Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa YAŞAM İnanç “Alemlere rahmet olarak gönderildi”

“Alemlere rahmet olarak gönderildi”

e-Posta Yazdır PDF

İslam âlemi bu gece Mevlid Kandili'ni idrak edecek. Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı “Vesiletün’necat” olan mevlid kitabı O’nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.

Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O’nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

Görmez: "Yüce Rabbimizin insanlığa gönderdiği en son elçidir"

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet  Görmez, Mevlit Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajında, 3 Şubat Cuma gününü cumartesiye bağlayan gecenin alemlere rahmet olarak gönderilen Hz.Muhammed Mustafa’nın dünyaya gelişinin 1441’inci yıl dönümü olduğunu ifade etti.

"Sevgili Peygamberimiz, Yüce Rabbimizin insanlığa gönderdiği en son elçidir ve bütün bir insanlık için onun nübüvveti karanlıklardan aydınlığa, zulmetten nura geçişin iftihar vesilesi olmuştur" ifadesini kullanan Görmez, O’nun doğumunun dünyanın akışını değiştirdiğini, tebliğine kulak veren herkesin hayatını yeniden tanzim etme, kendini yeniden yapılandırma ve bundan sonraki gidişatında istikamet sahibi olma konusunda sağlam bir dayanağa kavuşmanın ayrıcalığını yaşadığını kaydetti.

Hz. Muhammed’in rahmet yüklü mesajları ve hikmet yüklü ahlaki örnekliğinin bütün insanlık için umut vaad etmeye devam ettiğini vurgulayarak, bunun kıyamete kadar da kesilmeksizin devam edeceğini belirten Görmez, mesajında şu görüşlere yer verdi: "Yüce Allah’ın son peygamberine tabi olmak, pek tabiidir ki sadece O’nun varlığından ve doğumundan haberdar olmakla sınırlı değildir. O’na tabi olmak hemen her vesileyle kendimizi O’nun sünnetine ittiba ederek gözden geçirmeyi, hayatımızdaki eksiklikleri telafi etmeyi ve yine onun çizdiği yol haritasına bağlı olarak kendimizi inşa etmeyi zorunlu kılar. Kısaca peygamberin yolunu takip etmek ve O’nu örnek almak, O’nun sağlığında ashabına takdim ettiği değer ve ölçüleri zaman ve mekan sınırlarının ötesine taşarak kendi dünyamıza taşımak ve O’nun şaşmaz rehberliğine sımsıkı sarılmaktır. Bu insanlık için en hayırlı ümmet olma şerefine nail olmanın yegane yoludur.

"Hz. Muhammed’in mevlidini idrak ederken ümmetinin, tüm insanlık için en güzel örnek olarak takdim edilen O’nun rehberliğine ne ölçüde ittiba ettiğinin bu vesileyle yeniden gözden geçirmesi gerektiğine işaret eden Görmez, "Bugün başta İslam dünyası olmak üzere topyekun insanlık aleminin duçar olduğu manevi problemlerin gerek tanımlanma, gerekse çözüme kavuşturulması konusunda efendimizin risaletine başvurma ve O’nun rehberliğinde ilerleme konusunda ciddi ve kayda değer bir ihmalkarlıkla karşı karşıyayız" ifadesine yer verdi.

"Etrafımızı saran dost, kardeş Müslüman ülkelerde meydana gelen iç çatışmaların ortaya çıkardığı kaosu İslami değerler üzerinden onaylamak ve bunları mazur görmek asla mümkün değildir" değerlendirmesinde bulunan Görmez, "Ben, beni görmeden bana iman eden kardeşlerimi özlüyorum" buyuran Hz. Muhammed’in bugün yaşanılan acılar karşısında neler hissedeceğini tahmin etmenin zor olmadığını vurguladı.

Kardeşlik bağlarının neredeyse ciddi yaralar aldığı bir zaman ve mekanda, hem Hz. Muhammed’e hem de birbirimize kardeş olmanın iklim ve ortamlarını yeniden bulmak ve O’nun özlemini çektiği kardeşler topluluğu olmayı yeniden hatırlatmak gerektiğine işaret eden Görmez, şunları kaydetti: "Ne yazık ki Müslüman coğrafyasında meydana gelen kardeş kavgaları, iç çatışmalar, kardeşlik ortamını ciddi anlamda yaralamakta, ümmet-i Muhammed olma duyarlılığı hasara uğramaktadır. Allah’ı bir, Peygamber’i hak bilme düsturundan ayrılmaması gereken ve bu ana çerçeve içinde kardeşlik hukukunu tesis etmek zorunda olan Müslümanlar ne yazık ki bugün bölge coğrafyamızda uyandırılan fitneye dahil olmakta, birbirlerine kin duyabilmekte, buğz edip intikam rüzgarına kendilerini kaptırabilmektedirler. Oysa biz Müslümanlara düşen kardeşlerimizin arasını bulmak ve hiçbir zaman adaletten ayrılmamaktır.

Bugün cehalet, kör taassup ve dünyevi çıkarlardan beslenen bir gerilim ve çatışma ortamı, İslam’ın pak ve nezih kardeşlik dilini köreltmekte, Müslüman kardeşliğinin Ensar-Muhacirin kardeşliğinden beri süregelen tarihsel akışını gözardı etmekte ve bizi Sevgili Peygamberimizin özlemini çektiği kardeşler topluluğu olmaktan uzaklaştırmaktadır." Hz. Muhammed’in dünyaya gelişinin yıl dönümünde, bu aziz ve mübarek günlerin feyz ve bereketinden istifade ederken insanların nefis muhasebesi yaparak, özeleştiriden kaçınmadan, insanlık nezdindeki görev ve sorumlulukları hatırlayıp, tarihten ders alarak, iyi, doğru ve güzelin timsali olma yolunda azimlerini yenilemesinin herkes için bir huzur ve sükun vesilesi olacağını kaydetti.

Görmez, Mevlit Kandili’nin bütün Müslümanlara huzur getirmesini, insanlığın içine düştüğü sıkıntıların aşılmasında kardeşlik bağlarının güçlenmesine ve yeni rahmet kapılarının açılmasına vesile olmasını dileyerek, İslam aleminin kandilini kutladı.

 
Yorumlar (1)add comment

Berkant KÖKLÜCE diyor ki:

Sanırım bu tür geceleri sebep bilip İslam dünyasının zelil durumu için çokca dua etmek gerek. Arap baharı deyip sevindiğimiz, yıllardır kendilerini ifade edemeyen toplumlara demokrasi getireceğini zannettiğimiz o sihirli elden de islam dünyasını güldürecek bir şey çıkmadı. Daha fazla gözyaşı daha fazla kan, daha fazla ızdırap dolu günlere kapı açtı. Eğlence diye bildiğimiz bir futbol maçında bile ölen onlarca insanın hiç mi kadri kıymeti yoktur. Günde artık sayıları 100 ü bulsa da şaşırıp şok olmadığımız kayıplar bizim de alıştığımızı gösteriyor. Akif'in yaşadığı asır da bundan çok farklı olmadığı için belki de şiirlerinde ilk defa şekva edercesine şu şekilde başlayan mısralarla yakarmıştı.

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
'Yandık! 'diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!
.....

Şu bozuk asırda O'nun(S.A.V) getirdiği ruh ve mana iklimine insanlığın ne kadar çok ihtiyacı var. O'nun mana ikliminde yetişen insanlar insiyatif almadıkça daha çoook çilelere kapılar aralanır. Elimizden bir şey gelmese de olup bitenlerin ızdıraplarını sinelerimide duymamız gerek. Biraz da içe dönmek lazım sanırım. Efendimize çok naatler yazılmış, herbiri birbirinden kıymetli. Ali Ulvi Kurucu Bey'in iki mısrasını altta yazacağım nat'ı şerifi ile bitireyim. Bütün hemşehrilerimin kandillerini kutluyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum

Derdimendim yâ Rasûlallah, devâ ol derdime,
Destgir ol, yâ Habiballah, bu asî mücrime! ..
Sen şefâat kânı varken, yalvarayım ben kime? ..
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım..
...
...
...
Ermek istersen, O şâh'ın himmet-ü imdâdına,
Cânü dilden âşık ol sen; 'İsm-i zât' evrâdına,
Ses verir (Ulvî) ; melekler âteşin feryâdına,
Ben Rasûl-i Kibriyânın, bülbül-ü nâlânıyım.
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım.
03 Şubat 2012

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
Son Güncelleme ( Cuma, 03 Şubat 2012 11:02 )  

Haber Arama

Online Kişi Sayısı

Şuanda 173 konuk çevrimiçi

İnanç Özel

 

Mukabeleye egzersiz yapmadan başlamayın

Ramazan, Kur'an ayı. Birçok yerde mukabeleler okunmaya başladı bile. Ses eğitmeni ve ...

 

"İnsanımız hoş sada ile Ezan dinleyecek”

Bayburt Merkez Camii imam hatip ve müezzinleri, 20 gün kurs görerek ezanı daha güzel ...

 

Hacı Şaban Efendi ve Tasavvuf

İstanbul merkezli Tasavvuf ağırlıklı yayın yapan Burhan Dergisi ilimizin manevi şah...
AddThis Social Bookmark Button

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar

Bülten Üyeliği