Gazeteci Macit Gürbüz, Osman Okutmuş'un "Bayburtlu Celâlî"si hakkında yazdı

Bayburtlu gazeteci Macit Gürbüz, gazeteci-yazar Osman Okutmuş'un "Bayburtlu Celâlî"si hakkında bir yazı kaleme aldı.

Gazeteci Macit Gürbüz, Osman Okutmuş'un "Bayburtlu Celâlî"si hakkında yazdı

Bayburt Postası - Uzun yıllar gazetecilik mesleğinde zor görevlerde çalıştıktan sonra Atatürk Üniversitesi'nde akademisyenlik yapan gazeteci Macit Gürbüz, Bayburt Postası Gazetesi ve Bayburt Gazeteciler Cemiyeti kuruculuğunu yapan gazeteci-yazar Osman Okutmuş'un geçtiğimiz aylarda yayınlanan 'Bayburtlu Celâlî' adlı eseri hakkında bir yazı kaleme aldı. 'Kürtleşen Türkler' ve 'Mukatele' adlı ses getiren kitapların da yazarı olan ve halen Yalova'da ikamet eden gazeteci Macit Gürbüz'ün yazısı şöyle:

"AŞKIN NEHRİ CELÂLÎ VE BAYBURT’UN YÜZAKI OKUTMUŞ AİLESİ…

Okutmuş’lar ata toprağım Bayburt’un yüzakı bir aile. Kültürden spora folklordan basına kadar sayısız emek ve eser sahibi saygıdeğer Okutmuş ailesinin son kuşak üyesi, benim öz kardeşim kadar sevip saydığım meslektaşım, tanımaktan onur duyduğum gazeteci sayın Murat Okutmuş’un imzalayıp gönderdiği Osman Okutmuş’un Bayburtlu Celâlî eserini gururla okudum.

Celâlî, Sümmani Baba’nın muhteşem ifadesiyle gerçek manada ‘aşkın nehri’, buna şüphe yok, bir marka, Bayburt’un gururu, derya deniz.

Yaşam öyküsünü ve merhum Osman Okutmuş’un öykü aralarına ustaca yerleştirdiği şiirleri ve şiirlerindeki mana derinliği mest ediyor insanı.

O satır aralarında rahmetli babamın amca oğlu merhum Ekrem Ocaklı’ya rastlamak da ayrıca onur vesilesi benim için. Merhum Osman Okutmuş, daha ilk sayfadan itibaren baba yurdumda tadına doyulmaz bir seyahate çıkardı beni.

Tahsini köyünü bilmem ama Akdağ ve Kırklar tepeleri eteklerinde yedeğimde Baba Celâlî ile uzun soluklu bir sıla-i rahim yolculuğuna çıktım adeta.

Kırklar Tepesi’nde Kainat Dede’yi gördüm, eyleştim söyleştim.

Kitabın sonunda, hastalanıp bu dünyadan göçüp giden Celâlî’yi alıp götürmesi ve Kırklar Tepesi’nde yeniden gözden kaybolması yadımda acı izler bıraktı

Celâlî’ye ‘Ahı yaman vahı derin’ demişler, ne güzel söylemişler. Her mısrası yaman, manası derin.

Yakın dostu Hacı Ali Beyi tanıtırken;

“Dostlar kıyam edin kalkın ayağa
Adalet şahının fermanı geldi
İstikbal eyleyin durun selama
Sert esen alemim sultanı geldi”

demiş, demiş ama ben bu dörtlüğü Celâlî'ye ithaf ediyorum. Sert esen alemin sultanına selam duruyorum.

Kendini tanımlarken yazdığı şu dörtlüğe baş eğmemek mümkün mü?

“Beyler için Horasan’da halıyım
Lahur’un alıyım Kişmir şalıyım
Dağıstan’da anka tüccar malıyım
Lamekan şehrinin çuhasıyım ben”.

İnsanın aklını lamekan eyleyen aşkın şairi Celâlî, iyi ki geçmişsin bu dünyadan ve memleketimden.

Celâlî’nin ‘batakçı’ şiiri ise günümüzde bu ülkenin kanını emen malum güruha yazılmış izi silinmez bir destan adeta.

“Kimsede beş kuruş görse yapışır
Uyuz itler gibi alır kapışır
Ver deyince basa çifte tepişir
Atar imanını nara batakçı

Şüphelidir batakçının imanı
Arpanın gözüne verir samanı
Üç güne dediği bulur harmanı
Yeni düştü helal kara batakçı

Düğünde bayramda geyinir alı
Veresiye almış gene bu malı
Ali’nin külahı Veli’nin şalı
Emanettir sürme yere batakçı”.

Celâlî’yi, yani aşkın nehrini anlatmaya yeltenmek ne haddimize.

Naçizane üç beş satır bizimkisi.
Çok teşekkür ederim sevgili Murat Okutmuş.
Osman Okutmuş’u saygıyla rahmetle yad ediyorum.
Ruhu şad olsun.

İyi ki Okutmuş ailesi var memleketimin.

Saygı sevgi ve selamlarımla."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.