“Giderem giderem bende giderem, / Künde bir gam ile akşam ederem.” Yıllar önce nüfusu yüzbinin altına düşmeyen, sakinlerinin “tam yüzbin nüfusa sahiptir Bayburt” diye türkü söylediği şehir, vilâyet olup kamu yatırımlarından azamî istifade etmeye başlamasına ve Türkiye’nin en huzurlu ünvanına sahip olmasına rağmen, nasıl olur da nüfusu 76 bine düşer?
Metropol şehirlerde ve yurtdışında yetişmiş insan gücü çoğu şehirleri kıskandıracak düzeyde olmasına rağmen Bayburt’un gelişememesi çok yönlü ve bilimsel olarak düşünülmelidir. Bu birikimlerle binlerce kişinin çalışacağı sanayi tesisleri kurulamamış, (Bayburt’un soğuğunda sanayi olmaz diyenlere Aşkale’yi hatırlatırım) kış ve yayla turizminde dişe dokunur bir gelişme olmamıştır.
Şehirde yıllarca çalışıp başarılı olan insanlar daha ileri gidememiş ya işlerini kaybetmiş, ya da şehri terk etmiştir.
Şehir merkezinin, sağlık ve iş olarak düşük kapasiteli olması köy nüfusunun büyük şehirlere kaymasına yol açmıştır. Eğitimde son yıllarda sağlanan gelişme sağlıkta ters yönde olmuştur.
Bayburt yaşadığı nüfus kaybına paralel, ekonomik, kültürel kayıp ve kaygılar yaşamakta, gidenler ve kalanlar buruk bir hicran duygusu ile baş başa kalmakta, adet ve gelenekler değişime uğramaktadır.
Bayburt Üniversitesi bu makûs talihi düzeltir mi dersiniz?
Ağustos 2009
Yorumlar (2)

sefa başyiğit
diyor ki:
| Evet ne yazık ki memleketimiz göç vermeye hızlı bir şekilde devam ediyor..nufusumuzun azalması çok net bir şekilde belli olmasına karşın,henüz bunu önlemek adına herhengibir adı atılamadı.Seçilmişlerimizin bu konuda hiç bir gayretinin olmaması işin düşünülmesi gereken farklı bir boyutu..Siyasilerimizin artık memleketimizin ZENGİNLERİNE hizmet etmek yerine; biraz da HALKIMIZA hizmet etmeleri gerektiğini düşünüyorum.ARTIK MİLLETE HİZMET ETMENİN ZAMANI GELDİ:GEÇİYOR BİLE!!! |
Yunus SARGUT
diyor ki:
|
Ahmet Bey; Bir zamanlar acından kıvranan kurda tilki kardeş yaklaşarak, -Kurt kardeş acından öleceksin, gel seni yeni aldığım bostanlara götüreyim de karnını bir iyi doyurayım.Demiş. Açlıktan baygınlık geçirme derecesine gelen kurt razı olmuş..Tilki önde kurt arkada bir bostana girerler. Sağı solu yoklamaya başlayıp yiyecek ararlarken, bostancı bunları fark eder etmez tüfeğini kaptığı gibi başlar üzerlerine ateş etmeye. Durumun vahametini gören ve pabucun pahalı olduğunu anlayan tilki kardeş, bostandan büyükçe bir kabak yaprağı kopararak bir ağacın tepesine tırmanıp kendisini garantiye alır. Altta kalan kurt kardeş ise bir ağacın arkasına saklanmış kurşunlardan kendisini korumaya çalışırken, tilki çavuşu ağacın başında fark etmiş. Tilkiye fısıldayarak; -Tilki kardeş hani ya bu bostanı satın almıştım, senindi. Sen kendini garanti ettin ben ise can pazarı yaşıyorum. Demiş. Tilki çavuş elinde tuttuğu kabak yaprağını kurda göstererek; -Kurt kardeş işte tapu, ama okuyan kim, anlayan kim. 'Yorum mu, gerçeğin kendisi mi ? Selamlar. |
Yorum yazın.
Bu kategorideki daha yeni haberler:
Bu kategorideki daha eski haberler:







