Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa U. Ahmet AKER Dilimiz ve Yöremiz

Dilimiz ve Yöremiz

e-Posta Yazdır PDF

U. Ahmet AkerDilin, milletlerin millet olmasında ve öyle devam etmesinde ne büyük etkisi olduğunu anlamak çok zor değil! Doğu vilâyetlerinde yaşayan insanlarımızla biraz derinlemesine konuştuğumuzda; bir çok örneği alt alta sıralayabiliyoruz.

Arnavutluktan Osmanlı döneminde gelmiş az sayıda da olsa insanların, Bayburt’tan Hınıs veya Muş’a gitmiş bir kısım insanımızın, Kafkasya’dan gelen bazı vatandaşlarımızın, çok bilinen Güneydoğudaki Karakeçili Türkmen aşireti gibi aşiret mensuplarının başlangıçta ana dilleri olmadığı halde bu gün Kürtçe konuştuklarını müşahade edebiliyoruz.

Bunun gibi bulundukları bölgelerde çok azınlıkta kalıp, ana dillerini zamanla unutup, çoğunluğun lisanını konuşan insanlar da dünyanın her yerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu insanlar zamanın yoğurucu etkisiyle kendilerini konuştukları dille tanıyıp, tanıtacaklardır. Mimar Doğan Kuban bunu; ''Topraktan değişik halklar gelip geçebilir. Benim asıl vatanım dildir. Bütün geçmiş birikimler dilde saklıdır.'' şeklinde ifade ediyor.

Nihat Sami Banarlı’nın “Türkçenin Sırları” isimli eserindeki tespitlerin ne kadar doğru olduğunu yaşayarak görüyoruz; ne diyor Sayın Banarlı:

''Türkiye de bir takım halk kütlelerini isyâna teşvik faaliyetlerinde bizi kuşatan devletlerin zehirli hissesi vardır.''

''Yeryüzünde diller kadar millet fertlerini birbirine bağlayan, onlara birbirlerini sevip anlamakta, hele sevgilerini dile getirmekte aziz yardımcı olan başka kuvvet mevcut değildir.

''Dillerin musiki kudreti kazanması kelimelerin birer nağme güzelliği alması, kısa zamanda olmamıştır.''

''Türk dili, şiir söylemek,hatta söz söylemek için,türlü sazlardan başka,dile ses katan âhenk unsurlarının en mühimlerinden olan kafiyeyi icâd eden lisandır.Türkçe daha ilk şiirlerinden başlayarak mısrâlarda âhenkli ses tekrarları mânâsındaki alliterasyonları büyük zevk ve alışkanlıkla kullanan ilk şiir dilidir.''

''Fransız dilini bin yılda Fransa’nın toprağı yarattı, diyen Fransızca cümlede derin hakikat gizlidir. Nitekim, Türk musikisi gibi Türk dilinin de müzikal tekâmülünde Türk vatanlarının büyük tesiri olmuştur. Türkçe, tıpkı Türk milleti gibi tarihin son dokuz asrında dünyanın üç kıtası üzerinde lisani bir imparatorluk kurmuş ve bir imparatorluk dili halinde işlenmiştir. Bu bakımdan dilimiz, hüküm sürdüğü toprakların neresinde güzel bir ses bulmuşsa onu kendi bünyesine almakta büyük kabiliyet göstermiştir.”

Banarlı’ya göre imparatorluk dilleri hakim oldukları topraklardan vergi, mahsul alır gibi kelime de alırlar. Lüzumlu kelimeleri dillerinin gramerine, estetiğine ve fonetiğine göre millileştirerek kendi kelimeleri yaparlar. Bu imparatorluk dilleri: Latince, Arapça, İngilizce ve Türkçe’dir.

''Dilleri dil yapanlar dilciler değil, milletlerdir; milletlerin dile bir güzellik ve bir güzel ses vermek için yaratılmış, kadın, erkek adsız evlâtlarıdır. Bir de milletlerinin dillerini seven, anlayan ve ilahi bir güzellikle kullanan, büyük şairleridir.''

Banarlı’nın ifadesiyle Türkiye Türkçesinde eski bozkır sesleri ve İdil ırmağının akışından yükselen sesler vardır. Biz de diyoruz ki Türkiye Türkçesinde, bu eski seslerin yanında nasıl ki Nil’in, Dicle’nin, Fırat’ın, Tuna’nın sesleri hissediliyorsa, Bayburt topraklarından ve Çoruh’tan da esintiler hissedilir.

Bayburt’umuzun şehir merkezinde ve yakın köylerinde Azeri lehçesine yakın bir şive konuşulurken, suya aşağı köylerde, Gümüşhane’ye yakın köylerde ve Trabzon’a yakın eski köylerde farklı ağızlar konuşulur. Meselâ: günümüz Türkçe'sinde ki, “gelmiyorum” olumsuz fiili; Bayburt merkezde “gelmirem”, Gümüşhane’ye yakın köylerde “gelmeyirem”, suya aşağı köylerde “gelmiyem” şeklinde telaffuz edilir.

Yöremizin atasözü, deyim, kelime olarak Türkçe’ye azımsanmayacak katkıları olmuştur. Bayburt dışında az bilindiğini sandığım bir demet örnekle sözlerimi bağlıyorum.

-Kır tarlanın arpası ihtiyarın körpesi.

-Hak almaz avara kalmaz.

-Dünya yansa içinde bir horum otu olmamak.

-Şahinayı köye koyan yok, yayımı okumu nereye asım.

-Davar geri dönerse aksak öne geçer.

-Kırk değirmende bir urup zahrası yok, nöbet için baş yarar.

-Kadın var arpa unundan aş eder, kadın var buğday ununu termaş eder.

-Zemheri hazirana sormuş tezeğ kaç günde kurutursun;15 günde kuruturum kükürt gibi olur demiş. Haziran da zemheriye sen kaç günde kurutursun demiş; 2 saatte kuruturum yanar yanmaz karışmam demiş.

-Alanda Reşit Ağa, verende hoho.

-Duduzarda değirmen eğer suyu gelirse, kayabaşı arpalık eğer sapan işlerse.
 
Kasım / 2010

 

Yorumlar (5)add comment

turan k. diyor ki:

Türkçe büyük dil ve gerçekten bu dili konuşan insanlar başka dillere hoş görü ile davranmışlar asırlar boyu.
13 Aralık 2010

Durdu KARADENİZ diyor ki:

Sevgili dostum, emeğine yüreğine sağlık.
07 Aralık 2010

Mustafa Kayalı diyor ki:

Eyvallah başkan, şairler halkın değerlerini bilir, işin garibi her yöreye ait "vıcıyla" atasözü deyim kelime var. Ne yazık ki tdk bunları bilmiyor. Hani zaman geçtikten sonra "Uyanda baluğa gidek" Demezler mi:)
27 Kasım 2010

Erdem AKKOYUNLU diyor ki:

Değerli dostum, bilgilendirici yazınız için teşekkür ediyorum..
26 Kasım 2010

Salih Cengiz diyor ki:

Çok değerli bir yazı üstadım. DİL yaşayan bir olgudur elbette, zaman ve mekân konuşma diline pek çok farklılıklar getirdiği gibi kullanım zenginliğide katar kuşkusuz. lakin gerek özenti ve duyarsızlık, gerekse yabancı kökenli ve teknolojik sözcüklerin dilimizi kirleten istilasına karşı yeteri kadar önlem alamıyoruz ne yazıkki, maalesef günümüz gençliği; bırakınız yerel sözcükleri kulllanıp gelecek kuşağa aktarma görevini üstlenmeyi, ÇET ve MESAJ diliyle konuşur oldular.
Bu hassas konu hakkında daha çok yazılar bekliyorum sizden, zira "bir ülkenin dili o ülkenin herşeyidir"
Tekrar tebrik eder selam ve saygılar sunarım.
25 Kasım 2010

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
 

Haber Arama

Online Kişi Sayısı

Şuanda 231 konuk çevrimiçi
AddThis Social Bookmark Button

H. Ahmet Aker (Özgeçmiş)

Uygun Ahmet Aker, 1959 Bayburt’ta doğdu. İlkokulu Erzincan, Bayburt, Hakkari Çukurca ve Gümüşhane Kelkit ilçelerinde okudu. Liseyi Erzurum ve Bayburt’ta (1977) tamamladı. 1982’de Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldu. 1988’de Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümüne girdi ve bir dönem devam edebildi.

1983’ten bu yana Bayburt’ta eczane işletmektedir. Bu sürede üç dönem Belediye Meclis üyeliği, Erzurum Eczacı Odası’nda Denetleme ve Disiplin Kurulu Üyeliği yaptı.

Güldalı isimli Edebiyat ağırlıklı dergiyi bir grup arkadaşı ile dört sayı çıkardı. Bayburt Şair ve Yazarlar Derneğini kurdu. Bayburt’ta mahalli basında zaman zaman yazıları yayınlandı.

Bayburt’ta iki küçük şiir, bir biyografi kitabı yayınlandı. Edebiyat dünyasına kazandırdığı “Seferberlik Hikayeleri” adlı son eser Ötüken Neşriyat tarafından yayınlandı.  

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3692649

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar