Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa Süleyman ATMACA Bayburt’un hassasiyetleri ile imtihanı

Bayburt’un hassasiyetleri ile imtihanı

e-Posta Yazdır PDF

Süleyman AtmacaBayburt öteden beri milli ve manevi değerlerine, örf ve ananelerine kökünden ve sarsılmaz bağlarla bağlı olan insanların yaşadığı bir vatan köşesidir. Bu güzelim yurt köşesinden hiçbir zaman vatan ve milletin aleyhine hıyanet denebilecek bir vukuat çıkmamıştır. Gayr-i milli olan, dini ve milli değerlere ters görülen her şey bu vatan köşesinde yaşayan insanlar tarafından hep reddedilmiştir.

Cumhuriyetten önce batılılaşma hareketinin başladığı yıllardan tutun da Cumhuriyetin ilanı sırasında yaşanan olaylar ve son dönemde yaşanan siyasi olaylarda Bayburt insanı hep dini, milli ve ananevi olanın yanında yer almıştır.

İşte bu hassasiyeti dolayısıyla özellikle bazı kritik dönemlerde karanlık odaklar tarafından bu direncin kırılması yolunda deneme girişimleri yapıldığını düşünüyorum. Ancak çoğu zaman vatanın birçok köşesinde denenip başarılı olur gibi görünen bu ihanet girişimleri Bayburt’ta hiçbir şekilde başarıya ulaşmamıştır. Hiçbir hıyanet girişimi planlayıcıları Bayburtlunun sağduyusunu, birlik ve beraberliğini bozma başarısını gösterememiştir. Bayburtlu bu tür girişimlerde milli ve manevi değerlerini, örf ve ananesini ön planda tutmuş, bu değerlerini yok edecek, mili birlik ve beraberliğini bozacak faaliyetlere pirim vermemiştir.

Bayburt’ta yaşanan bazı olayları görünce insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bayburt’un ve Bayburtluların bazı hassasiyetleri, belli kritik dönemlerde şer odakları tarafından test edilmek mi isteniyor?  Bu durumu izah için hem Osmanlının son döneminde 31 Mart Vakasından kısa bir süre önce yaşanmış bir hadiseyi ve hem de son çeyrek yüzyılda ve günümüzde bizzat yaşadığımız birkaç örnek olayı burada dile getirerek anlatmak istiyorum.

Osmanlı’nın son döneminde; Tanzimat’ın ilanıyla girişilen batılılaşma çabaları neticesinde bir takım kültürel çalışmalar başlatılmış, bunu müteakip insanımızı milli ve manevi değerlerinden,  kendi kimliğinden uzaklaştırılarak batı kültürünü taklit etme çabaları hızlandırılmıştı. İşte bu çalışmaların bir neticesi olan ve İttihat Terakki’nin İkinci Abdülhamit’i tahttan indirmek için ihtilala hazırlandığı yıllarda bir Tiyatro Kumpanyasının Bayburt’ta yapacağı çalışmaların karşılaştığı direnci ve çok kötü sonuçlar doğurmadan bertaraf edilmiş olan bir olayı arşiv belgeleri ışığında öncelikle dile getirmek istiyorum:
 
Yıl 1908, 31 Mart vakasından yaklaşık altı ay önce, Ramazan ayında, Osmanlı Milli Tiyatro Kumpanyası adıyla bir tiyatro gurubu,  tiyatro oyunu sergilemek üzere külliyetli miktarda para harcayıp Bayburt’a gelirler. Oyunlarını sergilemek ve para kazanmak için yetkililerden izin isterler. Sergilenecek oyun milli ve manevi değerlerimize aykırı bir muhteva arz ettiği için Bayburt eşrafı ve uleması idarecilerin bu tiyatro oyunun oynanmasına izin vermelerini istemezler.

27 Eylül 1908, yani 1 Ramazan 1326 günü Tiyatro Kumpanyasının oyununu icra için istediği izin talebi, Bayburt Kaymakamlığı tarafından ahalinin ve Bayburt eşrafının aleyhteki talepleri dikkate alınarak reddedilir.

Bu durum 1 Teşrin-i Evvel 1324 yani Miladi 15 Ekim 1908 tarihine denk gelen 18 Ramazan günü Bayburt’ta Haydar Efendi Kıraathanesini kiralamış olan kumpanya adına Fehmi imzasıyla Erzurum Valiliğine şikâyet edilir. Erzurum Valiliği de oynanacak tiyatro oyunu efkâr-ı umumiyi rahatsız edecek bir muhteva arz ettiği gerekçesiyle Bayburt’taki ilgili görevliler tarafından oyunun oynanmasına izin verilmediğini Dâhiliye Nezaretine bildirir.

Tiyatro kumpanyası oyunlarını icra etmekte direnirler. Bunun için Bayburt’tan ayrılmak istemezler. Külliyetli masraf yaptıklarını ileri sürerek bu masraflarını karşılamak için oyunlarını icra etmek zorunda olduklarını dile getirerek yetkililerin izin vermesini ısrarla talep ederler.

İstedikleri izni alamayacaklarını anlayınca bu sefer yöneticilerin Bayburt eşrafı ve özellikle ulema ve vaizlerin etkisinde kaldıklarını bunların da kendi kişisel hırs ve menfaatleriyle ahaliyi Kanun-i Esasi yani Anayasa aleyhinde kışkırttıklarını, mahalli hükümet yetkililerinin de bunlara ses çıkartmadıklarını iddia ederler.

Tiyatro Kumpanyasının şikâyet dilekçesinde, bu tiyatro oyunlarının milli ve manevi değerlerimize aykırı olduğu için oynatılmasına karşı çıkanların başında o dönem âlimlerinden Vaiz Mustafa Efendi’nin olduğu özellikle dile getirilmekte ve dikkatin din adamları üzerine çekilmek istendiği anlaşılmaktadır.

Tiyatro Kumpanyasının Vaiz Mustafa Efendi ve diğer ileri gelenler hakkındaki tahrik edici şikâyeti ve tavırları Bayburt’ta hem ahali ve hem de eşraf arasında rahatsızlık doğurur. Bununla birlikte Tiyatro Kumpanyası, ahalinin ve ileri gelenlerin karşı çıkmalarına rağmen bu tiyatro oyununu Ramazan ayında oynatmakta ısrar ederler. Bütün uyarılara rağmen şehirden ayrılmazlar.

Bu olayın cereyan ettiği Ramazan ayında bir gece teravih namazı sonrası camilerden çıkan ahali Tiyatro Kumpanyası oyuncularının kaldığı otel önünde toplanırlar. Tiyatro Kumpanyasının şehirden uzaklaştırılmasını isterler. Ahalinin ısrarı üzerine tiyatro oyuncu ve yöneticileri emniyet güçleri tarafından otelden çıkarılarak şehirden uzaklaştırılırlar.

Erzurum’a geçen Tiyatro Kumpanyası Bayburt ahalisinin istememesine rağmen tekrar Bayburt’a dönüp amaçlarını gerçekleştirmek isterler. Bunun için Dâhiliye Nezaretine hitaben Bayburt ulemasını ve ileri gelenlerini, ahaliyi Kanun-i Esasi yani Anayasaya karşı hareket etmeye kışkırtmak gibi suçlayıcı ifadelerle şikâyet ederek, tekrar Bayburt’a dönmek ve tiyatro oyununu oynatmak için izin talep ederler. Ancak yöneticilerin basiretli davranmasıyla bu tahrik edici girişimleri de sonuçsuz kalır.

Tiyatro Kumpanyasının bu tahriklerine karşı Erzurum Valisinin basiretli davranarak konuya son noktayı koyacak şekilde Dâhiliye Nezaretine sunduğu tahriratı şöyledir:

“Devletlû Efendim Hazretleri;

Bayburt’a getirttikleri Milli Tiyatro Kumpanyasının icra edecekleri oyuna mani olunduğundan ve bu sebeple zarar görmüş olduklarından bahisle belli bir süre engelleme yapılmaması isteklerine dair Fehmi imzasıyla takdim olunup zarflı olarak gönderilmiş olan arzuhal Bayburt Kaymakamlığından derkenarlı(gerekçesi yazılı) olduğu halde ekte takdim kılındı. Derkenarda (gerekçe yazısında)  ifade olunduğu üzere Tiyatro’nun orada icra edeceği oyun efkar-ı umumiye ile kabil-i telif olmadığı (halkın duygu ve düşüncelerine uygun olmadığı) evvelce vilayetten vuku bulan talebe cevaben de bildirilmiş ve zaten kumpanya oradan ayrılmış olmakla bu hususta emir emir verme yetkisine sahip olan makamındır..
23 Zilkade 1326, 4 Kânunievvel 1324 (17 Aralık 1908)
Erzurum Valisi”


Dâhiliye Nezaretinin bu konuda Erzurum Valiliğine gönderdiği cevap ise şöyledir:

"Erzurum Vilayeti Celilesine
19 Kânunievvel 1324 (1 Ocak 1909)

4 Kanun-i Evvel 1324 tarih ve yüz dokuz numaralı tahrirat-ı Aliyenize verilen Cevaptır;

Tiyatro esasen memnu(yasaklanacak) bir şey olmadığı cihetle oynanmasına hükümet veya ahali tarafından engelleme yapılmasına mahal olmayıp,  şayet dini ve milli hususlara dokunacak oyun verilmek istenilirse onun Mahalli Hükümetçe men edilmesi tabii ve ahali tarafından tecavüzat vuku bulursa tecavüz edenler hakkında kanuni muamele yapılması gerekli bulunmakla bu hususta emir (emir verme yetkisine sahip olan makamındır)."

Dini ve milli duyguların zirvede olduğu Ramazan ayında bu duyguları rencide edici oyun sergilemekte ısrar eden bir tiyatro kumpanyasının Bayburt gibi bir yerde ortaya koyduğu ısrarın, yakın tarihte yaşanan olaylara bakıldığında ne anlama geldiği daha iyi anlaşılmaktadır. Eğer zamanın idarecileri ve Bayburt’un ileri gelenleri basiretli davranmasaydı bu gün Bayburt düşünmek bile istemediğimiz kara tarihin bir sayfasına işlenecekti. Olayın gerçek müsebbip cüceleri ise devleştirilmiş kahramanlar olacaktı.

Daha yakın tarihte ve günümüzde Bayburt’ta yaşanan benzer olaylardan Bayburt’un bazı dönemlerde hassasiyetlerinin sınanmakta olduğunu ancak bu sınamaların Bayburt insanının ve yöneticilerinin ferasetiyle beklenen kötü sonuçlar doğurmadan savuşturulmuş olması Bayburt adına memnuniyet vericidir.

Konuyla ilgili yakın tarihte bizzat yaşayarak şahit olduğum ve günümüzde de tekrarlanmaya çalışıldığını düşündüğüm bu tür teşebbüslerle ilgili örneklerden bir sonraki yazımda bahsetmeyi düşünüyorum.

2010 / Mart

 

Yorumlar (20)add comment

69 bayburt diyor ki:

Bakın, bakın yÖK başkanı diyor ki yurt dışında liseyi bitirenler sınavsız Üniversiteye girecek?
Allahaşkına kimin çocukları yurt dışında liseyi okuyor?
Bizim çocuklarımız o çok sevdikleri ve taviz verdikleri Ermenistan'dan mı geldi?

bu cumleyede cok takildim yani ben bu haberi duyunca aklima ilk almayada fransada belcikada ne biliyim yurt disinda okuyan yasayan bir cok insanimiz var ordaki cocuklar universiteyi turkiyede okusalar elin memleketine bi adam kazandiracagimiza kendi vatanlarinda birseyler yaparlar belkide universiteye gelen her genc turkiyede kalir ve kendi vataninda biseyler yapmaya calisir. bence herseye karamsar yaklasarak her isi kotu dusunerek biseyleri degistiremeyizki once guzel dusunmeyi ogrenmeliyiz sanirim....
28 Mart 2010

69 bayburt diyor ki:

cok merak ediyorum bu ulkede oynan oyunlarin teker teker ortaya ciktigini milletin zamaninda nasil uyutuldugunu sirf ulkeyi bi kaosa suruklemek icin yapilan vahsice planlarin ortaya ciktigini hicmi izlemiyorlar hala yapilmaya calisilan guzel islere niye comak sokmaya calisirlar anlamam yani bi yorumcumuz demisya ingilizlerin bize devlet kuracagina inanan varmi hakketen inan varmi yaa:) turkiye artik o eski psirik basbakanlarin yonettigi turkiye degil yurt disinda yasayan kisiler bilir turkiyeyi simdi daha iyi taniyorlar yapilan seyleri nasil taktir ediyorlar ozelliklede baska devletten olan musluman kardeslerimiz... ama tabi sonucta birileri elestirecek birileri taktir edecek birileride CEKEMEYECEK kendi siyasi partileri yapamadi bu isleri diye sonucta suanda muhalefet olan partilerin gecmisteki demeyinlerini gorduk! ama tabi elestireceksin herkesin en dogak hakki ama hakaret etmeden bi zahmet!!
28 Mart 2010

metin diyor ki:

Karnlık dönemlerin perde arkasına ışık tutan güzel bir yazı. sn.Atmaca'yı bu dikkat çekici uyarınlarından dolayı tebrik ediyorum. Bahsi geçen olayın izdüşümlerine bu topraklarda(Türkiye) çok şahit olduk. Yaşı 40'ı geçenler bunu çok iyi bilirler.
Gençlerin, bu ülkede oyanan oyunların arka planından bihaber oluşlarının getirdiği tezcanlılıkla hadiseleri değerlendiriken hamasi görüşler ortaya koymalarını bir noktaya kadar anlamak mümkündür. Fakat hayatta satın alınamaz tek şeyin tecrübe olduğunun unutulmaması gerekir. Bu tür sağduyulu uyarıları herzaman dikkate almak gerekir. Tekraren tebrik ediyorum.
21 Mart 2010

naci kurt diyor ki:

bayburtlu o açılım bu açılım diye ülkemizi ayrıştıran zihniyete Türk açılımı yaparak cevap verecektir çünkü bayburtlu olmanın gereği budur.
20 Mart 2010

Feyza Oğuz diyor ki:

Çok değerli Emanet bey, sn.Ö.Yusufoğlu, sn.Nuran.bn, düşüncelerinize aynen katılıyorum.
Teşekkürler...
Bir Bayburtlu olarak, Kuva-i Milliyeden yana olduğum için gururluyum.
"Ne Mutlu Türk'üm Diyene!..."
20 Mart 2010

EMANET diyor ki:

BAYBURT'UN TOPRAKLARI NE KADAR VERİMLİYMİŞ?!...

Yorumlara baktım da 80, 100 sene de Bayburtlular ne kadar değişmiş?
Türkiye'de her vatandaşın işi gücü varmış, işsiz hiç yokmuş gibi propaganda yapan
gözü kapalı, ağzı açıklardan tutun da,
Ermeni dostluğuna kadar varan, ne kadar işbirlikçi yetişmiş?
Bizim Bayburt'un toprakları bu konuda ne kadar verimliymiş(!) meğer...
Ermenistan'daki işsizliğe, yoksulluğa bizim işbirlikcinin ciğeri yanıyor da,
kendi memleketindeki yurttaşlarına 'gık'ını çıkarmıyor.
Adam rumuzuyla alenen bölücük yapıyor da, sıkılmadan yorumculara bir de nasihat çekmiyor mu?
Hey Rabbim, ne günlere kaldık?
Bu tuzu kuruların derdi din-iman asla değildir!
Dertleri davaları siyasettir, çıkardır, nemalanmaktır, bir yerlerden 'hap' kapmaktır...
Bakıyorum nasıl çırpınıyorlar; görmüyorlar, duymuyorlar; vicdanları desen körelmiş...
Vicdanlar körelip, yok olursa; inanın, insanlık da yok olur!
O yüz yıl öncesi Bayburtlu dedelerimizin vicdanları varmış, Allah korkuları varmış,
'eğriye eğri, doğru ya doğru' derlermiş; adaletten yanaymışlar...
*
Şimdi adalet yok, sadece 'çirkin siyaset' var!
Üstelik bu siyaset dine dayalı siyaset!
Emevi tarzı siyaset!...
Muaviye yöntemlerini fersah fersah geride bırakmış;
bil-umum Türk düşmanı şer güçlerle işbirliği yapan bir siyaset anlayışı...
Üstelik bu anlayışın müntesibleri, o kadar kinli, o kadar hırslılar ki;
neredeyse cadde cadde, sokak sokak dolaşıp.:
"Padişahım çok yaşa!...Padişahım çok yaşa!..."
nidalarıyla kendileri gibi düşünmeyen, irdeleyen, sorgulayan beyinleri yıldırmaya çalışacaklar.
Ama bilmezler ki, kötü idarecilerin başarısı halkın felaketidir...
Her neyse?...
En doğrusunu, en iyisini Allah(c.c) bilir!...
*
Gazzâli'den mülhem olarak;
Sn. Durmuş Hocaoğlu hocamız ne güzel buyurmuş:
"Eyy Oğul!...
Siyasetcinin sofrasına oturma; yediği haramdır!
Sohbetine katılma; konuştuğu yalandır!"
***
EMANET



19 Mart 2010

Lazarifoğlu diyor ki:

Sayın Ö.Bayburtlu rumuzlu yorumcu, umarım Bayburtlu değilsindir. Zira Bayburtluların bu seviyeyi çoktan aştıklarını düşünüyorum. Yanılmıyorsam rumuzumdan rahatsız olmuş gibisiniz. Eğer böyleyse kötü bir hastalığa tutulmuşsunuz demektir ki; diyecek bir şeyim yok... Allah şifa versin. Anlayacağınızı umarak şu vecizeyi hatırlatmak isterim: Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz; görünür rütbe-i aklı eserinde.

19 Mart 2010

Ö.Bayburtlu diyor ki:

lazoğlu; Bayburtlunun maneviyatı, değerleri senden mi sorulacak? Var sen git, ekmek yediğin kapıya.
18 Mart 2010

a.aker diyor ki:

ingilizlerin bize devlet kuracağına inanan var mı gerçekten
18 Mart 2010

Lazarifoglu diyor ki:

Muhterem A.Aker Bey,
Bu göçler ve yadeller sade bedenleri değil ruhları da aldı götürdü. Ruhumuzu değişim rüzgarlarına direnişini kendi elimizde bile temin edemedik malesef. Ama yine de kendi yerimizdeki bu direniş göç edenlerin direnişlerinden daha kuvvetli. Zira senfoniyi dinlemeye zorlanan Bayburtlu bunu "zulüm" olarak niteliyor. Hatta senfoniyi kendi isteğiyle dinlediğini söyleyen analar bacılar ehramıyla geliyor salonlara. Bu bile bizim için kendi değerlerimizi korumak adına bir umuttur. Ancak ya o göçler, o "hürriyet" "özgürlük" lerine kavuştuğunu zanneden dışardaki Bayburtlular...Dışardaki üçüncü neslimiz tamamen yok olma durumunda. Aynı kanaatteyiz sanıyorum.

Diğer yorumculara;
Bu yazıda esas amaçlanan şeyin, halka rağmen kendisini halkın üstünde gören zihniyetlerin insanların huzur ve sükununu bozmak için özellikle kritik dönemler öncesi sergiledikleri tahrik ve tezgahlara dikkat çekmektir kanaatindeyim. Her kritik dönemde en huzurlu belde olan Bayburt ve Bayburtlu bu huzur bozucu tahrikler karşısında halkıyla, aydınıyla, yöneticisiyle bu tezgahları bozma basiretini göstermiş ve tahrikçi cücelerin devleştirilmesine fırsat vermemiştir.
Bu sebeple yeni tahrik zemini oluşturacak yorumlar yapmak yerine herkesin siyasi görüşüne saygı duyarak daha sağ duyulu, birleştirici ortak değerlerimizi korumaya yönelik yorumların yapılması daha faydalı olacağını düşünüyorum. Şuna inanıyorum ki en sağdan en sola her siyasi görüşe sahip Bayburtlular ortak milli ve manevi değerler konusunda aynı hassasiyete sahiptir. Tarih bunun şahitidir.
18 Mart 2010

Nuran.bn diyor ki:

Sayın Başbakan R.tayyip Erdoğan, en sonunda baklayı ağzından kaçırdı:

”Ülkemde, 170 bin Ermeni var; bunların 70 bini benim vatandaşımdır.
Ama yüz binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz.
E ne yapacağım ben yarın, gerekirse bu yüz binine hadi siz de memleketinize diyeceğim, bunu yapacağım.
Niye?
Benim vatandaşım değil bunlar.
Ülkemde de tutmak zorunda değilim.
Yani şu anda bizim bu samimi yaklaşımlarımızı bunlar, bu tavırlarıyla ne yazık ki olumsuz istikamette etkiliyorlar,
bunların farkında değiller.”

Şimdi anladınız mı, ülkemizin sınırları nasıl da yol geçen hanına dönmüş.
100 bin Ermenistan vatandaşı kaçak olarak ülkemizde çalışıyor.
Ne arayan var, ne soran.
SGK, yani sigorta göz yumuyor, vergi ziyaı (stopaj) kaybı var, hükûmet biliyor ama Ermenistan'ı finanse ediyor.
Müslüman Türk vatandaşı ne yapıyor?
Her 4 gençden birisi, üniversiteliler de dahil işsiz.
Asgari ücretle çöpcülüğe bile razı...
Bayburt'ta nice iktisat mezunları kahveci çırağı; genç işsiz öğretmenler baba kesesine muhtaç.
Ama ayıp değil; Ermenistana göz kırpanlar utansın...
Mangalda kül bırakmayanlar bu nasıl iştir?
Halkın ahını almaya devam ;
işbirlikçi zihniyete selâm...
17 Mart 2010

Alper tunga diyor ki:

O.Yusufoğlu Bu millet daha yeni uyanıyor... Bu milleti sömüren güçlerin kim oldugunu yeni görüyor... Tsk dediğin bir kurumdur... Buna kimse söz söyleyemez..Ama içindeki yönetim komutası dokunulmaz değildir... Yıllardır bu milletin milli degelerine pkkdan daha çok tehlikelidir damgası vuranların annesi başörtülü diye askeri okullara alınmayan zihniyetlerin temizlenmesi gerekmezmii... Soruyorum Sana Şu ermenistana ne takıntın var... Adamlar nufüsları toplasan 3 milyon Bu nufüslamı herkes ermeni oluyor... Soruyorum sana Azerbeycan hangi gün çıkıp dediki kıbrıs bir devlettir.... Kıbrıs türklerindir diyebildi... Azeri egere herşey türkiyeye ye kalmış atıfta bulunurken 3 milyon ermeniye meydan okuyamıyorsa karabagı göz göre göre t işgalini izlerken türkiyeden beklentisi ne Sonra kalkıp yok ermenistanla sorunlar şunlar bunlar diye söylemde bulunuyorsun.. Türkiye ermenistan gibi açlıkla boguşan bir devletten bir şey kazanmaz ama şunu unutmaki... Bu devlet senin komşun sınırın kapalı evet ama her ne olursa olsun sorunları aşman gerekir... İşsizlik demişsin ben istanbulda yaşıyorum İş yok diyorsun ama insanlar iş begenmiyor... Bayburtun bir köyünden gelen biri güvenlik işindeki 1.400 liralık maaşa burun büküyorsa işsizlik buna ne yapsın.... Bu gün türklerin burun büktüğü işlerde romenler çalışır oldu... Bayburtta inşatlarda çalışmayıp kahvelerde okey oynayanlara bu devlet ne yapsın İnsan tembelse işsizliği bahane ediyorsa... ne yapsın bu devlet... Ne yapsınlar hükümet tanımlarıyla çene yoran hiçbirşeyi begenmeyen şu türklere bu devlet ne yapsın bilmem ben ama insan nankör olmamalı bence....
17 Mart 2010

O.Yusufoglu diyor ki:

İMAM AÇIĞI YOK ÖĞRETMEN AÇIĞI ÇOK
Türkiye'nin AB'ye doğru mu yoksa Suudi Arabistana doğru mu gittiğini anlamayanlara bir örnek daha vereyim.
Türkiye'de en az 200 bin öğretmen açığı bulunuyor.
Yüz binlerce öğretmen kenarda beklerken, okulları öğretmensiz bırakan bu hükümetin bir de cami politikasına bakın. Acaba kaç camide imam eksiği var?
Bu ülkede okuldan fazla cami var.
Oralarda kadro tamam.
Lakin; okullarda çocuklarımız öğretmen bekliyor.
İmam olunca Maliye Bakanlığı para veriyor; öğretmen olunca 'Kadro yok!' diye azarlıyor.
Şimdi birileri; 'Ne mübarek hükümet! Görüyorsunuz, bütün camilerin ihtiyacı karşılanmış!' diyerek propaganda yapacaktır.
Biz, camilerin ihtiyacına bir şey demiyoruz.
Lakin; okulların ihtiyacı camilerin ihtiyacından çok önceliklidir.
Bir yerde cami olmasa da ibadet görevi yerine getirdilir.
Ama okul olmazsa, orası çöker.
Millet, bunun farkına varmazsa, en büyük felaket de onun başına gelir...
Osmanlı Devleti de okulun dışlanması yüzünden çökmedi mi?
Rıza Zelyut

Yukarıdaki yazı ülkemiz gerçeklerini ne kadar güzel yansıtmış.
Siyasetci kendi atadığı Diyanet İşler başkanı'na ne emirler yağdırdı?
Açılımı camilerde anlatın, yani siyaset yapın...
Başkan ne cevap verdi?
Hiç!...
"Din siyaset üstüdür; bizi bu kirli işlere bulaştırma!..." diyebildi mi?
Yok!
İşte sorun burada!
Bayburtlu kendisini aldatanları bir ayırt edip görebilse...
O zaman derin uykusundan uyanmış olacak...
Tabii iş, işden geçmeden...
17 Mart 2010

O.Yusufoglu diyor ki:

Emanet kardeş, eline sağlık! Yorumuna teşekkürler...
Günümüz siyasetcileri komşularla sıfır proplem dümeniyle Ermenistana kapılarımızı da açarlar, Ruhban mektebini de...
Kürt Açılımı dümeniyle Amerika'nın BOP adlı mahut projesini gerçekleştirmek için de can atarlar.
Günümüz malum zihniyetin, kahraman ordumuza duydukları kin ve nefretin ne yazıkki yarısını pkk'ya duymadıklarını hatta yardım ettiklerini görüyoruz. Pkklıysan dağdan in, aş,ekmek, iş yeni kimliğin hazır.
Ermeni vatandaşıysan bu ülkede kaçak çalışmana da göz yumarlar.
Ama bu vatanda öğretmensen sürüm sürüm sürünmeye seni mahkum ederler.
250 bin öğretmen çoğu yüksek lisans yapmış aç susuz, kahve köşelerinde atama bekliyor.
Birçok okulda öğretmen yok. Dışarıdan saatliğine öğretmen çalıştırıyorlar.
Bırakalım Bayburt'umuzu bu ülkede bu zihniyetin tüttürdüğü bir tek fabrika bacası göstersinler. Gösteremezler, şu toki den başka tek bir fabrika bacası gösteremezler.
Ve bu paralara ne oldu?
Bayburt'ta özü-sözü dinlenir pek az kimse kaldı.
Bayburt köylerden göç aldı ve büyük bir köye döndü.
Tam bir köy kültürü yaşıyoruz. O eskinin ne Müftü efendileri, ne de Mahmut Kemal Yanbey gibi aydın öğretmenleri var.
Şimdi malum zihniyet saldırılarını sürdürecek.
Sonra beyinleri yıkayıp, Türk düşmanlarıyla işbirlikçilerine itibar kazandıracaklar.
Siyasetci köşeyi dönecek, yoksul halk kesimleri holdinglere kurban edilecek.
Yani dedikleri gibi masum halka gelince din-iman, kendileri ya 2 bin dolarlık servet sahibi ya da han-hamam sahibi olacaklar. 14 milyon insan işsiz, nerde İslamın adaleti?...
Bakın ,bakın yÖK başkanı diyor ki yurt dışında liseyi bitirenler sınavsız Üniversiteye girecek?
Allahaşkına kimin çocukları yurt dışında liseyi okuyor?
Bizim çocuklarımız o çok sevdikleri ve taviz verdikleri Ermenistan'dan mı geldi?
Bu kadar Üniversite, paralısı, parasızı...
Bu kadar mezun ne üretecek, nerede ekmek parası kazanacak?
kalite deseniz sıfır!
Bunların petrol şeyhlerinden hiç farkı yok!
Bunlarda ne vicdan var, ne adalet!
Tam tersi olsa ülkemizin bütün gündemini işsizlikle mücadele ve istihdam sorunları oluşturmaz mı?
TSK düşmalığıyla yat, açılım ihanetiyle kalk...
Allahaşkına , bu millet ne zaman uyanacak?
Uyanmayacak, çünkü afyonlaşmış kafalar ne soruyor, ne irdeliyor.
Emanet kardeş, kusura bakma, dert uzun yol uzun anlayana.
Bu mektup ha sana , ha hasana misali.
Allaha emanet....
16 Mart 2010

Alper Tunga (Emanet Rumuzluya diyor ki:

Ülkeyi ilk kuranlara bakmak gerekiyor... Sorun şimdinin sorunu değil geçmişin sorunu...
1.Cumhuriyeti kim kurdu.
2.Laiklik dediğimiz kavramı kim getirdi..
3.Türkiye elindelkilerini neden kaybetti..
4. Kim yön veriyor bu ülkeye...

Churcill bir sözü vardı... Türkleri savaşta geçemeyiz...Türkleri islamdan koparmadıkça onları yenemeyiz bu sözleri unutmamak gerekir...

Evet cumhuriyet kuruldu... Ülkede kaldırılan hilafet türkiyeyi islamdan koparmanın birinci girişimiydi...evet başarılı olundu... ve hilafet kaldırıldı... Sonra şeriat hükümleri kaldırıldı yerine laiklik getirildi... kadınlarımızı soyundurdular... Şapka kanunu ile devrim niteliği adında bir girişim ile şapka takmayanları idam ettiler...Unutmayalım ki iskilipli atıf hocanın başındaki sarıga el uzatılırken...verdiği cevap karşısında idam edildi....Bunları yapan kimdi.... bunları meydana getiren kimdi... Bu cumhuriyeti bizmi yoksa ingilzilermi kurdu... Şeriat hükümleri Allahın emriyken bunları kim kaldırdı..... Bu ülkede şimdiyi sorgularken ülkenin kuruluşuna iyi bakmak gerek.... Unutmaki temel egere başkalarının dümeninde atılmışssa onun kontrolünde yönetilmeye mahkumsun... Sen egere vatikanı ruhban okulunu şunu bunu sorgularken önce temeli ingilizlerin elinde olan bu cumhuriyeti bu düzeni sorgula bence.... Unutma berlin konferansında amerikalı bir profun sözlerini Amerika şeriat düzeni ile yönetilen her ülkeyi düzeni değiştirmek için elinden geleni yapacak... İngilzilerin elini kolunu sallaya sallaya gittiği günleri unutma yunanlılar kaçerken neler yaptıgını biliyorsun ama ingilziler çok rahat gittiler istanbuldan ülkeden sebebi neydi acaba....Bayburtta Aydıntepede çıkan şeriat ayaklanmalarını ne çabuk unuttunuz.. Bilerek devlet yardımı kesilmedimi Bayburta verilmesi gerek vilayetlik elinden alınmadımı... Bunların hep bir nedeni vardı... Bayburt ne kadarda türkümde dese söylese bu devletten bayburta hayır yok.... Çünkü dümen ve komuta başka ellerde....Daha geçen darbe planlarıyla çalkanan ülkenin milletin iradesinin ne denli boşa oldugu ortaya çıkmıştır... Pkk yı kuranında yönetininde kim oldugu ortaya çıkmıştır... Paşalar milletin iradesine saldırı yaparken apoyu yakaladıkları zaman neden beynine sıkmadılar.. soruyorum....
16 Mart 2010

halil soyuer diyor ki:

sayın emanet sn başkanın konuşmasında ermenistanı övücü birşeyi nerede buldun sözü hangi taraftan okudun,yada okumayı biliyormusun? Bu ne karalama arzu ve hevesi,ayıptır günahtır iftiradan pay çıkarmaktan vazgeçin ki sözünüz dinlenilir olsun...
15 Mart 2010

hakan diyor ki:

EMANET kardeşim duygularıma tercüme olmuşsun eline sağlık

bayburtlu önce milleti bölmeye çalışanlara oy vermekten vacgeçsin
ilk yorumu yazan arkadaşımın dediğimi gibi millete iş bulacağı yerde onlara dilenmeyi öğretip beleşe kömür dağıtıp olana olmayana oy bekleyen bi partiye oy vermekten vaz geçsin

ama gelki bayburtlu dindardır ne olur olsun başka sol partiye oy vermez ve böyle türkiyenin en gelişmemiş en fakir ili olarak kalır

yakında köy olur belkide

şimdi siz degerlere bağlı kalacaz diye başkalarının sizi sömürmesine müsade edin
15 Mart 2010

EMANET diyor ki:

İŞTE BAYBURT; İŞTE ARŞIN!...

100 yıl önce yaşanmış bir olay!...
O zamanki batılalaşma hayranlarının sahneye koymak istedikleri eserin oynanmasına,
milli ve dini değerlerimize ters düşdüğü gerekçesiyle Bayburtlu izin vermemiş!...
Pek güzel!...
Şİmdiye biz günümüze bakalım; o Bayburtluların torunları nelere prim vermiyorlar ki?...

BAYBURTLU, söz gelimi Bayburt'un düşman işgalinden, Ermeni mezaliminden Kurtuluş Günü törenlerinde Sn.Bayburt Belediye başkanı'nın Ermenistan'a övgüler yağdırmasına ses çıkarmıyor!...
ABD ve İsveç'den gelen tokat seslerine rağmen!...
*
BAYBURTLU söz gelimi 100 yıl öncesinde müslümanları dilendirmeyen atalarının ruhlarını incitircesine bugün her dört gençden birini işsiz bırakan, sadaka kültürünü yaygınlaştıran, kendi çocuklarını alınteri dökmeden, emek sarfetmeden siyasi rantlarla han-hamam sahibi olanlara karşı bir tepki göstermiyor!...
*
BAYBURTLU söz gelimi mümin-müslüman görünüp, dinler arası diyaloğ yutturmacasıyla Ermeni kiliseleri onartan, Türkiye'de Hıristiyan misyonerlerine göz yuman, Osmanlını yaptırdıığı Dolmabahçe Sarayı'nda aziz milletimin parasıyla ülkemizde yaşayan hepsi birer ajan olan bilumum papaz, keşiş, hahamları sabah kahvaltısında
bir araya getirerek Lozan'ı bahane edip Türk'ün malını vakıf (!) diye gayri müslimlere iade etmek isteyen ve eninde sonunda Ruhban okulunu açma sözünü veren siyaset canbazlarına, din bezirgânlarına hesap sormuyor!...
*
BAYBURTLU, söz gelimi ABD onaylı, Vatikan ve İsrail patentli dini bütün(!) günümüz siyasetcilerinin AB hayranlığı karşısında Türk milletinin düşürüldüğü onursuzluğu, kimliksizliği görmemezlikten geliyor!...
*
Bu örnekleri daha da uzatmak mümkündür!..
100 yıl öncesi Bayburtlu'nun hassasiyeti bugünün torunlarında var mı zannediyorsunuz?...
Bugünün Bayburtlu'su nerdeyse 'Türk' kimliğini unutmuştur!...

Unutmasa Türk'ten gayri bütün şer güçlere açılım yapan, Ermenilere bile övgüler yağdıran, kapılar açan bir zihniyete prim verir miydi, hiç?!...
*
100 yıl öncesinin Bayburtlusu bir Ramazan günü dini ve özellikle milli değerlerine ufacık leke kondurmazken,
Bugünün Bayburtlusu öz vatanında Ruhban Okulu'nun açılmasına, Hristiyan misyonerlerinin Anadolu'da bile cirit atmasına; ateist terör örgütünün hoş karşılanmasına hatta üstü kapalı bir afla suç olmaktan çıkarılmasına göz yummuş olmuyor mu?!...
*
İşte Bayburtlu'nun uğruna verdiği oylar!...
İşte Bayburtlu'nun siyasi tercihi?...
"İşte halep, işte arşın!..." derler ya...
Ben de diyorum ki;
İşte Bayburt, işte arşın!...

***
EMANET
15 Mart 2010

Alper tunga diyor ki:

sefoniyi getirdiler... bayburtlu cevabını verdi zulümdür dedi... Ama işi fıkraya döktüler.... Bizler davulumuzdan zurnamızdan dik duruş ile şanlı barımızdan vazgeçmeyiz.... Bizler sefoni gibi degerlerime ters olan kafa uçuklatsan şeylere muamma göstermeyiz... Bayburtlular ya adam gibi degerlerine sahip çıkan olacak yada batının hızagında yüreyen olacak...Kim bilir belkide yakında bale yapanlar kızlarıda görecegiz işte o zaman bayburtluluk bitti derim ben İşte ozaman herşeyin bittiğini söylerim ben
14 Mart 2010

a aker diyor ki:

Artık senfoni orkestrasını bile dinliyoruz Süleyman bey...
14 Mart 2010

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
 

Sponsor

Haber Arama

AddThis Social Bookmark Button

Bülten Üyeliği

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3077861

Online Kişi Sayısı

Şuanda 223 konuk çevrimiçi

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar