Buğdayın öğütülüp un yapıldığı su değirmenleri, toplumumuzda ikibinli yıllara kadar ekonomik hayatın olduğu kadar sosyal ve kültürel hayatın da vazgeçilmez unsurlarındandı.

Yeterli suyu olan hemen her köyde değirmen bulunurdu. Taşlarının taş ocaklarından çıkarılıp işlenmesi, değirmenin kurulması ve bakımı ayrı ayrı iş kollarıydı. Eski ismi Ergi olan Taşocağı, Mam ve Masat köylerindeki ocaklardan çıkarılan değirmen taşları çok meşhurdu ve il dışına da satılırdı. Ergi taş ocaklarından Rusya ve Azerbeycan’a değirmen taşı satılırdı. Çok ağır olan değirmentaşlarının imali ve taşınması çok meşakkatli işlerdi.
Değirmenlerde önce buğday temizlenir, elekten geçirilir (kalbur ve tepirden), yıkanıp kurutulurdu. Yedi-sekiz metre yüksekliğinde gittikçe daralan teneke borulardan düşürülen suyun gücü devasa taşları döndürür, dönen taşların arasında öğütülen zahire un olurdu. Elde edilen un ve kepek ayrı ayrı çuvallara yerleştirilirdi. Değirmen unu kepekli olduğu için uzmanlarınca mide, barsak, böbrek ve şeker hastalıklarında şifa için tavsiye edilir. 
Arpanın kırılması ile elde edilen "paağ" hayvanlar için çok iyi bir besindir. Günümüzde de çok aranan yarma ve bulgur "dink taşı’’ ile yapılırdı. Dink taşının özelliği dikine dönmesidir. Şehirde "dibek taşı" diye bilinen bu taşın  önüne oturan ve sayıları genelde dört olan bayanlar bulguru devamlı toparlayarak taşın önüne verirdi. Buğdayın kavrulması ile yapılan kavurganın öğütülmesi sonucu elde edilen "kavut’’un çorbası, haşlaması, ufalaması meşhurdur.

Değirmenler un öğütme mevsiminde sabaha kadar çalışırdı. Gece sırası gelenlerin değirmenciye çay, şeker, lamba için gaz, pilav üstünde horoz götürmeleri adettendi. Horoz gelmezse un iyi olmazdı. Değirmenci hizmetinin bedelini para ile değil ürünle alırdı.

KÜLTÜRÜMÜZDE DEĞİRMEN

Değirmencilikte; değirmen taşının taraklanması, un, yarma ve bulgurun ince yapılması ustalık ister. Konursulu Tayyar Usta, Çiğdemlik’ten Aslan Polat, Aydıntepeli Doracan, Akgöz’lerden Ali Usta, Hacı Yarım, Velişaban mahallesinden Ali Değirmenci meşhur değirmen ustalarıdır.

Hayatımıza uzun yıllar girmiş olan değirmenleri; atasözü, deyim, türkü, hikâye, masal, fıkra, şiirlerde bol miktarda görmek mümkün:

"Bu saçı değirmende ağartmadık’’, ’’Üstünü unlu görüp değirmenci sanma’’, ’’Bu değirmenin suyu nerden geliyor’’, ’’Duduzarda değirmen eğer suyu gelirse’’ deyim ve atasözleri ilk akla gelenler.

Değirmen üstü çiçek orak getirin biçek ve Değirmenin bendine döner kendi kendine gibi çok sayıda türkünün yanında Fehim Sayıner in söylediği türküyü değirmen türkülerine örnek verebiliriz:

Değirmenim döner bendi yok
Mektup geldi kendi yok
Bir mektup yolladım Bayburt eline
Okusun validem soksun beline
Duyurmasın yanındaki geline
Duyar düşmanlarım şad-ı man olur
Bayburt ta yavrularım perişan olur…..

Cahit Sıtkı Tarancı’nın değirmen şiiri ise,değirmen şiirlerine güzel bir örnek;

Suyun kurusun kanadın kırılsın değirmen
Yetişir beni öğüttüğün
Bırak cahilliğim saflığım gitmesin elden 
Bilmek yanmakmış büsbütün…..

MEŞHUR BAYBURT DEĞİRMENLERİ

Suyu bol,yüksek kapasiteli bu değirmenlere çevre illerden de çok gelen olurdu.İki üç taşı olan değirmenler vardı.
Helva Değirmeni,Memişlerin çalıştırdığı Balca (Berne) Değirmeni.

Birden fazla değirmeni olan Değirmencik (Mam), Örence, Arpalı, Konursu, Orta Çımağıl, Baş Çımağıl köylerinin  değirmenleri. Erzurum'un kazaları Ilıca ve İspir'in yakın köyleri, Bayburt'un Çımağıl, Petekkaya gibi köyleri de daha ziyade Tahbur değirmeninden yararlanırdı.

Oruçbeyli (Akgözler), Hindi (Bayramoğulları), Alapelit, Taht, Işıkova (Kocabeyler), Akşar, Kopuz, Yaylalar, Aksunk, Demirözü, Eymür, Gümüşdamla, Çatıksu, Gökçedere, İncili, Aydıncık, Nişantaşı, Adabaşı değirmenleri meşhur değirmenlerdi.

Derviş yüzlü Aydıntepeli Doracan amcanın çalıştırdığı, un almaya gittiğimiz Yukarı Kırzı değirmeni gibi;  Sarımeşe, Gütgüne, Balca, Armutlu, Aslandede (Kân), Mutlu, Orta Çımağıl değirmenleri, bindokuz yüz doksanlarda çalışıyordu.

Şehir merkezinde; Kefeli’nin değirmeni büyük değirmendi. Suyu, Bayburt’tan daha yüksekte olan Aksunk’tan, beş kilometre uzunluğundaki arklarla getirilen taş köprü yanındaki Hızar Değirmeni, Velişaban Mahallesindeki Çarşı Değirmeni ve Galer Değirmeni meşhur değirmenlerdi. Ali Değirmenci’nin çalıştırdığı Çarşı değirmeni; üç taşlı, büyük dibek taşı olan Trabzon yöresinden çok müşteriye hitâbeden büyük bir değirmendi.

Günümüzde çalışan tek değirmen Turgutların beş kuşaktır çalıştırdığı Kıratlı Değirmeni'dir. Yukarı Kırzı Değirmeni ise sağlam ve çalışabilir durumda fakat kapalıdır. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
a.mehdi öztürk 3 yıl önce

60-70 yıllarında bayburtun bir imalat olduğu aşikardır,deri dabağ oluşu-kamyon,fayton
kasası-miltan ve pantolon-nal,demir işleri-odun çivili ayakkabı-halı,kilim,ehram,secade
vb vb ve 12-13 asırda 4 tane medrese yani üniversite"ikbaliye,yakutiye,mahmudiye
museviye.ve 50 ye yakın zaviyesi olan bayburt.tşkler

Avatar
Bayburt lu Salih 3 yıl önce

Sn AKER
Bizler Bayburt halkı ve ülkem insanı olarak, bizler geçmişte şöyle idik,şunu şöyle yapmıştık gibi sıralamaları çok severiz.
Belki sizin anlatımınız bir hatırlatma,nostaljiyi anma olabilir, yada zülfü yare edebi bir duruşla dokunmuş olabilirsiniz.
Burada anlatımınız hatıraların göz önüne gelmesini sağlamıştır muhakkak, fakat asıl benim baktığım diğer pencere ise, BAYBURT un Osmanlı döneminden itibaren hem kendi bölgemizin ve Karadeniz in tahıl ambarı olması konusunu hatırlatmaktır.
Bakınız Bayburt kendi kendini bakan ve yakın coğrafyamızdaki insanlarımızın da ihtiyaçlarını karşılayan bir ilçeden,kendi kendini bakamayan bir İl haline geldi.
Asıl düşünülmesi ve kafa yorulması gereken konu bu olmalı, yerel yöneticiler kalkınma hamlesi projeler üretmeli, şöyle inceleyelim Trabzon ve diğer çevremizdeki illerde ne kadar un ve unlu mamuller tesisi var,Bayburt ta kaç tane var;
Allah aşkına Bayburt ta hem nostaljik değirmen,hem modern değirmen toplam belki on tane olması gerekmez mi?

Avatar
Bayburt lu Salih 3 yıl önce

Bayburt gelişen,üreten ve düşünen olup kalkınma hamlesini kendisi üretmelidir.
Devletten bekleyen değil,Bayburt ve ülke adına neler yaparız diye düşünmeli,zirai ürünler tesisi kurup fırıncılarımız ve halkımız Trabzon'dan ve başka illerden alan değil,satan olmalı un,bulgur v.s, üreten köylülerimiz,köylerini terk etmişse kooperatif kurup,arazileri toplulaştırma ile kiralayıp zirai ve hayvancılık da kalkınmayı sağlamalı,sonra Çoruh üzerine eski değirmenler kurulur,hem doğal ürün elde edip hem nostalji yad edilir.
Ayrıca Kefelinin diye bildiğimiz tesis,aslen GÜVELİ lerin idi,KEFELİ yi ortak aldı sonrasında sonra devir etti.Ortak almasına neden olan zararı da yine Bayburt lu olan bir ailenin verdiği zarar sonrası olmuş,bu aile sonradan özür dilese de zarar büyümüş,ortak almak kaçınılmaz olmuştur.
Bayburt a ilk elektriği rahmetli GÜVELİ büyükleri,Rusya ya yaptıkları ticaret sırasında, getirdikleri dinamo ile kullanmış,belli zamanlarda önemli resmi kurumlarında istifadesine sunmuşlardır.

Avatar
Ahmet 3 yıl önce

Buğday.,Bizde buğda

Avatar
Hüseyin Canerik 1 yıl önce

Sayın Aker, bu güzel yazı için çok teşekkür ederim. Keyifle okunan bir yazı. Yüreğinize ve emeğinize sağlık...