Bayburt Postası - Bu yıl sekizincisi düzenlenen arkeoloji buluşmaları 20-24 Eylül günleri arasında Çanakkale Yalı Han'da gerçekleştirildi. Aleksandra Troas, Apollon Smintheion, Assos, Gökçeada Yeni Bademli, Parion ve Troia kazıları hakkında bilgilerin aktarıldığı buluşmanın onur konuğu ise asırlık efsane Muazzez İlmiye Çığ idi. Çığ, konuşma alanına geldiğinde dakikalarca ayakta alkışlandı. Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü hemşehrimiz Tevhit Kekeç’in de yer aldığı Arkeoloji Buluşmaları'nın bir diğer konuk konuşmacısı ise Kubada-abad (Konya-Beyşehir) kazıları hakkında bilgi veren Prof.Dr.Rühçan Arık'tı.
Doç.Dr.Burçin Erdoğdu, Prof.Dr.Halime Hüryılmaz ve Arık'ın ardından kürsüye davet edilen Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, son dönem araştırmalarını Sümerler ve Türkler arasındaki kültürel benzerlikler üzerine yoğunlaştırdığını, sosyal ve folklorik alanda da bir çok benzer olguyu tespit ettiğini belirtti. 

31 yıl boyunca 74.000 Sümer tabletini inceleyerek dünyaya eşsiz bir eser veren İlmiye Çığ, Sümerliler ile Türkler arasındaki benzerlikler hakkında şunları söyledi:
“Tesadüf eseri iki kitap okudum. Bunlardan biri Begmyrat Gerey’in ‘5 bin yıllık Sümer-Türkmen Bağları’ adlı kitabıydı ve Sümerler ile Türkmenleri birbirine bağlıyordu. Buradan yola çıkarak araştırmalarımı sürdürdüm.
Örneğin; Tufan Efsaneleri'ndeki benzerlikler. Hikayelerde Tufan’ın dünyayı kapladığı yazılı değil. Bu yalnız Tevrat’ta yazılı. Bir çok efsanede, belgelerde adı geçen Tufan olayını karşılaştırdım. Mesela Tufan, Tevrat’ta 40 gün 40 gece sürüyor. Halbuki Sümerler’de 7 gün 7 gece sürüyor. Orta Asya’daki tufan hikayeleri de öyle demektedir."
Çığ; Türkmenlerin, Azerilerin, Kazakların, Altay Türklerinin, Farslıların ve Hintlilerin "Tufan Efsaneleri"ni Sümer’deki efsaneyle karşılaştırarak inceliyor:
“Türkler tarafından anlatılan bir çok ‘Tufan Hikayeleri’ var Orta Asya'da. Mesela; Sümer-Orta Asya Türk bağlantısının en belirli kanıtları Türkmenistan’da yer almakta. Yapılan kazılarda çıkan kalıntılar en az İÖ 6 bin yıllarına ait ve Sümer’dekilerle benzer özellikler taşıyor. Sümerliler Tufan’ı çok eskiye, binlerce yıl öncesine bağlıyorlar. Tarihlerini ikiye bölüyorlar. Tufan’dan evvel ve Tufan’dan sonra. Bir bakıyorum Türkler’de de tarih Tufan’dan evvel Tufan’dan sonradır.
Sonra dilde, destanlarda, kullanılan eşya ve yer adlarında müthiş benzerlikler var hatta bazı kelimeler aynı ve aynı anlamda kullanılıyor. Bu konuda uzun araştırmalar ve incelemeler yapılmalı. Bu benim ortaya attığım, bir tezdi. Umarım gençler tarafından sahiplenerek genişletilir ve menfi sonuçlara ulaşılır."

Muazzez İlmiye Çığ Kimdir?
20 Haziran 1914 yılında Bursa’da doğdu. Ailesi Kurtuluş Savaşı sırasında göçmen olarak Çorum'a geldi. İlkokula Çorum'da başladı. Daha sonra ailecek Bursa'ya taşındılar; bu şehirde özel bir okul olan Bizim Mektep'te Fransızca ve keman dersleri aldı. 1926'da sınavla Bursa Kız Muallim Mektebi'ne girdi. 1931 yılında mezun oldu ve babasının da öğretmenlik yapmakta olduğu Eskişehir'e tayin oldu.
Öğretmenlik mesleğini dört buçuk yıl yaptı; 1935'te Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sümeroloji bölümüne girdi. Üniversiteyi 1940 yılında bitirdi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne tayin oldu. Aynı yıl Kemal Çığ ile evlendi. Müzede çalıştığı 31 yıl boyunca meslektaşı Hatice Kızılay ve Dr. F.R. Kraus ile birlikte müzenin deposunda bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış onbinlerce tableti temizleyip, sınıflandırıp numaralandırdı; 74bin tabletten oluşan çivi yazılı belgeler arşivini oluşturdu; üç bin tabletin kopyasını yapıp katalog halinde yayımladı; dünya bilim adamlarına eşsiz bir kaynak hazırladı.
1957'de Münih'teki Oryantalistler Kongresi'ne katıldı. 1960'da Heidelberg Üniversitesi'nde altı aylık bir çalışma yaptı. 1965'de Roma'da sergilenen Hitit sergisini bu şehirden alarak Londra'ya götürdü. 1972'de emekliye ayrıldı.
Emeklilikten sonra bir süre yurtdışında yaşayan Muazzez İlmiye, 1988'de Philadelphia'daki Asuroloji kongresine katıldı. Prof. Kramer'in History Begins at Sumer adlı kitabını Türkçeye çevirdi ve kitap 1990'da “Tarih Sümerle Başlar” adıyla Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlandı. Kitabın çok ilgi görmesi üzerine 1993'te çocuklara yönelik Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk kitabını yazdı; ilerlemiş yaşına rağmen ardı ardına eser vermeyi sürdürerek Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan 13 kitap yazdı.
2000 yılında İstanbul Üniversitesi kendisine "Fahri Doktor" unvanı verdi. 2005 yılında Osmaniye'nin Çardakköyü'ndeki Anadolu Kültür Araştırmaları Derneği tarafından "Özgür İnsan Ödülü" ile ödüllendirildi.
"Vatandaşlık Tepkilerim" adlı kitabında, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçuyla yargılandığı davada beraat etti.
Haber: Erhan Tuzlu / Çanakkale

Salh Cengiz
diyor ki:
| İlk defa bu yıl izleyemedim bu güzel etkinliği. Eminimki,herzamanki gibi muhteşem olmuştur. "İkinci memleketim" olarak tanımladığım Çanakkale kültür ve sanat etkinlikleri bakımından sıradışı bir yerdir. Çanakkaledeki tüm dostlarıma kucak dolusu selamlar. |
- Atölyesi ve mızrabına dair özlemin "ilk yılı"
- Bayburt Turizm Envanteri ne kadara mal olacak?
- "İstanbul ile kardeştir, Bayburt"
- Asırlık camii benliğine kavuşuyor
- Salih Cengiz Sanat Evi, kapılarını araladı








