MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Prof. Dr. Osman Çakır, 'AKP iktidarının TBMM'de gerçekleştirdiği ve referanduma sunduğu Anayasa Değişikliği, gerekli temel kurallara uymadan, muhalefeti ve toplumun diğer kesimlerini hiç dikkate almadan hazırlanan bir anayasa değişikliğidir ' dedi. Bayburt’a gelerek Halk Eğitim Merkezi’nde vatandaşlara seslenen Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Osman Çakır, “AKP anayasa değişikliği paketiyle içeriğinden açıkça hiç bahsetmeden açılım adını verdiği ve gerçekte bir “ihanet projesi” olan siyasi planlarına da uygun yasal ortam hazırlamaya çalışmaktadır. Yani bu teklif ile PKK’nın siyasallaşması için anayasal zemin hazırlanmaktadır” diye konuştu.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Osman Çakır, şunları söyledi:
“AKP, referanduma sunulan bu teklifle kuvvetler ayrılığına dayanan parlamenter sistemin denge ve denetim mekanizmalarını kendi lehine bozmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak başta parti kapatma, yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı ile hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri zarar görmektedir. Parlamenter sistem yerine ucu diktaya açık bir başkanlık sistemi için zemin hazırlanmaktadır.”
“12 Eylül mağdurları istismar edilmektedir”
“Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda AKP’nin Anayasa değişikliği ile ilgili görüşmeler süresince üzerinde en çok durulan ve en çok tartışılan maddelerden biri de geçici 15. maddedir.
12 Eylülcülerin yargılanmasının yolunu açacağı iddia edilen bu değişiklik, geçici 15. maddenin tamamen kaldırılmasını öngörmektedir ve AKP’nin aldatma kandırma politikaları sonucunda bunların yargılanacağı iddiası büyük bir aldatmacadır. Çünkü bu asla mümkün değildir. 12 Eylül’ün mahkûm, mağdur ve mazlumları açıkça istismar edilmek istenmektedir. Elbette ki, 12 Eylül failleri yargılanıp yaptıklarının hesabını vermelidir. Ancak biraz daha yakın zamana da gelmek lazımdır. 27 Nisan bildirisini yayınlayanlardan da, 28 Şubat sürecini gerçekleştirenlerden de mutlaka ayrı ayrı hesap sorulmalıdır.
Hesap sormak yerine, 27 Nisan bildirisine imza atanlarla, Dolmabahçe’de kapalı kapılar ardında görüşerek konuşulanların ömür boyu saklanacak sır olduğunu söyleyenlerin ve daha sonra bunlara trilyonluk zırhlı araç tahsis edenlerin samimiyetlerine nasıl inanıldığı sorulmalıdır.
Yusuf İmamoğlu’nun, Süleyman Özmen’in, Dursun Önkuzu’nun ve binlerce ülkücü şehidin niçin şahadet şerbetini içtiklerini bilmeyenler için 12 Eylül’ün bir anlamı olmuş mudur?
Ülkücü camianın muhteşem mücadelesinin, hayatlarını kahpe kurşunlarla, işkencelerde ve idam sehpalarında kaybedenlerin vatan, millet ve bayrak sevgilerini bunlar anlayabilmişler midir? Onların aile ve yakınlarının çektikleri sıkıntı ve acıları yaşamış, onlara ortak olmuşlar mıdır?
Vatan için verilebilecek en kutlu ve en muhteşem mücadele uğrunda şahadeti tatmanın ulvi önemini acaba hiç anlayabilmişler midir?
Hayatının tamamını haksız servet oluşturmak için devlet ve millet imkânlarını hayâsızca kullananların yandaşlarına çıkar oluşturma çarklarını sonuna kadar çalıştıranların vatan sevgisi uğruna ölümü bile göze almayı, hapislerde, işkenceler altında çürümeyi, buz gibi taş zindanlarda, ölüm sehpalarında, boynunda yağlı ile çocuk yaşında şehadete ermeyi hiç düşünmüşler midir?”
“Pehlivanoğlu’nun mektubuna sansür”
“Başbakan grup toplantısında 1980 döneminde idam edilen gençlerin son mektuplarına yer vererek, gözyaşı dökerek 12 Eylül mağdurlarını da istismar etmiştir. Üstelik de ülkücü şehit Mustafa Pehlivanoğlu'nun mektubunu sansürleyerek, içinde milliyetçilik geçen cümleleri atarak işine geldiği gibi kullanmıştır. Bunlar, Mustafa Pehlivanoğlu'nun idam sehpasına giderken gözünün önünden geçen o mazlum hayatını, ölesiye sevdiklerini, ailesini hiç bilmişler midir, yüreğindeki sızıyı acaba duymuşlar mıdır? Bunları bilmeyenlerin, duymayanların, anlamayanların, öğrenmeyenlerin ülkücü şehitler hakkında bir söz söylemeye hakları var mıdır? Bu nedenle MHP olarak kamuoyundan gizlenenlere, yandaş medyaya, örtbaslara, kayıt dışı görüşme ve siyasete, muhalefete karşı tehdit ve baskılara, muhalif medyayı sindirme çabalarına, tek parti diktasına, ihtiraslara, fitne ve fesatlara referandumda 'hayır' diyeceğiz.
Bin yıllık kardeşliğimizi yaşamak ve yaşatmak için, bölünmüş Türkiye projelerine hayır demek için, Habur törenlerine set çekmek için, Barzani’ye haddini bildirmek için, AKP İktidarına ve Başbakan Erdoğan’a artık dur demek için referanduma hayır diyeceğiz.
“Şehitler ölmez vatan bölünmez” demeyi tahrik sayanlara, askerlik yan gelip yatma yeri değildir, Gerekirse papaz elbisesi giyerim, ananı da al git, gözünü toprak doyursun, her okuyana iş mi bulacağız, şehide “Kelle”, katile “sayın”, eşkıyaya “abi” diyenlere referandumda hayır diyeceğiz.”
Bayburt Halk Eğitim Merkezi salonunda gerçekleşen toplantıya Trabzon Milletvekili Süleyman Latif Yunusoğlu, Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın, Giresun Milletvekili Murat Özkan, MYK Üyeleri İbrahim Özyer, Alaybey Karaoğlu, Erdem Şenocak, 21. Dönem Bayburt Milletvekili Şaban Kardeş, İl Genel Meclisi Üyesi Süleyman Burç, MHP eski Milletvekili adayı Şeref Oruç, MHP Eski Belediye Başkan Adayı İdris Aydın, MHP Merkez İlçe Başkanı Suat Doğan, İl ve ilçe teşkilatları ve vatandaşlar katıldı.

Alperen
diyor ki:
| Bahaneye bak habur önlerine set çekmek için hayır diyeceğiz.. Yav referandumun amacı ne siz bu referanduma hayır demekle asıl pkk nın o kafada olanlarla birlikte oluyorsunuz... |
O.Serdengeçti
diyor ki:
|
Hırsızlığı, yolsuzluğu ve ihaneti hazmetmedik, hazmetmeyeceğiz.... Hırsızlığa, yolsuzluğa ve ihanete hayır diyeceğiz! |
- "Siyasette çok ciddi tasfiyeler olacak”
- “Hayırsızsan kusura bakma sana 'Hayır' diyeceğim”
- “İstanbul’un Fatihi, Boğazın Aslanı"
- Yıllar sonra ilk buluşma…
- “Bayburt’ta ödünç verecek oy kalmamıştır”








