Bayburt Postası - Her yıl Türkiye'nin önüne konan Ermeni sorunu, yine sahnelenmeye başladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin "çözümü tarihçilere bırakalım" önerisini sürekli reddeden Ermeni diasporası, her yıl olduğu gibi yine ulusal arenada siyasi sonuçlar çıkarma peşinde. Ermeni diasporasının baskısıyla, son olarak 1915 Ermeni olayları ile ilgili sözde soykırımı tanımakla kalmayıp, ermeni olaylarının inkârını da suç sayan yasa tasarısını oylayarak Türkiye’yi zora sokmak isteyen ülke bu defa Fransa oldu. Tüm bu yaşananların tek sebebi ise Ermeni diasporasının "3 T" planını devreye sokmak istemesinden kaynaklanmaktadır.
Sözde Ermeni soykırımını siyasi çalışmalarla ispatlamaya çalışanların nihai hedefi ise Türkiye Cumhuriyeti’ni zor durumda bırakmak. Fakat tüm bunlara rağmen tarihi gerçekler yine tarihçiler tarafından gözler önüne seriliyor.
İşte Ermeni meselesine ışık tutabilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin “meseleyi tarihçiler ele alsın” önerisini güçlendirebilecek tarihi belge ve anlatımlardan birini paylaşıyoruz. Yard. Doç. Dr. Yunus Özger tarafından 2007 yılında kaleme alınan “1895 Bayburt Ermeni Ayaklanmaları” adlı kitap, Ermeni meselesiyle birlikte Ermeni diasporasının tarihçileri neden saf dışı bırakmak istediğini ortaya koyuyor…
Anadolu'da Ermeni olaylarının en yoğun yaşandığı 1890'lı yılları anlatan bu eser, Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan gelişmelerin nedenlerine de ışık tutuyor. 1895 yılında Türkiye'nin pek çok yerinde olduğu gibi, Bayburt ve köylerinde de Ermeni ayaklanmaları olmuştu. Birinci Dünya Savaşı’nda Bayburt'u işgal eden Ruslar'ın 1916'da buradan çekilişi sonrasında, Ermeniler tekrar sahneye çıkmış ve yörede yine pek çok katliam yapmıştılar.
İşte 1890’lı yıllarda Bayburt’ta yaşanan Ermeni olaylarıyla birlikte 1910’lu yıllarda yaşanan Ermeni olaylarının nedenlerini ortaya koyan, “1895 Bayburt Ermeni Ayaklanmaları” adlı eseri bölümler halinde paylaşıyoruz... Yard. Doç. Dr. Yunus Özger'in kaleminden: Lütfen tıklayın: 1895 Bayburt’ta Ermeni Ayaklanmaları -1-
*
Kitap hakkında kısa bilgi
Yard. Doç. Dr. Yunus Özger tarafından kaleme alınan eser, 2007 senesinde İstanbul IQ Yayınevi tarafından basımı gerçekleştirilmiştir.
Eser, tamamen Başbakanlık Osmanlı Arşiv Belgeleri kaynaklı olarak ve 1895 sonbaharında Bayburt merkez ve köylerinde yaşanan Ermeni olayları konulu olarak hazırlanmıştır. Çalışmanın ana kaynağını, Bayburt hadisesini çıkarak ve daha sonra yakalanarak yargılanan fedailerin Osmanlıca olarak yazılı ifade tutanakları oluşturmuştur.
Dört bölümde ele alınan eserin ilk bölümünde Bayburt’un tarihçesi, demografik yapısı ve 19. yüzyılda nüfusu konusu işlenmiş, meselenin daha iyi tahlil edilmesini sağlamak için, demografik yapıyı oluşturan özellikler ve nüfusun dini ve etnik karakteri ayrıntılı olarak okuyucuya sunulmuştur.
İkinci bölümde, Bayburt Ermeni olayları başlığı altında, olayları organize eden ve Osmanlı idarecileri tarafından “Fesat Cemiyeti” olarak adlandırılan kuruluş incelenmiştir. Söz konusu örgütün lider kadrosu, fedai adıyla örgüte kazandırılan elemanların seçimi, İstanbul ve Bayburt’taki faaliyetleri, fedailerin Bayburt merkezinde ve Bayburt’a bağlı bazı köylerde yaptıkları baskınlar konusu incelenmiştir.
Kitabın üçüncü bölümünde ise, Bayburt olaylarının sona ermesi, zanlıların yakalanması, mahkeme süreçleri ve divan-ı harpte yargılanma serüvenleri ve cezalandırılmaları konularına yer verilmiştir. Yine bu bölümde Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu siyasi atmosferden söz edilerek, yakalanan fedailerin padişah tarafından affedilmesi konusu da incelenmiştir.
Eserin son bölümü ise oldukça dikkat çekici özellik sergilemekte olup, Bayburt hadiselerinden zarar görenlere herhangi bir ayrım yapılmaksızın Osmanlı Hükümetinin yaptığı maddi yardımlar konusu ele alınmıştır.
Kitabın bu son bölümü, aslında geçmişten bugüne dek Osmanlı'yı ve Türkler'i soy kırım yapmakla itham edenlere bir cevap niteliği taşımaktadır. Nitekim kitapta görüleceği üzere, isyanda bizzat yer alan ve olay esnasında ölmüş olan fedailerin eşleri ve çocuklarına asla isyancı muamelesi yapılmamış ve devlet uzun bir süre bunlara ekmeklik buğday ve daha sonra da tohumluk hububat ve zirai araç-gereç yardımında bulunmuştur.
287 sayfadan ibaret kitabın sonunda söz konusu fedailerin mahkeme kayıtlarının Türkçe çevirisi de yer almaktadır.









