banner164

Bebeklerin hayatı karaborsada!

Yılda 12 bin bebeğin  doğuştan  kalp hastalığı riski ile dünyaya geldiği Türkiye’de önlemler maalesef kaçak yollarla alınıyor. Oysa karaborsaya düşen ‘prostaglandin’ içerikli ilaç hayat kurtarıyor! İşte bir örnek: Kalbinde üfürüm saptanan ve doğuştan olduğu açıklanan Ömür Can isimli bebek, ancak karaborsadan alınan bu ilaçla hayata tutunabildi. Karaborsada bulunduğu bilinse bile bu ilaca ulaşmak o kadar kolay değil. Yüksel-Zafer Kanmış çifti, “Buluncaya kadar öldük öldük dirildik. Birkaç saat gecikseydik oğlumuzu ameliyat edilemeden kaybedecektik. Sağlık Bakanlığı bu soruna çare bulsun, başka anneler babalar bizim yaşadıklarımızı yaşamasın” dedi. İşte Ömür Can isimli bebeğin hayatta kalma serüveni:  

Bebeklerin hayatı karaborsada!

Yılda 12 bin bebeğin  doğuştan  kalp hastalığı riski ile dünyaya geldiği Türkiye’de önlemler maalesef kaçak yollarla alınıyor. Oysa karaborsaya düşen ‘prostaglandin’ içerikli ilaç hayat kurtarıyor! İşte bir örnek: Kalbinde üfürüm saptanan ve doğuştan olduğu açıklanan Ömür Can isimli bebek, ancak karaborsadan alınan bu ilaçla hayata tutunabildi. Karaborsada bulunduğu bilinse bile bu ilaca ulaşmak o kadar kolay değil. Yüksel-Zafer Kanmış çifti, “Buluncaya kadar öldük öldük dirildik. Birkaç saat gecikseydik oğlumuzu ameliyat edilemeden kaybedecektik. Sağlık Bakanlığı bu soruna çare bulsun, başka anneler babalar bizim yaşadıklarımızı yaşamasın” dedi. İşte Ömür Can isimli bebeğin hayatta kalma serüveni:

 

11 Mayıs Pazartesi günü Menemen’de Özel Seda Hastanesinde dünyaya gelen bebek annesiyle taburcu edildikten birkaç gün sonra rahatsızlanması üzerine tekrar aynı hastaneye götürüldü. Muayene sonucunda daha ileri tetkiklerin yapılması için, İzmir'e Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Bebeğin ameliyatına ve ameliyat süresine kadar ilaç tedavisinin uygulanmasına karar veren doktorların ‘prostaglandin’ içerikli ilacın bulunmasını istediklerini anlatan baba Zafer Kanmış yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Kapı kapı dolaşıp aradık, hiçbir eczanede bu ilacı bulamadık. Çünkü ithal edilmiyormuş. Ama sora sora bu ilaca ulaşabileceğimiz bir kişiye ulaştık. Ampul şeklindeki bu ilaçtan iki kutu aldık. Tanesi 140 liradan. Cumartesi günü yeniden aynı ilaçtan istediler. Ama ilacı aldığımız kişi şehir dışındaymış, sonra da telefonunu kapattı, ulaşamadık. İzmir kazan biz kepçe, tüm eşimiz dostumuz dört bir yandan ilaç arayışına girdi. Yine bir numara bulundu, ilacın İstanbul'dan getirtilebileceğini öğrendik. Yine iki kutu ilaç bulundu, bu kez 100'er lira ödedik. Böyle zamanda zaten parayı kimsenin gözü görmüyor. İlaç bulundu ve bebeğimize verildi. Sayılı saatlerimiz vardı, doktorlar bile umutsuz, çaresizdi. İlacı bulamazsak bebeğimizi başka bir hastaneye götürmek zorunda kalacağımızı söylediler. Bebeğimizi kaybetme korkusu yaşadık, korkunçtu. Şimdi bebeğimiz Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde. ilaç verildikten sonra bu hastaneye getirdik. Dün de ameliyat edildi. Durumunun iyi olduğu söylendi ama hala korkularımız geçmedi. Ancak kucağımıza alabildiğimizde iyi olduğuna inanabileceğiz. Bu ilaç çok hayati ama bulunmuyor. Bulunsa da kaçak, karaborsa ve anne babalara dünyayı dar ediyor. Sağlık Bakanlığı bu sorunu çözmeli.”
 
Pediatrik Kardiyolog Prof. Dr. Gül Saylam, bu ve benzer vakaların yaşandığını, söz konusu ilacın eczanelerde bulunması gerektiğini söyledi:

“Doğuştan kalp hastası bazı bebeklerde ameliyata kadar duktus adı verilen damarın açık tutulması gerekiyor. Bu ilaç ameliyata kadar bebeği hayatta tutup süre kazandırıyor. Yani çocuk ameliyata kadar bu ilaca bağımlı oluyor. Ülkemizde ne yazık ki bu ilaç bulunmuyor. Bu ilaç hastaya gerektiğinde reçete ediliyor, hasta yakınları bu ilacı yurt dışından getirtiyor. Ama bu süre bazen 15 güne kadar uzuyor, bebekler kaybediliyor. Böyle çok bebek var. Bazen bazı bebeklerden ilaç arta kalıyor, onları acil durumda kullanıyoruz. Ama bu ilaca mutlaka kolay ulaşılması gerek.”
 
İlaç nasıl temin ediliyor?
 
İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, ilacı ithal eden firma olmadığı için eczanelerde bulunmadığını söyledi. İthal edilmeyen bu gibi ilaçların Türk Eczacılar Birliği (TEB) aracılığıyla temin edildiğini belirten Sayılkan, şunları söyledi:

“Eskiden ilaç kaçak giriyordu. TEB, kaçağı, karaborsayı önlemek için Sağlık Bakanlığı'ndan izin istedi. Yaklaşık 4 yıldır ilaç bu yolla sağlanıyor. Doktor bu ilacı reçete ettiğinde hasta yakını TEB'e başvuruyor. TEB, yurt dışından ilacı getirtiyor, ama iznin alınması, getirtilmesi bir hafta 15 günü buluyor. Araya haftasonu, tatiller girince bu süre uzuyor. Eğer hastanın sosyal güvencesi varsa sorun yok, ilacı kurum karşılıyor. Ama sosyal güvencesi yoksa, TEB yurt dışına ilacın fiyatını soruyor, o günkü kurundan hesaplanıyor, hasta yakını bu parayı TEB hesabına yatırıyor, ilacın getirtilmesi sağlanıyor, ama çok zaman alıyor. İlaç ithalatında prosedür zor ve uzun. O nedenle firmalar ithalattan kaçıyor. Her seferinde farklı fiyatlı olacağı, zarar edileceği düşüncesi de ithalata engel olabilir. TEB'in bu ilacı fazla getirtip stokta tutması yasal olarak mümkün değil. Sağlık Bakanlığı TEB'e bu izni vermeli. Aksi taktirde yurtdışından gelenlerin hepsi kaçak ve karaborsa olabiliyor. Hasta yakını karaborsaya, simsarların eline kalıyor. İlacın hangi koşullarda saklandığı bilinmiyor, denize düşen yılana sarılıyor.”

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.