Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa Durmuş HOCAOĞLU Türkler vatanlarına sâhip çıkamıyor!

Türkler vatanlarına sâhip çıkamıyor!

e-Posta Yazdır PDF

Durmuş HocaoğluTürkiye'nin gerçek gündemi budur; öncelikle, ancak ve yalnız ve münhasıran budur ve bu olmalıdır: "Türkiye avuçlarımızın arasından kayıyor"! Bunun yanına başka şeyler de eklenebilir hiç şüphesiz; "ekonomik kriz", "istihdam", "gelir dengesinin ve servet dağılımının tehlikeli şekilde bozulması", "orta sınıf ve orta hallilerden mürekkep 'orta direk'in çök(ertil)mesi", "eğitimde kalitenin git-gide dibe vurması" ve benzeri gibi; ancak bunlar aslî değil tâlî, asıla değil fürûata taalluk eden mes'elelerdir, fakat birincisi öyle değil:

Türkiye çözülüyor, Türklerin avuçlarının arasından kayıyor; bu çözülme ameliyesi bizzat Türklerin kendi irâdeleriyle seçtiği Hükûmet eliyle icrâ ediliyor ve bizzat Türklerin kendi irâdeleriyle seçtiği Meclis, hâdiseleri donuk gözlerle zikrediyor, bizzat Türklerin kendi irâdeleriyle seçtiği muhâlefet olup-bitenleri kavrayamamış şaşkın bakışlarla başka şeylerle uğraşıyor, Hükûmet sis bombaları atıyor, dikkatleri başka istikametlere tevcîh ediyor ve netîcei kelâm: Türkler, bizzat Türklerin kendileri, vatanlarına sâhip çıkamıyor.
 
Türkler, vatanlarına sâhip çıkamıyor.
Çünkü, Türkler, olup-biten hiçbir şeyi anlayamıyor.
 
Hükûmet sis bombaları atıyor; Ergenekon dedikleri gerçekten dedikleri gibi olsa ne çıkar? Türkiye'nin tapusu deliniyor, üzerinde konuşulacak bir Türkiye kalmayacak; hangisi daha vahim?
 
Hükûmet sis bombaları atıyor; Filistin'deki trajedi insanlığın yüzkarası, bırakınız Arapları
-zâten Haldûn'un dediği gibi, Arabın elinden sağlam olan hiçbir şey çıkmaz- gücümüz ve imkânlarımız elverirse, harbi dahi göze alalım, ordularımızla gidip halledelim, ama önce Türkiye değil mi? Elbette öyle; ateş düştüğü yeri yakar, benim evimde ateş varken başkasının ateşini öne alamam.
 
Türkiye benim evim, bu da demek oluyor ki burada olup-biten her şey benim için öncelik arz eder; evimde çeyrek asırdır ateş var, ama şimdi iyiden iyiye harlandı, başkasını düşünecek halim yok. Yok, çünkü Türkiye'nin tapusu deliniyor, üzerinde konuşulacak bir Türkiye kalmayacak; şu hâlde hangisi daha vahim: Türkiye mi, Filistin mi?

***
 
Tabiatiyle bu sis bombalarında Mart seçimlerinin de hesabı var, ama üzeri kalın bir sis tabakası ile örtülmek istenen, asıl budur: Türkiye'nin tapusu deliniyor, Türklerin vatanları ellerinden çıkıyor.
 
Çünkü Türkiye çözülüyor.
 
***
 
Nedir bu "çözülme" derseniz kısaca anlatayım: Bu çözülmenin kod adı "TRT ŞEŞ'dir; Kürtçe TV yâni.
 
Ne olur ki bir televizyondan diyenler olabilir.
 
Bir televizyondan çok şey olur; "olabilir" değil, "olur", yâni olacak. Kat'î konuşuyorum: Olacak.
 
İmdi. Ne için açıldı ŞEŞ TV?
 
İleri sürülen gerekçe, Kürt yurttaşlarımızın Türkiye'ye daha kavî bir bağ ile bağlanmasını te'mîn etmek sûretiyle ayrılıkçı taleplerin ateşini söndürmek.
 
Farzedelim ki bu hesabın arkasında hiç başka bir hesap yok; ama öyle mi olacak, gerçekten?
 
Hayır! Öyle olmayacak.
 
Nasıl olacak?
 
Müteaddid kereler yazdım; hulâsa edeyim.
 
İki şekilde olacak:
 
Birincisi, verilen her "hak", önce ayrılıkçı talepleri bir müddet ve bir miktar zayıflatacak, ama daha sonra talep çıtasını daha yükseltecek ve bu böyle devam edip gidecek; gidebildiği kadar.
 
Nereye kadar?
 
Hep berâber göreceğiz.
 
İkincisi, verilen bu "hak" etnik hareketin bir başarısı ve Devlet'in zaafı olarak algılanacak –ki hakîkaten öyledir– ve hâl böyle olunca, etnik hareketlenmelerdeki "eşik değer" düşecek, başka etnikler de harekete geçecektir; hem de en "olmaz" denilenleri.

Mayıs / 2010

 

Yorumlar (2)add comment

Yasar Dastan diyor ki:

haklisin sayin hocam kesinlikle olup biteni anlamiyoruz daha dune kadar konusulamayan seyler simdi hak oldu hatta kazanilmis haklardan donus olmaz denebiliyor. elbetteki bugunku teknolojiyle herseye ulasabilirsin fakat bu durumun bununla alakasi yoktur. Vatandas istedigi gibi konusur istedigi siteye girer istedigini yapar o ayri bir olay fakat hasbelkader devlet yonetimine gecmis olanlar devletin kurulus felsefesine tamamen aykiri olan boyle bir uygulama yapamaz. Zaten yillarin ihmaliyle Turk dilinin Turk vatandaslari arasinda dogru bir sekilde konusulmasi ve yazilmasi ve yayinlanmasi zayiflamis oldugu halde bunu duzeltmek ve ulkemizde okur yazar oranini artiracak tedbirler alip Turkcenin en guzel sekilde tum vatandaslar tarafindan konusulmasi ve yazilmasi tedbirlerini alacak yerde tam tersini yapiyorlar. Elbetteki bu durum zaten var olan tartisma ve celiskileri artiracak bizleri bilinmeyen muallak bir gelecege goturecektir.Turk milleti ve devleti bunu haketmiyor daha guzel calismalar gayretler yapilmasi gerekir tabi once iyi niyetli olmak gerekir. Sayin hocamin degerli fikirlerinden cok faydalaniyoruz. Saygilarimizla
28 Temmuz 2010

Celalettin ATAYETER diyor ki:

Ama sayın hocam; adamlar zaten evlerindeki antenleriyle bütün dünyadan kürtçe yayınları takip etmiyorlar mı? Şimdi hiç olmazsa devletin kontrolünde bir kanaldan bölge insanının daha doğru bir şekilde yönlendirilme şansı yok mu?
31 Mayıs 2010

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
Bu kategorideki daha yeni haberler:
Bu kategorideki daha eski haberler:
 

Sponsor

Haber Arama

AddThis Social Bookmark Button

Bülten Üyeliği

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3077826

Online Kişi Sayısı

Şuanda 243 konuk çevrimiçi

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar