Halil Baba Türbesi yeniden ayakta

Seyyîd Halil Baba Hazretleri’nin mezarı yeniden türbe olarak inşa edildi.

Halil Baba Türbesi yeniden ayakta
Bayburt Postası - Seyyîd Halil Baba Hazretleri’nin mezarı yeniden türbe olarak inşa edildi. Bayburt’a 13 kilometre uzaklıktaki Kavacık (Galbulas) köyünde bulunan İslam Komutanı Seyyîd Halil Baba Hazretleri’nin mezarı uzun yıllar sonra hayırseverler tarafından yeniden türbe haline getirildi.
 
Köy halkı başta olmak üzere Bayburt genelinden ziyaretçisi eksik olmayan Halil Baba Hazretleri’nin mezarının yakın tarihte yeniden yapıldığını fakat türbenin ömrünün uzun sürmediğini belirten köy sakinleri, türbe ile ilgili ulaşım sorununu da çözdüklerini anlattı. Türbe ziyaretlerinde vatandaşların önceden yürüme gittiklerini yeni düzenleme ile araçların artık türbe yanına kadar çıkabildiği belirtildi.
 
Köy sakinleri türbenin yapımı ve ulaşımı ile ilgili emeği geçen herkese teşekkür etti.
 
Sahabe-i Kiram Seyyîd Halil Baba Hazretleri
 
Erzurum Vilâyeti Salnamesi’nin ‘Bayburt’ta Kutsî Mezârları Olan Büyük Zevât’ bölümünde Halil Baba Hazretleri hakkında şu ifadelere yer veriliyor:
 
“Nefs-i Bayburd’da kibâr ve sahâbe-i Nebeviyye’den Abdülvehhâb Gâzi gibi, Seydiyâkub köyündeki ‘Seyyid Ya’kub” ve kardeşi Kalbulas (Kavacık) Köyü’ndeki ‘Halil Baba’ türbeleri ve de Duduzar (Erenli Köyü’nün tam zirvesinde bulunan ‘Burhan (Burhâneddin) Dede” kabr-i şerifi bu kahraman şehîdlerin, İslamın öncü kuvvetlerinin komutanlarından olduklarını ve bulundukları yerlerde şehîd olarak oralar defn edildikleri açıkça göstermektedir.”  
 
Fahri Yılmaztürk’ün 2008 yılında neşredilen “Bayburt’un Manevi Bekçileri” adlı kitabında ise Seyyîd Halîl Baba için şu ifadelere yer veriliyor:

"Adâleti zerresine kadar oya gibi işleyenler…"
 

“Seyyîd Halil Baba Hazretleri, Seydîyâkub Köyü’nde o ulu tepe üzerindeki türbesinde yatan, Seyyîd Ya’kub Hazretleri’nin kardeşidir. Çevre halkı yüzyıllardan gelen bu haberi katre katre ezberine almıştır.
 
İki seyyîd kardeş… Ve diğerleri…
 
İslâm’ın parlak ışıkları cihânı aydınlatsın diye yurtlarından, yuvalarından kalkıp birliklerinin başında, Diyâr-ı Rûm’un en yukarı uç noktasına gelerek Allah rızâsı için savaşan yiğitler… Hakk’ın dostları… İyiliğe, güzelliğe, dünyâ ve ahret selâmetine çağıran Hazret-i Peygamberin (SAV) münâdîleri… Allah Yolunun şerefli ve basîretli yolcuları… Adâleti zerresine kadar oya gibi işleyenler…
 
***
 
Halîl Baba, Kalbulas (Kavacık) Köyü’nün bütün çevreye hakîm olan en yüksek tepesinde medfûndur. Ulu bir tepe üzerindedir kabr-i şerîfi… Gösterişsiz ve sâde…
 
***
 
Halîl Baba’nın kabr-i şerifi de her zaman ziyaret edilen velîlerin kabirleri arasındadır. Bu Allah Dostları’nın hayatlarının dönemlerine âit kesin bilgiler mevcûd değildir. Bilinen gerçek kendilerinin Sevgili Peygamberimiz’in sahâbileri olduklarıdır. Bu inanç da Allah ve Resûlü’ne îmân etmiş müslümanlar için yeterli bir kanıt sayılmalıdır.” 




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
A.KADİR TEMÜR 6 yıl önce

SAHABE-SANCAKTAR ABDÜLVEHHAB GAZİ ÖNCÜLÜĞÜNDE ANADOLU'YA GELEN BÜTÜN SAHABELER BEL BAĞLAR DUA EDERİZ, C.ALLAHIN RAHMETİ MUHAMMET A.S.M. ŞEFAATI, SAHABE EFENDİLERİMİZİN HİMMETLERİ, BÜTÜN İNANANLARIN ÜZERİNE OLSUN AMİN. NOT: HZ. HALİL R.A. TÜRBESİNE EMEĞİ OLANLA TŞK EDERİZ.

Avatar
Bayburt 6 yıl önce

Saracoğlu, hangi mezarlıktan başlayalım düzlemeye hele bir de. Veya sen Bayburtlusun sanırım kendi geçmişinin mezarlarını düzledin mi? Peki araştırdın mı Hazreti Peygamber neden demiş bu sözü? Kimsenin Halil Baba Türbesi'nden bir şey umduğu yok, bir şey dilediği de yok. Bu millet her şeyin Allah'tan olduğuna ve ondan başkasından hiç bir şey istenmeyeceğine inanalı 1000 yıldan fazla oldu. Allah dostlarına saygının neyi günahtır.

Avatar
bayburtlu salih 6 yıl önce

Kultur turizmi diyoruz ya bahsi gecen bu zatlari bayburtta olanlardan kacta kacimiz taniyor, bu manevi sahsiyetlerle ilgili genel arsiv arastirmalarini tamammlayip , Amasya belediyesinin sehirler arasi yol uzerine ferhat ile sirin ve herkesin tanidigi manevi sahsiyetleri beraber tanitan bir muze olusturdular giris cuzzi bir ucretle girip ziyaret ediyorsunuz kalici oluyor

Avatar
Turan SARACOĞLU 6 yıl önce

"Allah'ın dışındaki kimselere yalvarandan daha sapık kim vardır ... " (Ahkaf Suresi 5. ayetten)
Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ... kabrin üzerine bina yapılmasını yasaklamıştır...”
KAYNAK:Müslim 3/62, Ebu Davud 2/71, Nesei 1/284, 285, 286, Tirmizi 2/155
Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabrin üzerine bina yapılmasını yasaklamıştır!”
KAYNAK:İbni Mace 373, 374
Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) :
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in beni görevli gönderdiği işe seni göndereyim mi? ... Ne kadar yüksek bir kabir görürsen, mutlaka onu da dümdüz edeceksin!”
(Müslim, Ebu Davud, Nesei)
Sümame bin Şufey (R.A) şöyle dedi:
"Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizlere kabirleri dümdüz etmeyi emrederdi.”
(Müslim)
"..Artık onun (Peygamberin) emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar." (Nur Suresi 63)

Avatar
Ahmet . Türbe düşmanları okusun 2 yıl önce

Saracoğlu kendini müctehid zannediyor galiba, kafasına göre hadisi şerif açıklıyor. Bunlarida mezhepsizlerin, vehhabilerin kitaplarından ögrenmis belli. Milyonlarca ehli sünnet alimi o hadisi seriflerin manasını kitaplarına yazmışlar. Türbenin caiz olduğunu;ayetler, hadis-i şerifler ve eshab-i kiramin uygulamalarını kaynak göstererek yazmışlar. Türbe düşmanının kaynak gosterdigi hadis kitaplarını yazan alimler ehlisünnet idi, türbeye karşı değillerdi. Hem o alimleri inkar ediyorlar, hem de kitaplarını kaynak gösteriyorlar, tabii yazılanları çarpıtarak.

Avatar
Ahmet c. 2 yıl önce

Türbe, oda demektir. Eshab-ı kiram, Resulullah efendimizi, Hazret-i Ebu Bekir’i ve Hazret-i Ömer’i oda içine defnettiler. Türbe, ölüye tapınmak için yapılmaz. Ona sevgi ve saygı göstermek, okumaya ve dua etmeye gelenleri yağmurdan, güneşten korumak için yapılmaktadır. (M. Nasihat)

Muhammed bin Hanefiyye, Abdullah bin Abbas’ı defnedince, kabri üzerine çadır kurdu. Ziyaretçiler, üç gün bu çadırda okudular. (Mecmaul-enhür)

Âlimlerin, velilerin kabirleri üzerine türbe yapmak, onları cahillerin hakaretlerinden korumak içindir. (Keşf-ün-nur)

İslâm âlimlerinden Tahir Muhammed Süleyman Mâlikî diyor ki: Şeyh Advî, (Kabirler üzerine türbe yapmak, şu dört şartla caiz olur) dedi:
1- Kabir yeri, meyyitin mülkü olmalı.
2- Türbede bid’at işlenmemeli.
3- Türbeler, zevk ve övünme vasıtası olmamalı.
4- Kabirdeki veliye alamet niyetiyle yapılmalı. (Zahiretül-fıkhil-kübra)

Eshab-ı kiram, herkesin rızasıyla Resulullah’ı ve iki halifesini bina içine defnettiler. Onların sözbirliğinin dalalet olmadığı, dinde senet olduğu hadis-i şerifle bildirilmektedir. Büyük İslam âlimi İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: Resulullah'ın ve Şeyhayn’ın odaya defnedilmelerine itiraz eden hiç kimse olmadı. Bunun için, (Kabirler üzerine basmayın!), (Ölülerinize saygısızlık etmeyin!) emirlerini yerine getirmek için ve yasak edilmiş olmadıkları için, bunların sonradan yapılmaları bid’at olmaz. Salihlerin, evliya zatların kabirlerine, Eshab-ı kiram gibi saygılı olabilmek için, üzerlerine örtü serilmesi, türbe yapılması da, bunun gibi caiz oldu. Büyük âlim Abdülgani Nablusî, (Keşf-ün-nur) kitabında, bunu uzun anlatmaktadır. (Dürr-ül-muhtar haşiyesi)

İlk türbe Hücre-i Saadettir. Resulullah efendimiz, Âişe vâlidemizin odasında vefat edince, bu odaya defnedildi. Hazret-i Ebu Bekir’le Hazret-i Ömer de, bu türbe içinde defnedildi. Eshab-ı kiramdan hiçbiri, buna mâni olmadı ve sözbirliği hâsıl oldu.

Evliyanın kabirlerine örtü, sarık koymak, üzerlerine türbe yapmak, câhilleri, gâfilleri edepli, terbiyeli yapacağı için caizdir. Onların mübarek ruhları, kabirlerinde hazır olurlar. Burada edepli, terbiyeli bulunanlar, ruhlarından feyz, bereket alırlar. Sanduka, türbe yapmak, örtü, sarık koymak, ölüler için değildir. Dirilerin edepli olarak feyz almaları, istifade etmeleri içindir.

Evliyaya türbe yapmak caizdir. (Cami-ul fetâvâ, Keşf-ün-nur, Üsul-i erbea)

Her mümin, uykuda mümin olduğu gibi, öldükten sonra da mümindir. Bunun gibi peygamber, öldükten sonra da peygamberdir. Çünkü peygamber olan ve iman sahibi olan ruhtur. İnsan ölünce, ruhunda bir değişiklik olmaz. (Umdet-ül-itikad)

İnsan, sadece beden değildir. Beden, ruhun konak yeridir. Kıymetli olan, ev değil, evde oturanlardır. O hâlde insan ruh demektir. Cebrail aleyhisselam, Peygamber efendimize insan şeklinde görünürdü. Cebrail aleyhisselam insan şeklinden çıkarak, kendi şekline girince, ruh gibi olunca, yok oluyor denilemez. Şekil değiştirdi denilir. İnsan ruhu da, bunun gibidir. İnsan ölünce, ruhu bir âlemden başka âleme geçmektedir. Ruhun böyle değişikliğe uğraması, kerametinin kalmayacağını göstermez. (Cami-ul fetâvâ)

Öldükten sonra da, evliya zatlara hürmet etmek lazımdır. Böylece, ruhlarından feyz alınır. İnsanın kalbi temizlenir. Ziyarete gelenlerin bu kabrin bir veli mezarı olduğunu anlayarak, saygı göstermeleri için ve ziyaret edenin soğuktan, sıcaktan, yağmurdan, yırtıcı hayvandan korunması için, evliyanın kabirleri üzerine türbe yapmak caiz, hattâ lazımdır. Türbe, veli için değil, ziyarete gelen diriler için yapılmaktadır. (M. Nasihat)