Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa Namık Kemal ZEYBEK İslam düşmanı, İslam düşmanı değilmiş!

İslam düşmanı, İslam düşmanı değilmiş!

e-Posta Yazdır PDF

Namık Kemal ZeybekBasınımızda eskiden daha başkaları da vardı. Şimdi onlar artık yok… Türünün son örneği bir İslam düşmanı var… İslam düşmanlarından alıntılarla, inançlı insanların inançlarını sarsmaya çalışan yazılar yazar, durur. Kah doğrudan Kuran-ı Kerim ayetlerine saldırır, kah da Kuran-ı Kerim konusunda kuşku uyandırmaya çalışan yazılar yazar… Neden bunu yapar, hangi ruh hali içindedir, bilinmez… Ama o hiç hızını kesmez…

Geçen bir yazımda Rusya Komünist partisinin bile din düşmanlığından vazgeçtiğini yazmıştım. İslam düşmanı yazarın yazısındaki bilgi, mantık ve kavrayış perişanlığını dile getirmiş ve eleştirmiştim.

Aklı başında bir yazar ne yapmalıydı. Yazısında yazdıklarını savunmalıydı değil mi?

Ne gezer… Bütün bilgisizliği ve kötü niyeti açığa çıkanların yaptığını yaparak bana saldırmış. Hakaretler, ideolojik, sloganlar ve konuyu çarpıtmalarla dolu bir yazı… Yakışmış… Aferin… Herkes kendisine yakışanı yapar.

İslam düşmanı yazar, kendisine İslam düşmanı denilmesinden rahatsız olmuş… Ne iyi… Demek ki İslam düşmanı değilmiş. Peki o zaman niye İslam düşmanlığı yapıyor ki?,,
Niye İslam düşmanı olmadığını yazmaya çalışırken yine İslam düşmanlığı yapıyor ki?

Bakınız yazarın yazdıklarına:

“Eyaletlere gönderilen Kuranlar arasında farklar vardı. Örneğin İran ve Suriye nüshalarında çelişkiler vardı. Ve bu da iki mezhebin çıkmasına yol açtı. Bu da yetmedi yorumlar üzerine tarikatlar çıktı.” evet aynen böyle yazıyor, yazar.

Rahmetli İhsan Doğramacının bu gibi durumlarda: Erbil şivesiyle anlattığı bir hikaye vardı… Adamın biri anlatıyormuş: “Hasan ve Hüseyin Muaviyenin kızlarıdır ki Kerbelada Ali tarafından öldürülmüşlerdir.” Dinleyen birisi demiş ki: “A ocağı batasıca, ben senin neyini düzelteyim… Hasan ve Hüseyin Ali’nin oğullarıdır. Muaviye'nin denilen zalim Hasan’ı zehirleterek öldürmüştür. Muaviyenin zalim oğlu Yezit de Hüseyin’i Kerbela'da öldürtmüştür…”

Şimdi bu İslam düşmanı yazarın yukarıdaki cümlesini nasıl düzeltmeli. Mezhebin ne olduğundan haberi yok. İslam mezheplerinde Kuran-ı Kerimin metni konusunda ihtilaf olmadığından bilgisi yok; tarikatların Kuran yorumuyla ilgileri olmadığını bildiği yok… Ama yazıyor… Ya kendisi gibi İslam’dan haberi olmayan birilerinden duymuş; ya da İslam düşmanı misyonerlerin yaverlerine inanmış, tekrarlıyor.

Sonra da İslam düşmanı denilince küplere binip, hakaretler savuruyor.

Bilmemek elbette eksiklikten ama ayıp değildir. Ama bilmediğini bilmemek ve bilmeden bilgiçlik taslamanın adı ise İslam Edebiyatında “nadan”lıktır ve ayıptır… Buna, kara cahillikte denilir.

Önce yazdığı kavramların anlamlarını ve kapsamlarını bir öğreniverse, sonra yazsa ve eleştirilere hakaretlerle değil, fikir düzeyinde karşılık verse… Üstelik uzağa gitmesine gerek yok. Yazdığı gazetenin ramazan yazarlarına bir zahmet soruverse…

Ne gezer…

Değerli okuyucum, beni sık sık okuyanlardan veya tanıyanlardan iseniz, kimsenin dinine veya dinsizliğine bakıp ta insanları incitmediğimi bilirsiniz.

Dinin temeli inanmaktır. Biz Allah’ın Birliğine ve Muhammed Mustafa’nın da Allah’ın seçkin kulu ve elçisi olduğuna ve Kuran-ı Kerimin hak kitap olduğuna inanan Müslümanlarız. Alevi, Şii, Sünni Müslümanlar arasında temel birleşme noktaları bu esaslardır.

İslam’da inanmayanlara da müsamaha ile bakmak ve Allah’ın hiçbir kulunu dininden veya dinsizliğinden ötürü incitmemeye çalışmak da bizim inancımızın gereğidir. “Dinde zorlama yoktur” ve “Senin dinin sana benimki bana” Kuran-ı Kerim hükümleridir.

Ama, ısrarla inananların inanç temellerine saldıran olursa, dinimizi savunmak ta hem görevimiz hem de hakkımızdır.

Bu görevimizi yaparken bu hakkımızı kullanırken şahsımıza yapılan melametlere, karalamalara aldırmayacağız elbette…

Yine de, keşke diyorum, büyük gazetenin yazarı olmak nimetine erişen ve türünün son örneği olan İslam düşmanı Yazar, eleştirilere hakaretlerle değil, bilgiye ve fikre dayalı görüşlerle karşılık verseydi…

Neyse, bu şerden bir hayır doğsun ve İslam’da mezheplerin ve tarikatların ne olduğunu anlatmaya çalışalım. Gelecek yazılarda…

Ağustos / 2010

 

Yorumlar (1)add comment

DERVİŞ KEMAL diyor ki:

Düşününüz ki YÜCE ALLAH'ın bir anda ol deyivermesi ile sevgili HABİBİNİN (HZ.MUHAMMED EFENDİMİZİN S.A.V) hürmeti hakkı için var eylediği kainatı ve tüm canlı ve cansız varlıklar aleminin yoktan vareden ilahi kudretin,ilmin ve adaletin sonsuz gücün ve kudretin sahibi YÜCE ALLAH'ın biz kulları olarak onun nasip eylemiş olduğu kadarı bir ilme sahibiz.Yüce ALLAH'ın biz kullarına nasip eylemiş olduğu o ilmi içerisinde ona kul olmak adına arayıp bulmamız gereken nedir acaba?Cevabını engüzel şekilde YUNUS EMRE bulmuş ve vermiştir.Bir ben var bende benden içeri diyerek YÜCE MEVLAMIZIN yaratmış olduğu kulunun ruhuna üfledim dediği o gizli hazineyi nice çileler ve sabırlar sonucu kendi bendinde ve özünde PİR'inin yardımı ile ve PİR yolunda hizmet ile arayıp bulmuştur.İşte YUNUSUN tüm bedeninde duyduğu ve hissettiği ise o herşeyden arınmış olan yani bir insanı İNSANI KAMİL mertebesine ulaştıran tüm dünyevi arzulardan uzak ve arınmış olan imandan ,ALLAH yolunda herdaim yürekte taşınılması gereken ilahi sevginin kendisinden başkaca birşey değildir.Ondan sonra YUNUSUN dilinden düşen baldır ruhen tadına doyum olmaz.Ruhları ALLAH yolunda besleyen ve doyuran manevi bir kişiliğe ve olgunluğa erişir ki YUNUS artık dilinden dökülen her cümle kararan kalplere ferahlık verir hasta ruhlara şifa olur her bir sözü ve cümlesi.
Dünyadaki yaşantımız YÜCE ALLAH'ın nasip ettiği kadar bir ömürden ibarettir.YÜCE ALLAH İKİ ALEM VAR ETMİŞTİR.BİRİSİ HERBİRİMİZİN BİRBİRİMİZE KARŞI VARLIK ve YOKSULLUĞUMUZ ile NEFSLERİMİZİ TANIMAK ve ANLAMAK BABINDA SINANDIĞIMIZ ve SINAVA ÇEKİLDİĞİMİZ ŞU GEÇİCİ FANİ DÜNYADIR ki nicelerine BAKİYMİŞ gibi gelir.Bu dünyadaki yaşantımızdan ve birbirimize karşı olan tutum ve davranışlarımızdan dolayı kul hakkı babında birtakım haksızlıkların meydana gelmesi kaçınılmaz olmaktadır her ne kadarda inanmış olsak bile bazen kul hakkına müdahil olabiliyoruz yada YÜCE ALLAH'a ait bir hükmü kendimizce bir başkası hakkında öngörebilecek gafleti inancımızın gereğiymiş gibi sergileyebiliyoruz.İşte tüm bu haksızlıkların sergilendiği bu fani dünyada askıda kalan davaların kaçınılmaz olarak görüleceği asıl BAKİ yaşamın tayin edileceği her yaratılmış kulun birbirine karşı hesabının sorulacağı yer hiç şüphesiz olarak YÜCE ALLAH'ın İLAHİ DİVANI OLAN İLAHİ AHİRETTİR ki orada tecelli edecek olan adelet kusursuz ve hatasızdır.Çünkü hertürlü kusurdan ve eksikten arı olan ve sahip olduğu sıfatlar ile TEK ve HERDAİM BAKİ OLAN YÜCE ALLAH'ın ilahi adaleti tecelli edecektir. AHİRETTE tecelli edecek olan ALLAH'a ait İlahi Şeriatın hükmü Dünyanın Beşeri Şeriatına benzemez.Birisinde terbiye edilmesi gereken NEFS vardır(YARATILMIŞ OLANDA) ve O NEFS'in elinden YÜCE ALLAH'ın kusursuz adaletini tatbik etmek ise mümkün değildir.İşte onun için kaçınılmaz olarak herkesin hesaba çekileceği ve herkesin ölümü tadarak ALLAH'a döndürüleceği AHİRET vardır.Bu dünyada ANCAK ve ANCAK YÜCE ALLAH'a ait bir hüküm olan CENNET ve CEHENNEM konusunda yaratılmış kullara bu konuda kesin hüküm biçenler yani CENNET ve CEHENNEMİ kafalarına göre tayin edenlerin inanç ve imanları ALLAH'ı idrak ve iman noktasında AHİRET hesabı noktasında HZ.PEYGAMBER makamına bile nasip olmayan böyle bir ilahi hükmü Beşeri anlamda topluma karşı vermeye kalkanların acaba diyorumki ALLAH'tan ruhsatmı almaktadırlar yoksa.Yüce Allah'ın nasip ettiği kadar bir ilim ile birlikte bizler olsa olsa kendimizi tanıyabilir ve ALLAH yolunda NEFSİMİZİ TERBİYE EDİP arındırabilirsek kendimizi anlıyabiliriz ancak.SEVELİM SEVİLELİM BU DÜNYA KİMSEYE KALMAZ.İLİM İLİM BİLMEKTİR,İLİM KENDİN BİLMEKTİR.SEN KENDİNİ BİLMEZ İSEN BU NİCE OKUMAKTIR...
TÜM BAYBURT HALKININ GEÇMİŞ MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMLARINI KUTLUYOR YÜCE RAB'BİMDEN ÜLKEMİZİN ve MİLLETİMİZİN BİRLİĞİNE VE DİRLİĞİNE ZEVAL GETİRMEK İÇİN UĞRAŞAN HARİCİ VE DAHİLİ BEDHAHLARIN AKİBETLERİNİ İSE MÜBAREK İSLAM ŞEHİDLERİ HZ.HASAN ve HZ.HÜSEYİN EFENDİLERİMİZİN, ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN ve TÜM ŞEHİTLERİMİZİN HÜRMETİ HAKKI İÇİN İLAHİ ADALETİN SAHİBİ YÜCE ALLAH'A HAVALE EDİYORUM.
17 Eylül 2010

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
 

Sponsor

Haber Arama

AddThis Social Bookmark Button

Bülten Üyeliği

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3077906

Online Kişi Sayısı

Şuanda 218 konuk çevrimiçi

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar