Salı günkü Radikal ana başlığı şöyleydi: “Kişilerden sonra Kürtçe köy isimlerine de özgürlük geliyor.” Altta daha kalın bir yazı: Kürtçe isme dönüş yolu... Bakan Atalay da eklemiş: gündemde yok, ama yerel talepler olursa olur, niye olmasın! Güzel! Demek ki değiştirilen köy isimlerinden Türkçe olanlara da dönüş yolu açılır. Biliyorum bu sözüme şaşıranlar olacak ama gerçek budur. Bayburt’tan birkaç örnek verirsem ne dediğim daha iyi anlaşılacak:
Ben Kitre’liyim Türkçedir diye köyümüzün adı değiştirilmedi. Annemin köyü Çerçi ona da dokunulmadı. Ama komşu köyün adı ‘Manas’ değiştirildi. Manas’tan benim bir eniştem vardır. Soyadı Tatar. Manas’ın yerlileri çekik gözlüdürler. Belki bu köye gelenler Kırgızmış, halk onlara Tatar demiş.
Anadolu’da eskiden çekik gözlülere hep Tatar denilirdi. Söz gelimi Cihanbeyli’nin bir Özbek köyü vardı; halk onlara Tatar demiş, zamanla onlar da bu nitelemeyi benimsemiş.
Dönelim Bayburt’a... Manas köyü Ermenice diye değiştirildi. Oldu Günyurdu. Bayburt’ta iki Baskı köyü vardır. Baskı bugün de Kazak Türklerinde kullanılan bir sözdür. Oğuzlarda Bahşı diye de söylenir. Bu köyün de adı değiştirildi.
Bayburt, Müslüman Oğuzlardan önce Hıristiyan Kıpçakların yurduydu. Bamsı Beyrek’in öldürüldüğü Bayburt kafir beylerinin adına bakınız: Kara Arslan, Arslan, Kıpçak Melik, Şökli Melik... Kıpçaklardan kalan köy isimleri Ermenicedir diye değiştirildi.
Bilgisizlik...
Başka yerlerde de ilginç değişimler oldu. Söz gelimi şu Keçiören...
Keçiören, Aslında Keçi değil Kiçiören idi... Kiçi, Küçük demek... Keçiborlu’nun adı da Kiçiborlu... Bor bir Kıpçak Türk boyunun adı. Uluborlu olunca, öteki de Kiçiborlu... Nereden bilinsin... Kiçiborlu oldu Keçiborlu...
Örnek çok da... Bir başka gerçek Anadolu’daki birçok yer adı da sanıldığı gibi Ermenice ve Rumca değil Farsça’dır. Onlar da bilinmediği için Ermenice ve Rumca sanılır.
Ancak!
Kürtçedir denilerek değiştirilen köy adını ben bilmiyorum. Bilen örnek versin, konuşalım.
Unutuluyor... Cumhuriyet’in ‘Türk milleti’ kavramında Türk, sınırlarımız içinde yaşayan Müslümanlar demek idi... Lozan’da tescil edilen budur. Müslüman olmayanlar ise Türk olmanın hukuki haklarına sahip ama azınlık hukukundan da yararlanabilmek imkanına sahiptirler. Ayrıca ‘Türküm’ dediklerinde de kimse ‘değilsin’ demez...
Kırmançların ve Zazaların tarihin derinliklerinde Türkçe konuştukları; zamanla dillerine çok fazla Farsça sonra Arapça sözlerin karıştığı konusunda çok ciddi ilmi görüşler vardır. Bu konuyu ‘Kart-Kurt’ diye sulandıranları geçiniz.
Yine de tarihte ne olmuşsa olmuştur. Bugün ise Kırmançca, Zazaca artık birer kültür dili olarak vardır. Hem de asırlardan beri... Ne ‘yok’ demek, ne ‘küçümsemek’ ne de ‘yasaklamak’ doğru değildir.
Ancak!
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde İstanbul Türkçesi’nden başka bir eğitim ve haberleşme dili yaratmaya çalışmak kimseye yarar getirmez, zarar getirir. Türkiye’yi bölmek isteyenlerden başka...
Ülkemizdeki bütün dillerin ve lehçelerin okullarda ‘edebiyatlarıyla birlikte’ seçimlik ders yapılması ise zenginliklerimizi korumak olur, diyorum.
Yorumlar (1)

Cihan SAKA
diyor ki:
| Sayın büyüğümüz bu konuya değinip bizi aydınlattığınız için kendi adıma size teşekkür ederim. Çoğu otoritenin ortak görüşüdür ki farklı dil farklı düşünce yapısı demektir. Bu, aynı topraklar içinde yaşayan insanlar arasında olduğu takdirde de değişmez. Bunu gözönünde bulundurursak 'Türkiye üzerinde yaşayan insanları farklı düşünmeye sevk etmek ve böylece birlik ve beraberliği bozmak' sonucuna varırız. Fakat en acı veren ise bu planı kendimizden bildiğimiz insanların yapması. Yol uzun ve çetin. ALLAH yar ve yardımcımız olsun. |
Yorum yazın.
Bu kategorideki daha yeni haberler:
- Bizim Milliyetçilik Anlayışımız
- Dün Kudüs Günü İdi
- Aşka Verilmiş Muhtıra
- Bayburt’un Sırları...
- Irkçılık mı, milliyetçilik mi?
Bu kategorideki daha eski haberler:







