Son iki ayda 48 kişi kene ısırması şikayetiyle hastanelere başvurdu. Bayburt, Erzurum ve Erzincan’dan kene ısırığı tanısıyla Erzurum Bölge Eğitim Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan 3 kişi ise hayatını kaybetti. Erzurum İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Serhat Vançelik, Erzurum il genelinde 22, çevre il ve ilçelerden ise 26 kişinin kene ısırması tanısıyla Erzurum'daki çeşitli hastanelerde tedavi altına alındığını kaydetti. Doç. Dr. Vançelik bu kişilerden Bayburt'tan gelen 82 yaşındaki bir erkeğin kalp yetmezliğine bağlı olarak hayatını kaybettiğini dile getirdi.
Vançelik, Şenkaya'nın Paşalı beldesinden 65 yaşındaki bir kişi ile Oltu'dan da 45 yaşlarındaki bir vatandaş olmak üzere 3 erkek şahsın Kırım Kongo Kanamalı Ateşli Hastalığı’ndan yaşamını yitirdiğini dile getirdi. İl Sağlık Müdürlüğü olarak kene ısırık vakalarının sıkça görüldüğü Şenkaya, Oltu, İspir ve Olur ilçelerinde uzman doktorlar tarafından vatandaşlara yönelik uygulamalı ve teorik eğitim çalışmaları başlattıklarını ifade eden Vançelik, vatandaşların kene ısırıklarına karşı duyarlı olmalarını istedi.
Karaoğlu, kene konusunda uyardı
Bayburt İl Sağlık Müdürü Dr. K. Kadri Karaoğlu halkı keneye karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Karaoğlu, havaların ısınması ile halkın korkulu rüyası haline gelen kenelerin tekrar yeryüzüne çıkabilecekleri, vatandaşların tedirginliğe kapılmayarak daha dikkatli ve çeşitli önlemler almaları konusunda uyarılarda bulundu.
Karaoğlu, bu çerçevede söz konusu riskli alanlarda ve benzeri bölgelerde yaşayan veya bulunan vatandaşlara şu hususları göz önünde bulundurmalarını önerdi:
“Kenelerin herhangi bir mücadele yöntemi ile tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle kenelere karşı kişisel korunma en etkili yöntemdir. Kenelerin bulunabileceği yerlerde, bacakları kapatan kıyafetler tercih edilip uzun kollu giysiler giyilmeli, pantolonlar çorapların içine sokulmalı ve kapalı ayakkabılar giyilmelidir.
Açık renkli kıyafetler kene tespitini kolaylaştırdığından tercih edilmelidir. Vücudun açıkta kalan yerlerine böcek uzaklaştırıcı maddeler sürülmeli veya elbiselere emdirilerek uygulanan kene öldürücü etkiye sahip ilaçlar kullanılmalıdır. Günlük aktiviteler sırasında vücut (koltuk atı, kulak içi ve çevresi, göbek deliğinin içi, dizlerin arkası, saç ve kıllı bölgelerin içi ve çevresi, bacak arası, bel bölgesi başta olmak üzere) kene yönünden sık sık kontrol edilmeli; akşam ev dönüşlerinde mutlaka ayrıntılı bir vücut muayenesi yapılmalıdır.
Çocuklar da kene tutunması yönünden anne babalar tarafından günlük olarak kontrol edilmeli. Kene varsa en kısa sürede çıplak elle dokunmadan en yakın sağlık kuruluşuna gidilmeli.
Sağlık kuruluşlarında Kenenin uzaklaştırılmasından sonra eller su ve sabunla yıkanmalı, kenenin tutunduğu bölge, tentürdiyot, kolonya veya deterjanlı su ile temizlenmeli.
Vücuduna kene yapışan kişiler 10 güne kadar ani başlayan ateş, baş ağrısı, yoğun halsizlik, bulantı ve kusma gibi şikâyetler yönünden kendilerini izlemeli, böyle bir şikâyetin olması durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı.
Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacıyla üzerlerine sigara basmak, kolonya veya gazyağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalı. Özellikle riskli bölgelerde mera hayvancılığı yapılan işletmelerde Mart - Ekim ayları arasında hayvanlar üzerinde mutlaka kene kontrolü ile tespiti halinde kene mücadelesi yapılmalı. Görev nedeni ile risk grubunda yer alan kişiler, hayvan veya hasta insanların kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınmalı; temas edilecekse mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske vb. koruyucu önlemler alınmalı.”
Kırım Kongo Kanmalı Ateşi
Kırım – Kongo Kanamalı Ateşi, ilk olarak hastalığın ismini aldığı Kırım Kongo’da görülen, virüs dediğimiz mikropların sebep olduğu ölümcül seyredebilen bir hastalıktır.
Hastalık ateş, ani başlayan baş ağrısı, kas ağrısı, kırıklık, halsizlik ve belirgin iştahsızlıkla başlar; bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikâyetler de görülebilir. İlk günlerde yüzde ve göğüste kızarmalar ve gözlerde kanlanmalar ortaya çıkabilir. Göğüs ve karından başlamak üzere vücuda yayılan küçük nokta şeklinde kanamalar olabilir ve bu kanamalar daha da büyüyerek vücuda yayılabilir. Hastalık tablosuna burun ve diş eti kanamaları da eşlik edebilir.
Hastalık insanlara kenelerin ısırması veya kenelerle temas sonucu bulaşır; evcil hayvanlara da aynı şekilde bulaşabilmektedir. Ancak, hastalık hayvanlarda belirtisiz seyrederken insanlarda oldukça öldürücü olabilmektedir. Yabani kemirici hayvanlar, kuşlar ve keneler hastalığın doğadaki saklayıcısı durumundadır. Keneler beslenmek için bu hayvanlardan kan emerler; kan emme sırasında aldıkları virüsü insanlardan kan emerken bulaştırırlar.
Hastalık kene ısırmasının yanı sıra, vücudunda virüs bulunan hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya diğer dokularına temas etmekle bulaşabildiği gibi bu hastalığa yakalanmış insanların kan veya vücut sıvılarına temas sonucu da bulaşma olabilmektedir.
Yukarıda verilen belirtilerin yanı sıra; kene ısırması veya kene ile temas hikâyesi varsa, son iki hafta içinde çalı, çırpı su kenarları veya güre otların bulunduğu alanlara piknik amaçlı veya diğer bir nedenle gidilmişse, ormanlarda çalışan veya avcılıkla uğraşan bir kişi ise, hayvan besleyen veya hayvanlarla yakın teması olan bir kişi ise herhangi bir hayvan kanı veya diğer dokularına ya da bu belirtilerin bulunduğu hastaların kan veya vücut sıvılarına bir temas söz konusu ise Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nden şüphe edilme ve vakit geçirmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Kene tarafından ısırılma veya kene ile temas sonucu virüsün alınmasını müteakiben hastalığın belirtileri genellikle 1-3 günde ortaya çıkar; bu süre en fazla 9 gün olabilmektedir. Hasta insan veya hayvanlara ait kan, vücut sıvıları veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda hastalığın belirtilerinin ortaya çıkma süresi 5-6 gündür; bu süre de en fazla 13 gün kadar olabilmektedir.
Hastalık, çoğunlukla bulaştırıcı kenelerin aktif olduğu bahar ve yaz aylarında ortaya çıkabilmektedir.
Ülkemiz, coğrafik olarak kenelerin yaşamaları ve hayatlarını devam ettirebilmeleri için oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Bu nedenle de hastalık, özellikle hayvancılığın yapıldığı, nem, orman ve gür otlakların bulunduğu yerler başta olmak üzere ülkemizin her yerinde görülebilecek durumdadır.
Yukarıda verilen belirtilerin görülmesi ve hastalıktan kuşkulandıracak bir durumun olması halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulursa, hastalığın teşhis ve tedavisi için gereken işlemler yapılabilmektedir.
Hayvanlardaki kenelerle mücadele edilmeli, hayvanlar kenelere karşı ilaçlanmalıdır.
Hayvan barınakları kenelere karşı ilaçlanmalı, barınakların duvarları sıvanmalı ve badanaları yapılarak kenelerin yaşamaları engellenmelidir.
Hayvanların kanına veya başka bir vücut sıvısına temas edilmemeli, bu durumlarda eldiven kullanılmalıdır.
Hayvan barınaklarına girdikten veya hayvanlarla temastan sonra, insanlar vücutlarını kene yönünden muayene etmeli; kene varsa uzaklaştırılmalıdır.
Çalı, çırpı, su kenarı veya gür otların bulunduğu alanlara piknik veya başka bir amaçlı gitme durumunda pantolon paçaları çorap içine alınmalı ve dönüşte mutlaka vücut kene yönünden kontrol edilmeli, kene varsa uygun bir şekilde uzaklaştırılmalıdır. Bu tür yerlere gidildiğinde mümkünse çizme giyilmelidir.
Keneler vücuttan uzaklaştırılırken koparılmamalı, bir cımbızla sağa sola oynatılarak çıkartılmalıdır. Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır.
Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, gazyağı vb.) dökülmemelidir. Çünkü bu kimyasallar kenelerin kusmasına sebep olabildiğinden, kusmuktaki virüsler, kenenin kan emmek için ısırdığı yerden vücuda girebilirler.
Kenelerin yaşama alanlarında bulunabilecek kişiler, repellent olarak bilinen böcek kaçırıcı ilaçları vücutlarına sürerek veya elbiselerine emdirerek kullanabilirler. Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir.

- Yıl 2010… Bayburt’ta MR’lı günler başlıyor!
- “Güzel tekliflere kanmayın, bayram zehir olmasın!”
- 4 ayda 21 Bin 215 ünite kan bağışı
- Kıtlama çayın da tadı kaçtı!
- Komşuda hayat var...








