Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa Salih CENGİZ Sanat ve Medya

Sanat ve Medya

e-Posta Yazdır PDF

Salih Cengiz‘’Gün gelecek, dünyayı medya yönetecek’’ demişti bir yazar. Haksızda değilmiş hani. Günümüzde medyanın özellikle de televizyonun toplum üzerindeki etkisi tartışılmaz. Dizi enflasyonunun iyice yükseldiği son 2-3 yıldır halkımız bu furyanın adeta kölesi olmuş durumda.

Ne geçim sıkıntısı, ne işsizlik, ne de dünya gündemi kimsenin umurunda bile değil. Tek düşünülen şey;  televizyonun karşısına geçip dizi izlemek ve gün boyu eş-dost ile dizi yorumları yapmak.

Bu durum zaten okuma alışkanlığı olmayan toplumumuz için birçok handikapı da beraberinde getiriyor.

Geleneksel Türk aile yapısı iyice yozlaşıyor. Ev içindeki aile bireylerinin birbirleriyle olan samimiyet ve sohbet ortamı neredeyse yok oluyor.

Kişi başına düşen dizi sayısı arttıkça “o senin dizi”, “bu benim dizi” tartışmaları dahi oluyor.

Dizilerdeki başrol oyuncuları, genellikle zengin işadamı ya da ağa oluyor. Konforlu malikâneler, lüks arabalar ve korumalar yoksul insanımızı hayal dünyasına iterek, gerçek hayattan koparıyor. Hatta genç beyinleri özendirerek farklı ve tehlikeli yollara itiyor. Oysa ki; sevgili Kürşat Okutmuş’un benimde yakından tanık olduğum ironik “Kitapsız Yeşilçam” dosyasında bahsettiği gibi dizi veya sinema filmlerinde başrol kahramanları yazar, şair, ressam, heykeltraş vs. gibi sanatçılar olmaz asla. Ve konular okumayı ya da sanatı özendirecek olaylar olmadığı için yer ve mekânlar asla kütüphane, müze ya da sanat atölyeleri de değildir elbette.

Bir örnek vermek gerekirse; şimdiye kadar sadece savaşları ve kahramanlıklarıyla tanıdığımız Osmanlı padişahlarının ‘harem’ hayatını konu alan “Muhteşem Yüzyıl” adlı dizi pek çok tartışmaları beraberinde getirdiği gibi, Kanuni Sultan Süleyman hakkında yazılan kitapların satışında adeta patlamaya neden oldu. ‘Hürrem Sultan yüzüğü’, ‘Valide Sultan kemeri’ satışları rekorlar kırıyor. Tıpkı daha öncelerinde ‘Berivan Küpesi’ satışları ve ‘Asmalı Konak turizmi’ başlaması gibi. Hatta Yalova’da ‘aktarlık’ yapan bir dostumun ifadesine göre, lohusalık falan söz konusu olmamasına rağmen sırf bu diziden etkilenen bayanlara “Lohusa şekeri” yetiştiremez olmuşlar.

Oysa ki; hızlı tüketim alışkanlığımızdan bu gibi dizilerde nasibini alıyor... Güncel hayatımızın en önemli unsurları haline gelen diziler, bittikten kısa bir süre sonra tamamen unutulup hafızalardan siliniyor. Ekranlarda sürüyle magazin programı olmasına rağmen ‘bilgi’ içermesi gereken yarışma programları bile ‘reyting’ kaygısına kurban gidiyor ve tamamen eğlence ve magazin programı haline getiriliyor.  Bakıldığı zaman, bilgi, kültür ve sanat ağırlıklı tek programın TRT ekranlarındaki “Gümüş Hilal” olduğunu görüyoruz... O da devlet televizyonunda, yani reyting kaygısı en asgari taşıyan bir kanalda.

TV dışında özellikle çocuk ve gençlerin ilgi gösterdiği Play Station oyunlarına dikkat ettiğimizde, birkaç strateji içerenleri saymazsak hemen hepsi savaş ve vurdu-kırdı içermekte. Böylelikle genç beyinlere oyun yoluyla şiddet aşılamaktadır.

Sonuç: ‘Uyu Ali Uyu’ anlayışına devam. Bu durum ülkemizi yönetenlerin işine geliyor. Hatta bilinçli yapılıyor. Amaç; toplumumuzu sorgulamayan, hak aramayan, apolitik ve koyun gibi güdülen insan kalabalığı haline getirmek. Ne yazık ki çokta başarılı oluyorlar! 

Selam ve saygı ile…

Mayıs 2011

 

Yorumlar (3)add comment

hüsamettin handekli diyor ki:

Sonuç olarak bakıldığında ise Türkiye çok ilerlemiş olarak vurgulanıyor. bir ülkenin başarılı olaqbilmesi için en önemli etken aile ve daha sonra buna bağlı olarak eğitimdir.enazından kitap okuma alışkanlığı olmayan bir aile ve toplum asla ilerleyemez. çocuk nekadar okursa okusun nekadar başarılı olursa olsun sonuç olarak ailede takılıcaktır.
Bana göre medyanın ülke yönetmek yerine aileleleri biliçli bir toplum nasıl olabiliriz çocuklarımıza 0 7 yaşlarında nasıl davranmalıyız kısacası çocuk psikolojisini en iyi şekilde nasıl öğretebilkiriz bunları televizyonlarda programlar yaparak toplumu bilinçlendirmesi gerekr.
unutmayalımki biz avrupadan 400 yıl daha gerideyiz bunları bilmeden nasıl acıtasyondan filmlerden kurtulup huzurun başarının ver en önemlisi eğitimin ailede başladığını topluma anlatalım.
25 Haziran 2011

Ahmet Çağıldak diyor ki:

Cengiz aklına sağlık. Bildiğini yaz at denize, bilmeyen bilemezse bilen bilir.
20 Mayıs 2011

Faruk Nafiz KILIÇALAN diyor ki:

Değerli kardeşim yine bizi ihya ettin, medya ve onu insanlığa adeta bir düşman gibi kullanan karanlık odakların, şer ittifaklarının araçları ve çağ mukallidlerinin vazgeçilmez oyuncağı medyayı iyi kullanmamız gerektiği, sanatı ve sanatçıları da toplumun olmassa olmazları olarak korumak ve kollamak gerektiği hususunda üzerimize düşen görevler olduğunu artık öğrenmek gerek, sevgi ve saygılarımla değerli dostum.
19 Mayıs 2011

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
 

Haber Arama

Online Kişi Sayısı

Şuanda 246 konuk çevrimiçi

Salih Cengiz (Özgeçmiş)

1957 yılında Bayburt'un Şingah Mahallesi’nde doğdu. İlk ve ortaöğretimini Bayburt'ta tamamladıktan sonra 1973 yılında İstanbul'a yerleşti. Resim konusunda akademik bir öğrenimi olmamasına rağmen; yoğun araştırma ve gözlemlerini yeteneğiyle birleştirmesi sonucu, basın dünyasının eski mekanı olan Babıali'de kendini geliştirip adından söz ettirmeyi başardı. Çizgi roman, illüstrasyon, karikatür, grafik, sahne dekorasyonu, kapak ve duvar resmi gibi sanatın farklı dallarında çok sayıda ürünler verdi. 13 kişisel sergi açıp, 5'i yurtdışında olmak üzere 17 karma sergiye katıldı.

Yurtiçi ve yurtdışında birçok önemli koleksiyonda eserleri bulunan sanatçı, TÜRKSAV( Türk Dünyası Sanatçılar Vakfı) üyesi olup halen Yalova'da serbest ressam olarak sanat hayatına devam etmektedir.

AddThis Social Bookmark Button

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3692478

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar