Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa YAZARLAR Süleyman ATMACA Terör Örgütleri ve Din İstismarı

Terör Örgütleri ve Din İstismarı

e-Posta Yazdır PDF

Süleyman Atmaca2008 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinin PKK terör örgütünün sınır ötesindeki kamplarına karşı düzenlenen harekat sonrasında, bir süre önce kapatılan DTP (şimdi BDP) tarafından Diyarbakır ve Van’da düzenlenen mitinglerle ilgili olarak o zamanın gazetelerinde şöyle deniliyordu:

“TSK’nin sınır ötesi kara harekâtı DTP tarafından mitinglerle protesto edildi.    Diyarbakır mitinginde yörede "Melle" olarak da bilinen bir imamın elinde Kuran'la bir miting otobüsünün üzerinden konuşması; Van’daki DTP gösterisinde de yaşlı bir kadının başının üzerinde "Mushaf" tutarak zafer işareti yaparak yürüyüşe katılması akıllara dine oldukça uzak duran ve terör örgütü PKK’nın siyasi kolu olarak algılanan DTP’nin bölgede dini kullanarak halkı yanına çekmeye çalışmayı amaçladığı yorumlarına sebep oldu.” (26 Şubat 2008 tarihli gazetelerden)

Geçtiğimiz günlerde aynı konuları hatırlatıcı olaylar gelişti. Din ve dini değerler konusunda hiçbir hassasiyeti olmadığı bilinen PKK ve ondan aldıkları talimatlarla hareket ettiklerini itiraf etmiş olan siyasiler yine başı sıkışınca Kuran ayetlerine sarıldılar. Bütün televizyonların karşısında açık açık millete ve milletin temsilcisi olan devlet yöneticilerine küfürlü hakaret ettiler. Yaptıkları bu küfürlü hakaret sonrasında özür dilemeyen bu insanlar Kuran’ı Kerim’den bir ayet mealini okuyarak kendilerini savunmaya çalıştılar.

Cereyan eden bu olaylar, kurucu kadrosunun dinden uzak Marksist- Leninist fikir yapısına sahip PKK’nın sıkışınca dini değerleri nasıl istismar ettiğini göstermesi bakımından oldukça ilginçtir.

Terör örgütü PKK’nın Marksist-Leninist bir ideolojinin ürünü olduğu herkes tarafından bilinmektedir.  Marksist, Leninist temelli, etnik bölücü bir organizasyon olan bu terör örgütünün kurucuları yetmişli yıllarda moda olan Marksist- Leninist akımların ürünü olan o zamanın Kürt kökenli üniversiteli gençleridir.

PKK terör örgütünün İslam dini ile uzaktan yakından hiçbir zaman ilişkisi olmadığı bilinen bir gerçektir. Müslümanlığa sıkı sıkıya bağlı Güneydoğulu Kürt kökenli vatandaşlarımız bu örgüte Marksist-Leninist düşünce yapısı dolayısıyla baştan beri hiç sıcak bakmamışlardır. Daha sonra dünyada kimsenin değer vermediği bu ideolojinin PKK tarafından da terk edilmiş olması onların dini değerlere bakışlarında bir değişiklik oluşturmamıştır. Sadece etnik kökene dayalı ve dinin de tasvip etmediği ırkçı bir milliyetçilik söylemini kullana gelmektedirler.

Bu sebeple günümüzde dini eğitim ve öğretimden uzak yetişen Kürt kökenli ailelerin çocuklarını rahatlıkla kandırabilmekte ve kendi ihtiraslarına alet edebilmektedirler. Bu gençlerin ailelerinin dini inançları daha sağlam olduğu için sıkıştıklarında de dini değerleri istismar etmekten hiç çekinmemektedirler.

Yukarıda belirttiğimiz gibi bu istismarın bir örneği daha yaşandı. Millete ve devlete açıkça küfreden şahıs kendisini Nisa süresindeki şu ayetle savunuyordu:

“Allah kötü sözü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayanlar başka. Allah her şeyi işitici ve bilicidir.” Nisa-148

Bu ayeti okuyarak kendisini savunan zata sormak lazım. Boş hayallerle kandırılmış bu milletin bir unsurunun çocuklarının eline verilen Molotof kokteylleri ile sokakları, otobüsleri ateşe vermek, esnafın işine ve rızkına mani olmak ve hatta günahsız insanları yakarak öldürmek bu Kur’an ayetlerine göre zulmün alası değil midir?

Yıllardır oluşturdukları terör örgütü vasıtasıyla bölge insanı üzerinde tahakküm kurdukları aşikâr olan ve gencecik Müslüman evlatlarını öldürten bu örgüt ve onun siyasi temsilcilerinin mazlum rolü oynaması hiçte inandırıcı değil. Tıpkı Ermeni Terör Çete reisi Arşak’ın Osmanlıya karşı Kürt aşiret reislerine “kutsal ittifak” çağrısı yaptığı mektubunda yazdığı gibi; kendi zalimliklerini gizlemeye çalışıp ilahi sorumluluk daveti yaptığı gibi.

Bu vesileyle bin dokuz yüzlü yılların başında Ermeni terör çetelerinin yaptıklarıyla bu günkü PKK ve yandaşlarının yaptıklarının benzerliklerine dikkat çekmek isterim.

Öncelikle şunu belirtmek lazımdır ki; Osmanlıyı yıkmayı amaçlayan Ermeni Terör Çetelerini destekleyen güçler günümüzde PKK terör örgütüne destekleyerek Ülkemizin gücünü ve enerjisinin zayıflamasını sağladıkları artık gizlenemeyen bir gerçektir.

Rusların Doğu Anadolu’yu işgali sırasında onlarla işbirliği yapan Ermeni Terör Çete Reislerinden; Bayburt ve Erzincan civarında yaptığı zulüm ve katliamlarla meşhur Arşak adlı Ermeni Terör Çetesi Reisini Bayburtluların çoğu hatırlar. Bu çete reisinin Doğu Anadolu’daki bir Kürt aşiret reisine yazdığı gizli bir ittifak mektubu o zamanın güvenlik güçleri tarafından yakalanmış ve devletin arşiv kayıtlarına girmiştir.

Bu mektubun muhtevası incelendiğinde din istimrarı ve nihai amaçlarındaki paralelliği göstermesi bakımından Ermeni Terör Çeteleriyle bu günkü PKK Terör Örgütünün benzerliklerini ortaya koymaktadır.

Bakın 1919 yılındaki Terör örgütü yöneticisi Bayburt Zalimi Arşak Kürt aşiret reisi Eyüp Paşaya gönderdiği kutsal ittifaka çağrı mektubunda ne diyor:

“İnsanlar vahşi hayvanlar gibi kudurmuş, pençelerini açarak parçalayacak insan aramaktadırlar. İlim ve tahsilden yoksun ve tam manasıyla cahil ve nasipsiz iki taraf halkımız koyun sürüsü gibi sahipsiz bırakıldığı takdirde şu ahvalin sonsuza kadar devam edeceği anlaşılıyor ki, bu cühela takımını sevk ve idare edecek siz ve bizim gibiler olduğumuz (halde) eğer biz de bu ahval karşısında kendimizi alakadar addetmeyerek inziva köşemize çekildiğimiz takdirde oluşması mukadder kötü sonuçlardan Allah indinde sorumlu olacağımız pek tabii ve gün gibi aşikârdır.

Binaen aleyh iş bu keşmekeşe bir nihayet vermek ve Mezhep ve ırk ayrımı yapmadan milletin hal ve saadetiyle hayatını sürdürmesini temin etmekle beraber bu hususta da hükümet (Ermeni hükümeti) tarafından geniş yetkiye sahip bulunduğumdan el ele vererek çalışabilmek ve aynı iyi işlere muvaffak olabilmek için aynı surette işaret ve uygun cevabınızı beklemekteyim.”

Kendi yaptıkları vahşet ve katliamları yok sayarak oluşturdukları fitne ve fesat ortamına karşı devletin almak zorunda olduğu güvenlik ve asayiş tedbirlerini vahşilik ve canavarlık olarak nitelendiren Ermeni terör çetecisi Arşak ile aynı vahşeti sergileyen PKK ve yandaşlarının kullandığı üslup ve sığındıkları liman paralelliği manidar değil midir?

Başka bir paralellik daha var. 1919 yılındaki Ermeni terör örgütü temsilcisi kuracakları Ermeni Devletinde Kürtlere hürriyet, refah ve eşitlik vaat ederek şöyle diyor:

“Siz ve size tabi olanlar Ermeni Cumhuriyeti içerisinde her şekilde hak ve hürriyete sahip, refah içerisinde mutlu bir hayat sürdüreceğinizi bütün mevcudiyetim ve namusumla temin ederim. Binaenaleyh kardeşçe nasihatim şundan ibarettir: Şöyle ki, ele silah alarak boş yere kan dökülmektense silahları bırakarak Müttefik Devletlerin kararına kadar Ermeni Hükümeti içinde refah, barış, şan ve şerefle yaşayarak yüksek makamlara nail olmak ve bu şekilde size tabi olan Müslüman ahalinin (Kürtlerin) rahatlıklarını temin etmektir. Böylece siz ve çocuklarınız hükümetimiz içerisinde geniş yetkilere sahip yüksek memuriyet ve görevlere kavuşup her şekildeki hak ve hukuk konusunda görüş bildirme hakkına sonuna kadar sahip olacağınızdan emin olunuz ki, her iki milletin (Ermeni ve Kürtlerin) sefaletine nihayet verelim.”

İşte kendilerini kışkırtarak terör çeteleri kurdurtan güçlerin oyununa gelen Arşak ve benzerinin yönettiği Ermeni terör çetelerinin; o zamandaki haleti ruhîyelerini ifade eden hayalleri ve neticede boş hayaller uğruna yapılan vahşet ve katliamlardan başka ellerinde kara bir tarihten başka bir şey kalmadığı cümlenin malumudur.

Bu günün terör örgütü PKK ve onun temsilcileri bölge halkını hangi hayallerle aldatıyor? Aynı sefalet edebiyatı yaparak Bağımsız Kürt devleti kurup hürriyet ve refaha kavuşturma hayali ile bölge gençlerini kandırıp dağa çıkarmıyorlar mı? Bu hayalle binlerce masum Kürt ve Türk insanı öldürülmedi mi?

Bu iddiayı kanıtlayan bir araştırma bu günlerde yayınlandı. Bu araştırmada Kürt kökenli gençlerin hangi hayali vaatlerle kandırılarak dağa çıkarıldığını açıkça göstermektedir

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğretim üyeleri Yardımcı Doçent'ler Dilara Şeker, Aynur İlhan Tunç ile Van Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli Emniyet Amiri Erdal Şahin tarafından yapılan bu bilimsel çalışma Van'da 2005-2009 yılları arasında gerçekleşen operasyonlarda yakalanan 400 PKK'lının dosyası üzerinde yapılmış ve çarpıcı sonuçları ortaya çıkarmıştır.

Terör örgütü ve yandaş yöneticileri bu hayali şimdilik açıkça dillendirmekten kaçınıyorlar. Nitekim dini istismar ederek kendisini Kur’an-ı Kerim ayeti ile savunmaya çalışan malum şahıs konuşmasının bir yerinde “Biz henüz sabrediyoruz; dilediğimiz noktaya gelmedik..” gibi ifadeler kullanarak ağızlarındaki baklayı çıkarma noktasına gelmediklerini ima etmeye çalışıyor gibiydi.

Ermeni terör Çetecisi Arşak ise kendilerini destekleyen devletlerin oyununa gelerek bu amaçlarını mektubunda olduğu gibi açıklıyor ve hatta kendisini, hayalindeki “Ermeni Devleti”nin geniş yetki ile donatılmış temsilcisi olarak tanıtıyordu.
 
Sadece süreç farklılığı dışında Ermeni Terör Örgütü temsilcisinin ifade ve amaçlarıyla bu günkü terör örgütü PKK ve açıkça kendi beyanlarıyla siyasi temsilcileri olduklarını ifade edenlerin üslup ve yöntem ve amaçlarındaki paralelliği manidar değil midir?

Osmanlıyı yıkmak ve gücünü zayıflatmayı amaçlayan güçlerin maşası olan Ermeniler teba-i sadıka olarak kabul edilerek devletin en üst kadrolarına Müsteşar ve Bakanlık seviyelerine getirildikleri halde olmayacak hayallere kanıp hem kendi soydaşlarına hem de Müslümanlara izleri hala geçmeyen acılar yaşatmışlardır. Ama netice kendileri için hüsranla sonuçlanmıştır.

Aynı güçler tarafından kurulan ve desteklendiği açık olan ve ülkemizin potansiyel gücünü kontrol altında tutmayı amaçlayan; Kürt kökenli vatandaşlarımızı olmayacak hayallerle kandıran terör örgütü ve yandaşları hem Kürt ailelerine ve hem de tüm Türkiye’ye yaşattıkları acı ve ızdırabın sonunun da Ermeni çetelerinin sonucuyla paralel olabileceğini idrak etmeleri gerekir.

Güneydoğulu vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu dindardır ve durumun farkındadırlar. Ancak sefalet edebiyatıyla dini değerlerden uzak yetişmekte olan gençleri dağa çıkararak oluşturulan silahlı güç; devlet yöneticilerinin de yaptıkları yanlışlıklar dolayısıyla bölgedeki insanlar üzerinde tahakküm kurmuş durumdadır. Bu silahlı terör gücünün orada bulunması bölge insanının özgür iradesiyle hareket etmesini engellemektedir. Bu silahlı güç dağıtılmadan bölge halkının kendi iradesiyle hareket etmesi de mümkün değildir.

Terör örgütü ve yandaşı durumundaki siyasiler de bu gücünü yitirmemek için her şeyi istismar etmekte ve bu silahlı gücün dağıtılması girişimlerini engellemeye çalışmaktadırlar.

Ocak / 2010

 

Yorumlar (9)add comment

Mamafih diyor ki:

Allah'ın verdiği akıl "EMANETİ" ni boş yere harcamayalım. At gözlüklerini çıkarıp, Akıl "EMANETİNİ" doğru kullanalım.
23 Şubat 2010

EMANET diyor ki:

HATİP DİCLE'DEN HABUR'LA İLGİLİ İDDİA!...

19 Ekim'de Habur'dan giriş yapan ve büyük törenlerle karşılanan 34 PKK'lının geri dönüş süreci ile ilgili kapatılan
DEP'in Diyarbakır eski milletvekili Hatip Dicle müthiş bir iddia ortaya attı.

Dicle, kapatılan DTP'nin Genel Başkanı Ahmet Türk'ün 15 Ekim'de İçişleri Bakanı Atalay
ile görüştüğünü söyledi ve bu görüşmede Bakan Atalay'ın
''Müsteşarımı Diyarbakır’a gönderdim. Hakim ve savcılar ayarlandı, gelen PKK'lılar geldikleri gibi geçecekler''
dediğini ileri sürdü.

GELDİKLERİ GİBİ GEÇECEKLER
KCK operasyonu kapsamında tutuklanan Hatip Dicle mahkemede İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın,
kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk’e, Kandil ve Mahmur'dan gelen 34 PKK’lının bırakılacağı sözünü verdiğini ileri sürdü. Dicle'nin iddiaları şöyle:
“15 Ekim 2009 tarihinde DTP Genel Başkanı Ahmet Türk beraberindeki bir heyetle birlikte İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı ziyaret etti. Ziyarette 4 gün sonra 19 Ekim'de Mahmur ve Kandil’den grupların geleceği, bunların tutuklanmayıp serbest bırakılması durumunda dağdan inişin hızlanacağı, dağa çıkışın da duracağı bildirildi. İçişleri Bakanı da bu heyete ‘Konuyla ilgileniyorum. Müsteşarımı Diyarbakır’a gönderdim. Hakim ve savcılar ayarlandı, geldikleri gibi geçecekler’ dedi.
Bu aşamada 4 gün sonra Silopi’den gelen 8 kişi,
‘Biz gerillayız. Önder Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile barış için geldik’ dedi ve bunlar sürecin olumlu sonuçlanması için gerektiği gibi tutuklanmayıp serbest bırakıldı.”

Ahmet Türk, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile aralarında geçtiği iddia edilen diyalogu yalanlamadı.
***
NOT:
Bu haberi ve olayı bütün cümle âlem biliyor!...
Ankara'da Atatürk Orman Çiftliği'nde Sn.Beşir Atalay ile Ahmet Türk gizlice buluştular!
Saatlerce oturup pazarlık yaptılar!
Sonradan alşaıldı ki, Ahmet Türk diretmiş ve netice de anlaşamamışlar!...
Yani sn. Bakan hem yargıya müdahele etmiş, hem de oyuna gelmiş!...
Bunu bütün TV kanallarında hepimiz haber ve yorum olarak dinledik, gördük!...
İşte "Kürt Açılımı" denen rezaletin sadece görünen yüzü!...
Kim bilir buz dağının altında daha neler var?...
EMANET
14 Şubat 2010

69bayburt diyor ki:

emanet adli yorumcumuza cevap vermek istiyorum;

birincisi ben kurt falan degilim turkum. kurt olanda kardesimdir cerkez olanda laz olanda sunniside kardesimdir sii olanida.

ikincisi o adını anmak istemediğim caninin oldurdugu bebelerin hesabini bi baskasinin kanini akitarakmi bi ananin bagrina tas dusurerekmi soracagiz hem o cani kimler tarafindan besleniyor hala acik degil buda besbelli

tuncelide cikan isyandan degil tuncelide taaa apo denen cani ortaya cikmadan onceki zamanlardan bahsediyorum anlayamadiniz galiba!

"Tunceli'de yaşanan isyan Fransız ve Ermeni Taşnak terör örgütünün işbirliği ile yöre halkının kandırılması sonucu çıkmıştır. İngiliz altınları da cazip gelmiştir... Sonuçta, suçlular da cezalarını çekmiştir" demissiniz sanirim fazla arastirmamissiniz istediginiz seyi bulup yazmissiniz orda coook baska isler donmus bunu eminim cok iyi biliyorsunuz ama o donemleri elestirmekten cekiniyorsunuz kimin donemiydi pek tabi biliyorsunuz. siz aponun oldurdugu bebekleri soylerken daha apo denen cani bu isleri yapmazdan orda bebekler olmus birileri isyan etmis birileri oyuna gelmis dediginiz gibi ve careyi daga kacmakta bulmus iste sizinde anlayamadiginiz sanirim bu! kusura bakmayin ama turklugumuzle hepimiz gurur duyuyoruz sadece sizde degil! bizler hicmi yanlis yapmadik bizim askerimiz hicmi yanlis yapmadi nasil bi mantiktir isiniz gucunuz iktidari karalamak niye apo denen caniyi asmadi peki simdi iktidari karalayan o muhalif partiler onlarin elinede gecti ayni firsat sebeb neydide asmadilar!

iktidarin dini kullandigini soyluyorsunuz Allah askina bu acilimla dini kullanmak nasil oluyor anlamadim. insan biseyi karalamak istediginde herseyi soyleyebiliyor hic dusunmeden hemde. halbuki sirf musluman oldugumuz icin bu dusmanligin kalkmasi icin dua etsek acilim falan yapmalarinada gerek kalmayacak ama iste birileride karalama yapmak zorundaki siyaset yurusun demi?

o diger parti donenmlerinide gorduk biz ulkeyi nereye getirdiklerini milyonlarca genc kizin okullardan atilmasina nasil goz yumduklarini baslarini nasil actirdiklarini imamhatipte okuyan kizlari okul onlerinde keskin nisancilari baslarina dikerek okula sokmadiklarini bunlari bizzat sahsim yasadi. ha simdi diyeceksinizki bu iktidar ne yapti cok sukur simdi imamhatiptekiler biraz nefes aldi diger seyleride yapacaklar ama laikligi elden birakmayan larin neler yaptigini gorduk adamlar universitelerde yasak kalksin diye bi adim atti partilerini kapatmaya kadar geldi is ama yakindir dualarimiz bu ise bas koyanlarla oy toplamak icin laf cambazligi yapanlarla degil!!!!!
11 Şubat 2010

EMANET diyor ki:

MİLLET UYANIYOR

Bayburt'tan hain çıkmaz!
Helal süt emmişlerdir!
Ahmet Yesevi soyundandırlar!
Kendileri de, toprakları da mübarektir...
Apo denen caninin öldürdüğü, öldürttüğü kundakdaki bebekleri unutanlar;
bugün Tunceli'de yaşanan isyandan dem vuruyorlar!
Bunlardan şüphe etmek lazım!
Tunceli'de yaşanan isyan Fransız ve Ermeni Taşnak terör örgütünün işbirliği ile yöre halkının kandırılması sonucu çıkmıştır. İngiliz altınları da cazip gelmiştir... Sonuçta, suçlular da cezalarını çekmiştir.
Ama hala akıllanmamış, gaflet ve ihanetle beyinleri doldurulmuş nâdânlar,
kin-nefret duygularını saçmaya devam ediyorlar!
Tabii, gaye başka!? 8 yıldır ülkemizi felaketin eşiğine getiren malum partinin "kürt açılımı" denen rezalet ve ihanetinin reklamını yapmak; Türk Milletinin tepkilerini yumuşatmak, kürtçü-faşist propagandalarını sürdürebilmeleri için gereken ortamı sağlamak...Amaç bu!...Bunu yaparken de hiç şüphesiz mübarek dinimizi de kullanmaktan imtina etmiyorlar...
Artık işin sonuna gelinmiştir! Takke düşmüş, kel görünmüştür!
Amerikancı, Ermenistan yanlısı, kürtçü faşistleri himaye eden politikalar üreten köksüz gafillerden kurtulmanın zamanı gelmiştir...
Bayburt Kaymakamı Nusret bey'i idam eden, Ermeni işbirlikcisi kürtçü-faşist "Nemrut Mustafa"ların döktükleri kanları unutmadık!....
Bayburtlu uyanıyor! Hiç merak etmeyiniz; Millet uyanıyor!...
EMANET
26 Ocak 2010

69bayburt diyor ki:

yorumlarin hepsini okudumda acikcasi sasirdim kaldim.. yani bu acilimi nasil anlamislar yada nasil anlamaya calisiyorlar bi turlu aklim almiyor. ama soyle bi durumda var bu ulkede sehitlerin kanlariyla ideolojilerini besleyen kisilerde var tabi bunlarin sesi kesilecek eger sehit kanlari durursa, yoksa bagiracak biseyleri kalmayacak neyle esip gurleyecekler... bu ulkede insanlar yeterince evlat verdiler bu vatana, bundan sonra vermemek icin savas veriliyor ama birileri hic rahat durmuyor sirf kendi ideolojileri sonecek amaclari bitecek diye yada yapilmak istenen guzel seyleri sirf karistirmak icin iste goruldugu gibi karsilama torenleri duzenliyorlar bilmem bi yerleri bombaliyorlar yada baska seyler resmen insanlari oyuna getiriyorlar bu kadar basit..

ben emanet adli yorumcuyada eger izleyebiliyorsa dersim katliamini google videodan bulup izlemesini isterim orda olen binlerce cocugun hesabini kim verecek? isterse bu acilimin arkasinda baska baska isler olsun bu ulkede bir cocuk bir asker tarafindan olduruluyorsa orda birilerinin sesi cikmasi lazim hadi simdi bide bunun icin cikarin sesinizi orda yapilan katliami ortaya koyunda o masum cocuklarin hesabini sorun!!!!!
26 Ocak 2010

Yusuf diyor ki:

Bayburtluların aklını karıştırarak vatana hizmet ettiğini sanan "gazeteci"nin darbecilerle çalışan gazeteciler listesinde olduğunu tüm Bayburtlulara ve o "gazeteci"nin yazdıklarına inananlara hatırlatmak isterim. Tabii ki o şahsın amacı ne olursa olsun neme lazımcı olmamak ve işin aslını araştırmak ta elbette gereklidir. Bayburt Postasını bu husustaki çabası ve çalışmasından dolayi kutluyorum.
UYANIK OLALIM AMA DOLDURUŞA DE GELMEYELİM...
21 Ocak 2010

EMANET diyor ki:

SAYIN MUHATÂBA....

Sayın Süleyman Atmaca'nın,
"Terör Örgütleri ve Din İstismarı "
başlıklı yazısını zevkle okudum...
Gazeteci-Yazar Arslan Bulut'un
"Mahmur'dan Gelen Teröristler Bayburt'a mı Yerleştirilecek?"
başlıklı yazısı da ilgimi çekmişti...
*
Her iki yazının da ana teması terördü...
Yine mübarek dinimizin istismar edilmesi de, malum siyasetçilerin ve terör örgütlerinin en fazla
ilgi duydukları ortak alan değil de ya nedir?...
*
Sn.Arslan Bulut beyin düşünceleri ve tesbitleri hoşunuza gitmeye bilir...
Alınganlık da gösterebilirsiniz!...
Hatta Pkk'lı olmayı üstü kapalı bir afla suç olmaktan çıkaran;
İmralı'daki caniye bu yoksul milletin parasıyla 5 milyon dolar harcayarak yeni bir ikâmetgah(otel) yapan;
hatta bu otelin duvar kâgıtlarını bile yurt dışından ithal eden;
Mahmur kampından eşkiya kıyafetiyle yurdumuza giriş yapan hainlerin,
o görkemli(!) karşılanışlarına göz yuman zihniyetin,
hoş görülü(!) ya da şartlanmış, şahsi çıkar peşinde koşan acımasız bir militanı da olabilirsiniz...
Bu beni hiç ilgilendirmez!...
*
Sonuçta siyasi iktidar, dışarıda projelendirilmiş adı "Kürt Açılımı" denen senaryoyu adım adım realize etmeye çalışıyor...
*
Sayın Arslan Bulut, bu defa yine Bayburt'umuzu da ilgilendiren,
"Trabzon'a Hâkim Bir Dağda Yeni Bir Köy Kurmak!"
başlıklı yazısını da yayınlayarak bölgemiz halkını uyardı...
Ben bu yazıyı da defalarca Bayburt Postası'nın uygun gördüğüm haber manşetlerinin yorum sütunlarına alıntıladım.
Sayın Editörümüz, bu alıntıları yayınlamadı!...
Elbette, sonuçda takdir ve yetki kendisinindir!...
*
ABD'nin Kürt devletini ilan edip, hâmiliğini de Türkiye'ye vererek "açılım" rezaletini sürdürmesi sizi ve sizin gibi düşünenleri olmasa bile, bu yurdun soylu vatan evlâtlarını endişeye, huzursuzluğa sevk etmektedir....
Zaten Sn. Arslan Bulut son yazısında noktayı koyarken diyor ki;
"Biz konuyu duyurmakla Bayburt ve Trabzon halkını, bu tür projelerin arkasında yatan emelleri iyi araştırmak gerektiği noktasında uyarmış olduk. Gerisini Bayburt ve Trabzon’un vatansever evlâtları düşünecektir...."
*
Bizim de düşüncemiz Sn.Arslan Bulut istikametindedir....
Konunun hem tevâfuk düşmesi; hem de bölgemiz insanın bilinçlendirilmiş olması bizim için önem arz ediyordu....
Burada amaç Bayburt ve civar illerde ki huzurun bozulmaması...
Bayburt Postası, bu konuda üstüne düşeni yaptı !...
"Hedefteki İş Adamı: Mahmut Yıldırım" la bir söyleşi gerçekleştirdi....
Henüz endişeler zail olmuş değil!....Bekleyelim, görelim!...
*
Sizin sergilediğiniz tavrınıza gelince;
asabi haliniz bana Sadi'nin şu dörtlüğünü hatırlattı:

"Edep sayılsa da meclis de susmak
Gerektiği zaman konuşmak gerek...
İki şey akla noksan sayılır:
Yersiz susmak ile yersiz söz demek..."

*
Edebsiz, yersiz bir söz söylemektense; edeble susmak evlâdır!...
Toprak kabın sertliğini kil sesiyle sınarlar; insanı da ağzından çıkan sözle...

Umarım ne demek istediğim anlaşılmıştır!...

Yine de sevgiyle kalın; saygıyla kalın...
Allah'a(c.c) emanet olun!....

EMANET
16 Ocak 2010

Abdullah diyor ki:

Sayın "Emanet" rumuzlu yorumcunun alıntıladığı dedikodu ürünü yazı Süleyman Atmaca'nın belgeler ışığında yazdığı yazının altına hiç te yakışmamış.
Akıllı ve erdemli insanlar belgesiz dedi kodu ve yalanlarla insanların zihnini karıştırmazlar. Böylelerinin yaptıklarına en hafifiyle fitne ve fesat üretme denir. Yazılanların dedikodu olduğu Bayburt Postasının ilgili haberinden onlaşılıyor.
Gerçek dışı ve mesnedsiz dedikoduları, kafalarındaki komplolarla yoğurarak gerçekmiş gibi yazmayı gazetecilik sananlara ve onların bu komplolarına bilmeden alkış tutanlara yazık...
Bayburtlu bu komplolara ve tezgahlanmak istenen oyunlara kanmayacak kadar basiretlidir.
12 Eylül öncesi tezgahlanan bu tür oyunlara gelmeyen tek vatan köşesi olan Bayburt, aynı tezgah peşinde koşanların hevesini kursağında koyacak ve bu oyuna gelmeyecektir.
15 Ocak 2010

EMANET diyor ki:

~~~~~~~~GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR~~~~~~~~

MAHMUR'DAN GELEN TERÖRİSTLER BAYBURT'A MI YERLEŞTİRİLECEK?

2008 yılı başları..
Bayburt’un Çayıryolu beldesi sakinleri, belediye hoparlöründen bir anons işitir:
-Sayın Çayıryolu sakinleri, beldemize 100 bin lira bağışta bulunan inşaat şirketine teşekkür ederiz!
Çayıryolu sakinleri, bu hayırseverliğin sebebini soruşturmaya başlar.
Derken Bayburt Defterdarlığı’nın 239 bin 879 metrekarelik arsa satacağını, arsanın da kendi beldeleri içinde olduğunu öğrenirler.
14 Temmuz 2008 tarihinde yapılacak ihalenin bedeli, 1 milyon 250 bin liradır. Açık teklif usulü ile yapılacak ihaleye katılmak için 375 bin lira geçici teminat yatırmak gerekmektedir.
Söz konusu arsaya 220 konut, 3 fabrika bir okul ve bir cami yapacağını söyleyen firma, ihaleye katılmamıştır.
İhale 20 Ocak 2010 günü tekrar yapılacak. Bu arada ihale yapılmadığı halde, bölgede şantiye kuran şirketin faaliyetleri Bayburt valisi tarafından durduruldu!
Defterdarlığın, satışa sunduğu arazi ise köyün merası! Kanuna göre meraların vasfı değiştirilemiyor.
Yani Mera Kanunu da ihlâl ediliyor.
* * *
Yine 2008 başları.
İstanbul’dan gelen iki gazeteciden kadın olanı, ABD’nin resmi yetkilisi gibi konuşarak, Kuzey Irak’taki Mahmur kampı sorumlusuna, “Kampa iki bin kişi daha alacaksınız.
ABD bu işi bitirecek, Kürt devleti kurulacak” demektedir.
Mahmur kampında o sırada 10 bin kişi vardır.
Katılacak olan iki bin kişi Kandil’den gelecek olan PKK’lılardır.
Mahmur kampı dışında bölgede beş kamp daha vardır ve toplam nüfusları 30 bine yaklaşmıştır.
* * *
Çayıryolu sakinlerinden biri, şüphelenmiştir.
400 hanesi bile bulunmayan, köy iken belde ilan edilmiş, eski adı Sünür olan bu köyde yapılacak 220 konutta kim oturacak, kurulacak fabrikada kim çalışacaktı.
Çevre köylerden gelenlerle birlikte köydeki iki okulda okuyan ilkokul öğrencilerinin sayısı 381 idi.
Yani beldenin okul ihtiyacı da yoktu.
Köy derneğine, “Size bu konutları pazarlamak, satmak için başvuran oldu mu?” diye sorar, “hayır” cevabını alır.
Bu köyde herkesin evi, yurdu vardı.
Sorup soruştururken bir toplantıda AKP’li bir yetkili, kolundan tutup kendisini bir köşeye çeker.
Der ki, “ABD, Trabzon limanını istiyor. Trabzon’u içerden karıştırmak istediler, beceremediler.
Üstelik Genelkurmay Başkanı, Trabzon’da yaptırdıkları askeri limanda demirleyen Oruç Reis firkateyninde basın toplantısı yaptı ve herkese Trabzon’u ne kadar önemsedikleri konusunda önemli bir mesaj verdi.
Bayburt’un Çayıryolu beldesi, stratejik olarak Trabzon’a hakim bir mevkidedir.
Türbesi sizin beldede olan Akkoyunlu Kutlu Bey, Pontus devletini burada kurduğu devlet ile devamlı rahatsız etmişti. Fatih Sultan Mehmet de Trabzon’un fethi için bu güzergâhı kullanmıştı.
Şimdi Trabzon’u rahatsız etmek için sizin köye Mahmur kampından getirilecek 1500 kişi yerleştirilecek.
Böylece PKK’nın Karadeniz’e açılma stratejisi gerçek olacak.
Konya’da da aynı sıkıntı var.
Sizin köydeki 220 konutluk projenin parasını Dünya Bankası veriyor.
Şimdilik kimseye bir bilgi verilmiyor ama plânlanan budur. Haberiniz olsun.”
* * *
Konuyla ilgili MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Bölükbaşı, “Mahmur Kampı, teröristlerin Türkiye gelişinde bir ara transfer istasyonu olarak kullanılacak” iddiasında bulunmuştu ve “Mahmur Kampı’ndan Türkiye’ye getirilecekler için özel yerler inşa edileceğini” açıklayan İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı suçlamıştı.
Kamuoyunun bilgisine sunulur!

13 Ocak 2010
Hakkı BULUT
Gazeteci- Yazar
***

EY BAYBURTLU UYAN, KENDİNE DÖN!...
AKEPE ZİHNİYETİNİN OYNADIĞI OYUNLARA BOYUN EĞERSEN, YOK OLACAKSIN!...
BABA YURDUNDAN, ATA YURDUNDAN OLACAKSIN!...
EY BAYBURTLU, AYMAZ SİYASETCİLERDEN HESAP SORMAYA HAZIR OL!...
7 YILDIR TERÖRLE ASLA MÜCADELE ETMEYEN, KÜRT FAŞİZMİNE ARKA ÇIKANLARA KARŞI
SESSİZ Mİ KALACAKSIN?!...
DEDE KORKUT TOPRAKLARINI HABUR'DAN GELECEK HAİNLERE, KENDİ ELLERİNLE TESLİM Mİ EDECEKSİN?!
ARTIK ÜZERİNDEN ÖLÜ TOPRAĞINI ATMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ?...
HALA UYNAMADIYSAN YAZIK YAZIK SANA!...
***
13 Ocak 2010

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
Son Güncelleme ( Çarşamba, 13 Ocak 2010 16:47 )  

Sponsor

Haber Arama

Haber Özel

 

Beşiktaş'ı kurtaran 'Bayburtlu'

Bayburt Postası, Bayburtlu ünlü isimleri tanıtmaya devam ediyor.  Gazetemiz adına fu...

 

'Virane' diye kitâbeden düşmüş...

Doğal eserler açısından oldukça zengin olan ve turizm sektörü için aranan koşulla...

 

Bitmeyen bir sevdanın öyküsü...

Bu proje, ülke ekonomisinin kalkınması için, demiryollarının önemini kavramış bir...

 

Dünya, Bayburt’u bu kitapla tanıyacak

Bayburt Postası - Bayburt Bilim Eğitim ve Kültür Derneği (BEKDER), turizm alanında ...

 

Bayburt Postası, O'nunla yaşıyor...

1952 yılında, kağnı arabalarından Bayburt semalarına seslerin yükseldiği ve bir ma...

 

Yüzyıllardır sönmeyen ocak

''İspir, Aşkale, Kelkit, Tercan, Otlukbeli, Yağmurdere gibi yerlerin bütün zirai işl...

 

Ciriti 8 il ayakta tutuyor

Türklerin yüzyıllardan beri oynadıkları bir ata sporu olan cirit, Anadolu'nun çeşit...

 

Yerin altında, saklı bir medeniyet...

Bayburt Postası - Bilinmeyen tarihiyle keşfedilmek ve dehlizlerinde saklı sırlarını ...

 

"O an ve sonrası"

Bayburt Postası – Tarih 22 Ekim 1990… Keyifli bir gün… Keyiften de öte, coşkulu ...

 

Dede Korkut, YKY yayınlarından çıktı

Bayburt Postası - Yapı Kredi Yayınları Doğan Kardeş Serisi, Adnan Binyazar’ın sad...

Bülten Üyeliği

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3070045