi"türbesi,ni dahi bilmeyen hemşehrilerimiz var
dolayısıyla,yine bayburt tanıtılmamış.!!,ikinci nokta bayburtun kalkınması"her yönden
"ulaşımla olur"en hesaplısı ise"demiryoludur,.!!,bu itibarla"ekmeksiz ne ibadet,ne yaşam"ne de edebiyat.!?,olur,yetkililer ne yapıyor acaba??.esen kalınız.
b.konursulu isabetli yazmış.tş.k,lr

Avatar
69 Y I L D I Z 7 yıl önce

sayın hüsamettin bey selamlarımı iletirim baksı müzesi ve bayburt isbir karayolu iyileştirmesini hatta ovit tüneline entekre yapılmasını sayın R.TAYYİP ERDOGAN Cumhurbaşkanımıza12 ekim 2014 bayburt ziyaretlerindesizlerin arzemenizi rica ediyorum.saygılarımla.