Osman Okutmuş’un matbaasının yanındaki yazıhanesine giderek, hem ziyaret edip, hem de yazmaya çalıştığım şiir veya makalelerimi vermeye başlamam iş yerimi o civara taşıdığım 1987 yılı ve sonrasına rastlar. Sözlü kültürün yüzyıllara egemen olduğu Bayburt civarında Bayburt Postası büyük bir değişime kapı aralamıştır.
1990’da olacak, antibiyotiklerin lüzumsuz kullanılmasının zararlarını iki sayı ardı ardına yayınlamıştık. Bu yazıyı yazdıran amil, yıllar sonra Türkiye gündemine düşecek olan bir büyük firmanın pahalı antibiyotikleri çerez gibi yazdırması idi.
1995 yılında abonesi olduğum Türk Edebiyatı dergisinde, Yusuf Gedikli’nin makalesinden faydalanarak, Farsça ve Türkçe divana sahip Muhammed Amani’yi Bayburt’a tanıtmıştık.
Kavak ağaçlarının tam yaz başladı dediğimiz anlarda saçtığı polenlerle hem çevre kirliliğine, hem de astıma yol açtığı gerçeğinden hareketle; büyük şehirlerde kavak ağaçlarının kesilerek, yerine başka ağaçların dikildiğini yazmış ve yayınlamıştık. Daha sonra çok sayıda kavak kesilince sevinmek ve üzülmek arasında bocaladığımı söylemeliyim.O yılları yaşamış insanların evlerde, konak odalarında anlattıkları gerçek olayları, o insanlar ortadan kaybolunca unutulmaya başlayan Seferberlik Hikâyelerini de zaman zaman yazmıştık. Sonradan büyük yayınevlerimizden biri bunları kitap olarak yayınladı ve epeyce ilgi gördü.
Bayburt artık bir üniversite şehridir. Daha çok fikir ve eleştiri ihtiva eden ve daha çok okunan gazeteler olması, daha çok kitaplar basılması yakışır üniversite şehirlerine…
Nisan / 2009
Yorumlar (0)

Yorum yazın.
Bu kategorideki daha yeni haberler:
- Çok önemli bir kitap…
- Şiirler -1-
- Çoruh yoksa!
- Kurugöl düzlük bir yer
- Bize ait haller veya alaturka hallerimiz
Bu kategorideki daha eski haberler:







