Yazın yeşil, kışın beyaz, manzarası şirin Bayburt… Bu, yıllar öncesi, manzarası seyredilerek Bayburt’a, Bayburtluca duygularla yazılmış ve bestelenmiş, bugün hayatiyetini yalnız kurtuluş gecelerinde koruyabilen güzel bir türkümüzün mısralarından alınmış bir parçası. Çarşı değirmeninden başlayıp, ta Çilçil düzüne kadar uzayan bahçelerde erik yolmak için, çalı çitlerine ufacık gizli deliklerde saklandığımızı... Bağlarda pürçüklü ve kelemlerini bekleyen bağcı Hasan dayının galıfında...
Her Cuma korukta sayısız semaverlerin tüttüğü, Belediye çadırında adam boyu otların bittiği, akşam karanlığında sayısız kurbağaların ninni söyler gibi, kulağa hoş gelen mırıltılarını bilmeyen var mıdır?
Cumhuriyet caddesi, Saray bahçesi, Kale fidanlığı da yemyeşil mi idi? Şehit Osman Dağından veya Kale’den baktığında her yer Cennet gibi görünmez mi idi?
Türküde sözü edilen beyazlık değişmemiş. Değişen tek şey ‘’yazın yeşili.’’ Kesilen her ağacın yerine binalar, ticarethaneler ve sanayi artıkları doldurmakta. Bu böyle devam ederse yeşile hasret kalacağız herhalde.
Bu konuda gayreti olanlara her Bayburtlunun gönülden katılacağına inanıyoruz.

ahmet Çağıldak
diyor ki:
|
Benim sevgili ve değerli eski dostum merhaba. Rahmetli babamın bir türküsüyle girdiğin bu yazını içim cız ederek okudum. Hemen her sene bir iki günlüğüne geldiğim memleketimden her seferinde daha çok ah ederek ayrılıyorum. İnan bu çapsızlıklarda benimde suçum var. Eskisinden daha sivri dilli daha katı olmalıymışım. Geçmişimi hatırlarsın ve muhalif kimliğimi, şimdi onu misliyle çarp... Ama işe yarıyor inan. Sevgi ve selamlarımla sağlıklı, uzun ömür diliyorum. |
G.Semavi ARDAHAN
diyor ki:
|
Geçmiş zaman içinde eski Bayburt resimlerden anlaşılacağı gibi Cumhuriyet Caddesinde sıra sıra ağaçlar vardı. Öyle ki yolun her iki tarafındaki bu ağaçların birbirine kavuşacak şekilde dal vermesi neredeyse ağaçtan tüneli andırıyordu. Sonbaharla birlikte yaprak döküp caddeyi hazan bahçesine çeviren bu ağaçlar zamanın belediye çalışanları tarafından budanmasına karar verilir. Kontrolsüz büyüyen ve çirkin görüntü veren dalların budanması aynı zamanda ağacın hem güzelleşmesi hem de gençleşmesi için gerekli bir durumdur. Fakat bu gerekli durum halkın o zaman ki sözlü sert tepkisiyle karşılaşmıştır. Bu tepki iş bilmeyenlerin tepkisi olsa da nihayetinde yeşile olan duyarlılığın bir ispatıdır. Aradan yıllar geçiyor bilinçli bir şekilde budanan ağaçlar tekrar boy veriyor, dalları yine kontrolsüzce her bir yana uzanmaya başlıyor. Kimin canını sıkmıştır ve neyi çözmüştür bilinmez, o güzel ağaçlar acı ve tuhaf bir biçimde bu defa kökten budanıyor! Acı ve tuhaflık ağaçların kökten koparılmasıyla bitmiyor halkın duruma sessiz kalmasıyla daha bir anlam kazanıyor. Halbuki evvelinde budamaya bile tahammül etmeyen halk bu defa kökten kopartılıp katledilmesine dahi ses çıkarmamıştır. Demek oluyor ki, ağaçlandırma çalışmalarının bir ayağıda insanımızın yeşilliğe karşı duyarlılığını geliştirmek olmalıdır. |







