Bayburt’ta 12 yıldır her Temmuz ayı döneminde düzenlenen Dede Korkut Kültür-Sanat Şöleni günleri, tatlı anıların da yer aldığı güzel günler olarak geride kaldı. Aramızdan ayrılanların da rahmetle anıldığı bu unutulmaz günler ile ilgili hatıralar elbette ki yadedilecektir. Zamanın Bayburt Valisi Ali Haydar Öner başkanlığında toplanan ilk “Şölen Komitesi” de bunlardan birisidir.
İlk toplantıda, taslak program görüşülürken, afiş ve broşürlerin önemine de değinilerek tanıtımın çok iyi yapılması üzerinde duruluyordu. Afişlerin, Bayburt dahil, Of, Çaykara yöresine, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde Bayburtluların yoğun olduğu semtlere ve Bayburtluların çoğunlukta oldukları şehirlere veya derneklere gönderilmesi öngörülmüştü. Mutabık kalınan bu karar sonrası başarılı da olunmuştu.
Sıra kortej için yer alacaklara geldiğinde, önde bayrak ve flamalar öngörüldü ve sıralama yapılmaya başlandı; halkoyunları ekiplerinden de söz edilirken Valimiz Öner, devesi ile birlikte Fehim Emi’nin de yer almasını ısrarla hatırlattı ve tarihi İpek Yolu’nda kervanların varlığından bahsetti.
İşte konunun tam bu yerinde ben, gayri ihtiyari elimi kaldırarak söz aldım ve neden gerçek develeri yürütmeyelim ki, dedim… Salonda büyük bir gülüşme meydana geldi…
Şoförler Odası Başkanı Ali Rıza Aydoğdu da bu fikri beğenmiş olacak ki, hemen söz aldı ve “Sayın Valim” dedi, “on bin afiş bastırmaktansa, birkaç deve çok daha büyük ilgi çekecektir” diyerek, benim espri olsun diye ortaya attığım bu fikre ciddiyet kazandırdı. İşte o gün komite, develerin getirilmesi kararını oy birliği ile kabul etti.
Gerçekten develer Bayburt’a geldiğinde büyük ilgi görmüştü. Asırlar sonra Bayburt caddelerinde boy gösteren bu görkemli hayvanlar hem şölen günlerine renk katmışlar, hem de tarihi İpek Yolu ile Dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni için ayrı bir anlam ifade etmişlerdi.
***
Müteakip yıllar, şölen günlerinin uluslararası boyutlara eriştirilmesi konusuna ağırlık verilerek düzenlenmeye başlandı. Bu karar çerçevesinde Türk Cumhuriyetlerinden devlet adamları, bilim adamları, şair ve yazarlar, sanatçılar ile halkoyunları ekipleri Bayburt’a konuk edildi. Bu insanlar, panellerde, sempozyumlarda, şiir akşamlarında ve müzik-eğlence programları ile şenliğe hem zenginlik ve renk katmış oluyor, hem de ayrı kültürlerin kaynaşmasına birer vesile oluyordu. Bu vesile; özellikle arkasından dil konusunda sohbetleri getiriyordu…
İşte onlardan biri de Nahçıvan temsilcisi Vagıf Memmedov idi. Aynı zamanda Nahçıvan Basın Konseyi Üyesi olan bu bilim adamı, sempozyum ve şiir akşamına da katılmış, gazetemizi de ziyaret ederek bizlerle sohbet etmişti.
Yazıhanemizde otururken bizlere takdim ettiği şiir kitapları üzerinde, Azerbaycan’ın henüz uygulamaya koyduğu Lâtin harflerle baskı yapıldığını ve bazı harflerin Türkçe ile bağdaştırılamadığını ifade ederek, “Mökkem bir Türkçe için omuzdaş olmalıyız. Bunu da, Bayburt kimin Gorgut Ata şenliği yapabilen şeherlerin daha da mökkemleştireceğine inanıram” dedi ve şu mısraları, şiir akşamında dile getirdiği gibi yayınlamamızı istedi:
Bayburt’tan ayrılanda!
Ulu Bayburt geldim seni görmeye,Baş eğmeye, sene selâm vermeye.
Aslandağdan birce çiçek dermeye
Camalını görüb, duyb gedirem.
Gadim gala tarihlerin tacı mı?
Salhım söyüd gözellerin saçı mı?
Geldim günahımı, suçumu
Yağmurunda silib, yuyub gedirem.
Zihni kimi zirve sende, söz sende,
Her daş altda bir ocagdan köz sende,
Duduzarda Bamsı Beyden iz sende,
Nağıllara burda uyub gedirem.
Şehid Osman zirvelerden haylanır,
Dedem Gorgud Masat köyden boylanır
Mö’cizedir gelen burda eylenir,
Üreğimi burda goyub gedirem.
Vagıf MEMMEDOV

Mustafa Kayalı
diyor ki:
|
Vagıf MEMMEDOV Burda bıraktığın sıcacık yürek, Yanıyorsa közsüz sen her sene gel. El değilsin! Söylememe ne gerek, Bu yıl geçti bunu saymam yine gel. Kapanır mı? Öz gardaşa hiç kapı, Ey kurban olduğum Allah aç kapı, Senelerdir koyup gittin üç kapı, Seni bekler evim, gözüm, sine gel. Bizde Zihni, sizde fevki şehriyar, Alsan her birinin, oylum tadı var, En son örnek Vahapzade bahtiyar, Sen bir Azer, bir canım mene gel. Türk ad verdi Dede korkut atamız, Tarih düştü Türkoğlu Türk ötemiz, Ya Şehit ya Gazi neslim ter temiz, Gardaşımsın geri durma öne gel. |
Elif Tuba
diyor ki:
| O şölen coşkusu,o şölen heyecanı artık yok.Ne güzel kutlanırdı şölen.Masat köyünden başlayıp,soğanlı yaylasında bittiğinde bir sonraki şölenin hazırlığı ve heyecanı başlardı.1 hafta boyunca eğlenirdi tüm Bayburt.Çünkü herkez bunun öneminin ve değerinin farkındaydıÇünkü Ali Haydar Öner vardı.Arkasında ona tam destek veren Bayburt vardı.Belediyesiyle,köylüsüyle,kentlisiyle.Ama artık 3_4 güne sığdırdıkları ve zoraki yapıldığı her haliyle belli olan bi şölen var artık bitse kurtulsak denilen bi şölen.Caddede kalabalıktan yürünmezdi.şimdi ise az bi kalabalık çoğunluk zaten protokol,görevli memurlar ve basın.,Katılım çok olsun Bayburtlular eğlensin diye her ayrıntı düşünülürdü.Develer gelirdi uzun yollardan.Eğlenirdi dağ,taş,eğlenirdi köy kent,eğlenirdi BAYBURT. |







