Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Hodri Şen

e-Posta Yazdır PDF

Kürşat OkutmuşDillerden hiç düşürülmeyen “estetik ve görsel” açıdan mükemmel bir Bayburt’ta, sırıklı/sırıksız uzun atlama ve engelli koşuda olimpiyatlara hazırlanarak yaşamaktan mutlu olduğunu düşündüğüm dostlarımı anarak başlamak istiyorum sözlerime.

 


Herhangi bir sokağın başına geçip
“mükemmel estetiği” seyrederken;
-zıp zıp-
ayaklarının altında yay varmış gibi,
olur olmaz yerde zıplaya zıplaya yürüyen insanların,
görsel ahengi bozduğunu gördüğünüzde,
sakın kızmayın Sayın Başkan!

Misal şu havada çift takla atarken,
aynı anda çift pileli pantolona yama atan,
başarılı esnafın adı Terzi Hasan!

‘Dıngala poççuk’ denilen artistik hareketin ardından,
çayları devirmeden dağıtmak için direnen,
diğer kıvrak esnaf ise kahveci Mustafa!

Ne olursunuz kızmayın!

Gördükleriniz “Hodri Şen”dir!
Hodri Şen, Sayın Başkan!

***

Aday olduğunuz son dakika açıklandığı an,
tıpkı şahsınız gibi bizlerde “Hodri Hayret” içerisine düşmüştük!

Siz de takdir edersiniz ki,
bir şehir için 4 yıl içinde ikinci bir “Hodri Hayret”,
üstesinden pek kolay gelinecek bir durum değildi!..

Yine de “Hodri Hurafe”lere kulak asmayıp,
“Hodri Hayret”e takılıp kalmadığımızı en iyi sizin bilmeniz gerekir.

Temizlik işleri, mezbahane gibi ayıpların üzerini kapattığınız gün;
köprü yenileme, içme suyu, hayvan pazarı gibi gayretlerinizi gösterdiğiniz gün,
şimdi hakkımızı yemeyin bizler de “Hodri Alkış”tık.

Kaçak kat yıkar gibi,
oto park kurar gibi,
ağaçlandırma yapar gibi,
çöpü poşetle toplar gibi,
Çoruh havzasında ıslah yapar gibi,
taş kemerli köprüler kurar gibi yaptığınız günlerde de “Hodri Alkış”tık…

Hatta, “acımasızca eleştirin”,
“eleştiriler bizi doğruya götürecektir” dediğiniz gün,
ne yalan söyleyelim içimize kurt düşürmüş,
en başa dönüp düşündürmüştünüz…

Bu Başkan, “Hodri Hayret” değil miydi yoksa!

***

Hodri Heyhat!

Esnafı yüzünü yıkamadan evinden uğurladığınız,
evde anaların elini kolunu bağlayıp, çaresiz bıraktığınız,
cemaati bir abdestle 5 vakte mecbur bıraktığınız,
bilmem kaç yıldan sonra bitirilen “su şebekesi”,
“Hodri Başarı” değil, “Hodri Özür” olmalıydı!...

Vaat edilen HES’in yerine,
üvey HES’in sadece kağıt üzerindeki imzasını sunarken dahi,
olmadık hesabı, olmadık vaade ve olmadık kitaba uydurmaya çalışmanın
adı ise olsa olsa , “Hodri Pes” olmalıydı!

 

Başta HES olmak üzere enerji üretimi konusunda bilgi sahibi olmadığınıza artık eminim! Hakeza, çevrenizde biliyorum diyenlerinde! ‘Bana sormadan benim projemi yalan yanlış yazmışsınız’ diyorsunuz ama proje sizin olmadığı gibi sorduklarımıza da cevap vermiyorsunuz! ‘Politikaya yeni atılanlar için mutlaka ezberlenmesi gereken özdeyişler’ kitabından ezberleyemediğiniz ‘o’ muhteşem sözler, sorularımızın cevabı değildi!

Bu arada; dile getirdiğiniz tarih aralığı gerçekleşirse bundan mutluluk duyacağımı tekrar belirtmek isterim. O gün şahsınızı tebrik edip, işaret ettiğim 2020‘den dolayı özür dileyeceğim. Bu arada zaman acımazsızca geçerken sizleri tutarlılığa davet ediyorum. 3 ay öncesine kadar yıl bitmeden inşaata başlayacağız diye beyanat verip, 3 ay sonra hala lisans alımının 2-3 ay içerisinde gerçekleşeceğini söylemeyin lütfen! Ayıptır söylemesi, beğenmediğiniz -yıl 2020, para ancak kasada- hesabıma göre lisans alımı bu ay gerçekleşiyor! Anlayacağınız bu da Hodri Hesap! (28 Ağustos 2010 / Bayburt Postası / Gençosman HES’te geri sayım başladı)

Gerek çok öncesinden, gerekse “birinci Hodri Hayret” döneminden kalma; ne de olsa bilinmez sanılanın, zamanı geldiğinde bilineceğini ve “Hodri Gerçek”in bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu olduğunu hatırlatmak istiyorum!

HES projesine dair yazdıklarımın ardından daha iyi anladım ki, ‘elimi omzuna koydum dostça, meğer yarası ordaymış!”

Kasım / 2010

 

MESLEKTAŞ / Bayburt Belediyesi Başkanının “meslektaşım” olduğunu “Hodri Şaşkın”lıkla öğrendiğim an içim içime sığmadı. O an çeşit çeşit sevinç gösterilerinin yanı sıra, pervasızca etrafımdakilerin boynuna atlayıp, “biliyordum, içime doğmuştu” diye tepinirken, boynuna atladığım zavallılar bu muhteşem haberden habersiz bir şekilde, pekala ne olduğunu anlamamışlardı!

Bu muhteşem haberden habersiz olduğum günlerden biriydi…

Ben sadece Başkan olduğunu bildiğim ama meslektaş olduğunu bilmediğim Başkanın kapısını çalıp, “Basın Müzesi” oluşturma teklifinde bulunduğum gün, bilsem ki karşımdaki aynı zamanda meslektaşım, eminim aşağıdaki diyalog yaşanmayacaktı!

(1 yıl kadar önce… Başkanlık makamı kalabalık… Herkesin bir isteği, bir derdi olduğu gibi, tabi ki benim de vardı. Zannedersem bir resmi makamdan ilk defa “özel” bir isteğim olacaktı… Bu nedenle heyecanlıydım. Kalabalığın sözünü balla kesip, lafa girdim!)

-Sayın Başkan, biliyorsunuz Bayburt Postası 60 yıla merdiven dayadı… Matbaamızda neredeyse Gutenberg çağına (!) eşdeğer makineler mevcut. Bu tarz makineleri yarın bir Basın Müzesi oluşturmak istesek bir daha bulamayız. Her biri çalışır vaziyette. Çağın çok gerisinde kaldığı için işimize yaramıyor olsalar da, bizler için çok önemliler. Hurdaya versek, kapıya atsak canımız yanacak. İçinde yaşı 150’ye yakın sallama bir makine, kollu bir diğer makine, yine benzer yaşlarda Alman Frankenthal bir baskı makinesi, bıçak, zımba, tel zımba, çember, kumpas, tekne, yüzlerce hurufat/çizgi/antelin, binlerce kurşun harf ve kasası mevcut… Hepsini herhangi bir karşılık beklemeksizin Bayburt’ta oluşturabileceğimiz bir Basın Müzesine bağışlamak istiyoruz.

-Basın Müzesi mi?
-Evet, Basın Müzesi… Artık neredeyse 30-40 yıllık basın geçmişi olan illerde dahi bu tarz müzeler mevcut. Bilgisayar çağına mahkum olan insanlarımız ve öğrencilerimiz için yazının ve de matbaanın nereden nereye geldiğini gösterecek bir Basın Müzesi… Ve bu Basın Müzesi Bayburt’ta basının ne kadar köklü bir kurum olduğunu da ortaya koyacaktır.

-Tamam güzel de, bizim öyle uygun bir depomuz yok ki, o makineyi nereye koyacağız?
-Sayın Başkan, makineleri bir yere koymanız için değil, bir değişim ve gelişimi sergilemeniz, teşhir etmeniz, yaşayan bir müze oluşturmanız için vermek istiyoruz. Teşhir, yani sergileme projesini de üstlenmek niyetindeyiz. Amaç bir yere koymak olsa, zaten şu an hepsi yerlerinden gayet memnunlar.

(Bir gazeteci için görev yaptığı şehrin başkanıyla aynı meslekten olmasından daha öte mutluluk ne olabilir ki! Başkanım aynı zamanda meslektaşım, anlattıklarımı anlamış ve heyecanlanmış olacak ki, hemen telefona sarılıp, yardımcılarından birini aradı… O an, telefonun diğer ucunda her kim varsa, o da duyduklarından hodri hayrete kapılıp, heyecandan bayılacak diye korkmuştum!)

-Kürşat Beyle oturuyoruz, kendisi bize bir makine hediye etmek istiyor, koyacak depomuz var mı?
-Sayın Başkan, bir hayli meşgulsünüz, en iyisi başka zaman uğrayayım, bu depo işini uzun uzun konuşalım!

 

Yorumlar (22)add comment

Kara diyor ki:

@serafettin bülbül

anlayamadigimiz bir sebepten dolayi yazari aklinizca kücümsemeye calismissiniz.
Yillardir yurt disinda yasayan, söylemesi ayip iki üniversite bitirmis, nacizane iki de yabanci dili büyük ihtimalle sizin türkcenizden daha iyi sekilde okuyup yazabilen ve günlük bir cok gazeteyi takip eden bir bayburtlu olarak, cocuklugunu hatirladigim genc yazara, Bayburt Postasini internet ortamina tasiyarak, yapmis oldugu bu degerli hizmetten dolayi minnettar oldugumu bilmenizi isterim. Sizin gibi insanlarin yasadigi bir memlekette, Kürsat gibi daha cooook Genc ama bir o kadar becerikli ve verimli genclerin de yetisebildigine sahit olmak, beni ayrica umutlandiriyor. Bence siz kendi halinize yanin.
Yine o cocuklugunu hatirladigim Kürsat, büyümüs ve sizin mantiksiz yorumunuzu sansürlemeden gazetesinde yayinlayacak kadar iyi bir Gazeteci ve yürekli bir delikanli olmus. Gurur duydum.

Kürsat, kalemine kuvvet.
07 Aralık 2010

bayburtlu murat diyor ki:

şerafettin bülbül efendi; kendin cahil olabilirsin, ancak bu toplum adına cahilce konuşma hakkını nerden alıyorsun. bayburtta okuryazarlık oranın yıllara göre dağılımını ve son durumunu hiç araştırdınmı. sen hemşerilerini beğenmiyorsun küçük görüyorsun sanırım. bayburtta bu duruma aiite mükemmel bir söz var.
07 Aralık 2010

Karşıt diyor ki:

Şerafettin Beyin yorumunda söylediği bir şeye bende katılıyorum. Bayburt Postasını açıp bakınca karşılarına çıkan o kadar yazıyı ve yazı sahiplerini dikkate almayıp dikkatini bir yazıya yada tek bir yazara yönlendirerek, bizlere karşı gerçekten Bayburt’ta okuma-yazma oranının düşük olduğunu keza Bayburt’ta başka yazar olmadığını kanıtlamaya çalışan Şerafettin gibi okuyucuların olması bana çok büyük bir üzüntü verdi. Keşke kendiside bir şeyler okuyarak, işaret ettiği o “cahil” kesimin dışında kalabilmeyi öğrenseymiş. Belki o zaman kendi yöresini, kendi insanını küçük gösteren aşağılayan sorumsuz ve saygısız yorumuna şahit olmazdık.
06 Aralık 2010

S. KARATAY diyor ki:

şerefeettin BÜLBÜL efendi, bu kalem şu hokka. sen boşver yazarı. al eline bir kağıt ben söyliyim sen yaz... GORUNAMI GİTTİ???
06 Aralık 2010

şerafettin bülbül diyor ki:

"koyunun olmadığı yerde keçiye abdurrahman çelebi" dedikleri gibi okur-yazar oranının bizdeki gibi olduğu yerlerde de k.okutmuşa YAZAR derler.
06 Aralık 2010

Özgür ALTUNTAŞ diyor ki:

Öncelikle bu konuyu böyle güzel bir dille anlattığınız için size teşekkür ediyorum.

Başkan konusuna gelince kimseye suç bulmamak lazım. Başkan seçimle o makama geldi.Yani hemşehrilerimiz seçti.H.Ali beyi o makamda görmek istiyorlardı onu seçtiler. Yapacaklarında da yapamayacaklarında da hemşehrilerimiz sorumludur.

Birşeyi hala öğrenemedik. Bayburta hizmet edecek vizyonu geniş lider ruhlu insanlar lazım. Bunları söylerken H.Ali beyi suçlamıyorum yapamayabilir, göremeyebilir ... ama o makama gelecek kişiyi seçerken hemşehrilerimin particiliği bir kenara bırakıp bu memlekete hizmet edecek insanları seçmesi gerekir diye düşünüyorum... Belediye Başkanlığı basit bir mesele değil.

Belediyecilikten, şehir planlamasından, mimariden, v.s. bunlardan anlayacak insan lazım. Zaten gelen başkan 5 yılda başkanlığı öğreniyor ondan sonraki seçimde gönderiliyor.

Kürşat bey elinize kaleminize sağlık.
04 Aralık 2010

berat tombul diyor ki:

KÜRŞAT BEY
teşekkür ederim kardeşim eline sağlık ne güzel yazdın işte belediye başkanı bu. bu memleket bu yüzden 1 çivi çakamıyor üstüne. siz bir müzeden bahsediyorsunuz, depo yok deniliyor, anlayışa bak. yazık yazık.
03 Aralık 2010

Kılıç Ali diyor ki:

Farkındalığın, biliyor olmanın, sorumluluğun, memleket sevgisinin ve bu sevginin salt kelime olmaktan çıkıp; çabaya dönüşmesinin, empati yapabilmenin en güzel örneklerinden birini okudum az önce; elinize, fikrinize, ruhunuza sağlık... Memleket sevgisine sahip olan ve o memleket uğruna özveride bulunması gereken herkesin dile getirmesi gerekenleri abartısız ve anlaşılır bir şekilde ifade etmişsiniz anlamak isteyenler için...
Kalemin kılıçtan keskin olduğu kesin ama bu keskinlik, kendisini doğrularla gösteriyorsa, eleştirinin yıkıcı değil yapıcı olduğunu ortaya koyuyorsa, çıkarları gözetmeksizin oynuyorsa kağıt üstünde bir anlamı vardır ve ben Hodi Şen'de bu anlamlı keskinliği gülümseyerek okudum... Teşekkür ederiz...
02 Aralık 2010

AHmet diyor ki:

osluktaki ses balahordan duyuluyorsa bu iyi bir şey!!! hele davran kürşat gardaş.
02 Aralık 2010

Kara diyor ki:

Degerli Kürsat,

rahmetli Büyükbabanizin hatiralarini canli tutan bahsettiginiz o makineleri "Basin müzesi" hevesiyle heba etmeyiniz. Bu tür hevesler bizim gibi bir takim hasletleri gelismemis toplumlarda daha uzunca bir süre sadece bir heves olarak kalmak zorunda gibi. Haddim olmayarak fikrimi söylememe izin verirseniz; o makineleri hic yerlerinden etmeden olduklari yerde muhafaza edip calisir durumda tutmaniz en dogrusu olacaktir. Bu hatiraya simdilik sizden daha iyi kimsenin sahip cikacagina inanmiyorum. Bu degerli miras esasinda Bayburda ve bayburtluya kalmis olsa da.
Selamlar.
02 Aralık 2010

hüsnü vefalı diyor ki:

başkanım gerçekten yanlış yapmışsın basın müzesi için ayağına kadar gelen teklifi tepmişsin.bunları alsaydın adıgeçen arkadaştatan etnografya müzesi için de hatta bayburtta yöresel olan ve olmayan yiyecek ve İÇECEKLER için de müzelik malzemeler alabilirdin.
01 Aralık 2010

kamil kemaloğlu diyor ki:

oslukta durupta balahora bağırmak ne kadar kolay değil mi?
01 Aralık 2010

kalerdı mahallleli diyor ki:

eline sağlık sevgili kürşat.kaleardı mahallesinde çöpleri poşete koyacaklar diye bir uygulama başlattı belediyemiz fakat her tarafı gel görki çöplüğe çevirdi.hayvanlar çöp arabası gelmeden poşetleri yırtıp ortalığa dağıtıyorlaar.bunun adı yeni çöp uygulaması oluyor. çöp arabası geliyor sadece çöpde atılan kapalı poşetleri alıyor etrafa dağılmış olanları süpürmeden çekip gidiyor.allah aşkına başkana dedikki eski uygulama daha temizdi ona tekrar dönelim fakat maalesef hayır bu işi vatandaş öğrenecek diye tuutturdu.allah insanımıza sabır versin.
01 Aralık 2010

esra diyor ki:

bayıldım..eline sağlık.Bayburt,Bayburt olalı böyle perişan;Belediye belediye olalı böyle bi çare;Bayburt'luda Bayburt'lu olalı böyle zulüm böyle eziyet görmedi,insanlar bukadar eziyete maruz bırakılmadı.araba sürmekte,yolda yürümekte,işkence bunun aksini iddia eden ya görmüyo,ya dışarı çıkmıyo yada çooookkkk uzun yıllardır Bayburta uğramıyo.yoksa bunun aksini iddia etmek çok tuhaf olurdu...
01 Aralık 2010

tufan diyor ki:

Kayıp kişi adlı yorumcunun son sözüne katılıyorum aynen alıntı yapıyorum son cümle çok önemli
"MESELEYİ OLDUĞU KULVARDA ÇÖZMEK DAHA UYGUN DEĞİL MİDİR? "BAYBURT'UN KAZANMASI BİZİM KAZANMAMIZDIR"

zaten bizlerinde vurgulamak işaret etmek istediği koynu aynı konu. BAYBURT' un haliyle insanının kazanması .
Ama gelin görünki GEMİCİKLERİ yol alan memleketin insanı değil BELİRLİ BİR ZÜMRE. neden bu çalışmalar memleketin insanının tümüne sirayet etmiyorda belli kişilerin ceplerinin şişkinliğine yol açıyor sorulan soruda bu buna cevap alsak ?
01 Aralık 2010

KAYIP KİŞİ diyor ki:

İYİ DİYORSUN DA ARKADAŞIM; "SAZIN YOKTUR" DİYE BİR TABİR VARDIR BİZİM YÖREMİZDE.
ŞİMDİ ANLADIM SENİN "HESPES"İNİ VE İÇİNDEKİNİN DIŞARI ÇIKIŞ NEDENİNİ.
BU KONUDA BELLİKİ ÇOK KİŞİLERDEN DANIŞMANLIK ALMIŞSIN. O ALDIĞIN DANIŞMANLIKLARI EĞER YETKİLİ BİRİLERİNDEN ALDINSA O BİLGİLERİ, DANIŞMAN OLARAK SAYIN BAŞKANIMIZLA PAYLAŞIP DA BİLGİYE VE TECRÜBEYE DÖNÜŞTÜRSEN NASIL OLURDU ACABA?
DEMEK Kİ : MAKSAT ÜZÜM YEMEK DEĞİL BELEDİYEYİ KARALAMAK.
"60 YILLIK TECRÜBEM VAR" DİYİP "İSTEDİĞİMİ YAZARIM, TUTMASA DA İZ BIRAKIR" MANTIĞINI BEN HER İKİ YAZINDA DA FARKETTİM.
MESELEYİ OLDUĞU KULVARDA ÇÖZMEK DAHA UYGUN DEĞİL MİDİR? "BAYBURT'UN KAZANMASI BİZİM KAZANMAMIZDIR" DİYECEKSİN BUNA BENZER KARALAMALARLA DA KENDİNİ ÖN PLANDA TUTACAKSIN.
ŞAHSEN BEN YEMEDİM.
01 Aralık 2010

Gazeteci diyor ki:

basın müzesi gibi bir katma değerin, bir şehre kazandıracağını anlayamayan yöneticilerin basına hodri meydan demeye hakkı yoktur. zaten böyle bir meydana gelemeyeceğinide hepimiz biliyoruz.
30 Kasım 2010

tufan diyor ki:

Gardaşım ALLAH eline diline klavyene zeval vermesin . Bu konu bu kadar güzel anlatılmaz idi sen anlatmışsın tebrikler. Ama ama ama gel gelelimki GÖREN GÖZLER GÖRMEZ İŞİTEN KULAKLAR İŞİTMEZ bir vilayette yaşıyoruz. Bizim insanımıza ne anlatsan ne desen boş. Bizim insanımız her yerde bu çileyi anlatır bu çekilmeyen çilelere katlanıp derdini herkesle paylaşır AMA AMA AMA seçim zamanı milletvekili görünce iki eli önüne bağlanır nefesi kesilir sesi çıkmaz her denilene MECBURmuş gibi kafa sallar gider PAŞA PAŞA oy verir. Unutmadan verdiği oyu da ertesi gün BEN VERMEDİM der ve sahiplenmez. İktidar partisinin koltuğunun altına girenler tüm işlerini tıkırında götürmekte hepsi GEMİCİKLERİNİN kaptanı olarak karşımızda tüm endamı ile durmaktadır. Hiç normal yollardan BAYBURT gibi fakir bir memlekette bir insanın maddi durumu ohhh ohhhh ohhhh bu nasıl ve nerden eline geçti dedirtecek kadar ARTMIŞ olabilirmi ?

bizim insanımız kahvede, toplantılarda, arkadaş sohbetlerinde iktidarı eleştirir sonra gider oy verir verdiği oyada sahip çıkmaz. En iyisi hiç konuşmamak diyorum çoğu tanıdığım gibi AMA AMA AMA bu vicdan denilen şey yahu İNSAF İNSAF bu yapılanı nasıl hö görürsün diyor. Anlayana da anlamayana da davul zurna saz.
30 Kasım 2010

Kader diyor ki:

Canım arkadasım uzulmem gerekirken, o kadar guldumki.. Aslına bakarsan üzülmeden gulmeyi hak ediyor Bayburt. Saygılar.
30 Kasım 2010

esnaf diyor ki:

sokaklarda her gün burktuğumuz bilekler davul gibi. her sokak başına bir kırık çıkıkçı koysalar yeridir.
30 Kasım 2010

sedat durmaz diyor ki:

hem eğlenerek hemde üzülerek okudm yazınızı. yollar dükkanlar kaldırımlar sokaklar her şey berbat durumda maalesef. daha iyisine layık olmadığımızdanmı yoksa hakettiğimiz bumu bilmiyorum. aynı seyleri düşündüğümüzden bir dostunuz olmalıyım. selamlar.
30 Kasım 2010

Müptelan diyor ki:

Sevgili Kürşat bey...

Şimdi bu yazıyı iyi güzel yazdınız da birde bu yazıyı anlatmak var. Anlama konusunda sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Yada cevap verme konusunda bir sıkıntı var. Bir sıkıntı olduğu kesin.
30 Kasım 2010

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
 

Haber Arama

Online Kişi Sayısı

Şuanda 140 konuk çevrimiçi
AddThis Social Bookmark Button

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3692051

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar