Bayburt Postası - Serhan Haşlak… Terzicilik yapıyor ve 23 yıllık meslek geçmişi bulunuyor. Çocuk yaşlarda çıraklıktan başladığı mesleğini; şimdi sahibi olduğu dikimevinde, usta olarak devam ettiriyor… Bayburt’ta onun gibi terzi ustası çok fakat onu daha farklı ve önemli kılan bir şey var. Yaklaşık 10 yıl önce “farklı olan ne yapabilirim” diyerek mesleğinde çığır açmaya karar veren Haşlak, bugün ‘terzi sanatına yeni bir metot kazandıran usta’ olarak anılıyor…
Ortaya koyduğu eserlere bakılırsa, bunu başarmış… Bugün Bayburt’ta ehram işlemeciliğinin aranan ustalarından biri olan Haşlak’ın bu işe girişmesindeki en önemli sebep ise yok olan bir kültürü kurtarmak!
Baksı Müzesi’nde yapılan teknik çalışmalarla adından söz ettiren ehram kumaşı, daha sonra ünlü modacı Özlem Süer’in tasarımıyla görücüye çıksa da, onun elinde şekillenen ehram ürünleri daha çok ilgi görüyor. Çünkü önceleri sadece bayan giysisi olarak kullanılan ehram, şimdilerde ise Haşlak’ın birer eseri olarak, ya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın takım elbisesi içerisinde duran hoş bir kravat, ya da sanatçı Zara’nın elinde tuttuğu zarif bir çanta olarak göze çarpıyor…
Doğu Anadolu Bölgesi’nde yakın zamana kadar sadece tesettür giyimin bir parçası olarak kullanılan ve daha sonra unutulan ehram kumaşını farklı aksesuarlar üreterek değerlendirmeye karar verdiğini belirten Haşlak, “Hem bir kültürü yok olmaktan kurtardım, hem de çağa uygun daha modern bir şekilde değerlendirdim” diyor. “Son 2 yıldır daha da önem veriyorum” diyen Haşlak, şu ana kadar vitrinlik olarak ürettiği ehram aksesuarlarını şimdi ise seri bir şekilde üretmek istiyor. Bunun için de işi büyütüp atölye kurmaya karar vermiş…
Konuyla ilgili ziyaret ettiğimiz Serhan Haşlak, bizi kendisine ait dikimevinde ağırladı.
“Bir kültürü yok olmaktan kurtardık”
Ehramın yok oluşunu ve yeni nesil tarafından tercih edilmediğini fark edince nasıl olurda ben bu yöresel giysimizi yeniden yeni nesille birlikte yaşatırım diye düşünmüş önceleri. “Öz kültürüne sahip çıkan sanatçıların her zaman toplumda daha çok değer gördüğünü hepimiz biliriz” diyerek sözlerine başlıyor ve “Ben bir sanatkâr olarak bu yok oluşu kabullenemedim” diye de ekliyor. Kravat ve çanta üzerine tasarımlar yaptığını, dokuma kısmıyla uğraşmadığını söylüyor ama kendi tasarladığı ürünler sayesinde de ehram dokumacılığının daha güçlü bir şekilde devam ettiğinin farkında. Ki, “asıl isteğimiz de buydu zaten” diyor. Ve bu sayede ehram dokumacılığının bir daha asla yok olmaya karşı garanti altına alındığını ise, “Hiç bir şey olmasa bu bana yeter, memleketin bir kültürünü yok olmaktan kurtardık” diyerek ifade ediyor.
“Ehram ehramdır, hiç kravat, çanta olur mu?”
Haşlak’ın yaşadıkları, sıra dışı başarıların gerçekleşmesinin sıkıntısız olamayacağını doğrular nitelikte. Ehram kumaşını kravat, çanta gibi ürün olarak tasarlayacağını çevresindekilere aktardığında o gün aldığı tepkileri gülümseyerek anımsayan Haşlak, ürünler gün yüzüne çıktığında ise “Ehram ehramdır, hiç kravat, çanta olur mu?” türünden itirazların bire birer yok olduğunu söylüyor. Bu olumsuz bakışın yaygın bir kanaat olarak dillendiği sıralarda, kendini hep “Karadenizlinin Keşan’ından şal oluyor da, bizim ehramdan niye çanta olmasın” diye savunduğunu heyecanlı bir şekilde anlatıyor.
“Başbakan Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi’ne ehram kravatıyla katıldı”
Ehramın iyi bir reklama ihtiyacı olduğunu ama son zamanlarda bunu Türkiye genelinde neredeyse tek başına başardığına inanıyor Haşlak... Ehramdan yapılan çanta ve kravatların şuan için sanat eserleri içerisinde en popüler durumda olduğunu söyleyen Haşlak, Bayburt’a gelen tüm devlet büyüklerine hediye olarak kravat takdim ettiğini, “Başbakan Erdoğan’a, siyasi liderlere, Hakan Şükür’e Bayburt’un bu ürününü giydirerek reklamını en iyi şekilde yaptık” sözleriyle anlatıyor. Hatta Ak Parti Milletvekili Hakan Şükür’ün meclis önünde kravatı taktığı günün akşamında Trabzon’dan 2 öğretim görevlisinin Bayburt’a sırf ehram kravat almaya geldiklerini hatırlatan Haşlak, “Bundan daha iyi reklam mı olur. Başbakan G20 Liderler Zirvesi’ne ehram kravatıyla katıldı. Sadece kravat mı, sanatçı Zara’ya çanta hediye ettik, hayran kaldı” diyerek övünüyor.
“Kendi insanımızda rağbet görmüyor”
Bunca başarıya imza atan Haşlak’ı asıl üzen ise Bayburtluların bu duruma gereken önemi vermemesi. “Devletin zirvesinde kendine yer bulan Ehram kravatımız maalesef kendi insanımızda rağbet görmüyor” diyor. Bayburtlu işadamlarına ehram hediye ettiğini ama hiçbir ilgi duymadığını hatırlatan Haşlak, evinde onlarca kravatının var olduğunu fakat kendisinin her daim ehram kravatı tercih ettiğini söyleyerek, ehram ürünlerinden oluşturulan ürünlerin birer sanat eseri olduğunu ve bu eseri teşhir etmenin en başta Bayburtlu'ya düştüğünü vurguluyor.
“Rektörümüze ne kadar teşekkür etsek az”
Haşlak bu konuda en büyük desteği Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Mollamahmutoğlu’ndan gördüğünü, kendisinin ehram ürünlerine çok değer verdiğini, hatta Amerika’ya giderken bile hediye olarak ehram götürdüğünü anlatıyor. Rektör Mollamahmutoğlu’nun Bayburt’un kültür elçiliğini de üstlendiğini söyleyen Haşlak, “Rektörümüz Başbakan’a ehram kravat götürüp, tanıtımını yaptı. Bayburt Üniversitesi dergisinde de bu durumu kapak konusu yaparak geniş yer verdi. Kendilerine ne kadar teşekkür etsek az. Aynı şekilde Milletvekilimiz Bünyamin Özbek de desteklerini esirgemiyor. Mesela Bayburtlu sanatçı Muhsin Karaer Kral Kardeniz’de yayınlanan her programında ehram kravat takar, bu bizim için önemli bir reklam” diyor.
“Ehramın atölyesini de kendim kuracağım”
Haşlak, Baksı Müzesi’nde ehram dokumacılığı üzerine yapılan çalışmalardan haberdar ve bu duruma sevinmesi kadar kaygıları da var. Tasarımların İstanbul’da yapıldığını, bunun sonucunda bu işin ana merkezinin İstanbul’a kaydırılma tehlikesinin var olduğunu hatırlatan Haşlak, “Bizim amacımız Bayburt’ta Bayburtlu kazansın, ehramı da Bayburt’tan alalım. Bunun gelirini de Bayburtlu yesin. Yani bunun atölyesini Bayburt’a kuralım ve bizim insanımız çalışsın. Tüm Türkiye’ye Bayburt’tan ürün gitsin. Dışarıdan Bayburt’a girdi sağlayalım” diyor.
Şuan için sektörü kendi çabalarıyla ayakta tutmaya çalışan Haşlak, projelere de sıcak bakmıyor. “Bunun atölyesini de kendim kuracağım” diyen Haşlak, Bayburt’un henüz bu kitleye sahip olmadığını çünkü Bayburt’taki en zor işin işçi çalıştırmak olduğuna vurgu yapıyor.
“Bayburt Belediyesi ve Bayburt Kültür Müdürlüğü’nün bu işe el atması lazım”
Halk Eğitim Müdürlüğü’nün ehramla uğraştığını fakat gerekli tanıtımı yapamadığını söyleyen Haşlak, Bayburt Kültür Müdürlüğü’nün ve Bayburt Belediyesi’nin bu işe el atmaları gerektiğini savunuyor. Belediyenin girişinde yer alan fotoğraf albümünde bir tane ehram fotoğrafının yer almadığını dile getiren Haşlak, “Tüm kurumların girişinde birer küçük stantla tanıtılsa ne eksiğimiz olur” diye de serzenişte bulunuyor.
“Erzincan’ın bakırını, Gümüşhane’nin kömesini hediye veriyoruz”
Bayburtlu’nun kendi öz değerlerine sahip çıkmadığını ve yabancı hastalığının var olduğunu savunan Haşlak bu konuda önemli şeyler söylüyor:
“Özümüze sahip çıkmıyoruz. Yabancı hastalığı var bizde. Bu sayede de Bayburt’tan bir marka çıkmıyor. Herkes kendi yöresinin markasını hediye ederken, biz bunu yapmıyoruz. Bayburtlu’yum diyoruz ama Erzincan’ın bakırını, Rize’nin balını ve Gümüşhane’nin kömesini alıp hediye veriyoruz. Gümüşhaneli ehram nedir bilmez, bilse de almaz. Ama Bayburtlu kömeyi çok iyi biliyor!”
“Bayburtlu’nun geneli bu işten ekmek yesin”
Bayburtlu işadamlarının Bayburt’a sahip çıkması gerektiğini de savunan Haşlak, bu konuda yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor:
“Ümraniye’den haber geldi. Kurtuluş programı var getirin burada satın diye. 500 çanta 250 kravat götürdük. 5 bin kişinin içinde 2 çanta satabildik sadece. Alanlarda sanatı beğenmiş ve yabancılar. Tezgaha bakan yok, Bayburtlu yapmış ya. Kimse sahip çıkmıyor. Of’tan istediler, dernek gecesine 1 tane çanta satıldı. Dernek başkanları oraya çağırdığı anda onu bir şekilde kendisi satması lazım. Gümüşhaneli kendi gecesinde 7-8 ton pestil satıyor. Nasıl satıyor. Dernek başkanları üstü sıra oluyorlar. Niye çünkü pestil satılacak ki fabrikalar devam etsin. Atölye kuralım diyoruz ama maalesef durum bu.”
“İleriyi görmüyoruz”
“Yılın 12 ayında Bayburt’un kendine has ürünlerini sergileyecek bir pazar yapamaz mıyız? Mesela Kapalı Çarşı özel ürünlerin pazarı olamaz mı? Bayburt Balı, Bayburt Taşı, ehramı ve diğer ürünler içeren özel bir pazar kötü mü olur. Bunları niye düşünmeyiz aklım ermez” diyen Haşlak, hediyelik eşya pazarının kurulması gerektiğini savunuyor ve Bayburtlu’nun has ürünlerine sahip çıkmalarını da özellikle istiyor.
Ehram kumaşından ürettiği ürünleri ünlü markaların vitrinine koyabileceğini fakat bu durumda ehramın yöresel bir kültür olarak değerini kaybedeceğini de vurgulayan Haşlak’ın son sözleri ise daha dikkat çekici:
“İleriyi görmüyoruz ve körelip kalıyoruz”

şahin yılmaz
diyor ki:
| Değerli kardeşim yaptığın iş harika bir yaratılıcık örneği buişi kesinlikle devam ettir.bayburt kazansın dye yaptığın iş mantıklı geliyor ilk bakışta ama marka olmak istiyorsan istanbulu kulanmak zorunda olduğunu hiç unutma. önce markanı tanıtmaya bak para arkandan gelir sana başarılar diliyorum. |
BaYburtlu
diyor ki:
| zahitli kardeşim yapılan sanatın hiç bir zaman karşılıgını müşteri taktir edemez yanlızca o sanatı icra eden degerini biçer bu geçmiştede böyledir günümüzdede böyledir halk eğitim yıllardır ihrama balta vuran bir müessesedir orda çalışanlar ise 3 aylık kursiyerlerdir serhan bey ise yıllarını sanata vermiş sanatkardır bu sanatı da başbakanımızın taktıgı kıravatla ortaya koymaktadır bırakalalım da bayburtumuzun bu güzel sanatını tüm dünyaya tanıttıgı için bi teşekkürü çok görmeyelim |
zahitli
diyor ki:
| serhan bey acaba bayburtlu kazansın derken ben kazanayım,daha cok satayım daha cok kazanayım derdınde olmasın.halk egıtım merkezınde 30 lıra olan bır ehram urununu kendılerı 80-90 lıradan satıyor,satmaya calısıyor.tabıkı maddı karsılıgı cok yuksek olunca ınsanlar alıcak olsalar bıle almıyorlar.bu durumda serhan beyın işine gelmiyor. |
mehmet varınca
diyor ki:
| serhan kardeşimizi bu gayretli çalışmalarından ötürü tebrik ediyorum.bayburt un has ürünlerinin kapalı çarşıda pazarlanması fikride çok isabetli , bu konuda sayın belediye başkanı ve ilgili birimler destek verirse bu bayburt ürünlerinin kültürel mirasın türkiyeye tanıtılması gerçekleşir. |
- Herkesin öyküsü ve her fotoğrafın büyüsü farklıdır...
- Akbulut: ”Evliya Çelebi’yi anmak boynumuzun borcudur”
- Evliya Çelebi, 370 yıl sonra Bayburt'ta
- 'Senfonik zulüm' bu defa örnek oldu!
- Şair Zihni Kültür Merkezi şenlendi








